Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'haber'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Categories

  • Records
  • Lozan Antlaşması
  • Hastane Enfeksiyonlarının Hukuki Yansımaları
  • Darbeye Teşebbüs Suçu
  • Kubilay Olayı
  • Milli Nizam Partisi Dosyası

Forums

  • hukuk lobisi
    • Hukuki Gelişmeler
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Fakülteleri Bilgi Paylaşım Alanı
  • Hukuk Deposu's Hukuk Sözlükleri
  • Ankahukuk Arşiv's Arşiv Haberler
  • Ankahukuk Arşiv's Blog Yazıları

Blogs

  • Hukuk Dünyası's Ceza Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Avukatlık Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ceza Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Gayrimenkul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İdare Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Aile Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İcra - İflas Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İş Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Kira Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Medeni Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sigorta Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sosyal Güvenlik Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ticaret Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Tüketici Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Diğer Hukuk Dalları
  • Hukuk Dünyası's Borçlar Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Anayasa / Kamu Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Miras Hukuku
  • AnkaBlog's Sosyoloji
  • AnkaBlog's Tarih
  • AnkaBlog's Fotoğraf
  • AnkaBlog's Politika
  • AnkaBlog's Bilim
  • AnkaBlog's Sinema
  • AnkaBlog's Felsefe
  • AnkaBlog's Radyo Tiyatrosu
  • AnkaBlog's Belgesel
  • AnkaBlog's Edebiyat
  • AnkaBlog's Kültür
  • AnkaBlog's Magazin
  • AnkaBlog's Müzik
  • AnkaBlog's Psikoloji
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Eğitimi Dökümanları
  • Hukuk Eğitimi's Hakimlik-Savcılık Sınavları
  • Hukukçular Lokali's Yazıyorum
  • Hukuk Deposu's E-Makaleler

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?


Cinsiyet


About Me


Meslek


Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi

  1. 3621 Sayılı Kıyı Kanunu'na 7162 Sayılı Kanunun 7. maddesi ile eklenen hüküm ve ekli cetveller ile Candarlı Limanı, Rize İyidere Lojistik Merkez Limanı, Rize Dolgu Alanı ve Bitlis-Ahlat'taki Van Gölü Kıyısında bulunan alanlarda yapılaşma yolunu açan düzenleme, Anayasa Mahkemesi'nin 26.06.2019 tarihinde verdiği hüküm ile Anayasa'ya aykırı bulundu ve iptal edildi. Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı, Resmi Gazete'nin 24.07.2019 tarihli sayısında yayınlandı. Anayasa Mahkemesi'nin konu ile ilgili gerekçeli kararına BURADAN ulaşabilirsiniz!
  2. Resmi Gazete'nin 26.06.2019 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe giren 7179 Sayılı Askeralma Kanunu ile askerlik yükümlülüğünün genel esaslarının belirlenmesi; askerlik hizmetinin yedek subay, yedek astsubay, erbaş ve er olarak yerine getirilmesi; muvazzaf askerlik süresinin erbaş ve erler için 6 ay, yedek subay ve yedek astsubaylar için 12 ay olarak belirlenmesi; erbaş ve erlerden istekli olanların, gerekli şartları taşımaları halinde 6 ay süre ile sınırlı olmak üzere askerlik hizmetlerine devam edebilmeleri; dört yıl veya daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlardan ihtiyaç miktarı kadarının askerlik hizmetini yedek subay olarak yerine getirmeleri; yedek astsubayların iki veya üç yıl süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar ile dört yıl veya daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olup istekli olanlar arasından seçilmeleri; istekli olanlardan Millî Savunma Bakanlığınca belirlenecek sayıda yükümlünün, 240.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak bedel miktarını, silahaltına alınmadan önce peşin ödemeleri ve bir aylık temel askerlik eğitimini tamamlamaları halinde askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmaları; istekli miktarının bedelli askerlikten yararlandırılacak miktardan fazla olması halinde, bedelli askerlik hizmeti yapacak olanların kura ile belirlenmesi; bedelli askerlik için tahsil edilen tutarların genel bütçeye gelir kaydedilmesi; Millî Savunma Bakanlığının uygun görmesi üzerine yedek subay aday adayı olarak silahaltına alınacaklardan, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmenlik mesleğini fiilen icra edenler arasından bildirilenlerin, temel askerlik eğitimini takiben Millî Eğitim Bakanlığı emrine verilmeleri; Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personel ile polis eğitim ve öğretim kurumlarında öğrenim görenlerin veya bu kurumların giriş sınavını kazananların her türlü askerlik işlemlerinin ertelenmesi, emniyet hizmetleri sınıfında on yıllık hizmet süresini tamamlayanların askerlik hizmetini tamamlamış sayılmaları düzenlendi. 7179 Sayılı Askeralma Kanunu ve Düzenlemeleri Askeralma Kanunu'na göre, askerlik hizmeti yedek subay, yedek astsubay, erbaş ve er olarak yerine getirilecek. Hizmet süresi, erbaş ve erler için 6 ay, yedek subay ve yedek astsubaylar için 12 ay olacak. Kanun, yükümlülük esasına göre silah altına alınacakların yoklama, sınıflandırma, celp, sevk, erteleme, muafiyet, muvazzaflık, cezalı yükümlülere yapılacak işlemler, Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) çeşitli statülerde görev yaparken ayrılan personel dahil olmak üzere yedeklik dönemleriyle TSK'ye çeşitli statülerde katılan personelin askerlik yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılması ve bunlardan askerlik hizmetini tamamlamamış bulunanların işlemlerine ilişkin esas ve usuller düzenleniyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı her erkek için askerlik çağı, nüfus kayıtlarına göre, 20 yaşına girilen yılın 1 Ocak'ından başlayıp, 41 yaşına girilen yılın 1 Ocak gününde sona erecek. Yeni askerlik sisteminde "yedek astsubay" olacak. Yedek astsubay adaylarından öğreniminin ardından "astsubay astçavuş" nasbedilenler, yedek astsubay olarak görev yapacak. Yedek astsubay aday adayları, 2 veya 3 yıl süreli yükseköğretim kurumlarından, dengi olduğu kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumlarından, 4 yıl ve daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından ve dengi olduğu kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumlarından mezun olmaları gerekecek. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her erkek, askerlik hizmeti yapacak. Askerlik hizmeti; yedek subay, yedek astsubay, erbaş ve er olarak yerine getirilecek. Savaş veya savaşı gerektirecek bir durumda, bu kanuna tabi yükümlülerin askerlik hizmetini yerine getirmek üzere silah altına alınmalarının esaslarını, Cumhurbaşkanı belirleyecek. Hizmet süresi, erbaş ve erler için 6 ay, yedek subay ve yedek astsubaylar için 12 ay olacak. Askerlik hizmet sürelerini, ihtiyaca göre bir katına kadar artırmaya veya yarısına kadar azaltmaya Cumhurbaşkanınca karar verilebilecek. Bu şekilde belirlenen hizmet süresi 6 aydan az olamayacak. İsteyen erbaş ve erler, sıralı disiplin amirlerinin olumlu değerlendirmesiyle terhise hak kazandığı tarihten itibaren Milli Savunma Bakanlığınca uygun görülecek sayıda ve 6 ay süreyle sınırlı olmak üzere askerlik hizmetine devam edecek, bu sürenin sonunda terhis edilecek. Bu şekilde askerlik hizmetine devam edenlerin vazgeçme talepleri kabul edilmeyecek. Bu yükümlüler hakkında ilk 6 aylık hizmet süresi için ayrı, diğer 6 aylık hizmet süresi için ayrı terhis belgesi düzenlenecek. Bu kapsamda askerlik hizmetine devam edenlerin sayı, istek, tercih durumları ve özlük hakları, ilgili kuvvet komutanlıklarınca yürütülecek. Bu kapsamda askerlik hizmetine devam edenlere, görevlerinin devamı süresince, net asgari ücretten az olmamak üzere Er ve Erbaş Harçlıkları Kanunu hükümlerine göre harçlık ödenecek. Milli Savunma Bakanlığı, yedek subay ve yedek astsubay yetiştirme sürelerini belirleyecek. Askerlik çağı, Cumhurbaşkanınca 5 yıla kadar uzatılabilecek veya kısaltılabilecek. Kanunda tespit edilen esaslar dışında muvazzaflık hizmetini yapmadıkça veya yapmış sayılmadıkça hiçbir yükümlü askerlik çağı dışına çıkarılamayacak. Genelkurmay Başkanlığı, TSK'nin ihtiyaç miktarını ve tahsis oranını Milli Savunma Bakanlığına bildirecek. Bakanlıkça ihtiyaç miktarı ve oranlarına göre tahsis yapılacak. 4 yıl veya daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar ile dengi kabul edilen yurt dışı öğrenim kurumu mezunu olanlardan, TSK'nin ihtiyaç miktarı yedek subay adayı olarak ayrılacak. TSK'nin ihtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla olan yükümlülerden, istekli olanlardan ihtiyaç miktarı kadarı askerlik hizmetini yedek astsubay, diğerleri erbaş ve er olarak yerine getirecek. Yükümlülerin yedek subay adayı statüsüne ayrılmasında öncelikle TSK'nin ihtiyacı olmak üzere yükümlülerin istekleri de dikkate alınacak. TSK'nin ihtiyacı kadar yedek astsubay adayları, 2 veya 3 yıl süreli yükseköğretim kurumlarından, dengi yurt dışı öğrenim kurumlarından, 4 yıl ve daha fazla süreli yükseköğretim kurumlarından ve yetkili makamlarca dengi yurt dışı öğrenim kurumu mezunlarından istekli olanlar arasından seçilecek. TSK'nin ihtiyaç duyduğu yedek astsubay miktarından fazla olan yükümlüler askerlik hizmetini erbaş ve er olarak yerine getirecek. Yükümlülerin yedek astsubay adayı statüsüne ayrılmasında öncelikle TSK'nin ihtiyacı olmak üzere yükümlülerin istekleri de dikkate alınacak. 240 bin gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı peşin ödeyerek bir aylık temel askerlik eğitimini tamamlayanlar, askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak. TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Askeralma Kanunu'na göre, istekli olanlardan Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ihtiyacı dikkate alınarak Milli Savunma Bakanlığınca belirlenecek sayıda yükümlü, 240 bin gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak bedel miktarını peşin ödemeleri ve bir aylık temel askerlik eğitimini tamamlamaları halinde askerlik hizmetini yerine getirmiş olacak. Bedel, silah altına alınmadan önce bakanlıkça belirlenecek sürede peşin ödenecek. İsteklilerin, bedelli askerlikten yararlandırılacak sayıdan fazla olması halinde, bedel ödemeye istekli olanlar kurayla seçilecek. İsteklilerin az olması durumunda, kura çekimi yapılmadan tüm istekliler bedelli askerlik hizmeti için seçilecek. Yararlanma şartlarına haiz olanlar yasal erteleme hakları devam ettiği sürece seçime tabi tutulacak. Bedelli askerlikten yararlanma hakkı elde edip de vazgeçenlere yeni bir hak verilmeyecek. Bu uygulama kapsamında tahsil edilen tutarlar, genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere bakanlık merkez muhasebe birimi hesabına yatırılacak. Bu kapsamda sevke tabi olanlardan katılmayarak bakaya kalanlar ile aynı celpte sevke tabi tutulan emsallerinin terhise hak kazanacağı tarihe kadar katılmayanlar, kapsam dışına çıkarılarak erbaş ve er statüsünde askerlik hizmetleri tamamlatılacak. Kapsam dışına çıkartılanlara talepleri halinde geri ödeme yapılacak. Fiili askerlik hizmetine başlayanlar, bakaya durumunda bulunanlar ve yoklamasının yapıldığı tarihte yoklama kaçağı veya saklı olanlar bedelli askerlikten yararlanamayacak. Seferberlik ve savaş halinde bu hükümler uygulanmayacak. Milli Eğitim Bakanlığının ihtiyaç göstermesi ve Milli Savunma Bakanlığının uygun görmesi üzerine yedek subay aday adayı olarak silah altına alınacaklardan, Milli Eğitim Bakanlığınca öğretmenlik yapanlar arasından bildirilenler, temel askerlik eğitimini takiben Milli Eğitim Bakanlığı emrine verilecek. Öğretmen olarak ayrılan ve göreve başlayan yükümlülere, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nda asteğmenler için tespit edilen aylık, ödenek, yardım ve tazminatlar Milli Eğitim Bakanlığınca ödenecek. Bu yükümlüler, öğretmenlik görevleri sırasında resmi elbise giyemeyecek, emsali yedek subaylar kadar hizmet yapacak, hizmetleri askerlik şubelerinden sevk tarihinde başlayacak ve görev yerleri Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenecek. Bu kişiler hizmetleri sonunda asteğmen olarak terhis edilecek, bu görevleri sırasında usulüne göre öğretmenlik mesleğiyle ilişkileri kesilenler, kalan hizmetlerini er olarak tamamlamak üzere kıtalara sevk edilecek, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı ile de ilişikleri kesilecek. Milli Eğitim Bakanlığı emrine verilenler hakkında firar, hava değişimi/izin tecavüzü, yoklama kaçağı, bakaya ve geç iltihak suretiyle bakaya kalmak suçlarına ilişkin kanun ile kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme disiplinsizliklerine ilişkin Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uygulanacak. Seferberlik ve savaş halinde bu hükümler uygulanmayacak. Maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenecek. Emniyet Teşkilatı kadrolarında kadro veya rütbeleriyle ilişkisi devam eden Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personel ile polis eğitim ve öğretim kurumlarında öğrenim görenler veya bu kurumların giriş sınavlarını kazananlardan askerlik hizmetini yapmamış olanların her türlü askerlik işlemleri ertelenecek. Emniyet Hizmetleri Sınıfında 10 yıllık hizmet süresini, kamu görevinden sayılmayacak haller hariç olmak üzere tamamlayanlar ise askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak. Geçici süreli görevlendirmeler, yurt dışı misyon koruma, yurt dışında eğitim ve diğer görevler sebebiyle geçirilen süreler de 10 yıllık hizmet süresinin hesabında dikkate alınacak. 10 yıllık süre, ilgili eğitim ve öğretim kurumlarından mezun olarak fiilen göreve başlanılan tarihte başlayacak. 10 yıllık süreyi tamamlamadan herhangi bir nedenle Emniyet Hizmetleri Sınıfından ayrılan, başka kuruma nakledilen veya bu süre içinde meslekten ilişiği kesilen personel, bu düzenleme hükümlerine göre askerlik hizmetini yerine getirecek. Fiili askerlik hizmeti başladıktan sonra eğitim ve öğretim kurumlarında öğrenim hakkı elde edenlerin tabi oldukları askerlik hizmet süresini tamamlamaları gerekecek. Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisinde veya Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı adına üniversite, fakülte, yüksekokullar ve meslek yüksekokullarında öğrenim görenler, bu kurumların giriş sınavlarını kazananlardan askerlik hizmetini yapmayanların da askerlik işlemleri ertelenecek. Görevlerinden ayrılan veya ilişikleri kesilen uzman jandarmaların hizmette geçirdikleri sürelerin tamamı, askerlik hizmetinden sayılacak. Sayılan hizmet süresi, erbaş ve erlerin tabi olduğu hizmet süresini karşılayanlar askerlik hizmetini yerine getirmiş olacak. Hizmet süresini karşılamayanların eksik süreleri, erbaş ve erlerin tabi olduğu hizmet süresi esas alınarak bu düzenleme hükümlerine göre erbaş ve er olarak tamamlatılacak. Milli Savunma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca her celp veya atama döneminde müşterek belirlenen yer ve miktarda yedek subay aday adayı olarak silah altına alınacak tabipler, temel askerlik eğitimini takiben devlet hizmeti yükümlülüğünü yapmak üzere Sağlık Bakanlığı emrine verilecek ve bu yükümlülüğü yerine getirinceye kadar geçici terhis edilecek. Bu kişilerin her türlü özlük işleri devlet hizmeti yükümlülüğünün devamı süresince Sağlık Bakanlığınca yürütülecek. Bunlardan usulüne uygun olarak devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirdikleri Sağlık Bakanlığınca, Milli Savunma Bakanlığına bildirilenler askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak ve asteğmen olarak terhis edilecek. Sağlık Bakanlığındaki bu görevleri sırasında usulüne göre tabiplik mesleği ile ilişkileri kesilenler kalan hizmetlerini er olarak tamamlamak üzere Sağlık Bakanlığı ile ilişikleri kesilerek Milli Savunma Bakanlığına bildirilecek. Askerlik çağına gireceklerin kimlik bilgileri elektronik ortamda İçişleri Bakanlığından alınacak. Askerlik çağına girenlerle bunlarla işleme tabi daha yaşlı doğumluların yoklaması, her yıl 1 Ocak günü başlayacak ve o yılın 31 Aralık (dahil) gününe kadar devam edecek. Askerlik çağına girmeden önce yaşları değişenlerin yoklamaları değişen yaşlarına göre yapılacak. Askerlik çağına girdikten sonra yapılan yaş değişiklikleri, askerlik işlemlerinde dikkate alınmayacak. Ancak kendi isteği dışındaki mahkeme kararına istinaden resen yapılan yaş değişiklikleri kabul edilecek. Yükümlülerin sağlık muayeneleri öncelikle yükümlünün kayıtlı olduğu aile hekimi, yoksa müracaat ettiği askerlik şubesine en yakın resmi sağlık kuruluşunda yapılacak. Aile hekimlerince veya resmi sağlık kuruluşunca hakkında karar verilmeyenler, Sağlık Bakanlığınca belirlenen en yakın yetkili sağlık kurullarına sevk edilecek. Yapılacak sağlık muayenelerinden ücret veya katkı payı alınmayacak. Yükümlüler hakkında verilecek ertesi yıla bırakma, sevk geciktirmesi veya "askerliğe elverişli değildir" kararlı sağlık raporlarını düzenlemeye yetkili makam, Sağlık Bakanlığınca belirlenen yetkili sağlık kuruluşunun sağlık kurulu olacak. "Askerliğe elverişli değildir" kararlı sağlık kurulu raporları, Milli Savunma Bakanlığının onayınının ardından kesinleşecek. Yurt dışında yaşayan yükümlülerin sağlık muayeneleri de yönetmelikte belirtilen esaslara göre yapılacak. Askerlik şubelerince engel durumunu bildirir geçerli sağlık raporu olanların raporları, askerliğe elverişli olup olmadıklarının tespiti için Bakanlığa gönderilecek. Yoklaması yapılanlar, askerliğe elverişli olanlar, geçici rahatsızlığı bulunanlar ve askerliğe elverişli olmayanlar olarak ayrılacak. Askerliğe elverişli olmayanlar silah altına alınmayacak. Haklarında verilen sağlık kararına itiraz edenler, yeniden muayeneye gönderilecek. Muayeneleri sonucunda düzenlenen askerlik yükümlülüğü ile ilgili sağlık raporları hakkında şikayet veya ihbar edilen yükümlülerin sağlık durumları yurt içinde Sağlık Bakanlığı, yurt dışında Dışişleri Bakanlığınca araştırılacak. Raporun gerçeği yansıtmadığına kanaat getirilenler Sağlık Bakanlığınca belirlenen yetkili sağlık kurullarına sevk edilecek. Sağlık kurulları tarafından verilen raporlara göre kesin işlem yapılacak. Muayeneleri sonucunda tanzim edilen raporlar hakkında idarece yeniden muayenesine lüzum görülenler, Sağlık Bakanlığınca belirlenen yetkili sağlık kurullarına sevk edilecek. Sağlık kurulları tarafından verilen raporlara göre kesin işlem yapılacak. Yoklamaya tabi yükümlüler, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası bulunan kimliği, öğrenim durumlarını, varsa meslek ve niteliklerini gösterir belgeler ile birlikte yurt içinde askerlik şubelerinde, yurt dışında elçilik veya konsolosluklarda bizzat hazır bulunmak veya e-Devlet üzerinden bu işlemleri tamamlamak zorunda olacak. Yoklamaya tabi yükümlülerden yoklamada bulunamayacak derecede hastalığı bulunanlarla tutuklu/hükümlü olanların, usulüne uygun rapor göndermeleri ve hükümlülük veya tutukluluklarını bildirmeleri gerekecek. Sevke tabi tutulan yükümlüler bizzat askerlik şubesinden veya e-Devlet üzerinden sevk belgelerini alacak ve kendilerine tebliğ edilen tarihte birliklerine katılacak. Askeralma Kanunu'na göre, yükümlülerin, lise veya dengi okullarda öğrenim görenler için 22 yaşını, fakülte, yüksekokullar, meslek yüksekokullarında öğrenim görenler için 28 yaşını tamamladıkları yılın sonunu geçmemek kaydıyla askerlikleri, mezun oluncaya veya ilişikleri kesilinceye kadar ertelenecek. Bitirdiği okulun dengi veya daha alt seviyedeki bir öğretim kurumuna kayıt yaptıranların askerlikleri ertelenmeyecek. Çift ana dal programına kayıtlı yükümlülerin bir programdan mezun olmaları halinde askerlik erteleme işlemleri, diğer ana dal programındaki öğrenciliğine göre yürütülecek. Yoklama kaçağı veya bakaya kaldıktan sonra ya da yoklama kaçağı olarak muayenesi yapılarak sınıflandırma kaynağına alınacaklardan sevke tabi tutulacağı celp tarihine kadar okula kayıt yaptıranların askerlikleri ertelenmeyecek. Yurt dışında yükseköğretim kurumlarında öğrenim görenlerin askerlikleri, öğrenciliklerinin yetkili Türk makamlarınca tanınmasının ardından ertelenecek. Öğrenim kurumlarından terk, ilişiği kesilen veya mezun olanlardan; lise veya dengi okuldan mezun olduğunu belgeleyenlerin askerlikleri, istekleri halinde mezuniyet tarihinden itibaren 3 yıl, mesleki ve teknik lise mezunları için ilave 3 yıl, fakülte veya yüksekokul ile meslek yüksekokulundan ilişikleri kesilenler ile yüksekokul ve meslek yüksekokulu mezunlarının askerlikleri ise mezuniyet ya da ilişik kesme tarihinden itibaren 2 yıl süreyle ertelenecek. Bu erteleme süreleri; lise veya dengi okul mezunları için 22, mesleki ve teknik lise mezunları için 25, fakülte veya yüksekokul ile meslek yüksekokulundan ilişikleri kesilenler ile yüksekokul ve meslek yüksekokulu mezunları için 28 yaşını tamamladıkları yılın sonunu geçemeyecek. 4 yıl ve daha uzun süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olan yükümlülerin askerlikleri istekleri halinde 2 yıla, yüksek lisans eğitimini tamamlayanların ise 1 yıla kadar ertelenecek. Yurt dışındaki öğrenim kurumlarından mezun olanlara, talepleri halinde, denklik işlemlerini tamamlayabilmeleri için ayrıca bir yılı geçmemek üzere erteleme hakkı tanınabilecek. Bu şekilde yapılan erteleme süreleri 32 yaşını tamamladıkları yılın sonunu geçemeyecek. Erteleme süresi içerisinde yükseköğretim kurumuna kayıt yaptıranların askerlikleri öğrencilik nedeniyle ertelenecek. Askerlik çağına girmeden önce lise veya dengi okullar, yüksekokullar veya meslek yüksekokullarından mezun olanlar, fakülte, yüksekokul, meslek yüksekokulundan ilişiği kesilenlerin ertelemeleri, askerlik çağına girdikleri yıldan itibaren başlayacak. 4 yıl ve daha uzun süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olanlardan kamu kurum ve kuruluşlarında görevli olup hizmetinin özelliği sebebiyle ertelenmesine ihtiyaç duyulan kamu personeli ile devlet veya kendi hesaplarına yurt içinde, yurt dışında staj, yüksek lisans yapanların, bağlı oldukları bakanlığın; Cumhurbaşkanlığı ile TBMM gibi herhangi bir bakanlığa bağlı veya ilgili bakanlığı bulunmayan kurum personeli, staj ve yüksek lisans yapanların ise ilgili kurum amirinin teklifi üzerine, 32 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar askerlikleri ertelenebilecek. Öğrenimleri süresince, sanatta yeterlilik, doktora veya ihtisas yapanlar ile çalıştıkları bilim dallarında dünya ölçüsünde bir yenilik getiren orijinal çalışmalarda bulunanların, aktif spor hayatına devam edenlerin askerlikleri, 35 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar ertelenebilecek. Yoklama kaçağı, bakayalar, yoklama kaçağı olarak muayenesi yapılarak sınıflandırma kaynağına alınacakların askerlikleri, sevke tabi tutulacakları celp tarihine kadar geçen süre içinde ertelenmeyecek. Ertelemelerine neden olan görev, staj, yüksek lisans, ihtisas veya doktora öğrenimi başlangıç tarihleri, sporcuların erteleme kapsamındaki kulüpleriyle yaptıkları sözleşme başlangıç tarihleri, yoklama kaçağı veya bakaya kaldıkları tarihten önce olanların ertelemeleri yapılabilecek. Erteleme şartlarını taşımadığı, bilgi, belgeleri gerçeği yansıtmadığı halde askerliği ertelendiği tespit edilenlerin askerlik işlemleri, erteleme işlemi yapılmadan önceki durumları, erteleme şartlarını kaybettiği tespit edilenlerin ise erteleme şartlarını kaybettikleri tarihteki durumları dikkate alınarak yürütülecek. Askerlik işlemlerinin yürütülmesine ilişkin görevlerini veya sorumluluklarını zamanında yerine getirmediği tespit edilenler hakkında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacak. Savaş zamanı hariç olmak üzere, iki kardeşin aynı anda silahaltına alınma sırası gelmesi halinde anne veya babanın talebine göre kardeşlerden birinin askere alınması ertelenebilecek. 20 yaşından küçük olanlar ile geçime yardım edemeyecek derecedeki maluller, hesaba katılmayacak. Askerlikleri ertelenenler, seferberlik ve savaş halinde lüzum ve ihtiyaca göre askere sevk edilecek. Kanun, yoklama kaçağı, saklı, bakaya ve geç iltihak bakayası kalanların, belirtilen mazeretleri yoksa statülerine uygun olarak silah altına alınma tarihleriyle ilgili düzenlemeler de içeriyor. Belirtilen yazılı mazereti bulunduğuna dair belge ibraz etmeyenlerden; tabi olduğu yoklama yılı içerisinde yoklamasını yaptırmayanlar yoklama kaçağı, 20 yaşına girdiği halde isimlerini nüfus kayıtlarına geçirmemiş bulunanlar saklı, tabi olduğu halde sevke katılmayanlar ile sevk edildiği birliğine katılmayanlar bakaya, sevkini yaptırdığı halde kendisine tanınan yol süresi dışında birliğine katılanlar ise geç iltihak bakayası olacak. Yoklama kaçağı ve saklılardan erteleme hakkı bulunanların, talepleri halinde yoklamaları, yapılmadan ertelenecek, erteleme hakkı bulunmayanlardan muayeneleri neticesinde askerliğe elverişli olduğu anlaşılanlar, ilk sınıflandırma kaynağına alınacak. Yoklama kaçağı ve saklılardan sınıflandırıldıktan sonra, belirtilen yazılı bir mazeret nedeniyle ertelemesi yapılanlar, ertelemelerinin bitiminin ardından ilk celp döneminde sevk edilecek. Er statüsündeki bakayaların cezaevinden tahliye olanlar hariç ele geçirilmesine müteakip, yedek subay ve yedek astsubay adayı statüsündeki bakayaların ele geçirildikten sonra, düzenlemede belirtilen yazılı bir mazeret nedeniyle ertelemesi yapılanların da erteleme bitimini müteakip ilk celp döneminde sevk işlemleri yapılacak. Yoklamaları sonucunda askerliğe elverişli oldukları tespit edilenler, bakanlıkça belirlenecek esaslara göre askere sevk edilecek. Barışta ve seferde silahaltına alınanlara yol ve iaşe bedeli ödenecek. Kanun, yükümlülerin ölüm, doğum, hastalık, evlilik, tutukluluk gibi hallerde bakaya durumuna düşerek, cezai yaptırıma maruz kalmadan sevklerinin geriye bırakılmasını sağlıyor. Tutukluluğu veya hükümlülüğü, herhangi bir sağlık kurumu raporuyla belgelendirilmiş istirahat gerektiren hastalığı, eşi veya ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin sağlık kurumu heyet raporuyla belgelendirilmiş hayati tehlike içinde olduklarını gösteren hastalığı, sevkten önceki veya sonraki 15 gün içinde eşinin, ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ölümü, sevkten önceki veya sonraki 15 gün içinde kendisi veya ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin evlenmesi, sevkten önceki veya sonraki 2 ay içinde çocuğunun doğması nedeniyle sevkini yaptırmayanlar, mazeretlerini kanıtlayan belgeleri askerlik şubesine teslim edecekler. Bu kişilere, idari para cezası uygulanmayacak. Seferberlik ve savaş halinde bu hükümler uygulanmayacak. Barışta kabul edilebilir bir özrü olmaksızın yoklama kaçakları ve saklılar için yoklama kaçağı kaldıkları tarihten, bakayalar için bakaya kaldıkları tarihten, geç iltihak bakayaları için kendilerine tanınan yol süresinin bitiminden, yedeklerden çağrılanlar için birlikte işleme tabi olanların en son gönderilme tarihinden itibaren kaçak kaldıkları gün süresi kadar idari para cezası uygulanacak. Bunlardan kendiliğinden gelenlere her gün karşılığı 5, yakalananlara ise her gün karşılığı 10 lira idari para cezası verilecek. Yapılan muayenelerinde askerliğe elverişli olmadıkları anlaşılanlar, askerlikten muafiyet hakkı olanlar, düzenlemede belirtilen nedenlerle erteleme hakkı olduğu halde süresi içerisinde işlem yaptırmayanlara, idari para cezası uygulanmayacak. Askerlik şubesi başkanlıkları, idari para cezası vermeye yetkili olacak. Terör örgütlerine veya MGK'ce devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı, bunlarla irtibatı olan ve askerliğe elverişli oldukları anlaşılan yükümlülerden, yoklama kaçağı ve bakayalar dahil bu kanunda yazılı geçerli mazereti olmayanlar, bakanlıkça belirlenecek celp ve sevk esaslarına göre silah altına alınacak. Yoklama kaçakları ve bakayalar, askerlik ödevlerini yerine getirmek amacıyla yakalanmaları için Milli Savunma Bakanlığınca, İçişleri Bakanlığına bildirilecek. Yakalanarak muhafaza altına alınanlar, mesai saatleri içerisinde en yakın askerlik şubesine getirilecek, mesai saatleri dışında veya askerlik şubesinin bulunmadığı yerlerde ilgili kolluk kuvveti tarafından hazırlanan tutanağa istinaden derhal serbest bırakılacak. Yoklama, celp ve sevk ile ilgili hususlar, Milli Savunma Bakanlığınca TRT ve diğer ulusal yayın yapan televizyon, radyo kanalları aracılığıyla zorunlu yayın kapsamında duyurulacak, bakanlığın internet sitesinde ve e-Devlet sisteminde ilan edilecek. Askeralma Kanunu'na göre, erbaş ve erlere muvazzaflık hizmetinin her ayı için bir gün izin verilecek. Askerliğin gerektirdiği görev ile yükümlülükleri yerine getirmede gayret ve çalışmaları sonucu emsalleri arasında üstün başarı gösteren erbaş ve erlerden muvazzaf askerlik hizmetleri boyunca herhangi bir ceza almamış olanlara, azami 3 güne kadar ek izin verilebilecek. Radyoaktif ışınla çalışan erbaş ve erler, her ay için 2 gün ilave izin kullanabilecek. Muvazzaflık hizmeti sırasında eşi doğum yapan, eşi veya ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından biri vefat eden erbaş ve erler, talepleri üzerine ek 10 gün izinli olacak. Askerlik hizmetini yedek subay ve yedek astsubay olarak yerine getirecek yükümlülerin izinleri, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'ndaki sürelere oranlanarak uygulanacak. İzinler askerlik hizmet süresinden sayılacak. Bu kapsamdaki yazılı izinlerin dışında afet ve acil durumlarda izin vermeye Cumhurbaşkanı yetkili olacak. Yedek subay adayları ya da yedek astsubay adaylarının kanuni mazeretlerine dayalı olarak sınıf okulundan ayrı geçirilen sürenin, sınıf okulu toplam süresinin üçte birinden fazla olanlar veya "sınıfı görevi yapamaz" raporu alanlar hakkında geçici terhis işlemi yapılacak. Bir sonraki dönemde hastalıklarının devam etmediği sağlık raporu ile saptananlar ve yeniden sınıflandırılanlar yeni dönemin tamamına katılacak. Firar ve hava değişimi veya izin ihlali durumundaki yükümlüler hakkındaki suç dosyası, suçun oluşması için öngörülen sürelerin geçmesine müteakip, ilgililerce soruşturma izni verilmesi halinde yetkili Cumhuriyet savcılıklarına gönderilecek. Haklarında yakalama kararı olan firar ve hava değişimi ya da izin ihlali durumundaki yükümlüler ele geçirilinceye kadar kolluk kuvvetlerince aranacak. Kolluk kuvvetlerince yakalananlar en yakın adli makama teslim edilecek ve adli makamın talimatı doğrultusunda haklarında işlem yapılacak. Bu durumda olan ancak haklarında adli makamlarca çıkarılmış yakalama kararı bulunmayan yükümlülerden, kendiliğinden gelen ya da kolluk kuvvetlerince askerlik şubelerine teslim edilenler, serbest olarak birlik ve kuramlarına sevk edilecek. Kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme disiplinsizliklerini işleyen yükümlülerden kendiliğinden askerlik şubelerine gelenler, serbest olarak birlik ve kurumlarına sevk edilecek. Muvazzaflık hizmeti sırasında sağlık kuruluşlarında tanı ve tedavide geçen süreler, yargılama sonucu beraat edenlerin gözaltı ve tutukluluk süreleri askerlik hizmetinden sayılacak. Terörle mücadele görevi sırasında veya bu görevinden dolayı alıkonulan ya da kaybolanların durumları, yeniden birliklerine dönmeleri halinde kuvvet komutanlıklarınca teşkil edilecek kurul tarafından incelecek. Kaçırılma veya kaybolma ile ilgili kusurlu görülenler hakkında soruşturma dosyası tanzim edilerek yetkili adli makamlara intikal ettirilecek. Kurul tarafından kusursuz görülenler ile haklarında kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararı verilenlerin birliklerinden ayrı geçirdiği süreler hizmetten sayılacak ve ödenmemiş özlük hakları ödenecek. Firar, izin ihlali suçları ile kısa süreli kaçma ve izin süresini geçirme disiplinsizliklerinde geçen süreler, mahkemelerin hükmettiği hapis cezalarının infazda geçen süreleri, Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nda hizmetten sayılmayacağı belirtilmiş cezalar, kendilerini askerliğe elverişsiz hale getirmeye veya getirtmeye teşebbüs ettikleri mahkeme kararıyla sabit olanların yargılanmalarına esas eylemleri dolayısıyla ortaya çıkan rahatsızlıklar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması nedeniyle mahkeme tarafından haklarında tedaviye karar verilenlerin, bu karar nedeniyle yatarak gördüğü tedaviler ya da istirahatte veya hava değişiminde geçirdikleri süreler muvazzaflık ve yedeklik hizmeti sürelerinden sayılmayacak. Yedek subay, yedek astsubay, yedek subay adayı, yedek astsubay adayı, yedek subay aday adayı veya yedek astsubay aday adayıyken; Askeri Ceza Kanunu ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nda belirtilen suçlardan mahkum olanlar, süresine bakılmaksızın kamu hizmetlerinden yasaklı olanlar ile idari karar sonucu kamu hizmetlerinden çıkarılanlar, yedek subay yahut yedek astsubaylardan askerlik hizmet süresini tamamlamadan çeşitli nedenlerle TSK ile ilişikleri kesilen veya mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkumiyet kararı sonucu TSK'den çıkarılanlar yedek subay veya yedek astsubay olamayacak. Bunun yanı sıra yedek subay adayı veya yedek astsubay adaylarından bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, disiplinsizlik ve ahlaki durumları nedeniyle yedek subay ya da yedek astsubay olması uygun görülmeyenler, TSK'nin manevi şahsiyetine gölge düşüren veya askerliğin şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayacak eylemlerde bulunanlar ile tutum ve davranışlarıyla yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüşü benimsemiş olduğu anlaşılanlar, yedek subay veya yedek astsubay eğitim ve öğretiminde başarı gösteremeyenler yedek subay veya yedek astsubaylık yapamayacak. Subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş veya er olarak görev yaparken askerlik süresini tamamlamadan disiplinsizlik ya da ahlaki nedenlerle TSK ile ilişikleri kesilen veya mahkeme kararıyla ya da haklarında verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak TSK'den çıkanlarla, askerlik hizmetini er statüsünde tamamlayacak. Bunların askerlik hizmeti erbaş ve erlerin hizmet süresi kadar olacak. Sevk edilen yükümlülerin katılışları, birlik veya kurumlarınca bakanlığa bildirilecek. Terhis edilen yükümlüler için birlik komutanlığı ya da kurum amirliğince terhis belgesi tanzim edilerek yükümlüye verilecek ve kıta şahsi dosyası ile birlikte kayıtlı olduğu askerlik şubesine gönderilecek. Askerlik hizmetini yapmaktayken yedek subay veya yedek astsubay olma hakkını veren öğrenim kurumlarından mezun olanların, yedek subay ya da yedek astsubay olarak statü değişikliği talepleri dikkate alınmayacak. Noksan hizmetli yükümlülere öncelikle askerlik hizmet süresinin tamamlatılması amacıyla tebligat yapılacak. Tebligat tarihinden itibaren noksan hizmetini tamamlamak üzere 2 aylık süre içerisinde askerlik şubesine müracaat etmeyenler hakkında bakayalara ilişkin hükümler uygulanacak. 2 aylık sürede askerlik şubesine başvurmayanlar, yakalanmaları için bakanlıkça İçişleri Bakanlığına bildirilecek. Yakalananlar mesai saatleri içerisinde en yakın askerlik şubesine getirilecek. Mesai saatleri dışında veya askerlik şubesinin bulunmadığı yerlerde yakalananlar ilgili kolluk kuvveti tarafından hazırlanan tutanağa istinaden derhal serbest bırakılacak. Askerlik hizmetine başlamadan önce veya askerlikleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı 1 yıl ve daha az süreli hapis cezasına hükmedilenler ile Türk Ceza Kanunu uyarınca yazılı tedbirler ya da adli para cezasına mahkum edilen yükümlüler hakkında verilen ceza ile tedbirlerin yerine getirilmesi askerlik hizmetlerinin sonuna bırakılacak. Bu durumdakiler terhis edildikleri zaman serbest bırakılmayıp cezalarının çektirilmesi için kıta ve kurumlarınca bulundukları yer cumhuriyet savcılıklarına teslim edilecek. Bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilenler ise bulundukları yer cumhuriyet savcılıklarına teslim edilecek. Bunlardan askerlikle ilişiği olanlara tahliyelerinde cezaevi idarelerince 15 gün içerisinde askerlik şubesine müracaat edecekleri tebliğ edilecek ve buna ilişkin belge askerlik şubesine gönderilecek. Askerlik şubelerine kendilerine tanınan süre içerisinde gelmeyenler hakkında bakaya hükümleri uygulanacak. İnfazları geri bırakılan mahkumiyetler için zaman aşımı işlemeyecek. Yasalara uygun diploma, sertifika veya ehliyet gibi belgelere sahip olan erbaş ile erler, özel kanunlarda belirtilen koşullara uyulması şartıyla, yetkili komutanlık ya da amirliklerin onayı ile bu belgelerin kendilerine verdiği yetki kapsamındaki görevlerde çalıştırılabilecek, mesleki hizmetlerin yürütülmesinde görevlendirilebilecek. Askeralma Kanununa göre, yabancı ülkelerde çalışma iznini de ihtiva eden oturma izni veya doğrudan çalışma iznine sahip olarak işçi, işveren veya bir meslek ya da sanat mensubu sıfatı ile bulunanların, yabancı bandıralı gemilerde gemi adamı statüsünde bulunanların, çok vatandaşlık hakkına sahip olanların her türlü askerlik işlemleri, durumlarını ispata yarayan belgeler ile bağlı bulundukları Türk konsolosluklarına başvurmaları halinde 35 yaşını tamamladıkları yılın sonuna kadar ertelenebilecek. Erteleme şartlarını haiz olmadıkları anlaşılanlar, erteleme süresi içinde herhangi bir takvim yılının yarısından fazlasını yurt içinde geçirenler, erteleme nedeni ortadan kalkanlar ile kendi istekleriyle erteleme hakkından vazgeçenlerin ertelemeleri iptal edilecek. Dövizle askerlik Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmış yabancı ülkelerde iltica başvurusu dışında elde ettikleri çalışma iznini de ihtiva eden oturma izni veya doğrudan çalışma iznine sahip olarak işçi, işveren veya bir meslek ya da sanat mensubu sıfatını haiz olanlar ile bir iş sözleşmesine bağlı olarak, yabancı bandıralı gemilerde gemi adamı sertifikasında yazılı mesleğini icra edenlerden yurt içinde geçirilen süreler hariç olmak üzere, en az 3 yıl süre ile fiilen çalışanlar, Milli Savunma Bakanlığınca verilecek uzaktan eğitimi alanlar, durumlarını ispata yarayan belgelerle birlikte bağlı bulundukları Türk konsoloslukları aracılığıyla askerlik şubelerine başvuracak. Başvurucular, belirlenen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarın, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca her yılın ilk mesai günü tespit edilen döviz alış kuruna göre avro veya karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını başvuru tarihinde peşin ödemeleri halinde, askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak. Uzaktan eğitime ilişkin usul ve esaslar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek. Yurt dışında ikamet eden ve çok vatandaşlık hakkına sahip olanlar, en az 3 yıl süre ile fiilen yabancı ülkelerde bulunmaları halinde, çalışma şartı aranmadan bu madde hükümlerinden yararlandırılacak. Dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere yaptıkları başvuruları kabul edilenlerden, ödemeleri gereken yabancı ülke parasını ödemeyenler, ücret veya maaşları yurt içinden transfer edilenler, bedelli askerlik hizmetinden faydalanamayacak. Ayrıca yabancı ülkelerde resmi görevle bulunanlar, dövizle askerlik hizmeti dışında diğer statülerde fiili askerlik hizmetine başlayanlar, oturma veya çalışma iznini iltica nedeniyle aldığı anlaşılanlar, müracaatına ait belgelerde sahtecilik veya resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunarak idareyi yanıltanlar, yararlanma şartlarından herhangi birini taşımadıkları sonradan tespit edilenler, dövizle askerlik hizmetinden faydalanamayacaklar. Bu durumda bulunan yükümlülerin müracaatları Milli Savunma Bakanlığınca iptal edilecek. Başvuruları iptal edilenlerin, ödemede bulunmalarına rağmen başvuru işlemleri tamamlanmayanların, fazla ödemede bulunduğu anlaşılanların ödediği tutarlar, talepleri halinde kendilerine, vekillerine veya mirasçılarına iade tarihindeki kura göre Türk lirası olarak yurt içinde gösterecekleri banka hesabına iade edilecek. Ödeme ve başvuru işlemlerini tamamladıktan sonra dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılmalarını talep edenlere, askerliğe elverişsiz hale gelenlere, vefat edenlere, Türk vatandaşlığından çıkmalarına izin verilenler ile Türk vatandaşlığını kaybedenlere geri ödeme yapılmayacak. Ödeme ve başvuru işlemlerini tamamladıktan sonra dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılmalarını talep edenlerin istekleri de kabul edilmeyecek. Belgelerinde sahtecilik yapanlardan başvuruları bakanlık tarafından iptal edilenler, yeniden dövizle askerlik hizmetinden faydalanma şartlarını taşısalar dahi bu madde kapsamından faydalanamayacaklar. Yürürlükten kaldırılacak olan Askerlik Kanunu'nun uygulamaları gereğince, dövizle askerlik kapsamından çıkarılanlar, yeniden dövizle askerlik hizmetinden yararlanamayacaklar. Dövizle askerlik hizmetinden faydalanmak isteyenlerin işlemlerinin yapılmasında yetki ve sorumluluk, Dışişleri Bakanlığında olacak. Seferberlik ve savaş halinde bu hükümler uygulanmayacak. "Sağlanan Haklar ve Yaptırımlar" başlığı altında, muvazzaflık hizmetini, bedelli asker olarak yerine getirenler hariç, erbaş ve er olarak yapanlara sağlanan haklar düzenleniyor. Buna göre, muhtaç asker ailelerine yapılan yardım miktarı Cumhurbaşkanınca belirlenecek. Hizmetini tamamlayanlara; askeri öğrenci, dış kaynaktan muvazzaf subay/astsubay, sözleşmeli subay/astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/er temininde, ilk 6 aylık askerlik hizmetini tamamlayarak terhis olanlara sınav tam notunun yüzde 5'ine kadar, askerlik hizmetine devam edip bu sürenin sonunda terhis olanlara ise yüzde 15'ine kadar ilave puan verilebilecek. Bunlardan meslek yüksekokulu veya mesleki ve teknik lisesi mezunlarından ilk 6 aylık askerlik hizmetini tamamlayarak terhis olanlara sınav tam notunun yüzde 10'una kadar, askerlik hizmetine devam edip bu sürenin sonunda terhis olanlara ise yüzde 20'sine kadar ilave puan verilebilecek. Toplu Konut İdaresinin (TOKİ) yaptığı konutların tahsisinde, kendi üzerine kayıtlı konutu olmayan erbaş ve erler öncelikli istifade ettirilebilecek. Hizmette geçen süre içinde kamunun ve belediyelerin işlettiği deniz ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinden, müze ve ören yeri gibi yerlerden ücretsiz yararlanacak. Erbaş ve erlerden, ilave 6 ay süreyle hizmete devam etmek isteyenler arasındaki muhtaç askerlerin ailelerine yardım yapılmayacak. İlave 6 ay süreyle hizmete devam edip bu sürenin sonunda terhis olanlardan hizmet borçlanması talebinde bulunanların, ilave 6 ayda geçen süreye ilişkin, prime esas günlük kazanç alt sınırının yüzde 32'si ile çarpımı neticesinde hesaplanacak kısmı, borcun Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca, bakanlığa tebliğ edildiği tarihi takip eden üç ay içinde ilgili bakanlıkça ödenecek. Teknik bilimler meslek yüksekokulundan veya meslek yüksekokullarının teknik bölümlerinden mezun olanlar, mesleki ve teknik lise mezunları ile tarım, turizm ve mevsimlere bağlı sektörlerde faaliyet gösteren yükümlülerin askere sevki, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç ve önceliklerine göre mesleklerine uygun sınıflandırma ve istedikleri celp döneminde silahaltına alınma taleplerine ilişkin usul ve esaslar bakanlıkça belirlenecek. Bu kanun kapsamında kendilerine tanınan erteleme süreleri dikkate alınmak şartıyla askerlik yükümlülüğünü yerine getirmeyen öğrencilerin kayıtları, askerlik hizmetini yerine getirene kadar bakanlığın talebi üzerine ilgili orta ve yükseköğretim kurumlarınca geçici olarak dondurulacak. Bu şekilde kayıtları dondurulanlardan herhangi bir harç veya öğrenim katkı payı alınmayacak. Yoklama kaçakları ve bakayalar ile barışta tatbikat ve ferdi seferberlik eğitimi bakayaları, kamu veya özel hizmete alınamayacak. Bunları kamu veya özel hizmete alanlar hakkında askerlik şubelerince cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacak. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında hayatını kaybedenlerden; askerlik hizmetini yerine getiren yükümlüler ile terör eyleminin ortaya çıkarılması, etkilerinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasında yardımcı ve faydalı olanlardan bu faaliyetlerinden dolayı hayatını kaybedenlerin kendilerinden olma çocukları ile aynı anne ve babadan olma kardeşlerinin tamamı, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemi ile bu eylemin devamı niteliğindeki eylemlere, görevi olmadığı halde mukavemet ederken şehit olanların kendinden olma erkek çocukları ile aynı anne ve babadan kardeşlerinin tamamı, güvenlik korucuları dahil kamu görevlilerinin kendilerinden olma çocuklarının tamamı ile aynı anne ve babadan olma kardeşlerinden biri istekli olmadıkça silah altına alınmayacak ve silah altındakiler istekleri halinde terhis edilecek. Kardeşlerden muafiyet kapsamına girmeyenler ile muafiyet kapsamına girmekle birlikte bu muafiyetten yararlanmak istemeyenlerin askerlik hizmetini yerine getireceği yerler bakanlıkça belirlenecek. Bu madde hükümleri, seferberlik ve savaş halinde uygulanmayacak. Türk vatandaşlığını sonradan kazananlar askerliklerini, vatandaşlığı kazandığı tarihteki yaş ve öğrenim durumlarına göre o yıl askerlik çağına giren yükümlüler gibi yapacak. Bunlardan Türk vatandaşlığına alınmadan önce gelmiş oldukları ülkelerde askerlik yaptıklarını veya askerlik hizmetini yerine getirdiklerini belgeleyenler ile vatandaşlığa alındıkları yıl 22 ve daha büyük yaşta olanlar askerlik yapmış sayılacak. Bunların askerlikleri, istekleri halinde vatandaşlığa alındıkları tarihten itibaren iki yıl süreyle ertelenecek, ertelemelerinin sona ereceği yıl yoklamaları yapılarak o yıl askerlik çağına giren doğumlularla işlem görecekler. Bunlar, seferberlik halinde ihtiyaca göre askere sevk edilebilecekler. Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybettikten sonra yeniden Türk vatandaşlığını kazananların askerlik işlemleri, önceki askerlik safahatları dikkate alınarak bu Kanunun durumlarına uyan hükümlerine göre yürütülecek. Bu madde hükümlerinden soybağına bağlı olarak Türk vatandaşlığına sonradan alınanlar yararlanamayacak. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kanunlarına göre zorunlu askerlik hizmetini yerine getirdiklerini belgelendiren Türk vatandaşları, askerlik yapmış sayılacak. Barışta, olağanüstü hal veya seferberlik hallerinde veya savaşta, askerliğini henüz yapmadan, Milli Güvenlik Kurulunca gerekli görülen sahalarda, bakanlığın teklifi üzerine, Cumhurbaşkanınca özel olarak görevlendirilen gönüllüler, Cumhurbaşkanınca belirlenen şartlara uydukları takdirde askerlik hizmetinden muaf tutulacak. Askeri öğrenci olarak okudukları Milli Savunma Üniversitesi ve diğer üniversite, fakülte veya yüksekokullar ile meslek yüksekokullarından ilişiği kesilenlerin, bu okullarda ay olarak okudukları sürenin üçte biri muvazzaflık hizmetinden sayılacak. Askerlik hizmetinden sayılan sürenin erbaş ve erlerin tabi olduğu hizmet süresini karşılaması halinde bunlar askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak. Yedek subay adayı veya yedek astsubay adayı olma hakkı bulunanlar, istekli olmaları ve aday seçilmeleri halinde daha önceki hizmet süreleri dikkate alınmaksızın yedek subay veya yedek astsubayların hizmet süresine tabi tutulacak. Askeralma Kanunu'nda, Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ayrılan çeşitli statüdeki personelin işlemleri de düzenleniyor. Kanunla, muvazzaf ve sözleşmeli subay veya astsubaylar ile uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve er olup da TSK'den ayrılan veya ilişiği kesilenlerin hizmette geçen sürelerinin askerlik hizmetinden sayılmasına ilişkin esaslar da belirleniyor. Buna göre, TSK adına okudukları Milli Savunma Üniversitesi ve diğer üniversite, fakülte veya yüksekokullar ile meslek yüksekokullardan mezun olmayı müteakip muvazzaf subay ve astsubay nasbedilenlerin, bu okullarda ay olarak geçen sürelerinin üçte biri ile muvazzaf subay ve astsubaylıkta geçen sürelerinin tamamı askerlik hizmetinden sayılacak. Dış kaynaktan temin edilen muvazzaf subay ve astsubaylar ile bunların adaylarından deneme süresinin bitimine kadar ayrılanların temel eğitimde ve muvazzaf subay ve astsubaylıkta ay olarak hizmette geçen sürelerinin üçte biri, deneme süresi sonrasında geçen sürelerinin tamamı askerlik hizmetinden sayılacak. Sözleşmeli subay veya sözleşmeli astsubayların ve bunların adaylarının ön sözleşme ve sözleşme sürelerinin toplamının üçte biri, uzman erbaşların sözleşme döneminde ay olarak geçen sürelerinin üçte biri, sözleşmeli erbaş ve erler ile sözleşmeli er adaylarından, ön sözleşme ve sözleşme döneminde ay olarak hizmette geçen sürelerinin de üçte biri askerlik hizmetinden sayılacak. TSK'nin ihtiyacı olan statülerde istihdam edilmek üzere temini silahaltında iken gerçekleştirilen yükümlülerin silahaltında geçirilen sürelerin tamamı da askerlik hizmetinden sayılacak. Sayılan hizmet süresi erbaş ve erlerin tabi olduğu hizmet süresini karşılayanlar askerlik hizmetini yapmış sayılacak. Hizmet süresini karşılamayanların eksik kalan süreleri, erbaş ve erlerin tabi olduğu hizmet süresi esas alınarak, kanun hükümlerine göre erbaş ve er olarak tamamlatılacak. Yedek subay veya yedek astsubay adayı olma hakkı bulunanlar, yedek subay veya yedek astsubaylığa istekli olmaları ve yedek subay adayı veya yedek astsubay adayı seçilmeleri halinde daha önceki hizmet süreleri dikkate alınmaksızın yedek subay veya yedek astsubayların hizmet süresine tabi tutulacak. Sözleşmesi feshedilen uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erlerin varsa kalan askerlik hizmeti, ilgilinin ilişiği kesilmeden, Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenecek birliklerde erbaş ve er olarak tamamlattırılacak. Özel kanunlarda yer alan askerlik yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerden bu kanuna aykırı olanlar uygulanmayacak. Askerlik hizmetini yerine getiren yükümlüler ile TSK'den çeşitli nedenlerle ayrılan personel, seferberlik kaynağına alınacak. Yedek personel seferberlik ve savaş halinde ihtiyaca göre askere sevk edilecek. Kanunla, seferberlik kaynağında bulunan personele hangi yaş sınırına kadar yükümlülük verilebileceği de belirleniyor. Buna göre, yedek personelden; yedek subay ve yedek astsubaylara Emekli Sandığı Kanunu, uzman erbaşlara Uzman Erbaş Kanunu hükümleriyle belirlenen yaş sınırları esaslarına göre, erbaş ve erlere ise askerlik çağının sonuna kadar yükümlülük verilebilecek. Yedek personel, seferberlik ve savaş hali, olağanüstü haller ile barış şartlarında tatbikat ve eğitim için kısmen veya tamamen çağrılabilecek. Ancak tatbikat veya eğitim için çağırılmış olanların tatbikat veya eğitim süresi 45 günü geçemeyecek. Seferberlik ve savaş hali durumu ile olağanüstü hallerde bu süre Cumhurbaşkanı tarafından lüzumu kadar uzatılabilecek.   Kanuna göre, seferde görev alacak yedek personele bu görevlerinin barışta en son görev yaptığı birlik ve kurumlarca tebliğ edilecek. Birlik ve kurumlarca tebliğ edilemeyenler ile sonradan sefer görev emri verilenlerin tebliğ işlemleri askerlik şubeleri tarafından yapılacak. Barış döneminde tatbikat veya eğitim için askerlik şubesine çağrılan yedek personel askerlik şubesine gelerek silahaltı davetiyesini almak zorunda olacak. Devlet memuru olan yedek personel silahaltına alındıklarında silahaltında bulundukları sürece Devlet Memurları Kanunu gereğince izinli sayılacak. Seferberlik ve savaş hali sona erdiğinde, bu personel, barış zamanında görev yaptığı memuriyetin eşiti olan memuriyete geri dönecek. Barış döneminde seferberlik tatbikatları ve ferdi seferberlik eğitimlerine katılıp terhis edilen devlet memurları atanmış olduğu memuriyete geri dönecek. Yedek subay ve yedek astsubayların terfilerine ilişkin usul ve esaslar hakkında, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümleri uygulanacak. Yedek personel silahaltına alındığında askeri üniforma giymeye mecbur olacak. Seferberlik ve savaş halinde; silahaltına alınacak yedek personel ile muvazzaf olarak askerlik hizmetini yerine getiren yükümlülerden alt sınırı beş yıl hapis ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere diğer bir suç ile sanık olanların yargılamaları veya mahkum oldukları cezanın infazı terhis sonrasına bırakılacak. Terhis sonrasına bırakılan bu süreler için dava ve ceza zaman aşımı süresi işlemeyecek. Seferberlik ilan edildikten sonra birliğine askerlik şubesi vasıtasıyla gitmek isteyen yedek personelin sevki, askerlik şubesi başkanlıklarının sırasıyla mahalli ve merkezi planlama kapsamında icra edeceği faaliyetler ile sağlanacak. Sefer görevi alan yedek personel; seferberlik ilanında, askerlik şubeleri aracılığıyla sevk edilmek isteyenler ilan saatinden başlayarak altı saat içinde en yakın askerlik şubesine başvuracak. Kendiliğinden birliğe katılmak isteyenler ise ilan saatinden başlayarak 48 saat içinde birliğe katılacak. Yurt dışında bulunanlar ise en geç altı saat içinde konsolosluk veya elçiliklere başvurarak, 48 saat içinde birliğine katılacak. Yabancı ülkelerde bulunanlar, bulundukları yerin elçilik veya konsolosluklarınca çağrılacak. Seferberlik ve savaş hallerinde birliğe katılışlarda gecikme olması halinde yükümlüler mazeretlerini belgelemek zorunda olacak. Yurt içinden ve yurt dışından kanunla belirlenen süreden sonra yapılan katılışlarda mazeretlerini belgelemeyenler hakkında kanunun yoklama kaçağı, saklı ve bakayacılara verilecek cezalara ilişkin hükümleri uygulanacak. Seferberlik tatbikatlarına ve ferdi seferberlik eğitimlerine sevk için çağrıldıkları halde sevke ilişkin mazeretlere sahip olan yedek personel, bu mazeretlerini kanıtlayan belgeleri askerlik şubesine teslim edecek. Bunlar hakkında bakaya işlemi yapılmayacak ve mazeret bitimini müteakip yedek personel birliklerine sevk edilecek. Bu mazeretler dışındaki nedenlerle silahaltına çağrılıp birlikte işleme tabi olduğu kişilerin en son gönderilme tarihine kadar askerlik şubesine gelmeyenler ile askerlik şubesine gelip sevk evrakı alanlardan, kendilerine verilen yol süresi sonunda birlikte işleme tabi olduğu kişilerin en son gönderilme tarihine kadar birliğine katılmayanlar bakaya olarak kabul edilecekler ve haklarında ilgili ceza hükümleri uygulanarak eksik hizmetleri tamamlatılacak. Yedek personelin erteleme usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan yönetmelik ile belirlenecek. Barış zamanı ile seferberlik ve savaş halinde sağlık durumunda değişiklik olduğunu beyan eden sefer görev emri almış yedek personel sağlık durumlarının tespiti için askerlik şubesi başkanlıkları tarafından Sağlık Bakanlığınca belirlenen en yakın yetkili sağlık kurullarına sevk edilecek ve alacakları sağlık kurulu raporuna göre işlem yapılacak. Sevk belgesini aldıktan sonra istirahat raporu alanların istirahatleri sonunda kalan hizmetleri tamamlatılacak. Seferberlik ve savaş halinde terhis tarihi Cumhurbaşkanınca belirlenecek. Askeralma Kanununa göre, askerlik şubeleri, kendi şubelerine kayıtlı yükümlüler hakkındaki işlemleri, diğer askerlik şubelerine kayıtlı yükümlüler için de yapacak ve neticesini ilgili askerlik şubesine bildirecek. Kanunun uygulanmasıyla ilgili usul ve esasların belirlenmesine ilişkin yönetmelik, kanunun yayımı tarihinden itibaren 6 ay içinde Milli Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanacak. Kanuna göre, askerliğini uzatanlardan Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Hakkari, Van, Ağrı ve Iğdır illerindeki hudut birliklerinde görev yapanlara, 7600 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarını geçmemek üzere, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı tarafından birlikte belirlenecek tutarca ilave harçlık ayrıca ödenecek. Hizmetin fiilen görülmediği zamanlar için ilave harçlık ödenmeyecek. Kanunda öngörülen yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar, mevcut yönetmeliklerin, bu kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilecek. Kanunla, yedek astsubaylık statüsü ihdas edildiği için söz konusu ekleme doğrultusunda yasal uyum sağlanması amacıyla diğer mevzuatta değişiklikler yapılıyor. Kanunun yürürlüğe girmesi durumunda uygulama alanı kalmayacak olan kanunlar da mülga ediliyor. Mülga edilen 1111 Sayılı Askerlik Kanunu ve 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu'na mevzuattaki atıfların bu kanuna yapılmış sayılmasına ilişkin düzenlemeler yer alıyor. Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce, mülga Askerlik Kanunu kapsamında erteli durumda bulunan yükümlülerin, erteleme şartlarını kaybetmedikleri sürece mülga kanundaki yaş sürelerine kadar askerliklerinin ertelenmesine devam edilecek. Askerlik hizmetine devam edenlerden Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı emrine verilenlerin sayı, istek, tercih durumları ve özlük hakları, bu kanun hükümlerine uygun olarak ilgisine göre Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yürütülecek. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve er ile askerlik yükümlüsü ihtiyacı, İçişleri Bakanlığınca Milli Savunma Bakanlığına bildirilecek ve bu kanun hükümleri çerçevesinde Milli Savunma Bakanlığı tarafından cumhurbaşkanı kararı ile belirlenecek süre ile karşılanacak. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun, henüz fiili askerlik hizmetine başlamamış yoklama kaçağı, bakaya veya saklı olanlardan istekli olanlar, 1 Kasım 2019 tarihine kadar başvurmaları ve bu tarihe kadar bedelli askerlikle ilgili belirlenen bedeli peşin ödemeleri şartıyla kuraya tabi tutulmaksızın bedeli askerlikle ilgili hükümlerden yararlanabilecek. Bu kapsamda, bedelli askerlik yükümlülüğünü tamamlayanlar hakkında mülga 1111 Sayılı Askerlik Kanunu ile yoklama kaçağı, saklı ve bakayalara verilen idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilecek. Buna ilişkin usul ve esaslar, Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenecek. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik hizmetine erbaş ve er olarak devam edenler arasında 6 aylık hizmet süresini tamamlayanlardan, istekli olup gerekli şartları taşıyıp talepleri kabul edilenler, 6 ay süre ile sınırlı olmak üzere askerlik hizmetine devam edebilecek. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik hizmet süresini tamamlayan erbaş ve erlerin terhis tarihi, bölgedeki ulaşım imkanları dikkate alınarak memleketlerine sevk edildikleri tarih olacak. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik hizmet süresini tamamlayanlar ile halen muvazzaflık hizmetini yerine getirenler hakkında mülga 1111 Sayılı Askerlik Kanunu gereğince verilen idari para cezalarından ödenmemiş olanların tahsilinden vazgeçilecek. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde muvazzaflık hizmetine başlayanlar hakkında mülga 1111 Sayılı Askerlik Kanunu ile verilen idari para cezalarından askere sevk tarihi itibarıyla ödenmemiş olanların tahsilinden vazgeçilecek.
  3. Adalet ve Kalkınma Partisi adına Genel Başkan Yardımcısı Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan YAVUZ tarafından YSK Başkanlığına verilen 16/04/2019, 20/04/2019 ve 22/04/2019 tarihli aynı içerikli dilekçelerde; 31 Mart 2019 Pazar günü yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin, Anayasanın 79, 2972 sayılı Kanunun 25 ve 29. maddeleri ile 298 sayılı Kanunun 14, 110, 112 ve 130. maddeleri gereğince seçimin neticesine müessir olaylar ve haller sebebiyle iptali ve yenilenmesini istenmişti. YSK, 31 Mart’taki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın seçiminin yenilenmesi kararını 6 Mayıs’ta vermişti. Yüksek Seçim Kurulu 16 gün sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçiminin neden iptal ettiğine ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Gerekçeli kararda şu ifadeler yer aldı: İstanbul genelinde, sayım döküm cetveli olmayan veya imzasız olmakla esasen yok hükmünde 108 sandıktaki oy kullanan seçmen sayısı 30 bin 281'dir. Seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri sayım döküm cetvellerinin 108 sandıkta düzenlenmemiş olması, bu sandıklardaki seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir. Sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı belirlenmesiyle ilgili YSK'nin daha önceden vermiş olduğu emsal oluşturacak içtihadı bulunmamaktadır. Oy farkının 13 bin 729 olması nedeniyle, 754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının kanun hükmüne aykırı olarak belirlenmesi ve bu şekilde oluşan sandık kurullarının yaptıkları seçim iş ve işlemlerine itibar edilemeyecek olması, seçimin neticesine müessir görülmüştür. 754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının yasal zorunluluğa uyulmaksızın kamu görevlisi olmayan kişiler arasından belirlendiği görülmektedir. Kanuna aykırılık oluşturan bu belirlemenin neden yapıldığı ilçe seçim kurulları tarafından izah edilememiştir. Seçmen listesinde yapılan bütün maddi hatalar ve/veya kasti yanlışlıklar ve kanuna aykırılıklar sebebiyle gerçek durumu tespit edilemeyen şüpheli oy sayısının 300.000’den fazladır. Yüksek Seçim Kurulunun 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve seçimin yenilenmesine ilişkin 2019/4219 sayılı kararı BU İÇERİĞİMİZ DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:
  4. Taşınmaz mal kamulaştırmasının satın alma usulüyle yapılamaması halinde idarenin, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat etmesi sonrası açılan taşınmaz malın bedelinin tespiti ve tescili davaları ile kamulaştırması el atma davalarında ölçü olarak alınan ve Kamulaştırma Kanunu'nun 11.maddesinin 1 numaralı fıkrasının (ı) bendinde yer alan "arazi bedelinin yarısını geçmemek ve..." ibaresi Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Yine aynı bentte bulunan "Bu fıkrada belirtilen unsurlara göre tespit edilen..." ibaresi de iptal edildi. Resmi Gazete'nin 14.05.2019 tarihli sayısında yayınlanan Anayasa Mahkemesi Kararında "Kamulaştırmanın anayasal öğelerden biri "gerçek karşılık" olduğundan kamulaştırılan taşınmazın bedeline dair yasal düzenlemelerin, Anayasa'da öngörülen "gerçek karşılık" ölçütüne uygun olması gerektiği; Kamulaştırılan taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesinin Anayasa'nın 35 ve 13. maddeleri kapsamında mülkiyet hakkının ve ölçülülük ilkesinin bir gereği olduğu " vurgulandı. Anayasa Mahkemesi'nin 10.04.2019 tarihli ve 2018/156 E- 2019/22 K sayılı kararının TAM METNİNE buradan ulaşabilirsiniz!
  5. Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları, bilirkişilerin nitelikleri, sicile ve listeye kaydı, görevlendirilmeleri, uymaları gereken ilkeler, çalışma esasları, denetimi, sicil ve listeden çıkarılmalarına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlandı. Yönetmelik, 4 ay sonra yürürlüğe girecek. Resmî Gazete Sayı : 30749 YÖNETMELİK Hazine ve Maliye Bakanlığından: SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU BİLİRKİŞİLİK YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları, bilirkişilerin nitelikleri, sicile ve listeye kaydı, görevlendirilmeleri, uymaları gereken ilkeler, çalışma esasları, denetimi, sicil ve listeden çıkarılmalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görülen uyuşmazlıklara ilişkin bilirkişilik faaliyetini kapsar. (2) Kanunlarda bilirkişilik hizmeti verebileceği öngörülen kurumlar ile yargı mercilerinin talebi üzerine bilimsel ve teknik görüş bildiren kamu kurum ve kuruluşları bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır. Dayanak MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 30 uncu maddesinin yirmi birinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Adli bilirkişilik: 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu uyarınca adli ve idari yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetini, b) Adli bilirkişi listesi: Bilirkişilik Kanunu uyarınca bilirkişilik bölge kurulları tarafından oluşturulan bölge bilirkişi listelerini, c) Aktüer: Sigortacılık Kanununu kapsamında Bakanlık nezdinde tutulan Aktüerler Siciline kayıtlı kişiyi, ç) Bakanlık: Hazine ve Maliye Bakanlığını, d) Bilirkişi: Çözümü hukuk dışında uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde görüşüne başvurulmak amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde oluşturulan bilirkişi listesine kayıtlı veya zorunlu hallerde liste dışından atanacak gerçek kişileri, e) Bilirkişilik temel eğitimi: Bilirkişilik faaliyeti öncesinde Bilirkişilik Kanununa göre alınması zorunlu eğitimi, f) Disiplin Kurulu: Bilirkişilerin disiplin işlemlerini yürüten kurulu, g) Hakem: Sigorta Tahkim Komisyonu listesine kayıtlı, sigorta ve itiraz hakemleri ile bunlardan oluşan heyetleri, ğ) Komisyon: Sigorta Tahkim Komisyonunu, h) Komisyon Başkanlığı: Komisyonun işleyişi ile ilgili kararları almaya yetkili birimi, ı) Komisyon Müdürlüğü: Komisyon Başkanlığının sekretarya işlemleri ile ilgili mevzuat uyarınca verilen görevleri yerine getiren birimi, i) Liste: Komisyon nezdinde tutulan bilirkişi listesini, j) Sicil: Komisyon nezdinde tutulan bilirkişilik sicilini, k) Sigorta eksperi: Sigortacılık Kanununu kapsamında sigorta eksperliği ruhsatına sahip ve sigorta eksperlerine ilişkin levhaya kayıtlı olan gerçek kişiyi, l) Tarife: Bakanlık tarafından hazırlanacak bilirkişi ücret tarifesini, m) TARSİM: Tarım Sigortaları Havuzunu, n) Yardımcı aktüer: Bakanlık nezdinde yardımcı aktüerler için tutulan listeye kayıtlı kişiyi, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Bilirkişilerin Uyacakları Temel ve Etik İlkeler Temel ilkeler MADDE 5 – (1) Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir. (2) Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. (3) Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakemlik sıfatının gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (4) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye devredemez. (5) Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla ve korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam eder. (6) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren sorun açıkça belirtilmeden ve inceleme yaptırılacak konunun kapsamı ile sınırları açıkça gösterilmeden bilirkişi görevlendirilemez. (7) Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır. Ancak, rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor veya zorunlu hallerde yeni bir bilirkişiden rapor istenebilir. Etik ilkelerin kapsamı ve etik ilkelere bağlılık MADDE 6 – (1) Sicile ve listeye kaydolan bilirkişiler ile liste dışından görevlendirilen bilirkişiler, bilirkişilik göreviyle bağdaştığı ölçüde 7 ila 14 üncü maddelerdeki ilkelere ve 13/4/2005 tarihli ve 25785 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte düzenlenen etik ilkelere uymakla yükümlüdür. Yetkinlik ve mesleki özen MADDE 7 – (1) Bilirkişi, adalete hizmet etme bilinciyle, görevini etkin, zamanında ve verimli biçimde yerine getirmeyi, sunduğu hizmet kalitesini yükseltmeyi hedefler. (2) Bilirkişi, oy ve görüşünü oluştururken uzmanlık alanına ait teknik terim ve ifadeleri, mümkün olduğu ölçüde, görevlendirmeyi yapan hakem ve tarafların anlayabileceği bir dil ile açıklar. Bağımsızlık MADDE 8 – (1) Bilirkişi, görevlendirmeyi yapan hakeme, uyuşmazlığın taraflarına ve kendi işverenine karşı bağımsız olup, görevini yalnızca uzmanlık alanındaki bilimsel verilere göre yerine getirir. (2) Bilirkişi, bağımsızlığına zarar verebilecek veya böyle bir izlenim uyandırabilecek her türlü davranış ve ilişkiden uzak durur. Dürüstlük ve tarafsızlık MADDE 9 – (1) Bilirkişi; görevini dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım yapmaksızın dürüstlük ve tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda yerine getirir. (2) Bilirkişi, görev süresince doğrudan veya dolaylı olarak uyuşmazlığın taraflarından gelen uzman görüşü, danışmanlık, hakemlik ya da buna benzer bir görevi kabul edemez. (3) Bilirkişi, yakınlarının veya iş ilişkisinin bulunduğu kişi, kurum veya kuruluşların, tarafı olduğu ya da ilgili bulunduğu uyuşmazlıklarda görevlendirmeyi kabul edemez. Saygınlık ve güven MADDE 10 – (1) Bilirkişi, görevinin saygınlığını ve kişilerin adalete olan güvenini zedeleyen veya şüpheye düşüren her türlü tavır ve davranıştan kaçınır. (2) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin her türlü kişisel veya özel menfaatin üzerinde olduğu bilinciyle hareket eder, görevini layıkıyla yerine getirir. (3) Bilirkişi, görev almak amacıyla her türlü öneri veya girişimden kaçınır. Görevi kabul yükümlülüğü MADDE 11 – (1) Sicile ve listeye kayıtlı olan bilirkişi, 25 inci madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kendisine verilen görevi kabulle yükümlüdür. (2) Bilirkişi, görevlendirildiği konuda uzmanlık bilgisi ve tecrübesinin yeterli olmadığını, konunun kendi uzmanlık alanına girmediğini, varsa görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazeretini, görevlendirmeyi yapan hakeme bildirmekle yükümlüdür. Menfaat elde etme yasağı MADDE 12 – (1) Bilirkişi, bilirkişilik görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendisi, yakınları veya üçüncü kişiler lehine menfaat sağlayamaz, hediye alamaz ve aracılıkta bulunamaz. (2) Bilirkişi, görevi sırasında elde ettiği resmi veya gizli nitelikteki bilgileri, kendisi, yakınları veya üçüncü kişiler yararına doğrudan veya dolaylı olarak bir menfaat elde etmek için kullanamaz. Bildirim yükümlülüğü MADDE 13 – (1) Bilirkişi, etik ilkelerle bağdaşmayan veya hukuka aykırı iş ve eylemlerde bulunmasının kendisinden talep edilmesi halinde ya da görevini yerine getirirken bu tür bir eylem veya işlemden haberdar olduğunda, durumu gecikmeksizin görevlendirmeyi yapan hakeme ve Komisyona bildirir. Reklam yasağı MADDE 14 – (1) Bilirkişinin, bilirkişilik görevi almak için reklam sayılabilecek her türlü girişim ve eylemde bulunması, internet sitesinde, tabelalarında ve basılı kâğıtlarında sicil ve listeye kayıtlı bilirkişi olduğuna dair ibareler kullanması yasaktır. (2) Bilirkişi; bilirkişilik görevi almak amacıyla özel amaçlı arama motorlarına, rehberlerine, listelerine, veri tabanlarına ve benzerlerine kayıt olamaz, kayıt edilmesine rıza gösteremez. Ancak, bilirkişilik görevi alma amacına yönelik olmamak kaydıyla, internet sayfasını özel amaçlı arama motorlarına kayıt edebilir, anahtar kelime olarak da; sadece adı soyadı ve mesleki unvanı ile bulunduğu şehrin adını kullanabilir. (3) Bilirkişi, internet kullanıcılarını kendi sitesine yönlendirecek şekilde internet kısa yolları kullanılmasına izin veremez ve reklam yapamaz. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Bilirkişi Listelerinin Oluşturulması Bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları MADDE 15 – (1) Bilirkişilik başvurusunda bulunacak kişilerde aşağıdaki nitelikler aranır: a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak. b) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak. c) Daha önce kendi isteği dışında sicilden ve listeden çıkarılmamış veya adli bilirkişilik dahil bilirkişilik yapmaktan yasaklanmamış olmak. ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten sürekli olarak yasaklanmamış olmak. d) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için ilgili mevzuat gereği aranan şartları haiz olmak ve 16 ncı maddede belirtilen uzmanlık alanını gösteren diploma, meslekî yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi, ustalık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak. e) Bilirkişilik temel eğitimini başarıyla tamamlamak. f) Bilirkişilik yapacağı alanda en az beş yıl fiilen çalışmış olmak. (2) Daha önce yaptığı başvurusu, meslekî olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, başvuru tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamaz. (3) Komisyon bünyesinde fiilen hakemlik yapanlar, Komisyon bilirkişi listesinde yer alamaz. Uzmanlık alanları MADDE 16 – (1) Bilirkişi atanacak kişilerin; a) Sakatlık/destekten yoksun kalma ve diğer bedeni zararlara bağlı tazminatlarının hesaplanmasında görevlendirilmesi için aktüer veya yardımcı aktüer ile üniversitelerin ilgili bölümlerinde görev yapan öğretim üyesi, b) Değer kaybı dahil motorlu araç sigortalarının hesaplanmasında görevlendirilmesi için kara araçları branşında ruhsat sahibi sigorta eksperi, c) Yangın, doğal afetler, mühendislik ve diğer sigorta dallarında görevlendirilmesi için ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperi, meslek odasına kayıtlı mühendis, veteriner hekim veya uzman, üniversitelerin ilgili bölümlerinde görev yapan öğretim üyesi, ç) Sağlık/hastalık ve hayat sigortasına ilişkin tazminatların hesaplanmasında görevlendirilmesi için Devlet veya üniversite hastanesinde görev yapan veya emekli doktor, aktüer ya da üniversitelerin ilgili bölümlerinde görevli öğretim üyesi, d) Adli trafik alanında görevlendirilmesi için adli trafik alanında hizmet veren resmi kurumlarda en az beş yıl süreyle çalışmış olması ve bu süre içerisinde sertifikalandırılması veya uzman olarak yetkilendirilmesi ya da Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğünün ilgili birimlerinde en az beş yıl süreyle çalışmış olması ve alanında sertifika sahibi, e) Tarım sigortaları alanında görevlendirilmesi için TARSİM eksperi ya da ilgili alanda öğretim üyesi, olması gerekir. (2) Bakanlık, gerekli görülmesi halinde yukarıda belirtilen uzmanlık alanlarında değişiklik yapabilir ve diğer sigorta dallarında bilirkişilik yapacak kişilere de özel uzmanlık şartı getirebilir. (3) Bilirkişi atanmasını gerektiren diğer hallerde, bilirkişi olarak atanacak kişinin, üniversitelerin ilgili bölümlerinde öğretim üyesi olması ya da adli bilirkişi listesine veya meslek odasına kayıtlı olması gerekir. İlân MADDE 17 – (1) Komisyon Müdürlüğü, bilirkişi listelerinin oluşturulması veya ihtiyaca göre güncellenmesi amacıyla durumu her yıl en geç Şubat ayında Komisyonun internet sayfasında ilân eder. (2) İlânda, sicile ve listeye başvuru ve kabul şartları için gerekli belgeler ile başvurulacak uzmanlık alanları gösterilir. (3) Komisyonun bilirkişi listesinde yeter sayıda bilirkişi bulunmayan uzmanlık alanlarında belirli dönemlere bağlı kalınmaksızın listeye yeni bilirkişi kaydı yapılabilir. Başvuruda istenecek belgeler MADDE 18 – (1) Bilirkişi listesine kaydolmak isteyen kişilerden aşağıdaki belgeler istenir: a) Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişi Başvuru Formu. b) Vukuatlı Nüfus Cüzdanı örneği. c) Adli sicil kaydı belgesi. ç) Terör suçlarıyla ilgili hakkında soruşturma bulunmadığına dair savcılıktan alınacak belge. d) Disiplin yönünden meslekten ya da memuriyetten çıkarılma cezası almadığına ve sanat icrasından geçici olarak yasaklı durumda olmadığına dair kayıtlı olduğu meslek kuruluşu ya da çalıştığı kurum veya kuruluştan alacağı belge. e) Bilirkişilik yapacağı alanda en az beş yıllık meslekî deneyime sahip olduğunu gösteren belge. f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanına ilişkin diploma, ruhsatname, sertifika veya yetki belgesi gibi belgelerin; bu belgeleri veren kurum, kuruluş veya komisyonca onaylı örneği. g) Meslek kuruluşuna üye olduğuna dair (mesleğini icra edebilmek için herhangi bir meslek kuruluşuna kayıtlı olmak zorunda olanlar için) son üç ay içinde alınmış belge. ğ) Son altı ay içerisinde çekilmiş olan 4 adet vesikalık fotoğraf. h) Bilirkişilik temel eğitiminin tamamlandığına dair belge. ı) Komisyon tarafından gerekli görülen diğer belgeler. (2) 16 ncı maddedeki uzmanlık alanına sahip olup aynı zamanda adli bilirkişi listesine kayıtlı olanlardan yukarıdaki belgeler istenmez. Ancak bu kişiler kayıtlı oldukları bilirkişilik bölge kurulundan kayıtlı olduğu alana ilişkin belge getirir. Başvuruların değerlendirilmesi MADDE 19 – (1) Başvurular, Komisyon Müdürlüğüne yapılır. (2) Başvurular Komisyon Başkanlığı tarafından değerlendirilir. Yapılan değerlendirme sonucunda başvuru sahibinin 15 inci maddedeki şartları taşımadığının tespiti veya 18 inci maddede belirtilen belgelerin verilen sürede tamamlanmamış olması halinde talep reddedilir. Eksik belge ile başvurulması halinde, Komisyon Başkanlığı belgelerin tamamlanması için ek süre verir. (3) Talepleri uygun görülenler Bakanlıkça belirlenen mesleki sorumluluk sigortası poliçesini sunmaları halinde listeye ve sicile kaydedilir. (4) Komisyon Başkanlığı kararlarına karşı, kararın tebliğ veya ilan tarihinden itibaren on beş gün içinde Komisyon Başkanlığına itiraz edilir. İtiraz üzerine Komisyon Başkanlığı tarafından verilen karar yeniden değerlendirilerek itirazın kabulüne ya da reddine karar verilir ve karar itiraz edene tebliğ edilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Bilirkişilik sicili MADDE 20 – (1) Bilirkişilik sicili, Komisyon nezdinde bilirkişilere sicil numarası verilmek suretiyle tutulur. (2) Bilirkişilik sicilinde aşağıdaki hususlar yer alır: a) Sicil numarası. b) Bilirkişi adı ve soyadı, vesikalık fotoğrafı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik veya yabancı ise pasaport ya da yabancı kimlik numarası. c) Yerleşim yeri ve iletişim bilgileri. ç) Mesleği, uzmanlık alanı, çalıştığı kurum veya kuruluşun adı. d) Uzmanlığı gösteren belgelerin verildiği yer, tarih ve sayısı. e) Mesleki tecrübe bilgileri. f) Öğrenim bilgileri. g) Adlî sicil ve arşiv kaydı. ğ) Disiplin cezasına ilişkin bilgiler. h) Bakanlık veya Komisyon tarafından gerekli görülen diğer bilgi ve belgeler. Sicil ve listeden çıkarılma MADDE 21 – (1) Bilirkişiler, aşağıdaki şartlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır: a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya bilirkişiliğe kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi. b) Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi. c) Bu Yönetmelikte düzenlenen etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması. ç) Bu Yönetmelikte belirtilen temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması. d) Yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması. e) Bilirkişinin bağımsızlığına ve tarafsızlığına aykırı hareket etmesi. f) Bilirkişinin sicilden ve listeden çıkarılmayı talep etmesi. g) Bakanlık veya Komisyon tarafından belirlenen usul ve esaslara uyulmaması. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Bilirkişi Görevlendirilmesi Bilirkişi görevlendirilmesi ve seçimi MADDE 22 – (1) Bilirkişi, çözümü hukuk dışında uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakem tarafından görevlendirilir. (2) Hakem, görevlendirilecek bilirkişinin uzmanlık alanını belirler. İşin mahiyetine göre gerekçesi açıkça gösterilmek kaydıyla, birden fazla bilirkişi görevlendirilebilir. (3) Bilirkişiler, Komisyonca düzenlenen listeden seçilir. Uzmanlık alanında birden fazla bilirkişi bulunması halinde, hakem adilane şekilde bilirkişi seçimi yapmakla yükümlüdür. (4) Komisyon listesinde ihtiyaç duyulan uzmanlık alanına sahip bilirkişi bulunmaması durumunda öncelikle, bilirkişi olarak atanacak kişinin, üniversitelerin ilgili bölümlerinde öğretim üyesi olması ya da adli bilirkişi listesine veya meslek odasına kayıtlı olması gerekir. Hakem, liste dışından seçmiş olduğu bilirkişiyi Komisyona gerekçeleriyle bildirir. (5) Komisyon, bilirkişi seçimine ilişkin bilişim temelli sistem oluşturur. Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi ve bilirkişiye bilgi verilmesi MADDE 23 – (1) İnceleme yaptırılacak konunun kapsamı ve sınırları hakem tarafından, oluşturulan ara kararla veya ayrı bir yazıyla bilirkişiye bildirilir. Bu yazıda aşağıdaki hususlara yer verilir: a) İnceleme konusunun bütün sınırlarıyla ve açıkça belirlenmesi. b) Bilirkişinin cevaplaması gereken sorular. c) Takdir edilen bilirkişi ücreti. ç) Raporun verilme süresi. d) Gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde Türk Ceza Kanununun 276 ncı maddesi uyarınca cezalandırılacağı. (2) Bilirkişiye, inceleme konusu ile ilgili belgelerin aslı veya dijital ortamda bir sureti verilir. Bilirkişinin görev süresi MADDE 24 – (1) Bilirkişi, görevlendirmeyi yapan hakem tarafından verilen süre içinde raporunu hazırlayarak sunmakla yükümlüdür. Ancak işin niteliği itibariyle verilen süre içinde raporun hazırlanmasına imkân bulunmazsa, talebi halinde bilirkişiye hakem tarafından ek süre verilebilir. (2) Belirlenen süre içinde, makul bir mazereti olmaksızın raporunu vermeyen bilirkişi görevden alınıp, yerine başka bir bilirkişi görevlendirilebilir. Bu durumda, görevlendirmeyi yapan hakem, görevden alınan bilirkişiden o ana kadar yapmış olduğu işlemler hakkında açıklama yapmasını ve kendisine verilen dosya ve eklerinin eksiksiz olarak hemen geri verilmesini ister. (3) Bilirkişi, kendisine verilen asıl veya ek süre dolmasına rağmen mazeretsiz olarak raporunu sunmadığı takdirde raporunu verinceye kadar kendisine yeni bir bilirkişilik görevi verilemez. Görevlendirmeyi yapan hakem bu durumu tespit ettiğinde derhal Komisyona bildirimde bulunur. (4) Görevden alınan bilirkişinin hukuki ve cezai sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla, görevlendirmeyi yapan hakem tarafından, gerekçesi belirtilmek suretiyle kendisine ücret ve masraf adı altında ödeme yapılıp yapılmayacağına karar verilir. Ayrıca durum Komisyona bildirilir. Bilirkişinin bildirim ve çekinme yükümlülüğü MADDE 25 – (1) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin, uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektirmediğini, uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu iş ve işlemlerin açıklığa kavuşturulması için alanında uzman başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya varsa görevden çekinmeyi haklı kılacak bir mazeretinin bulunduğunu, görevin kendisine verilme tarihinden veya çekinmeyi gerektirecek durumun sonradan öğrenilmesi halinde bu tarihten itibaren en geç bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan hakeme bildirir. (2) Bilirkişiler; uyuşmazlığın tarafları, taraf vekilleri veya uyuşmazlığa bakan hakemlerle menfaat ortaklığı olanlar ile bunların eş ve üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımlarıyla ilgili dosyada bilirkişilik görevi üstlenemezler. Belirtilen nedenlerden dolayı bilirkişilik yapamayacak olan bilirkişi durumu Komisyona bildirmek zorundadır. (3) Bilirkişiler ortaklık, istihdam, vekalet, danışmanlık veya diğer iş ilişkisi içinde bulundukları kişi ve kuruluşların Komisyonda taraf olduğu uyuşmazlıklarda bilirkişilik yapamazlar. Bilirkişiler, bu şekilde iş ilişkisi içinde bulundukları kişi ve kurumları listeye kaydolurken ya da bu durumun sonradan ortaya çıkması halinde, en geç bir hafta içinde Komisyona bildirmek zorundadır. (4) Bilirkişiler ortaklık, istihdam, vekalet, danışmanlık veya diğer iş ilişkisi sona ermiş olsa dahi, buralardan ayrıldıkları tarihten itibaren iki yıl geçmeden bu kişi ve kuruluşların taraf oldukları uyuşmazlıklarda bilirkişilik yapamaz. Bilirkişinin yetkileri MADDE 26 – (1) Bilirkişi, yapacağı ön incelemede, incelemeyi gerçekleştirebilmesi için bazı hususların önceden araştırılması ve tespiti ile kendisine teslim edilen dosya ve belgelere ilave olarak başka kayıt ve belgelere ihtiyaç duyması halinde, bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan hakemden talepte bulunabileceği gibi gerekli görülen hallerde hakemin yetkilendirmesine bağlı olarak ilgili kurum, kuruluş ve kişilerden belge temin edebilir. (2) Bilirkişi, görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bunun giderilmesini görevlendirmeyi yapan hakemden her zaman talep edebilir. Bilirkişi raporu MADDE 27 – (1) Bilirkişi raporu gerekçeli, açık ve denetime elverişli olmalıdır. (2) Bilirkişi raporunda aşağıdaki hususlar yer alır: a) Görevlendirmeyi yapan hakem. b) Dosya numarası. c) Uyuşmazlığın taraflarına ait bilgiler. ç) Görevlendirme tarihi ve süresi. d) İncelemenin konusu. e) Kendisinden gözlemlenmesi ve incelenmesi istenen maddi unsurlar. f) İnceleme yöntemi. g) Bilimsel ve teknik dayanaklar. ğ) Gerekçeli sonuç. h) Raporun düzenlenme tarihi. ı) Bilirkişinin adı ve soyadı, unvanı, sicil numarası ve imzası. (3) Birden fazla bilirkişi görevlendirilen durumlarda, farklı görüşler varsa raporda ayrı ayrı açıklanır. Farklı görüşler ayrı bir rapor halinde de hakeme sunulabilir. (4) Bilirkişi raporuna, incelemeye esas maddi unsurları belgeleyen ve sonuçların açıklanmasına yardımcı olan şema, harita, kroki, fotoğraf, tablo ile diğer kayıt ve belgeler de eklenir. (5) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. Bilirkişinin oy ve görüşünün değerlendirilmesi MADDE 28 – (1) Bilirkişi raporu, görevlendirmeyi yapan hakem tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir. (2) Görevlendirmeyi yapan hakem, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için yeni sorular yöneltmek suretiyle bilirkişiden ek rapor isteyebilir. (3) Bilirkişi raporunda eksik veya anlaşılmaz hususların bulunması halinde; görevlendirmeyi yapan hakem tarafından belirlenen süre içinde bilirkişiden yazılı açıklama istenir. İhtiyaç duyulduğu takdirde, bilirkişinin oy ve görüşünü sözlü olarak açıklamasına karar verilirse, açıklamaları tutanağa geçirilir ve bilirkişinin de imzası alınır. Kurul hâlinde görevlendirme söz konusu ise, bilirkişilerin bilgilerine başvurulan hususu hemen aralarında müzakere etmelerine imkân tanınır ve müzakere sonucunda açıklanan oy ve görüş, tutanağa geçirilerek bilirkişilere imza ettirilir. Bilirkişi gider ve ücreti MADDE 29 – (1) Bilirkişi gider ve ücretine ilişkin usul ve esaslar Komisyon Başkanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak Tarife ile belirlenir. (2) Komisyon, bilirkişi ücretlerinin Komisyon adına açılacak bir banka hesabına yatırılması ve vergi kesintisi yapıldıktan sonra bilirkişiye ödenmesi hususunda gerekli düzenlemeleri yapar. Bilirkişinin cezai ve hukuki sorumluluğu MADDE 30 – (1) Bilirkişi, Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisidir. (2) Bilirkişi, kasten gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, Türk Ceza Kanununun 276 ncı maddesi uyarınca sorumlu tutulur. (3) Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, hükme esas alınması sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için bilirkişiye karşı doğrudan tazminat davası açabilirler. (4) Bilirkişiler mesleki sorumluluk sigortası yaptırır. Mesleki sorumluluk sigortasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. BEŞİNCİ BÖLÜM Denetim ve Performans Değerlendirmesi Disiplin Kurulu, toplanması, çalışma yöntemi ve giderleri MADDE 31 – (1) Disiplin Kurulu; Bakanlıkça belirlenecek iki üye, itiraz hakemleri arasından seçilen iki üye ile Komisyon Müdürü ve yardımcısı olmak üzere toplam üç asil, üç de yedek üyeden oluşur. Bakanlık temsilcilerinden daha kıdemli olan üye, itiraz hakemlerinden daha uzun süredir itiraz hakemi olan üye ile Komisyon Müdürü asil üyedir. Disiplin Kuruluna Bakanlık temsilcisi başkanlık eder. Bakanlık temsilcilerinin asgari on yıl kamu hizmetinde çalışmış ve sigortacılık alanında deneyim sahibi olması gerekir. (2) Disiplin Kurulunda görev alacak asil ve yedek üyeler Komisyon Başkanlığına yazılı olarak bildirilir. Disiplin Kurulu üyelerinin görevlendirilmesi Komisyon Başkanlığı tarafından yapılır. (3) Disiplin Kurulu, üyelerin tamamının katılımı ile Disiplin Kurulu Başkanının çağrısı üzerine toplanır. Asil üyelerden birinin veya birkaçının mazereti nedeniyle bulunmaması durumunda, yedek üyeler Disiplin Kurulu Başkanı tarafından toplantıya davet edilir. (4) Disiplin Kurulu, bilirkişiler hakkında düzenlenen raporları dikkate alarak değerlendirmelerini yapar. Toplantılarda kararlar oy çokluğu ile alınır. (5) Disiplin Kurulunun sekretarya ve arşiv işlemleri Komisyon Müdürlüğü tarafından yürütülür. (6) Disiplin Kurulu üyeleri ayda azami üç toplantı yapabilir. Disiplin Kurulunun toplantıya katılan üyelerine bir ay içinde üçten fazla olmamak üzere her toplantı günü için (3000) gösterge rakamının Devlet memurlarına uygulanan aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda toplantı ücreti ödenir. Toplantı ile ilgili diğer masraflar da Komisyon tarafından karşılanır. Denetim ve inceleme MADDE 32 – (1) Bilirkişiler, görevleriyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladıkları raporların mevzuata uygunluğu bakımından Disiplin Kurulu tarafından resen veya başvuru üzerine denetlenir. (2) Görevlendirmeyi yapan hakem, görevlendirdiği bilirkişinin göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladığı raporun mevzuata uygun olmadığını iddia etmesi durumunda, varsa dayanak bilgi ve belgeleri de ekleyerek bu hususu Komisyona bildirir. (3) Bilirkişi raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin olarak Komisyona başvuru yapılamaz. (4) Komisyon tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, ikinci fıkrada belirtilen iddiaların ciddi bulunması halinde, konu Komisyon tarafından Disiplin Kuruluna bildirilir. Denetimin kapsamı MADDE 33 – (1) Disiplin Kurulu, bilirkişi raporlarının ilgili mevzuatta gösterilen usul ve esaslara uygun hazırlanıp hazırlanmadığı hususlarını denetler. (2) Disiplin Kurulu, bilirkişi raporlarını özel veya teknik bilgi yönünden denetleyemez. (3) Bilirkişi raporlarına ilişkin yargı mercileri tarafından yapılacak denetimler bu Yönetmelik kapsamı dışındadır. İncelemenin usul ve esasları MADDE 34 – (1) Disiplin Kurulu, bilirkişilik temel ilkeleri ile etik ilkeleri ihlal ettiği iddia edilen bilirkişiler hakkında başvuru üzerine veya resen gerekli inceleme ve araştırmayı bizzat yapabileceği gibi Komisyon vasıtasıyla da yapabilir. Disiplin Kurulu Başkanı veya görevlendirilen üye, bizzat veya istinabe suretiyle delilleri toplar, gerekli gördüğü kimselerin beyanlarını alır ve yapacağı inceleme sonucunda hazırladığı raporu Disiplin Kuruluna sunar. (2) Bilirkişi hakkındaki inceleme, ivedilikle ve her halde başvuru veya resen incelemeye başlama tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır. (3) Disiplin Kurulu, inceleme sırasında yargı mercilerinden, kamu kurum ve kuruluşlarından, meslek odalarından, özel hukuk tüzel kişilerinden ve gerçek kişilerden inceleme konusuyla ilgili bilgi ve belge talep edebilir. İlgililerce bu talebin yerine getirilmesi zorunludur. Denetim ve inceleme sonucu verilecek kararlar MADDE 35 – (1) Bilirkişi raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin yapılan başvurular incelenmeksizin reddedilir. Bu yöndeki başvurular bilirkişinin bağlı bulunduğu meslek kuruluşu veya görev yaptığı kuruluşlara gönderilir. (2) Listeye kayıtlı bilirkişiler hakkında yapılan ön inceleme sonucunda, ihlalin 21 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c), (ç), (d) ve (g) bentlerinde belirtilen hâllerden olması hâlinde, ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden sürekli çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir. (3) Bilirkişilik sicili ve listesinde kayıtlı olmayıp da 22 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca görevlendirilenlerin 21 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c), (ç), (d), (e) ve (g) bentlerine aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunduklarının tespit edilmesi hâlinde, ihlalin niteliğine göre uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle ya da sürekli olarak Komisyon nezdinde bilirkişilik yapmaktan yasaklanabilir. (4) Sicilden silinme ve listeden geçici olarak silinmeden başka bir disiplin cezası verilen bilirkişiler, söz konusu cezaların uygulanmasından itibaren beş yıl geçtikten sonra, Disiplin Kurulu sekreteryasına başvurarak haklarındaki disiplin cezalarının sicillerinden silinmesini talep edebilir. İlgilinin bu süre içinde disiplin cezası almamış olması halinde, disiplin cezasının silinmesine karar verilir. Listeden çıkarılma usulü MADDE 36 – (1) Adli bilirkişi listesinden çıkarılanların, listeden çıkarılma bilgisi Komisyona ulaştığında, Komisyon nezdinde tutulan bilirkişi listesinden de çıkarılır. (2) 34 üncü maddenin birinci fıkrasında düzenlenen inceleme sonucunda ihlalin, listeden çıkarılmayı gerektirdiği sonucuna varılması halinde bilirkişi, Komisyon nezdinde tutulan bilirkişi listesinden çıkarılır. (3) Bilirkişinin, Komisyon nezdinde tutulan bilirkişi listesinden sürekli veya geçici olarak çıkarılması, uyarılması veya başka bir yaptırım uygulanması durumunda durum Komisyon Müdürü tarafından bilirkişiye yazılı olarak tebliğ edilir. Ayrıca, bu karar bilirkişinin görev yaptığı kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ve ilgili diğer yerlere bildirilir. Performans değerlendirmesi ve kaydı MADDE 37 – (1) Performans kaydı, bilirkişiler hakkında Disiplin Kurulu tarafından yapılacak denetim ve performans değerlendirmeleri ile sonuçlarının tutulduğu kayıttır. (2) Performans kaydında aşağıdaki hususlar yer alır: a) Bilirkişiye dosyanın tevdi tarihi. b) Rapor için verilen süre. c) Rapor teslim tarihi. ç) Dosyanın bilirkişide kaldığı süre. d) Bilirkişinin hukuki konularda görüş beyan edip etmediği. e) Raporun bizzat bilirkişi tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı. f) Rapor yazım tekniğine uyum. g) Raporun hükme esas alınıp alınmadığı. ğ) Etik ilkelere uyum. h) Bilirkişi kusurundan kaynaklı ek rapor olup olmadığı. ı) Yeni bilirkişi raporu olup olmadığı. i) Bilirkişilik uzmanlık alanı dışında rapor tanzim edilip edilmediği. j) Bilirkişilik yapmaktan kaçınılıp kaçınılmadığı. k) Raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilip verilmediği. l) Denetim ve performans sonucu. m) Düşünceler. (3) Bu kayıtta yer alan bilgilerden rapora ilişkin hususlar görevlendirmeyi yapan hakemler tarafından, diğer bilgiler Komisyon tarafından girilir. (4) Denetim ve performansın değerlendirilmesine ilişkin bilgilere Komisyon Başkanlığı erişebilir. (5) Bilirkişilerin denetimine ve performansına ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın görüşü alınarak Komisyon Başkanlığı tarafından hazırlanır. İtiraz MADDE 38 – (1) Disiplin Kurulu tarafından verilen kararlara karşı, kararın ilgiliye tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Komisyon Başkanlığına itiraz edilebilir. (2) Komisyon Başkanlığı, itirazı, itiraz tarihinden sonraki ilk toplantısında inceleyerek karara bağlar. (3) Komisyon Başkanlığı tarafından verilen karar kesindir. (4) Disiplin cezalarına ilişkin kararlar, kesinleşmedikçe uygulanamaz. ALTINCI BÖLÜM Çeşitli ve Son Hükümler Uygulanacak diğer hükümler MADDE 39 – (1) Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde adli bilirkişilik mevzuatının ilgili hükümleri kıyasen uygulanır. Yürürlük MADDE 40 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinden 4 ay sonra yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 41 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütür
  6. Bireysel emekliliğe çalışanların otomatik katılımını öngören ve 26 Kasım 2016 günü Resmi Gazete'de yayınlanan yasa hükümleri, dün (1 Ocak 2017) itibariyle yürürlüğe girdi. 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda değişiklik öngören, 6740 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri, 01.01.2017 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi. Yasaya göre, 45 yaş altındaki T.C vatandaşı tüm çalışanlar, iş verenleri aracılığıyla zorunlu emeklilik planına dahil olacak. Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre, kamu ve özel sektör çalışanlarından 45 yaş altı herkese BES, dün (1 Ocak) itibariyle zorunlu hale getirildi. Fakat çalışan, cayma hakkını da kullanabiliyor. 1 - Yasa Kimleri Kapsıyor? Türk vatandaşı veya 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamında olup kırk beş yaşını doldurmamış olanlardan 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre çalışmaya başlayanlar. 2. BES’e otomatik katılım nasıl oluyor? İşveren öncelikle, Müsteşarlıkça uygun görülen bir emeklilik şirketiyle anlaşıyor. Emeklilik şirketi, 31 Mayıs 2016 tarihli 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun hükümlerine göre düzenlediği bir emeklilik sözleşmesiyle, çalışanı emeklilik planına dahil ediyor; ve işveren de bunu çalışana tebliğ ediyor. 3. Maaşlarımızdan ne kadar kesilecek? Kim tarafından ve hangi zamana kadar aktarılacak? Çalışan katkı payı, çalışanın 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesi çerçevesinde belirlenen prime esas kazancının yüzde üçüne karşılık gelen tutar olacak. Bu oranı iki katına kadar artırmaya, yüzde bire kadar azaltmaya veya katkı payına maktu limit getirmeye Bakanlar Kurulu yetkili olacak. Bu tutar, en geç çalışanın ücretinin ödeme gününü takip eden iş günü, bu Kanun hükümleri uyarınca işveren tarafından emeklilik şirketine aktarılıcak. İşveren bu madde uyarınca katkı payını zamanında şirkete aktarmaz veya geç aktarırsa birikiminde oluşan parasal kaybından sorumlu olacak. Çalışan, otomatik katılıma ilişkin emeklilik sözleşmesinde belirlenen tutardan daha yüksek bir tutarda kesinti yapılmasını işverenden talep edebilecek. 4. Sistemden çıkmak mümkün müdür; cayma hakkı var mı? Çalışan, emeklilik planına dâhil olduğunun kendisine bildirildiği tarihi müteakip iki ay içinde sözleşmeden cayabilecek. Cayma hakkını kullanmayan çalışan, Hazine Müsteşarlığınca belirlenen hâllerde katkı payı ödemesine ara verilmesini talep edebilecek. 5. Cayma hakkımı kullanırsam para iadesi alabiliyor muyum? Cayma hâlinde, ödenen katkı payları, varsa hesabında bulunan yatırım gelirleri ile birlikte on iş günü içinde çalışana iade edilecek. Ancak sistemden ilk 3 yıl içinde çıkılırsa, kesinlikle devlet katkısı alınamayacak. Emeklilik şirketi, cayma süresince ödenen katkı paylarının değer kaybetmemesini sağlayacak şekilde fon yönetiminden sorumlu olacak. 6. Bu sistemin normal BES’ten farkı ne? Zorunlu katılımda devletin sağladığı katkı nasıl değişiyor? Bilindiği üzere, 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren, kişiler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı paylarının yüzde 25'ine karşılık gelen tutarlar Devlet katkısı olarak hesaplanıyor. Burada bir değişiklik yok. Zorunlu BES’te %25 devlet katkısı gene var; farklı olan şu: Çalışanın cayma hakkını kullanmaması halinde, sisteme girişte bir defaya mahsus olmak üzere, bin TL ilave devlet katkısı sağlanacak. Emeklilik hakkının kullanılması halinde, hesabında bulunan birikimi en az 10 yıllık, yıllık gelir sigortası sözleşmesi kapsamında almayı tercih eden çalışana, birikiminin yüzde 5'i karşılığı ek devlet katkısı ödemesi yapılacak. 7. Peki hangi şartlarda bu devlet katkısı alınabilir? 3 ila 6 yıl arasında sistemden çıkanlar devlet katkısındaki birikimlerinin yüzde 15’ini, 6 ila 10 yıl arasında çıkanlar yüzde 35’ini, 10 yılı tamamlayanlar yüzde 60’ını alabilecek. 8. Mevcut bireysel emekliliği olanlar ne yapacak? 3 ila 6 yıl arasında sistemden çıkanlar devlet katkısındaki birikimlerinin yüzde 15’ini, 6 ila 10 yıl arasında çıkanlar yüzde 35’ini, 10 yılı tamamlayanlar yüzde 60’ını alabilecek. 9. Zorunlu BES’e geçtikten sonra iş yeri değiştirirsem ne olur? Çalışanın işyerinin değişmesi halinde, yeni işyerinde bu madde kapsamında bir emeklilik planı var ise, çalışanın önceki birikimi ve sistemde kazandığı emekliliğe esas süresi, yeni işyerindeki emeklilik sözleşmesine aktarılır. 10. Peki Otomatik BES’e dahil olan bir kişi ne zaman emekli olabilir? Normal bireysel emeklilik sistemindeki tüm şartlar, otomatik katılım için de geçerli sayılıyor. Sistem içinde 10 yıl boyunca kalan bir kişi emekliliğe hak kazanıyor. Bu durumda kendi sistemindeki birikimlerini, getirilerini ve devletin yaptığı katkıları alabiliyor. 11. Sisteme bireysel olarak dahil olmak mümkün mü; emeklilik planımı kendim seçebilir miyim? Hayır ve hayır. Kişi ancak çalıştığı işyeri tarafından sisteme dahil edilebilir. Ve işveren hangi emeklilik şirketiyle anlaşmışsa, onun emeklilik planı geçerli olur. 12. Bu esnada çalıştığım iş yeri iflas eder ya da kapanırsa ne olur? Çalışanların birikimleri emeklilik fonlarında ve devlet güvencesi altında. İşverenin çalışanlardan yaptığı kesintiyi kasasında tutma hakkı yok. Ayrıca işveren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca da denetlenir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca her bir ihlal için 100 TL idari para cezası uygulanır. 13. Ödediğim katkı payı dışında herhangi bir ekstra kesinti olacak mı? Bu işlemlerin tamamı, paranın tahsili ve takip sorumluluğu işverende olacak. Birikimler, işveren ile emeklilik şirketlerinin üzerine anlaştığı emeklilik fonlarında değerlendirilecek. Sunulan emeklilik planları kapsamında şirketlerce fon işletim gideri kesintisi dışında başka bir kesinti yapılmayacak. 14. Son olarak, bireysel emekliliğimin takibini nasıl yapabilirim? Türkiye Sigorta Birliği açıklamasına göre, e-Devlet sisteminde, e-Hizmetler bölümündeki ‘Emeklilik Gözetim Merkezi’ sekmesinde "Bireysel Emeklilik Sistemi Devlet Katkısı Kullanım ve Limit Bilgileri Sorgulama" servisi başlatıldı. Temmuz 2016 sonunda kullanıma açılan servis aracılığıyla katılımcılar sistemdeki tüm sözleşmelerine ilişkin olarak; temel sözleşme bilgilerini, hesaplanan devlet katkısı tutarını ve ilgili yıl için kalan devlet katkısı limitini e-Devlet üzerinden takip edebilecek. İlgili servise, "turkiye.gov.tr" adresinde yer alan e-Devlet Kapısı üzerinden; e-Devlet şifresi, mobil imza, elektronik imza, TC kimlik kartı ve internet bankacılığı yöntemlerden herhangi biri kullanılarak erişim sağlanabiliyor. BU İÇERİK, ONEDİO SİTESİ HABERİNDEN YARARLANILARAK HAZIRLANMIŞTIR.
  7. Anayasa hukukçusu Doç. Dr. Ece Göztepe, AK Parti'nin başkanlık teklifini değerlendirdi: Ben bu teklife ‘mutlakî cumhurbaşkanlığı’ diyorum ve bu tekliften, Meclisin ne iş yapacağını anlayamadım. AK Parti’nin sistem değişikliği getiren Anayasa teklifi Meclis Anayasa Komisyonu’nda görüşülürken konuyu, Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi, anayasa hukukçusu Doçent Doktor Ece Göztepe ile görüştük. Teklif için “mutlakî cumhurbaşkanlığı” benzetmesini yapan Doç. Dr. Göztepe, öneriye ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Göztepe, teklifin öngördüklerinin, Osmanlı Devleti’nin tek Anayasası olan Kanun-i Esasi’nin 1876 yılındaki ilk halini hatırlattığını belirterek “Bu teklifte bir padişah var!” dedi. Doç. Dr. Ece Göztepe, Doç. Dr. Aykut Çelebi ile birlikte editörlüğünü yaptıkları ve 2012 yılında Metis Yayınları’ndan çıkmış olan ‘Demokratik Anayasa – Görüşler ve Öneriler’ adlı kitabında, Türkiye’nin önde gelen hukukçuları ile ikisi yaset bilimcisinin makalelerine yer vererek anayasa tartışmalarına önemli bir katkı sunmuştu. Doç. Dr. Ece Göztepe’nin değerlendirmeleri şöyle: MECLİS’İN NE İŞ YAPACAĞI BELLİ DEĞİL Ben bu teklife ‘mutlakî cumhurbaşkanlığı’ adını verdim. Bir mutlakiyetçi rejim var ve son kertede her şey cumhurbaşkanın eline veriliyor. İşin aslı ben bu tekliften Meclis’in ne iş yapacağını anlamadım. 600 kişiye boşuna ödenek ve yolluk vermeye gerek yok; bu teklife göre feshedilebilir Meclis. DENETİM MEKANİZMASI YOK Rusya’daki rejime ‘süper başkanlık’ diyoruz ya da ‘süper padişahlık’. Rus Anayasası’nın 111’inci maddesine göre, başkan, başbakanı öneriyor, Duma onaylıyor. Duma önerilen başbakanı üç defa atamazsa başkan, başbakanı atıyor ve Duma’yı feshediyor; yeni seçimlerin yapılmasına karar veriyor. Son kertede tüm kararı başkan veriyor. Mecliste görüşülen bu teklifte de son kertede kararı veren her zaman cumhurbaşkanı! Gelişmiş ülkelerin demokrasilerinde, ister parlamenter, yarı-başkanlık ya da başkanlık rejimi olsun, nerede bir yetki ve sorumluluk varsa, onun yerine getirilip getirilmediğini, kötüye kullanılıp kullanılmadığını denetleyen bir denge mekanizması mutlaka vardır. Buradaki teklifteyse bir yetki yoğunlaşması var. ANAYASALAR UZLAŞMA BELGELERİ DEĞİLDİR Türkiye’de herkesin diline sakız olmuş bir tanım var: ‘Anayasa, toplumsal uzlaşma belgeleridir.’ Hayır, öyle değildir. Anayasalar her zaman siyasal iktidarı elinde bulunduranların çizgisini belirlediği metinler olmuştur. Anayasa teklifi, yürütmenin inisiyatifinde değildir. Bakanlar Kurulu’na bir anayasa değişikliği tasarısı yetkisi verilmemesi, münhasıran Meclis’in yetkili olduğunu gösterir bize. KOMİSYONA FARKLI BİR MEKÂN SAĞLANMALI Anayasa’nın 68’inci maddesi, “Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır”, Anayasa’nın 95’inci maddesi, “TBMM, çalışmalarını, kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür. İçtüzük hükümleri, siyasi parti gruplarının, Meclisin bütün faaliyetlerine üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir” der. Siyasi partilerin Başkanlık Divanı’na üye sayıları oranında katılması, yasama sürecinde söz hakkına sahip olmaları güvence altına alınmıştır. Orada ağızlarını açmadan el kaldırmak için bulunmuyorlar. Komisyonda muhalefet partilerinin milletvekillerinin konuşturulmaması demek, Anayasa’nın 95’inci maddesinin esasına ilişkin bir müdahaledir. Anayasa Komisyonu üye olmayanlara da açık bir komisyondur. Bu nedenle çok sayıda milletvekili komisyon toplantılarına katılmak istiyorsa farklı bir mekân sağlanması gerekir. CUMHURBAŞKANININ GÖREV SÜRESİ BELLİ DEĞİL Bir kişi kaç yıl cumhurbaşkanlığı yapabilir, bu öneriden ben bunu anlamış değilim. Teklifin 8’inci maddesi, “Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanlığı yapabilir” diyor. Ancak başka bir maddede erken seçim durumunda bir kez daha aday olabileceği belirtiliyor. Herhangi bir nedenle erken seçim yapılması, üçüncü kez aday olmasının sebebi olamaz. En fazla iki defa seçilir ve birbirine bağladığı meclis seçimleri yenilenirse de şansına küser. Türk anayasalarında şimdiye dek Meclis basit çoğunlukla erken seçim kararı alabiliyordu. Şimdi üye tam sayısının beşte üçüne çıkarılmış. BAŞKANLIK REJİMİ SADECE AMERİKA’DA İŞLİYOR Başkanlık rejimi, tüm mekanizmaları ve yaptırım dengesiyle sadece ve sadece Amerika’da işliyor. Ne Güney Amerika’da ne de Güneydoğu Asya’da işledi. Hep otoriterleşmeyle sonuçlandı, çünkü Amerikan demokrasisinin işlemesini sağlayan toplumsal siyasal arka plan oralarda yok. Demokrasinin diğer kurucu unsurları olan özgür basın, güçlü bir sivil toplum, bağımsız yargı vs. de yok. Cumhuriyetçilerle Demokratlar her oylamada pazarlık yaparlar, çünkü özellikle Avrupa’da gördüğümüz parti disiplini yoktur. ‘Başkanın partisindensiniz, Başkan ne istiyorsa onu yapacağız’ demezler. Böyle gevşek bir siyasal yapıda, başkanın parlamento üzerindeki gücü de azalır. Kıta Avrupasına baktığımızda ise parti disiplini olmasından dolayı diğer hükümet sistemleri iyi işliyor, ama Amerika demokrasisinin iyi işlemesinin sebebi tam tersi, bunun olmaması. SAĞDA DA SOLDA DA PARTİ İÇİ DEMOKRASİ YOK İlke olarak seçilme yaşının 18 olmasına karşı değilim. AB ülkelerinde bu var. Almanya’da Yeşiller Partisi’nden biri, liseden çıktı, Avrupa Parlamentosu’na gitti. O kadar başarılı oldu ki bir kez daha seçildi. Orada parti içi demokrasi var ama burada sağ, sol hiçbir partide parti içi demokrasi mekanizmalarını işletmiyorsan 18 yaşında biri nasıl milletvekili olacak? MECLİS’TE SÖZLÜ SORU ÖNERGESİ VERİLEMEYECEK Meclisin bilgi edinme ve denetim mekanizmaları ‘soru (sözlü ve yazılı soru önergesi), Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru ve Meclis soruşturmasıdır. Bunlar parlamenter sistemde çoğunluğa sahip yürütme ile yasamanın çoğunluk dışındaki unsurları arasındaki denge ve denetleme mekanizmalarıdır. Bu teklifte denetleme başlığı kalkmış ve tüm sistematik bozulmuş. Yazılı soru önergeleri hemen cevaplanmayabilir, sümen altı edilebilir, kamuoyu cevaptan haberdar olmayabilir ama sözlü soru önergelerinde hiç olmazsa Meclis TV’den veya tutanaklar üzerinden bir biçimde konunun görsel medyaya düşme şansı var. Bu teklife göre milletvekilleri sözlü soru önergesi veremeyecekler. Bir de yürütmeyle ilgili tek sorumlu Cumhurbaşkanı iken bakana ne soracaksınız? GENEL GÖRÜŞMENİN KAPSAMI DEĞİŞTİ Şimdiki Anayasada “toplumu ve devlet faaliyetlerini” ilgilendiren belli bir konu üzerine genel görüşmenin yapılabileceği belirtiliyor. Bu teklifte ‘devlet faaliyetleri’ çıkartılmış. Meclis genel görüşmesinde peyzaj mı konuşulacak? ‘Dış politikanın yönü nedir, ülkemizde neden terör var?’ gibi konular görüşülemeyecek. Bu bir tesadüf olamaz! Belli bazı kavramların kullanılmış olması o kavramların kastedildiği anlamına gelmiyor. ‘Genel görüşme yapabilir ama devlet faaliyetleri görüşülemeyecek’ gibi. Şu an genel görüşmenin muhatabı Bakanlar Kuruludur ve en az bir Bakanlar Kurulu üyesi Meclis’te bulunmuyorsa, genel görüşmeye başlanamaz. Bu teklifteki Meclis’te yürütme yok. Meclis kendi kendine gelin güvey olacak çünkü yürütme Meclis’in dışında. Tekrar ediyorum, bu durumda o 600 kişiye boşuna ödenek vermeyelim! BAKANLARA DOKUNMAYIN DENİYOR Bu teklifte Meclis’in hiçbir işlevi kalmıyor. Cumhurbaşkanının yardımcıları var, dışarıdan atanacak bakanlar var. Peki bu bakanların neden yasama dokunulmazlığı olduğu sorusunun yanıtı yok! Dokunmayın deniyor. Meclis bakanlara soru sorumayacak çünkü yasamada değiller. Göreviyle ilgili olmayan suçlarda bu kişilerin niye yasama dokunulmazlığı var? Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına veriliyor. Bakan kavramı var ama ne iş yapacak bu bakanlar? Bu, anlaşılmıyor. ‘Mutlakî cumhurbaşkanlığı’ rejiminde bakanlar, bakanlıkların en üst idari amiri midir, yoksa cumhurbaşkanı mı olacak bütün bakanlıkların en üst idari amiri? Bunu da bilmiyoruz. CUMHURBAŞKANI İSTEDİĞİNİ GÖREVDEN ALABİLİR Teklifin 9’uncu maddesinde ‘Cumhurbaşkanı üst düzey kamu yöneticilerini atar ve görevlerine son verir’ diyor. Üst düzey kamu yöneticisine vali, kaymakam, HSYK Başkanı, Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanı ve daha pek çok bürokrat girer. Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları görev ve yetkisi de cumhurbaşkanı kararnamesiyle belirlenebilecek. KARARNAMELERİ KİM DENETLEYECEK? “Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılabilir. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz” deniyor. Hukukçuların bunu görünce tek sormaları gereken şudur: Münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir konuda diyelim ki kararname çıktı, yurttaş olarak nereye gidebilirim? Bunun cevabı yok bu teklifte. Hiçbir kurumsal güvence ve kontrol mekanizması olmaksızın bir çatışma normu düzenlenmiş gibi görünüyor, ama bunun ihlali halinde hiçbir denetim mekanizması öngörülmemiş. Güç bende, kararname çıkardım, ‘hadi uygulama!’ deniyor. Denetleyecek bir mekanizma kurmak isteselerdi, Anayasa Mahkemesi’ne Cumhurbaşkanı kararnameleriyle yasalar arasındaki çatışmalarla ilgili olarak Anayasa’da ek bir yetki vermeleri gerekirdi. FEDERATİF DEVLET İHTİMALİ GÖRÜNMÜYOR Teklifin 15’inci maddesinde, “Merkezi idare kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşlarının görev, yetki ve sorumlulukları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir” diyor. Ben burada bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile federatif devlet oluşturma ihtimali görmüyorum. Federal bir sisteme geçilecekse bunun Anayasada düzenlenmesi lazım. Bu, kararnameyle yapılamaz zaten. YARGI BAĞIMSIZLIĞININ RUHUNA EL FATİHA Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK)‘Yüksek’inin neden çıkartılıp HSK yapıldığına dair gerekçede herhangi bir bilgi yok. HSK üyelerinin 6’sı Cumhurbaşkanı, 6’sı Meclis tarafından seçilecek. Kurulun Başkanı, Adalet Bakanı. Onu da önceden Cumhurbaşkanı seçtiğine göre 6 isim Beştepe’de belirlenecek. Meclis’le Cumhurbaşkanının aynı seçimde seçileceğini ve dolayısıyla aynı siyasi görüşe tâbi olacağı varsayılabileceğinden bu siyasal resimde herhalde HSK’yı da aynı siyasi görüşün oluşturması sürpriz olmaz. Yargı bağımsızlığının ruhuna El Fatiha! HSK üyesinin Meclis’teki seçiminde ilk turda üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu aranıyor. Sağlanamazsa beşte üçü. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan iki aday arasında ad çekme usulüyle seçim tamamlanacak. Basit çoğunluktan bile vazgeçiliyor, kura ile belirleniyor. Eğer Antik Yunan demokrasisinin temel yöntemlerinden birisi olan kuraya geri dönmek istiyorlarsa, baştan itibaren bu yola başvursalardı. YEDEK MİLLETVEKİLLİĞİNDE HAYATİ TEHLİKE Mevcut Anayasanın 78’inci maddesi der ki, “…boşalan üyeliklerin sayısı, üye tam sayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerin üç ay içinde yapılmasına karar verilir.” 2003 yılında bu maddenin son fıkrasına bir de Erdoğan maddesi eklenmişti ve Erdoğan o sayede Meclis’e girmişti. Şimdi listeden kim eksilirse onun yerine başkası ikame edilecek. Ara seçim yaptığında o seçim bölgesinden başka bir partinin milletvekilinin Meclis’e girme olasılığı var. O yüzden ara seçimi kaldırıyor. Hani nerede kaldı “kutsal milli irade?” Yedek milletvekilliği Almanya’da hem eyalet hem federal düzeyde var ve kimse öldürülmedi ama orası medeni bir ülke. Ben Türkiye’de bazı seçim bölgelerinde hayati tehlike oluşturacağından ciddi endişe duyuyorum. TEKLİFTE BİR PADİŞAH VAR VE 1876’YA DÖNÜYORUZ Bu teklifte bir padişah var ve onun izniyle görev yapan bir parlamento var. Aynen 1876’ya dönüyoruz. Anlaşılması o kadar zor bir teklif ki! Ormanın içinde geziyorsun ve hiçbir şeyi göremiyorsun. Bu çok iyi bir bürokrasi taktiğidir. Tam bir yıldırma taktiği. Madde 19’un ‘ç’ bendinde, “108. maddesinin birinci fıkrasına ‘incelemek’ ibaresinden önce gelmek üzere “idari soruşturma” ibaresi eklenmiş ve böylece Devlet Denetleme Kurulu’na (DDK) idari soruşturma yetkisi veriliyor. Sadece rapor yazıp Cumhurbaşkanı’nı bilgilendirmekle yükümlü bir makam böylece idari soruşturma yetkisine sahip oluyor. Ayrıca şimdiki Anayasa’da Silahlı Kuvvetler, DDK’nın alanı dışındayken artık orada idari soruşturma yapılabilir. Bu soruşturmanın idari amiri kim? Cumhurbaşkanı. YANGINDAN MAL KAÇIRMA Yürürlük maddesi tamamen yangından mal kaçırma maddesi. Bazı yetkilere acilen ihtiyacımız var, bazıları biraz bekleyebilir maddesi. Anayasa yürürlüğe girer girmez cumhurbaşkanının AKP üyeliği hayata geçecek ama diğerleri için bekleyebiliriz demişler. Parti üyeliği acil lazım. Üyesi olduğu partinin genel başkanı olmasını engelleyen bir düzenlemeye de rastlayamadım. MHP’nin güya ayak dirediği şeyi göremedim. BÜTÇE İÇİN MECLİSİN KARARINA GEREK YOK Şimdiki Anayasa’da her ne kadar Bakanlar Kurulu bütçe yasa tasarısını Meclis’e sunma ve kırk kişilik Bütçe Komisyonu’nda en az yirmi beş kişi ile temsil edilme hakkına sahipse de, bütçe yapma yetkisi münhasıran Meclis’te başlayıp biten bir yetkidir. Bu nedenle Anayasa’da yazıldığı gibi, harcanabilecek miktar sınırının Bakanlar Kurulu kararıyla aşılabileceğine dair bütçelere hüküm konulamaz; Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname ile bütçede değişiklik yapmak yetkisi verilemez. Parlamenter sistemde yürütmenin diğer kanadı olan cumhurbaşkanı diğer kanunlardan ve anayasa değişikliklerinden farklı olarak bütçe kanununu tekrar görüşülmek üzere Meclis’e geri gönderemez. Oysa teklifte ne görüyoruz? Bütçe teklif yetkisi cumhurbaşkanında; Meclis bu teklifi görüşme yetkisine sahip. Ama yetmiş beş günde bütçe karara bağlanamazsa da sorun değil, çünkü bu durumda bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak yürürlüğe konulur. Yani cumhurbaşkanı son kertede istediği bütçeye Meclis’in kararına gerek olmaksızın da kavuşur! KAYNAK
  8. Marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması ve bu suretle teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkı sağlanması amaçlayan altısı geçici olmak üzere, toplam 199 maddeden oluşan Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı, üç gün süren görüşmelerin ardından, 22.12.2016 tarihli Genel Kurul oturumunda kabul edilerek yasalaştı. Sınai mülkiyet haklarına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamelerle yapılan düzenlemeler, TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Sınai Mülkiyet Kanunu ile tek çatı altında toplanıyor. 6769 Sayılı Fikri Sınai Kanunu'nda Neler Var? Kanunla, marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı modelile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunması ve bu suretleteknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesine katkısağlanması amaçlanıyor. Türk Patent Enstitüsünün adı Türk Patent ve Marka Kurumu olarakdeğiştiriliyor. Kurumun kısa adı da "Türk Patent" olarak düzenleniyor. Tescilli markaların piyasada daha etkin kullanımını sağlamak vekullanılması düşünülmeyen mal ve hizmetler için marka tescil talebindebulunulmasının önüne geçmek amacıyla yayıma itiraz eden taraftan kullanımailişkin bilgi ve belgeler sunulmasının talep edilmesini sağlayan düzenlemegetirilmesiyle, markaların kullanımının özendirilmesi hedefleniyor. AB düzenlemesine paralel olarak yedi yıl sonra yürürlüğe girmeküzere, markalara idari iptal getiriliyor, marka tescil süreçleri kısaltılıyor. Önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakatettiğini gösteren noter onaylı muvafakatnamenin Türk Patent ve Marka Kurumunasunulması halinde başvurunun reddedilemeyeceğine ilişkin düzenleme getiriliyor. Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğerteşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması vemarka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasınısağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahilsözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veyaambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilecek. Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veyaönceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği vekapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tesciledilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafındanilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa, itiraz üzerinebaşvuru reddedilecek. Kanunla sağlanan marka koruması, tescil yoluyla elde edilecek.Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine ait olacak ve markasahibinin, izinsiz olarak yapılması halinde bazı fiillerin önlenmesini talepetme hakkı olacak. Tescilli bir markanın, basılı olarak veya elektronik ortamdasunulan sözlük, ansiklopedi ya da başka bir başvuru eserinde, tescilli olduğubelirtilmeden jenerik ad izlenimi verecek şekilde yayımlanması durumunda, markasahibinin talebine bağlı olarak yayımcı, elektronik ortamda sunulan eserlerdederhal, basılı eserlerde ise ilk baskısında markanın tescilli olduğunubelirtmek suretiyle yanlışlığı düzeltecek ya da markayı eserden kaldıracak. Tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadantescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafındanTürkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz araverilen markanın iptaline karar verilecek. Marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırtedilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil ya da temsilci adına tescilininyapılması halinde, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir sebebi yoksa markasahibi; mahkemeden, markasının kullanımının yasaklanmasını talep edebileceğigibi söz konusu tescilin kendisine devredilmesini de talep edebilecek. Paris Sözleşmesi veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması'nataraf devletlerden birinin uyruğunda olan ya da bu devletlerden birininuyruğunda olmamakla beraber bunlardan birinde yerleşim yeri veya işler durumdaticari müessesesi bulunan gerçek ya da tüzel kişiler veya bunların halefleri,bu devletlerin herhangi birinde yetkili mercilere markanın tescili için usulüneuygun olarak yaptıkları başvuru tarihinden itibaren altı aylık süre içinde,Paris Sözleşmesi hükümleri kapsamında aynı marka ve aynı mal veya hizmetleriçin Türkiye'de başvuru yapma konusunda rüçhan hakkından yararlanacak. Markaların Uluslararası Tescili Konusundaki Madrid Sözleşmesiile İlgili Protokol kapsamında yapılan bir uluslararası başvuru, Türk Patent veMarka Kurumuna doğrudan yapılan bir başvuruyla aynı sonuçları doğuracak. Bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, tescil edilmemesigerektiğine ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusununyayımından itibaren 2 ay içinde yapılacak. Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 10yıl olacak. Bu süre, 10'ar yıllık dönemler halinde yenilenecek. Marka hakkı, tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı yada tamamı için lisans sözleşmesine konu olabilecek. Mahkeme tarafından ilgili maddeler uyarınca markanınhükümsüzlüğüne karar verilebilecek. Menfaati olanlar, cumhuriyet savcıları veyailgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemedenisteyebilecek. Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, markaya kanunlasağlanan koruma hiç doğmamış sayılacak. Koruma süresinin dolması ve markanın süresi içindeyenilenmemesi; marka sahibinin marka hakkından vazgeçmesi durumunda da markahakkı sona erecek. Marka sahibinin yetkisinde olan markayı kullanma hakkına,başkalarınca tecavüz edilmesini engellemek amacıyla marka hakkına tecavüzsayılan fiiller sıralanıyor. Marka sahibinin izni olmadığı sürece marka kullanımı, markanınaynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanarak markanın taklitedilmesi marka hakkına tecavüz sayılacak. Taklit markayı taşıyan ürünleri, bu durumu bildiği veya bilmesigerektiği halde satan, dağıtan, bir başka şekilde ticaret alanına çıkaran,ithal ve ihraç eden, ticari amaçla elde bulunduran veya bu ürüne dair sözleşmeyapmak için öneride bulunan kişiler de marka hakkına tecavüz etmiş olacak. Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler de kanunda yeralıyor. Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyletecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithalya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayankişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası ilecezalandırılacak. Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalajüzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5 bingüne kadar adli para cezasına çarptırılacak. Yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerindedevretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişiye, 2yıldan 4 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmişmalı, satışa arz eden veya satan kişi hakkında bu malı nereden temin ettiğinibildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallarael konulmasını sağlaması halinde cezaya hükmolunmayacak. Marka sahibinin kontrolü altında birçok işletme tarafından oişletmelerin ortak özelliklerini, üretim usullerini, coğrafi menşelerini vekalitesini garanti etmeye yarayan işaret, garanti markası olacak. Garanti markası, marka sahibinin veya marka sahibine iktisadenbağlı olan işletmenin mal veya hizmetlerinde kullanılamayacak. Kanunda, "ortak marka", üretim veya ticaret ya dahizmet işletmelerinden oluşan bir grup tarafından kullanılan işaret olarakadlandırılıyor. Ortak marka, gruptaki işletmelerin mal veya hizmetlerini diğerişletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayacak. Kanunda, coğrafi işaret hakkı, geleneksel ürün adı hakkıile birlikte düzenleniyor. Bu kapsamda, geleneksel ürün adının tescilyoluyla korunmasına ilişkin düzenleme getiriliyor. Tasarım başvurularının bültende yayımlanma süresini 6 aydan 3aya düşürülecek. Türk Patent ve Marka Kurumu kararlarına itirazedilebilecek. Coğrafi işaretli ürünlerin denetimine ilişkin raporsunma 10 yıldan 1 yıla indirilecek. Doğal ve beşeri unsurların bir araya gelmesi sonucu gıda, tarım,maden, el sanatları ürünleri ve sanayi ürünlerinden kanundaki şartlara uygunolanlar, tescil edilmesi şartıyla, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı korumasındanyararlanacak. Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımındankökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösterenişaret, coğrafi işaret olarak adlandırılacak. Coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnaidurumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alanaözgü doğal ve beşeri unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerintümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adlarmenşe adı olacak. Coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkedenkaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bucoğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en azbiri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayanadlar mahreç işareti sayılacak. Coğrafi bir yer adı içermese dahi şartları taşıyan bir ürünübelirtmek için geleneksel olarak kullanılan, günlük dilde yerleşmiş ve coğrafibir yer adı içermeyen adlar da menşe adı veya mahreç işareti olabilecek. Menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen, ilgilipiyasada bir ürünü tarif etmek için geleneksel olarak en az 30 yıl süreylekullanıldığı kanıtlanan adlar, geleneksel üretim veya işleme yöntemi yahutgeleneksel bileşimden kaynaklanması veya geleneksel hammadde veya malzemedenüretilmiş olması halinde, geleneksel ürün adı olarak tanımlanacak. Meşe adı, mahreç işareti ve geleneksek ürün kapsamına girmeyenadlar, ürünlerin öz adı olmuş adlar, ürünün gerçek kaynağı konusunda halkıyanıltabilecek olan bitki tür ve çeşitleri, hayvan ırkları veya benzeri adlar,kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı adlar, şartları taşıyan kişilertarafından başvurusu yapılmasına rağmen kendi ülkesinde korunmayan, korumasısona eren veya kullanılmayan adlar, tescilli veya başvurusu yapılmış bircoğrafi işaret ile tamamen veya kısmen eş sesli olan ve tüketiciyiyanıltabilecek adlar coğrafi işaret olarak tescil edilemeyecek. Üretici grupları, ürün veya ürünün kaynaklandığı coğrafi alanlailgili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşları, ürünle ilgili olarak kamu yararına çalışan veya üyelerininekonomik çıkarlarını korumaya yetkili dernekler, vakıflar ve kooperatifler,ürünün tek bir üreticisi varsa, bu durumu ispat etmesi şartıyla ilgili üretici,coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı tescil başvurusunda bulunabilecek. Yabancı ülke kaynaklı coğrafi işaret veya geleneksel ürün adıbaşvurusu Türkiye'de korunan coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı ile aynıise inceleme, bölgesel ve geleneksel kullanım ile benzer adların tüketicitarafından birbiriyle karıştırılması riski göz önüne alınarak yapılacak. TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşan Sınai MülkiyetKanunu Tasarısı'na göre, tescil edilen coğrafi işaretin veya geleneksel ürünadının kullanım hakkına sahip kişiler, bunları, amblem ile birlikte ürün veyaambalajı üzerinde kullanacak. Buna göre, bültende yayımlandığı tarihten itibaren 3 ayiçinde itiraz yapılmamış, yapılan itirazlar nihai olarak reddedilmiş veyaitirazların değerlendirilmesi sonucunda değişikliğe uğramış başvuru, bildirimtarihinden itibaren 2 ay içinde tescil edilecek. Tescil edilen coğrafi işaretin veya geleneksel ürünadının, tescile konu özelliklerinde değişiklik olması halinde değişiklik talebi,ücretinin ödenmesi şartıyla menfaati bulunanlar tarafından yapılabilecek. Tescilli coğrafi işaretler ve geleneksel ürün adları, sicildebelirtilen şartlara uygun olan ürünlerin üretimi veya pazarlamasında faaliyetgösterenler tarafından kullanılacak. Bu kişiler, tescil ettirene, coğrafiişaret ve geleneksel ürün adına yönelik üretim ve pazarlama faaliyetigösterdiklerine dair bildirimde bulunacak. Tescil edilmiş coğrafi işaretin veya geleneksel ürünadının kullanım hakkına sahip olan kişiler, bunları, amblem ile birlikteürün veya ambalajı üzerinde kullanacak. Coğrafi işaretler bakımından ambleminkullanılması zorunlu olacak. Tescilli bir markanın sahip olduğu itibar, ün ve kullanımsüresi de göz önünde bulundurularak bu marka ile aynı veya benzer olmasısebebiyle markanın varlığına zarar verici veya gerçek kaynağı konusundayanıltıcı olacak nitelikteki adların coğrafi işaret veya geleneksel ürün adıolarak tesciline, önceki tarihli hak sahibinin itirazı üzerine izinverilmeyecek. Coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının hükümsüzlüğü,menfaati olanlarca mahkemeden istenebilecek. Düzenlemede öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri vesınai haklar hukuk ve ceza mahkemeleri olacak. Türk Patent ve Marka Kurumunun aldığı kararlara karşı açılacakdavalarda ve kurum kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin kurum aleyhineaçacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai HaklarHukuk Mahkemesi olacak. Sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özelhukuka ilişkin taleplerde, Borçlar Kanunu'nun zaman aşımına ilişkin hükümleriuygulanacak. Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından dahaönceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak kişilerin açtığı tecavüzdavasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ilerisüremeyecek. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisansa sahip olankişi, üçüncü bir kişi tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesidurumunda, hak sahibinin kanun uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilecek. İnhisari olmayan lisans alan, sınai mülkiyet hakkına tecavüzdolayısıyla dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa yapacağıbildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden isteyecek. Hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihindenitibaren 3 ay içinde talep edilen davayı açmaması halinde, lisans alan, yaptığıbildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüdedava açabilecek. Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesinin varlığı halinde vesöz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesinimahkemeden talep edebilecek. Mahkemenin tedbir kararı verdiği hallerde talepte bulunan lisanssahibi dava açmaya da yetkili olacak. Kanun uyarınca dava açma hakkı olankişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarınatecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi içinciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmünetkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemedenisteyebilecek. Gerçek veya tüzel kişiler ile bu kişiler tarafındanyetkilendirilmiş sicile kayıtlı marka veya patent vekilleri Türk Patent veMarka Kurumu nezdinde işlem yapabilecek. Tüzel kişiler, yetkili organlarıtarafından tayin edilen gerçek kişi veya kişilerce temsil edilecek. Yerleşimyeri yurt dışında bulunan kişiler ancak marka veya patent vekilleri tarafındantemsil edilecek. Sınai mülkiyet hakkının verilmesi veya tescili ile ilgiliişlemler için ödenmesi gereken ücretlerin ödendiğine ilişkin bilgi, süresiiçinde Türk Patent ve Marka Kurumu'na sunulmazsa sınai mülkiyet hakkı başvurusugeri çekilecek. Kurul kararlarının iptali veya hükümsüzlük istemli davalardaverilen kararlar kesinleşmedikçe icra edilemeyecek. Kanunda yer alan suçlar sebebiyle el konulan veya muhafazaaltına alınan suça konu eşya, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüdekayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı ya da muhafazasının ciddi külfet oluşturmasıhalinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, soruşturma aşamasındaCumhuriyet savcısının talebi üzerine hakim, kovuşturma aşamasında hükümden öncemahkeme tarafından imhasına karar verilecek. Türk Patent ve Marka Kurumunun merkez teşkilatı için toplam 278kadro ihdas edilecek. Kanunun yayım tarihinden önce enstitüye yapılmış olan ulusal veuluslararası marka ve tasarım başvuruları ile coğrafi işaret başvuruları,başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılacak. Kanunun yayım tarihinden önce yapılmış ulusal patent başvurularıve faydalı model başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuathükümlerine göre sonuçlandırılacak. Patent hakkı, koruma süresinin dolması, patent sahibinin patenthakkından vazgeçmesi veya yıllık ücretlerin öngörülen sürelerde ödenmemesihalinde sona erecek. Sınai Mülkiyet Kanunu'na göre, zorunlu lisansın devri, işletmeile veya işletmenin lisansın değerlendirildiği kısmı ile devredilmesiylegeçerli olabilecek. Zorunlu lisansın, patent konularının bağımlılığıgerekçesiyle verilmesi halinde ise lisans, bağımlı patentle beraberdevredilecek. Lisans alan veya patent sahibi, zorunlu lisans verilmesindensonra ortaya çıkan ve değişikliği haklı kılan olaylara dayanarak, mahkemeden,zorunlu lisans bedelinde veya şartlarında değişiklik yapılmasını talepedebilecek. Lisans alan, zorunlu lisanstan doğan yükümlülüklerini ciddişekilde ihlal ettiği veya sürekli olarak yerine getirmediği takdirde mahkeme,patent sahibinin talebi üzerine, tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla lisansıiptal edebilecek. Zorunlu lisansın verilmesine neden olan şartların sona ermesi vetekrarlanma ihtimalinin ortadan kalkması halinde, talep üzerine mahkeme zorunlulisansı iptal kararı verebilecek. Mahkeme, Türk Patent ve Marka Kurumunun nihai kararından sonra,patent konusu, patent verilebilirlik şartlarını taşımıyorsa, başvurunun ilkhalinin kapsamını aşıyorsa, buluş yeteri kadar açıklanmamışsa, patent sahibininpatent isteme hakkına sahip olmadığı ispatlanmışsa, patentin hükümsüzkılınmasına karar verebilecek. Patent sahibinin, patent isteme hakkına sahip olmadığıhakkındaki iddiayı ancak buluşu yapan veya halefleri tarafından ilerisürülebilecek. Patentin hükümsüzlüğü davası, patentin koruma süresince veyahakkın sona ermesini izleyen 5 yıl içinde, sicile patent sahibi olarak kayıtlıkişiye karşı açılabilecek. Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgilikamu kurum ve kuruluşları patentin hükümsüzlüğünü isteyebilecek. Patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, kararınsonuçları geçmişe dönük olarak etkili olacak, patent veya patent başvurusunasağlanan koruma hiç doğmamış sayılacak. Kesinleşmiş kararla hükümsüz kılınan patent, Enstitü tarafındansicilden terkin edilecek. Patent hakkı, koruma süresinin dolması, patent sahibinin patenthakkından vazgeçmesi veya yılık ücretlerin öngörülen sürelerde ödenmemesihalinde sona erecek. Hakkı sona eren patentin konusu, kamuya ait olacak. Patent sahibi, patentin tamamından veya bir ya da birden çokpatent isteminden vazgeçebilecek. Sicile kayıtlı hak ve lisans sahiplerinin izni olmadıkça,patentten vazgeçilemeyecek. Patent üzerinde, üçüncü kişi tarafından haksahipliği iddia edilmiş ve bu hususta alınan tedbir kararı sicilekaydedilmişse, bu kişinin izni olmadıkça patentten vazgeçilmesi mümkünolmayacak. Kanunda, patent veya faydalı model hakkına tecavüz fiillerişöyle sıralandı: "Patent veya faydalı model sahibinin izni olmaksızın buluşkonusu ürünü, kısmen veya tamamen üretme sonucu taklit etmek. Kısmen veya tamamen taklitle meydana getirildiğini bildiği ya dabilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla üretilen buluş konusu ürünleri satmak,dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, bu amaçlar için ithaletmek, ticari amaçla elde bulundurmak, uygulamaya koymak suretiyle kullanmak,bu ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak. Patent sahibinin izni olmaksızın buluş konusu usulü kullanmakveya bu usulün izinsiz olarak kullanıldığını bildiği ya da bilmesi gerektiğihalde buluş konusu usulle doğrudan doğruya elde edilen ürünleri satmak,dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak ya da bu amaçlar içinithal etmek, ticari amaçla elde bulundurmak, uygulamaya koymak suretiylekullanmak veya bu ürünlerle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak. Patent veya faydalı model sahibi tarafından sözleşmeye dayalılisans veya zorunlu lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya buhakları üçüncü kişilere devretmek." Patent konusunun, bir ürün veya maddenin elde edilmesine ilişkinbir usul olması halinde mahkeme, aynı ürün veya maddeyi elde etme usulününpatent konusu usulden farklı olduğunu ispat etmesini davalıdan isteyebilecek. Patent başvurusu veya faydalı model başvurusu sahibi, başvurununyayımlandığı tarihten itibaren buluşa vaki tecavüzlerden dolayı davaaçabilecek. Tecavüz eden, başvurudan veya kapsamından haberdar edilmiş isebaşvurunun yayınlanmış olmasına bakılmayacak. Mahkeme, tecavüz edenin kötüniyetli olduğuna karar verirse, yayımdan önce de tecavüzün varlığı kabuledilecek. Yeni olan ve sanayiye uygulanabilen buluşlar, faydalı modelverilerek korunacak. Faydalı modelin yenilik değerlendirmesinde, buluş konusuna katkısağlamayan teknik özellikler dikkate alınmayacak. Teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluşbasamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilecek. Keşifler, bilimsel teoriler ve matematiksel yöntemler; zihnifaaliyetler, iş faaliyetleri veya oyunlara ilişkin plan, kural ve yöntemler;bilgisayar programları; estetik niteliği bulunan mahsuller, edebiyat ve sanateserleri ile bilim eserleri; bilginin sunumu buluş niteliğinde sayılmayacak.Patent başvurusu veya patentin bu konu veya faaliyetlerle ilgili olmasıhalinde, sadece bu konu veya faaliyetlerin kendisi patentlenebilirliğin dışındakalacak. Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı buluşlar; mikrobiyolojikişlemler veya bu işlemler sonucu elde edilen ürünler hariç, bitki çeşitleriveya hayvan ırkları ile bitki veya hayvan üretimine yönelik biyolojik işlemler;insan veya hayvan vücuduna uygulanacak teşhis yöntemleri ile cerrahi yöntemlerdahil tüm tedavi yöntemleri; oluşumunun ve gelişiminin çeşitli aşamalarındainsan bedeni ve bir gen dizisi veya kısmi gen dizisi de dahil olmak üzere insanbedeninin öğelerinden birinin sadece keşfi; insan klonlama işlemleri, insaneşey hattının genetik kimliğini değiştirme işlemleri, insan embriyosunun sınaiya da ticari amaçlarla kullanılması, insan ya da hayvanlara önemli bir tıbbifayda sağlamaksızın hayvanlara acı çektirebilecek genetik kimlik değiştirmeişlemleri ve bu işlemler sonucu elde edilen hayvanlar patent verilerekkorunmayacak. Patent veya faydalı model başvurusu, tek bir buluşu veya tek birgenel buluş fikrini oluşturacak şekilde bir araya gelmiş buluşlar grubunuiçerecek. Buna uygun olmayan başvurular, başvuru sahibinin talebi veya TürkPatent ve Marka Kurumunun bildirimi üzerine bölünmüş başvurulara ayrılacak. Başvurunun şekli şartlara uygunluk bakımından eksikliğininolmadığı anlaşılır veya eksiklikler süresi içinde giderilirse araştırma raporudüzenlenecek. Başvuru sahibi başvuruyla birlikte veya bildirime gerekolmaksızın başvuru tarihinden itibaren 12 ay içinde ücretini ödemek kaydıylaaraştırma talebinde bulunacak. Aksi takdirde başvuru geri çekilmiş sayılacak. Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden itibaren 18 aylık sürenindolması veya bu süre dolmadan başvuru sahibinin erken yayım talebi üzerinepatent veya faydalı model başvurusu bültende yayımlanacak. 18 aylık süredolmadan önce patent verilmesi kararlaştırılırsa patent başvurusu ve patentbirlikte yayımlanacak. Buluşun ya da başvurunun düzenlemeye uygun olmadığınınanlaşılması halinde görüş sunması veya değişiklik yapması için başvuru sahibine3 ay süre verilecek. İnceleme raporunda başvuru ve buna ilişkin buluşundüzenlemeye uygun olduğunun belirtilmesi halinde patentin verilmesine kararverilecek. Üçüncü kişiler, patentin verilmesi kararının yayımlanmasındanitibaren 6 ay içinde patente itiraz edebilecek. Türk Patent ve Marka Kurumu, Yeniden İnceleme ve DeğerlendirmeDairesi bünyesinde bulunan kurul patentin veya değiştirilmiş halinin uygunolduğu görüşündeyse patentin ya da varsa değiştirilmiş halinin devamına, uygunolmadığı görüşündeyse patentin hükümsüzlüğüne karar verecek. Başvuru tarihinden başlamak üzere patentin koruma süresi 20 yıl,faydalı modelin koruma süresi 10 yıl olacak. Bu süreler uzatılamayacak. Yıllık ücretlerin ödenmemesi halinde, patent hakkı bu ücretinvade tarihi itibarıyla sona erecek. Patent hakkının sona erdiğine ilişkinbildirim tarihinden itibaren 2 ay içinde telafi ücretinin ödenmesi halindepatent hakkı, ücretin ödendiği tarih itibarıyla yeniden geçerlilik kazanacak. Faydalı modelin verilmesi, geçerliliği ve yararlılığı konusundaTürk Patent ve Marka Kurumu tarafından garanti verildiği şeklinde yorumlanamayacak,kurumun sorumluluğunu doğurmayacak. Aynı kişiye veya halefine, aynı buluş konusunda, aynı korumakapsamıyla, birbirinden bağımsız olarak birden fazla patent veya faydalı modelya da bu belgelerin her ikisi verilmeyecek. Patent başvurusu sahibi, işlemleri devam eden başvurusununfaydalı model başvurusuna dönüştürülmesini talep edebilecek. Böyle bir talepyapılması halinde kurum, bildirim tarihinden itibaren 1 ay içinde gereklibelgeleri vermesi ve araştırma ücretini de ödeyerek araştırma talebinde bulunmasıgerektiğini başvuru sahibine bildirecek. Patent isteme hakkı, buluşu yapana veya onun haleflerine ait olup, bu hakkın başkalarına devri mümkün olacak. Buluş birden çok kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmişse patent isteme hakkı, taraflar başka türlü kararlaştırmamışsa bu kişilerin tamamına ait olacak. Aynı buluş, birbirinden bağımsız olarak birden çok kişitarafından gerçekleştirilmişse patent isteme hakkı, önceki tarihli başvurunun yayınlanmış olması şartıyla daha önce başvuru yapana ait olacak. Patent isteme hakkı, buluşu yapana veya onun haleflerine ait olacak, bu hak başkalarına devredilebilecek. Buluş birden çok kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmişse patent isteme hakkı bu kişilerin tamamına aitolacak. Sınai Mülkiyet Kanunu'na göre, dava açan hak sahibi, dava sonucunda verilecek kararın lehine kesinleşmesi halinde, kararın kesinleşme tarihinden itibaren 3 ay içinde patent başvurusunun kendi başvurusu olarakkabul edilmesini isteyebilecek. Hak sahibi, 3 ay içinde talepte bulunmazsa davakonusu başvuru geri çekilecek. Buluşu, başvuru sahibiyle birlikte gerçekleştirdiğini önesürerek, kısmi bir hakkı bulunduğunu iddia eden kişi de ortak hak sahipliği tanınması talebiyle dava açabilecek. Patent, gerçek hak sahibinden başkasınaverilmişse gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden kişi, patentin kendisinedevredilmesini mahkemeden talep edebilecek. Patent başvurusu veya patent birden çok kişiye aitse haküzerindeki ortaklık, taraflar arasındaki anlaşmaya göre, böyle bir anlaşma yoksa ilgili kanundaki paylı mülkiyete ilişkin hükümlere göre belirlenecek. Her hak sahibi diğerlerinden bağımsız olarak, kendisine düşenpay üzerinde serbestçe tasarrufta bulunacak, diğer hak sahiplerine bildirimde bulunduktan sonra buluşu kullanabilecek, alınan patentin sağladığı haklarınherhangi bir şekilde tecavüze uğraması halinde üçüncü kişilere karşı hukukdavası açabilecek. Çalışanın, bir işletme veya kamu idaresinde yükümlü olduğufaaliyeti gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletme veya kamui daresinin deneyim ve çalışmalarına dayanarak iş ilişkisi sırasında yaptığıbuluş, hizmet buluşu sayılacak, bunun dışında kalan buluş serbest buluş olarakkabul edilecek. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlara buluşları için ödenecekbedel, buluştan elde edilen gelirin üçte birinden az olamayacak. Ancak buluş konusunun kamu kurum veya kuruluşu tarafından kullanılması halinde ödenecekbedel, bedelin ödendiği ay için çalışana ödenen net ücretin 10 katından fazlaolamayacak. Çalışan, hizmet buluşu yaptığında bu buluşunu yazılı olarak vegeciktirmeksizin işverene bildirecek. Çalışan, teknik problemi, çözümünü vehizmet buluşunu nasıl gerçekleştirdiğini bildiriminde açıklayacak, buluşun dahaiyi açıklanması bakımından resmini de işverene verecek. Çalışan, hizmetbuluşunu serbest buluş niteliği kazanmadığı sürece gizli tutacak. İşveren, hizmet buluşuyla ilgili hak talep edebilecek. İşverenbu talebi, çalışanın bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren 4 ayiçinde yazılı olarak çalışana bildirecek. Çalışana böyle bir bildiriminsüresinde yapılmaması veya hak talebinde bulunulmadığına dair bildirimyapılması halinde, hizmet buluşu serbest buluş niteliği kazanacak. İşveren hizmet buluşu üzerinde kısmi hak talep ederse, işvereninbuluşu kullanması halinde, çalışan makul bir bedelin kendisine ödenmesiniisteyebilecek. İşveren, kendisine bildirimi yapılan hizmet buluşu için tam haktalebinde bulunmuşsa, patent verilmesi amacıyla ilk başvuruyu Türk Patent veMarka Kurumu yapmakla yükümlü olacak. Ancak işveren, işletme menfaatlerigerektiriyorsa patent başvurusu yapmaktan kaçınabilecek. Hizmet buluşu serbest buluş niteliği kazanmışsa, çalışan bizzatbaşvuru yapma hakkına sahip olacak. İşveren, hizmet buluşu için tam haktalebinde bulunmuşsa, söz konusu buluşun yabancı bir ülkede de korunması içinbaşvuruda bulunabilecek. İşveren, çalışanın talebi üzerine, patent almakistemediği yabancı ülkeler için buluşu serbest bırakmak ve bu ülkelerdeçalışana patent almak için talepte bulunma imkanını sağlayacak. İşverenler, düzenlemenin, buluşlarına ilişkin hükümlerine aykırıolacak şekilde çalışanların aleyhine düzenleme ve uygulama yapamayacak. Çalışan, patent alınabilmesi için gerekli bilgileri işverenevermek ve gerekli yardımı yapmakla, işveren de hizmet buluşuna patent verilmesiiçin yaptığı başvuru ve eklerinin suretlerini çalışana vermek ve çalışanıntalebi üzerine başvuru işlemleri sırasındaki gelişmeleri ona bildirmekleyükümlü olacak. Çalışan, iş sözleşmesi ilişkisi içindeyken serbest bir buluşyaptığı takdirde, durumu geciktirmeden işverene bildirecek. Çalışanın,işverenin iflas etmesi, iflas idaresinin de buluşu işletmeden ayrı olarakdevretmek istemesi halinde buluşa ilişkin olarak ön alım hakkı olacak. Yükseköğretim kurumları, Milli Savunma ve İçişleribakanlıklarına bağlı yükseköğretim kurumlarında yapılan bilimselçalışmalar veya araştırmalar sonucunda gerçekleştirilen buluşlar için,çalışanların buluşlarına ilişkin hükümler uygulanacak. Yükseköğretim kurumlarında yapılan bilimsel çalışmalar veyaaraştırmalar sonucunda bir buluş gerçekleştiğinde buluşu yapan, buluşunu yazılıolarak ve geciktirmeksizin yükseköğretim kurumuna bildirecek, patent başvurusuyapılmışsa da buna dair bildirim yapılacak. Yükseköğretim kurumu, buluşüzerinde hak sahipliği talebinde bulunması durumunda, patent başvurusu yapmaklayükümlü olacak, aksi takdirde buluş, serbest buluş niteliği kazanacak. Yükseköğretim kurumu, kusuru nedeniyle başvuru işlemlerinin veyapatent hakkının sona ermesine sebep olursa buluşu yapanın uğradığı zararıtazmin edecek. Proje desteğinden yararlanan kişi, buluşa ilişkin olarak haksahipliği talebinde bulunması durumunda, buluş için patent başvurusu yapacak.Kamu kurum veya kuruluşu, proje desteğinden yararlanan kişiden düzenliaralıklarla bilgi isteyebilecek. Patent başvurusu sahibi, patent konusu buluşu mükemmelleştirenveya geliştiren, asıl patentin konusu ile bütünlük içinde bulunan buluşlarınkorunması için, işlemleri devam eden asıl patent başvurusuna ek patentbaşvurusunda bulunabilecek. Asıl patent başvurusuna patent verilmesi kararındanönce, ek patent başvurusu için patent verilemeyecek. Türk Patent ve Marka Kurumu, başvuru konusu buluşun milligüvenlik açısından önem taşıdığı kanısına varırsa, başvurunun bir suretinigörüş almak üzere Milli Savunma Bakanlığına iletecek ve durumu başvuru sahibinebildirecek. Bakanlık, başvuru işlemlerinin gizli yürütülmesine karar verirse3 ay içinde kararını Türk Patent ve Marka Kurumuna bildirecek. Patent başvurususahibi, gizli patent başvuru konusu buluşu yetkisi olmayan kişilere açıklayamayacak.Patent başvurusu sahibinin talebi üzerine, buluşun kısmen veya tamamenkullanılmasına, Milli Savunma Bakanlığınca izin verilebilecek. Patent başvurusu sahibi, patent başvurusunun gizli tutulduğusüre için devletten tazminat isteyebilecek. Sınai mülkiyet hakkı devredilebilecek, miras yolu ile intikaledebilecek, lisans konusu olabilecek, rehin verilebilecek, teminat olarakgösterilebilecek, haczedilebilecek veya diğer hukuki işlemlere konu olabilecek. Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakkı, lisans, devir,intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamayacak, teminat olarakgösterilemeyecek. Sınai mülkiyet hakkının birden fazla sahibi olması durumundasahiplerden birinin kendisine düşen payı tamamen veya kısmen üçüncü kişiyesatması halinde, diğer paydaşların önalım hakkı olacak. Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiileriişleyenler, hak sahibinin zararını karşılayacak. Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konuürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veyaüretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayanbir tarzda piyasaya sürütmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zararauğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilecek. Sınai mülkiyet hakkı sahibi, hakkına tecavüz eden tarafındanpiyasaya sürülmüş ürünleri kişisel ihtiyaçları ölçüsünde elinde bulunduran veyakullanan kişilere karşı, kanunda yer alan hukuk davalarını açamayacak veya cezadavası açılması için şikayette bulunamayacak. Sınai mülkiyet hakkı sahibi, sebep olduğu zarardan dolayıkendisine tazminat ödeyen kişi tarafından, sınai mülkiyet hakkı sahibinin elkoymaması nedeniyle piyasaya sürülmüş ürünleri ticari amaçla kullanan kişilerekarşı da dava açamayacak. Menfaati olan herkes, Türkiye'de giriştiği veya girişeceğiticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiiligirişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, haksahibinden görüşlerini bildirmesini talep edecek. Tasarım, yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olmasışartıyla kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacak. Türk Patent ve Marka Kurumu tasarım veya ürün tanımına uymayan,kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı, korumadan yararlanamayacak gerçek veyatüzel kişilerce yapılan, dini, tarihi ve kültürel değerler bakımındanhalka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin,armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımını içeren, yeniolmadığı tespit edilen tasarım tescil taleplerini reddedecek. Kesinleşen ve reddedilmemiş başvuru, tescilli tasarım olaraksicile kaydedilecek ve bültende yayımlanacak. Başvuru sahibi, başvuru veya varsa rüçhan tarihinden başlamaküzere 30 ay süreyle yayım erteleme talebinde bulunabilecek. Başvuru sahipleri, Türk Patent ve Marka Kurumunun başvuruyureddetme kararına karşı, bildirim tarihinden itibaren 2 ay içindegerekçeli ve yazılı olarak itiraz edebilecek. Üçüncü kişiler tasarım tescilinin yayım tarihinden itibaren 3 ayiçinde ücretini ödeyerek, "tasarım" ve "ürün" tanımlarınauygun olmadığı,"yenilik ve ayırt edicilik" ile "kamuyasunma" şartlarını taşımadığı, koruma kapsamı dışında olduğu ve korumadanyararlanamayacak kişilerce başvuru yapıldığı, başvurunun kötü niyetli olduğu vebir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği gerekçelerini ilerisürerek tescil belgesinin verilmesine yazılı olarak itiraz edebilecek. Tescilli tasarımların koruma süresi başvuru tarihinden itibaren5 yıl olacak. Bu süre 5'er yıllık dönemler halinde yenilenerek 25 yıla kadaruzatılabilecek. Tescilsiz tasarımlar, koruma talep edilen tasarımın kamuya ilksunulduğu tarihten itibaren 3 yıl koruma süresine sahip olacak. Tasarım hakkı, lisans sözleşmesine konu olabilecek. Lisans,inhisarı lisans veya inhisarı olmayan lisans şeklinde verilebilecek.Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa lisans, inhisarı olmayacak. Bu şekildekisözleşmelerde, lisans veren tasarımı kendi kullanabileceği gibi üçüncü kişilerede başka lisanslar verebilecek. İnhisarı lisans sözleşmelerinde ise lisansveren başkasına lisans veremeyecek ve hakkını açıkça saklı tutmadıkça kendiside tasarımı kullanamayacak. Çalışanların bir işletmede yükümlü olduğu faaliyeti gereğigerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarınadayanarak iş ilişkisi sırasında yaptığı tasarımların hak sahibi, işverenolacak. Öğrenciler ve ücretsiz olarak belirli bir süreye bağlıolmaksızın hizmet gören stajyerlerin tasarımlarıyla öğretim elemanlarınınbilimsel çalışmalar veya araştırmalar sonucunda gerçekleştirdiği tasarımların haksahibi ise üniversiteler olacak. Hizmet ilişkisi dışında kalan iş görme sözleşmeleri çerçevesindeyapılan tasarımlarda hak sahibi, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleriçerçevesinde belirlenecek. Çalışanın, yaptığı tasarımın önemi dikkate alınarak tespitedilecek bir bedel isteme hakkı olacak. Taraflar anlaşamazsa bu bedel mahkemetarafından tespit edilecek. Öğretim elemanlarınca gerçekleştirilen tasarımlardan elde edilen gelirinyükseköğretim kurumu ve tasarımcı arasındaki paylaşımı tasarımcıya gelirin enaz yarısı verilecek şekilde belirlenecek. Başvuru tarihinden başlamak üzere patentin koruma süresi 20 yıl,faydalı modelin koruma süresi 10 yıl olacak. Bu süreler uzatılamayacak. Yıllık ücretlerin ödenmemesi halinde, patent hakkı bu ücretin vadetarihi itibarıyla sona erecek. Patent hakkının sona erdiğine ilişkin bildirimtarihinden itibaren 2 ay içinde telafi ücretinin ödenmesi halinde patent hakkı,ücretin ödendiği tarih itibarıyla yeniden geçerlilik kazanacak. Patentin yeniden geçerlilik kazanması, patent hakkının sona ermesi sonucunda hak kazanmış üçüncü kişilerin kazanılmış haklarını etkilemeyecek. Üçüncü kişilerin hakları ve bunların kapsamı, mahkeme tarafından belirlenecek. 6769 SAYILI KANUNUN TAM METNİ
×
×
  • Create New...