Hukukçu olmak ümidiyle Hukuk Fakültesine kaydolan nice müzmin ümitvar, fakülteden önce fakültenin kantininden mezun olmuştur.

Kantin, her daim sınıftan daha çok mezun vermiştir.Sınıfların kasvet dolu havası, bitmek bilmeyenağır dersler, çıt çıkarttırmayan hocalar, maalesef kiçaresiz hukuk öğrencisine, hep kantinin çay kokanhuzurlu yolunu göstermiştir. Bu sebeple de derslerikantindeki sınıf muhabbetleriyle, masadan masayadolaşan mahlaslı notlarla takip eden, halindenmemnun kitle, hiç de azınlıkta olmamıştır. Hattafakültede, kantinin dışında ders çalışamayanlar dahivardır. Yani kantin, hukuk öğrencisine sınıftaki kürsü-den daha çok şey bahşetmiştir ve değişmeyen birgerçek varolagelmiştir ki, Hukuk Fakültesi öğrencisi, kantini amfiden biraz fazla sevmiştir.

Esasında “hukuk fakültesinin kantininden mezunolmak” tabiri şair-yazar Onat Kutlar’a aittir. Önemli birkantin müdavimi olan ve fakülteyi son sınıfta bırakanKutlar, bu sözü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesininkantininde, kendisi gibi kantinden mezun ÜlküTamer ve Doğan Hızlan ile bir şiir sohbeti sırasında,binbir ümit fakülteye girip kantini seçen hukuköğrencileri için söylenmiştir. Ülkü Tamer, fakültedegirdiği ilk dersin daha onuncu dakikasında “Yahubenim burda ne işim var?” deyip on birinci dakikasındada kendini zar zor kantine atmıştır ve bir yıldayanabildiği Hukuk Fakültesi ile tek bağı kantinolmuştur artık. Okulu yarım bırakan sınıf firarisi,kantin müdavimi edebiyatçılar az değildir, Hukuk Fakültesinin pek bilinmeyen bir misyonu da, birçokşair ve yazarın kendilerini tanıdıkları efsunlu bir yeroluşudur. Önce sınıftan kantine kaçıp saatlerce okumuşyazmış birlikte dergiler çıkarmışlar sonra kantinde dar gelince kendilerini edebiyat ya da iletişimfakültelerine atmışlardır. Fakat her zaman ilk mekteplerininhukuk kantini olduğu, inkar edemediklerigerçeklikleri olmuştur; Atilla İlhan’ın Selim İleri’nin,Tarık Buğra’nın...Tarık Buğra, okuldan kopuk, kenditabiriyle fakültedeki kantin dolu “serserilik” yıllarınınkendisi için hep büyük şans olduğunu söylemiştir.Çünkü hocaların, fikir meclislerinin, akademik toplantılarınveremediğini, hırpalanmış küçük masalarınetrafında dilinin döndüğünce kantin vermiştir.

Muhabbetle ısınan hukuk kantinleri, hararetlikonuların tartışıldığı, fikir dergilerinin çıkarıldığı,kim bilir kaçıncı kez alınan derslerin çalışıldığı,kütüphanede barınamayanların sığındığı, şiirlerinkaralandığı bir dergah olmuştur hep. İlham doludurkantinler. İlk şiiri “Ümitlerimin Gemisi”ni HukukFakültesi öğrencisiyken yazan Necati Cumalı belkide bu şiirini kantinde her zaman oturduğu köşesindeyazmıştır. Kalabalık bir cadde kadar hareketli,bazen bir meyhane kadar efkârlı olan kantin şiiryazacak şairin tepesinde martılar uçuşturur. Genelliklebodrum katta olan, loş ışıklı, havasız, demliçay kokan, duvarları siyasi afişlerle bezeli, babacankantincilerin işlettiği, hararetli sohbetlerin tekkesibu eşsiz mekan, ne aradığını bilene her istediğinisunar, dersten kaçanı bir kolonun arkasına gizler,üşüyenin eline bir çay verip en sıcak yerine oturtur,aşıklara kucak açar, derdi sohbet olana bilgi deryasıarkadaş bulur, uykusuz gecelerin yolcusunada sessiz bir duvar dibi oluverir… Kantinde herkes aradığını bulur. Kantin, kendisine gelenin derdinialır, eksiğini tamamlar hemen.

Muhabbetin kaynayıp demlendiği, derde dermankantin, kimisine fakülteyi sevdirmiş, içindekihukukçu olma arzusunu daha bir perçinlemiştir;kimisine de başka bir yol seçmesi için kulağına hepcesaret fısıldamıştır. Çünkü kantinler uyanıktır oradakendini gizleyemezsin, öğrencinin ciğerini bilir.Belki de Romancı Marquez’e, babasıyla amansızçekişmeler pahasına Fakülteyi bırakma cesaretiniyine bir kantin vermiştir. 

Kantinler, teorinin menbaı üniversitenin, uygulamamekanıdır. Burada öğrendiğini söyler, fikrinitartışır, bilgini satarsın yine senin gibilere. Çünkükantin eşitlerin mekanıdır; herkes aynı masada oturabilir,aynı çayı içebilir, aynı sohbete iştirak edebilir.Sınıflarda ön sıraları dolduran yeri belli çalışkanlar,kast sisteminin olmadığı kantinde ancak boşbuldukları yerlere oturabilirler. Kantin kibirsizdir,oturulacak bir sandalye, içilecek bir bardak çay herzaman bulunur. 

Kantinler üniversitenin modern kültür kahveleridir.Eskiden şehrin aydınlarının biraraya gelipçay, kahve eşliğinde sohbet ettikleri yerlerin üniversitedekikarşılığı kantindir. Sözlü kültürün toplumumuzdaönemli bir yeri vardır. Her daim konu-şacaklarımız, anlatacaklarımız vardır. Tarihimiz debir kahvehane milleti olduğumuzu göstermiştir.Fakültenin de kültür kahvesi olan kantin, belki debu yüzden bu kadar vazgeçilmezimiz olup, benli-ğimizde bu kadar yer etmiştir. Bugün hangi hukuk-çuya üniversite anıları deseniz yüzünde tebessüm,burnunda çay kokusu, aklında samimiyet dolukeyifli masaların olduğunu bilirsiniz.

Av. Güliz Genç

Hukuk Gündemi Dergisi, 2013-2 sayısı

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Bu içeriğimiz ile ilgili yorumlar