Ceza hukukunda ve yargılamasında uygulamalar Anayasamızın hep önlemeyi amaçladığı durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Karşılaştırmalı hukukta görebildiğimiz kadarıyla böylesine geniş düzenlemeler bulunmamasına rağmen kural dışı uygulamalar yoğun olarak yaşanmaktadır

Ceza hukukunda ve yargılamasında uygulamalar Anayasamızın hep önlemeyi amaçladığı durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Karşılaştırmalı hukukta görebildiğimiz kadarıyla böylesine geniş düzenlemeler bulunmamasına rağmen kural dışı uygulamalar yoğun olarak yaşanmaktadır

Türkiye, son günlerde, “yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin yürürlükten kaldırılması ile gündeme gelen sınırötesi çatışmaları, başkanlık rejimini, yeni Anayasa hazırlıklarını ve kadına karşı şiddeti konuşuyor. Dilerseniz bugün Anayasa hazırlıkları içinde, gelecekte önem kazanabilecek bir kavramdan, “ceza ve yargılama” kurallarından söz edelim. Bu konunun seçilme nedeni, son yıllardaki ceza yargılaması uygulamaları ve tutuklama, arama gibi “koruma önlemlerinin” amaç dışında alabildiğine kullanılmasıdır.

Bilindiği gibi, 1982 Anayasası’nda ceza kuralları yer almaktadır. Örneğin Anayasa’nın 14. maddesinde, hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmaması gerekliliği, 17. maddesinde kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı, rıza olmaksızın bilimsel ve tıbbi deneye tabi tutulamayacağı, kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı açıklanmıştır. Anayasa’nın hayli uzun olan 19. maddesinde herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğu, yakalama ve tutuklamanın ancak belirli sebeplerle mümkün olduğu ortaya konulduktan sonra 38. maddede ise suçta ve cezada kanunilik, masumiyet karinesi ve kimsenin kendisi ve yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanmaması gibi temel ilkeler belirtilmiştir.1*

Türk Anayasası’nın bu durumuna karşı yabancı hukuk düzenlemeleri nasıldır? Bu soruya bir incelemenin sonuçlarını aktararak cevap vermek mümkündür:2*

Suçta ve cezada kanunilik ilkesi pek çok ülkenin anayasasında yer almaktadır. (Alman AY m. 103, Estonya AY m. 22, Finlandiya AY m. 8, Gürcistan AY m. 42, Hırvatistan AY m. 31, İsveç AY m. 10, Slovakya AY m. 49, Slovenya AY m. 28, Ukrayna AY m. 58, Yunanistan AY m. 7)

Bu ilkeyi tamamlayan “lehe olan kanunun uygulanması” sadece bazı anayasalarda kabul edilmektedir. (Estonya AY m. 23, Hırvatistan AY m. 31, İspanya AY m. 25, Slovenya AY m. 28, Ukrayna AY m. 58)

Önemli bir ceza yargılaması ilkesi olan masumiyet karinesinin de pek çok ülkenin anayasasında yer aldığı tespit edilmektedir. (Bulgaristan AY m. 30, Estonya AY m. 22, Gürcistan AY m. 40, Hırvatistan AY m. 28, İspanya AY m. 24, İsviçre AY m. 32, Romanya AY m. 23, Rusya AY m. 49, Slovakya AY m. 50, Slovenya AY m. 27)

Nonbis in idem ilkesinin de gene anayasalarda yer aldığı görülebilmektedir. (Alman AY m. 103, Estonya AY m. 28, Hırvatistan AY m. 31, Rusya AY m. 50, Slovakya AY m. 50, Slovenya AY m. 31, Ukrayna AY m. 61)

Şüpheden sanığın faydalanacağı yönündeki kural ise daha az sayıdaki anayasalarda belirtilmektedir: (Gürcistan AY m. 40, Rusya AY m. 49, Ukrayna AY m. 62)

Ölüm cezasının uygulanmayacağı ve kaldırıldığı genellikle kabul edilmektedir. (Alman AY m. 102, Belçika AY m. 14, Finlandiya AY m. 7, Fransa AY m. 66, Gürcistan AY m. 15, Hırvatistan AY m. 21, Hollanda AY m. 114, İsveç AY m. 4, İsviçre AY m. 10, Romanya AY m. 22, Slovakya AY m. 15, Slovenya AY m. 17) Rusya Anayasası’nın 20. maddesinde ise vahim ve ağır hallerde ölüm cezasının verilebileceği ortaya konulmaktadır.

İşkence ve kişi üzerinde zor kullanma önemli bir ilke şeklinde düzenlenmektedir. Örneğin, İsveç AY. m. 5., Romanya AY. m. 22., İsviçre AY. m. 10., Norveç AY. m. 96, Slovenya AY. m. 18. ve Yunanistan AY. m. 7.’de bu durumu görmek mümkündür. İsveç Anayasası’nın beşinci maddesinde hiç kimsenin zor kullanma veya açıklama yaptırma amacı ile işkence veya tıbbi müdahaleye tabi tutulamayacağı, İsviçre Anayasası’nın 10. maddesinde işkence veya herhangi bir şekilde zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezalandırma olamayacağı belirtildiği gibi Norveç Anayasası’nın 96. maddesinde işkence yolu ile sorgulama yapılmamalıdır şeklinde bir ilke ortaya konulmaktadır.

Tutuklama, anayasaların hemen hepsinde yer alan önemli bir kavramdır. Örneğin, İsviçre AY 31., Gürcistan AY 18. ve 39., Hırvatistan AY 24., 25. ve 29., Slovenya AY 30., Ukrayna AY 62., Yunanistan AY 7., Norveç AY 99., Estonya AY 20., Fransa AY 66., Alman AY 104. ve Bulgaristan AY 30. maddelerinde tutuklama çeşitli yönleriyle irdelenmiş ve haksız tutuklananlara devlet tarafından tazminat ödeneceği, tutuklanan kişilerin yakınlarına bildirileceği, tutuklunun avukat veya danışmanın yardımından faydalanma hakkına sahip olduğu açıklanmaktadır. Bu konuda Slovenya Anayasası’nın 20. maddesi bizce önemlidir ve tutuklamayı sınırlayıcı bir nitelik taşımaktadır. Madde şu şekildedir:

“Bir suç işlemesi sebebiyle makul olarak şüphe altında bulunan bir kimse sadece bir mahkeme kararına dayanılarak, bu durum ceza yargılamasının işleyişi veya kamu güvenliğine ilişkin sebeplerle zorunlu olduğunda tutuklanabilir. Tutuklanmanın üzerinden yirmi dört saat geçmeden, gerekçeli mahkeme kararı tutuklanan kişiye iletilir. Tutuklanan kişinin mahkeme kararına itiraz hakkı vardır, söz konusu itiraz kırk sekiz saat içinde bir mahkemede ele alınır. Tutukluluk hali, üç ayı geçmemek şartıyla sadece hukuki sebepler bulunduğu sürece devam eder. Yüksek Mahkeme bu süreyi üç ay daha uzatabilir.

Bu sürelerin sonunda şüpheli kişi cezaya çarptırılmazsa, salıverilir.”

Yunanistan Anayasası’nın altıncı maddesinde tutukluluk süreleri ile ilgili ayrıntılı bir düzenleme getirilmektedir.

Tutukluluğun en önemli noktalarından biri olan süreye ilişkin Anayasa’da şöyle denilmektedir:

“(…) Duruşma öncesi tutukluluk halinin azami süresi kanunla düzenlenir, bu süre cürümlerde bir yılı, kabahatlerde ise altı ayı aşamaz. Çok istisnai hallerde azami süreler, yetkili yargı kurulu kararıyla cürümler için altı, kabahatler için üç ay uzatılabilir. Aynı dava içindeki ayrı olaylara müteselsilen bu kuralın uygulanması yoluyla duruşma öncesi tutukluluğa ilişkin azami sürelerin aşılması yasaktır.”

Tutuklamadan önceki aşama olan gözaltına alma bazı anayasalarda belirtilmiştir. Gözaltı süresi Danimarka Anayasası’na göre 24 saattir ancak bu süre üç güne kadar uzatılabilmektedir. Estonya ve Gürcistan anayasalarında bu süre 48 saattir. Süre 72 saate çıkabilmektedir.

Tutuklamanın ayrıntılı düzenleniş biçimine göre aramanın anayasalarda pek yer almadığı görülmektedir. Sadece Bulgaristan Anayasası’nın 30. maddesinde aramanın kanun hükmüne göre yapılacağı belirtilmiştir.

Türk Anayasası’nda da yer alan sözleşme nedeniyle kişinin özgürlüğünün sınırlanabileceği Estonya Anayasası’nın 20. maddesinde de yer almaktadır.

Bu kuralların yanı sıra özgürlüğü bağlayıcı cezanın ancak yargı kararı ile verilebileceği (Hollanda AY m. 113), herkesin cezasının affını ya da hafifletilmesini isteme hakkına sahip olduğu (Rusya AY m. 50), zamanaşımının belirli suçlarda işlemeyeceği (Hırvatistan AY m. 31) ve ispat yükünün savcıda olduğu (Estonya AY m. 40) şeklindeki kurallar da saptanabilmektedir.

Kanuna aykırı delillerin geçersiz olduğu kuralı sayısı hayli az olan ülkelerin anayasalarında yer almaktadır. (Gürcistan AY m. 42, Hırvatistan AY m. 29, Ukrayna AY m. 62)

Bu yazıda ortaya konulan 1982 Anayasası yabancı ülke anayasaları verilerinin karşılaştırılmasının şu önemli sonuca ulaşılmaktadır:

Anayasamızdaki 14., 17., 19., 38., 39. ve 40. maddelerinin ayrıntılı, geniş içerikli ve kapsamlı düzenlemelerine karşı, yabancı ülkelerdeki maddeler çok kısa ve özlüdür. Türk Anayasası’nda son derece geniş bir madde olarak yer alan 38. maddenin ayrıntısı diğer ülke anayasalarında hemen hemen hiç yoktur.

Bu duruma rağmen Türk hukukunda tutuklama, işkence, kanuna aykırı delil kavramları karşısında yargıcın Anayasa hükümlerini bir kenara bırakmasının açıklamasını yapabilmek çok zordur. Ceza hukukunda ve yargılamasında uygulamalar Anayasamızın hep önlemeyi amaçladığı durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Karşılaştırmalı hukukta görebildiğimiz kadarıyla böylesine geniş düzenlemeler bulunmamasına rağmen kural dışı uygulamalar yoğun olarak yaşanmaktadır. Herhalde kusuru yazılı kurallarda değil uygulamanın işleyişinde, toplumumuzun sosyal, kültürel ve siyasal yapısında aramak daha uygun bir yaklaşım olacaktır.

1. Ceza kuralları ile anayasa hukukunun ilişkileri yıllarca önce 1961 Anayasası çerçevesinde şu çalışmamızda irdelenmişti: Bayraktar, Köksal, “”LesRelationsduDroitConstitutionnelavec le DroitPénal Dans le SystémeJuridiqueTurc”, Annales de la Faculté de Droitd’Istanbul, Tome: XXVII, No: 43, 1980, s. 223-235

2.Bu bölümdeki yabancı ülke anayasa bilgileri tamamen aşağıda açıklanan makale üzerinde, karşılaştırmalı hukuk yaklaşımı ile ortaya konulmuştur. Bkz. Kaptıkaçtı, Beyhan, Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar Konusundaki Anayasal Hükümler, TBMM Araştırma Merkezi, Kasım 2011

Prof. Dr. Köksal Bayraktar - Güncel Hukuk, Mart 2016

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Bu içerik ile ilgili görüşler