Jump to content


  • Tarih

Dünya'da Bilinen İlk Mahkeme Kararı


ankahukuk

407 views

 Share

Samuel Noah Kramer'in kitabından alınmış bir mahkeme kararı

“İLK MAHKEME KARARI”

Tarih Sumer’de Başlar.

S.N. Kramer.

TTKB-Ankara/1990,

İlk Mahkeme Kararı.

S.46-49

İ.Ö. 1850 yıllarında Sumer ülkesinde bir cinayet işleniyor. Biri ber­ber, biri bahçıvan, biri de mesleği belli olmayan üç kişi tarafından Lu-­İnanna isimli bir mabet memuru öldürülüyor. Katiller bilinmeyen bir nedenden, onun Nin-dada isimli karısına, kocasını öldürdüklerini söy­lüyorlar. Kadın bunu gidip ilgililere bildireceği yerde susup oturuyor. Fakat o zaman bile, daha doğrusu yüksek uygarlığı olan Sumer'de bu haber başkent İsin'de oturan kral Ur-Ninurta'ya ulaşıyor. O da bu işin araştırılması görevini Nippur şehrindeki adalet mahkemesi halk kuruluna veriyor. Kurulun 9 üyesi, yalnız üç katili değil cinayeti bildirmeyen ka­dının da aynı oranda suçlu olduğunu savunuyor.

Kurul üyelerinden ikisi buna karşı çıkarak kadının bu cinayete ka­tılmadığını ve cezalanmaması gerektiğini söylüyor.

Kurul üyeleri bu savunmayı yerinde buluyor. Çünkü görünüşe göre kadının kocası, karısına iyi bakamıyormuş. Bu durumda kadının sus­ması onu adalete karşı suçlu yapmıyordu. Karar "katil olan üç adamın cezalandırılması" idi. Buna göre Nippur kurulu tarafından yalnız üç katil ölüm cezasına çarptırılıyordu.

Bu cinayet mahkeme tutanağı ve kararı bir kil tablet üzerine yazıl­mış olarak 1950 yılında Şikago Üniversitesi Doğu Bilimleri Enstitüsü ile Pennsylvania Üniversite Müzesinin birlikte yaptıkları kazıda bulunmuş­tur. Thorkild Jacobsen ve ben bu metin üzerinde çalıştık ve çevrisini yap­tık.

Tabletteki bazı kelime ve cümlelerin anlamları hala şüpheli, fakat metnin genel anlamı hemen hemen tam. Bu tabletin köşesi kırık, fakat Üniversite Müzesinde daha evvel yapılan kazılardan çıkmış bir küçük par­çadan kırık satırlar tamamlandı. Metnin ikinci bir kopyası olduğunu be­lirten küçük parçanın bulunması "susan kadın" olayı hakkında Nippur mahkemesinin vermiş olduğu bu karar, Sumer hukukçuları arasında ha­tırlanması gereken bir hukuki örnek olarak değerlendirildiğini göster­mektedir. Amerika'nın yüksek mahkeme kararlarında da aynı işlem yapılmaktadır.

Metnin kelime kelime çevirisi:

"Lu-Sin'in oğlu berber Nanna-sig,

Ku-Nanna'nın oğlu  Lu-Sin,

Adda-kalla'nın kölesi bahçıvan Enlil-ennam ,

Lugal-Apindu'nun  oğlu nişakku me­muru Lu-İnanna’yı öldürdü.

Lugal-apindu’nun oğlu Lu-İnanna'yı ölüme koyduktan sonra Lu-İnanna'nın karısı olan Lu-Ninurta'nın kızı Nin-dada'ya kocasının öldürüldüğünü söylediler.        

Lu-Ninurta'nın kızı Nin-dada ağzını açmadı, dudak(ları) kilitli kaldı.

Onların durumu İsin (şehri)ndeki kralın önüne getirildi, ve kral Ur-Ninurta bu konunun Nippur kurulu tarafından ele alınmısını emretti.

(Orada) Lugal ... .'ın oğlu Ur-Gula,

kuş avcısı Dudu, bağımlı Ali-ellati,

Lu-Sin'in oğlu Buzu,

.... -Ea'nın oğlu Eluti,

taşıyıcı (?) Şeş-kalla,

bahçı­van Lugal-kan,

Sin-andul'un oğlu Lugal-azida

(ve) Şara- .... 'nın oğlu Şeş­kalla

(kurula) döndüler ve dediler:

“Kim bir adamı öldürmüşse yaşamağa layık değildir.

Bu üç adam ve kadın nişakku memuru Lugal-apindu'nun oğlu Lu-İnanna'nın sandalyesi önünde ölmelidir.”

(Sonra) Ninurta'nın memuru Şu .... -lilum (ve) bahçıvan Ubar-Sin  (kurula) döndüler ve dediler:

“Lu-Ninurta'nın kızı Nin-dada'nın kocasının öldüğü belli, (fakat) ka­dın ne yaptı (?) ki, o öldürülsün?”

(Sonra) Nippur kurulunun (üyeleri) onlara dediler:

“Kocası kendisine bakmayan (?) kadın kocasının düşmanlarını bil­diği tamam.

Kocasının öldürüldüğünü duyduktan (sonra) niçin kadın sus­masın (?)

Kocasını o mu öldürdü?

(adamı) öldürenlerin cezalandırılması (?) yeterlidir.”

Nippur kurulunun kararına göre, Lu-Sin'in oğlu Nanna-sig, Ku­-Nanna'nın oğlu berber Ku-Enlil, Adda-kalla'nın kölesi bahçıvan Enlil­-ennam'ı idam edilmek üzre (cellata) verdiler.

(bu) Nippur kurulu tara­fından ele alınan bir durumdur.”

Bu çeviri yapıldıktan sonra, bugünkü mahkemelerde böyle bir du­rum karşısında ne gibi bir karar verileceğini öğrenmenin ve bir karşı­laştırma yapmanın önemli olacağını düşündük. Bunun için Pennsylvania Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Owen J. Roberts'e (kendisi 1930-45 yılları arasında Amerika yüksek mahkemesinde hakimdi) gönderdik ve bu karar hakkındaki düşüncesini sorduk. Cevap son derece ilginçti. Çünki bu zamanın hakimleri de bundan dört bin yıl önce yaşamış Sumerli mes­lekdaşları gibi, aynı kararı vereceklermiş. Roberts'in yazdıklarını bu­raya alıyorum:

“Bizim kanunlarımıza göre, böyle bir durumda kadın suç ortağı olarak kabul edilmez. Onun suçlu olması için cinayetin yalnız ya­pıldığını bilmesi değil, cinayet sırasında orada bulunması, teşvik etmesi ve yardım etmesi gereklidir.”

 Share

0 Comments


Recommended Comments

There are no comments to display.

Guest
Add a comment...

×   Pasted as rich text.   Paste as plain text instead

  Only 75 emoji are allowed.

×   Your link has been automatically embedded.   Display as a link instead

×   Your previous content has been restored.   Clear editor

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Create New...