Çocukların evlendirilerek istismar edilmesi suçu, failinin bütün toplum olması bakımından çocuğun cinsel istismarından ve pedofiliden ayrılır ve onlar için ortam yaratması bakımından da onlara göre önceliklidir.

“Bu iş zor yonca

Çünkü insanlar günler boyunca

Hiç soru sormadan durur”

Bülent Ortaçgil


Bir kız çocuğu bir erkek çocuğu ile evlendiriliyor. TÜİK tarafından yapılan bir açıklamaya göre 2012 yılında 40 bin 428 kız çocuğu 16-17 yaşında evlendirilmiş. Bu sayı TÜİK kayıtlarına giren resmi evlilikler. Ya bu kayıtlara girmeyenler, resmi nikah olmadan, 16 yaş dolmadan evlendirilenler ne kadar? Bunun sayısını bilen var mı?

Çocuk yaşta evliliğe izin vermeyiz diyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ilk sorması gereken soru bu değil mi: Ben evlendirilen çocukları nasıl tespit edebilirim?

Üzerinde konuştuğumuz sorunu tekrar edelim: Bu ülkede evli kadınların üçte biri çocuk yaşta evlendirildiğini söylüyor. Bazen eşler de çocuk, bazen yetişkin.

Otuz yaşında bir erkek, on beş yaşında bir kız çocuğu ile evlenmeye talip olabiliyor, aile kızını okuldan alıp, kocaya veriyor. Masum değil yani hiç kimse. Evet, toplum bunu normal kabul ediyor, bu bir örf ama çocuk istismarını benimsemiş bir örf.

Bunu cinsel istismarın diğer biçimleri ile de pedofili ile de karıştırmamak gerekir. Ama elbette ilişkilendirilebilir. Eğer cesaret gösterebilirseniz tabii… Çünkü bu örf öğretmen, avukat, kurum yöneticisi gibi koskoca adamların, çocuklara yönelik cinsel istismar eylemlerini “ama çocuğun da rızası vardı” diyerek ya da “ben onunla evlenmek istiyorum” diyerek savunmasına imkan yaratıyor.

Türkiye’de çocuğun cinsel istismarı ile ilgili konuşulması, uğraşılması gereken pek çok sorun var, bu nedenle de güvenli bir mücadele için bunların birbirinden farklılıklarını ve ilişkilerini doğru belirlemek gerekiyor.

Çocukların evlendirilmek suretiyle istismar edilmesi suçu, failinin bütün toplum olması bakımından çocuğun cinsel istismarından ve pedofiliden ayrılır ve onlar için ortam yaratması bakımından da onlara göre önceliklidir.

Algıyı değiştirmek

Bir topluma nüfus etmiş bir algıdan bahsediyoruz. Bunun değişmesi, değiştirilmesi gerekir elbette. Ama nasıl? Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bunu açıklaması gerekir. Nasıl değiştirmeyi planlıyorsunuz bu algıyı?

Öğretmenler, imamlar, kanaat önderleri topluma erken evlendirmenin zararları konusunda salık versinler, diyor bakan. Pekiyi, onların böyle düşündüklerini nereden biliyoruz?

Birkaç sene önce bir öğretmen okulunda yürüttüğümüz bir araştırmada, çocuklara kızlar neden okula gönderilmiyor diye sorduğumuzda, erkek çocuklarının bir kısmı kız arkadaşlarını göstererek onların bizimle aynı sıralarda oturmaları doğru değil demişti. İçlerinden biri kız kardeşinin o yaz evlendirileceğini söylemişti.

Kendisi çocukken evlenmiş veya çocukla evlenmiş polis memurları, öğretmenler, cumhurbaşkanı var bu ülkede.

Acaba bu toplumun kanaat önderleri aracılığıyla dönüştürülmesi fikrini hayata geçirmeye yönelik bir plan var mı? Ne kadar zamanda, kimlerle, ne kadar kişiye ulaşılacak? Acaba bir dönüştürücü faktör olarak hükümetin iradesi nasıl ortaya konacak? Kaç yıl sürecek, bu süre içerisinde evlendirilmeye devam eden çocukların dramlarına nasıl tahammül edeceğiz? Engellemekten sorumlu olanlar nasıl bir açıklama ile rahatlatacaklar vicdanlarını? Ajitasyon için sormuyorum, buna verilecek yanıtın ta kendisidir çocukların erken yaşta evlendirilmelerinin nedeni.

Peki ya muhtarın, imamın cezalandırılması fikri, çözüm olur mu? Tekrar hatırlayalım, TÜİK’e göre sadece 16 – 17 yaşlarında evlendirilmiş kız çocuklarına ilişkin sayı 40 bin. Kaç tanesinden haberdar oluyoruz? Ölen, öldürülen, henüz 18’in altında iken çocuk doğuranlardan haberimiz oluyor sadece. Eğer ceza ise silahımız, tamamını takip eden bir sistemimizin olması gerekmez mi?

Bir planınız olmalı

Bu söylenenler mücadele yolu elbette, ama bizim samimiyete, cesarete ve bu iradeyi gösteren daha kapsamlı bir stratejiye ihtiyacımız var. Eğer algı değiştirecekseniz cesur olmalısınız, seçmeninize bu konudaki değer yargın yanlış demekte.

Sadece demek yetmez, kararlı olduğunuzu göstermeniz gerekir; bu çocuklar için danışma hatları, sığınma evleri kurarak. Buralara gelen çocuklara eğitim, iş edinme, kendi ayakları üzerinde durma olanağı sunmanız gerekir.

İçişleri, eğitim, sağlık bakanlıkları ile işbirliği yapmalısınız. Çocukların okula kayıtları düzenli takip edilmesi, okula devamın takibi, okulda riskin fark edilmesi, hekimlerin sorumluluk alması için.

Riski fark eden uzmanın başvurabileceği bir sosyal hizmet biriminiz, yeterli sayıda ve uzman personeliniz olmalı. Bunları yapmak için bir planınız olmalı.

Çocuğu koruyabilmek

Kader, bir sene önce doğum yaptığında doktor durumu ihbar etmiş. Dava devam ediyormuş. Pekiyi bu konu sadece bir adli mesele mi? Sosyal hizmet müdahalesi yapılmamış mı? Yapılmış ve bu çocuk aynı yerde yaşamaya devam etmiş ve sonunda da bir çocuk daha dünyaya getirmiş ve evinde av tüfeği ile vurularak ölmüş ise burada hizmeti ve sistemi sorgulamak gerekmez mi?

Bu çocuk, eğer gidebileceğim, benim çocuk olduğumu dikkate alacak ve beni koruyacak bir yer olsaydı şimdi hayatta olurdum diyor, ölümüyle.

Bizim dürüstlüğe ihtiyacımız var, sorumluluğu toplumsal algıya, muhtara, imama atmadan buradaki sorumluluğunu görüp sorunun üstüne gidebilecek insanlara ihtiyacımız var.

Kader’in iki çocuğunu kurum bakımına almayı düşünmüşler ama babaanne “ben bakarım, benim de o yaşlarda çocuklarım var birlikte büyürler” demiş.

Kendi kızını berdel ile evlendirmiş, bir kız çocuğunu oğullarına gelin olarak almış bir aile. Onları yargılamak ve suçlamak için söylemiyorum ama orada bulunan bütün çocuklar, istismar ile mücadele eden bir sosyal hizmet çalışanı için risk altındadır.

Sosyal hizmetin rolü; ne bu ailenin cezalandırılmasından medet ummayı ne de bu ailenin algısının imamlar, muhtarlar tarafından değiştirilmesini beklemeyi kaldırmaz.

Burada aileyi destekleyecek ve takip edecek nitelikte bir sosyal hizmet faaliyetiniz yok ise çocukların erken yaşta evlendirilmesi ile mücadele edemezsiniz.

Sorumluluk, algı, ceza

Algı değişikliği deniyor ya, “cinsel istismar bir adli meseledir orada çözülmeli, erken evlendirilme toplumsal bir meseledir, aile içine dokunursak daha büyük karışıklıklar çıkar bu işe karışılmamalı” diyen kamu çalışanlarının algısını da değiştirmek gerekiyor ve bu algı ile de mücadele etmenin yolu aksini söyleyen bir sosyal hizmet faaliyetini güçlü bir biçimde yürütmektir.

Son bir soru: Şimdi bu şekilde sosyal hizmetler bize yapacak bir şey kalmadı diyerek elini çeker ve birkaç sene sonra bu evde bir çocuk daha evlendirilirse veya gelin alınırsa, o mezrada yaşayanların erken evlilikler konusundaki algısıyla muhtar veya imamın mücadelesi sonuç verir mi ya da bu muhtar veya imamın cezalandırılma baskısı ile durumu ihbar etmesine bel bağlayabilir miyiz?

Bunu yaparsak çocuğun erken evlendirilme yoluyla cinsel istismarı konusunda sorumluluğumuz nedir? Bizim algımızı kim, nasıl değişterecek; bunun için de bir ceza öngörülürse işe yarar mı?

BİANET.ORG

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Bu içerik ile ilgili görüşler