Jump to content

Etimolojik Hukuk Sözlüğü


Recommended Posts

CEDEL

Mukaddimeleri meşhurat ve müsellemat olan istidlala cedel denir.

Amacı kanıtlamaya (ispata ) alıştırmak ve bilime yönlendirmektir.

Yakînî bilginin asıl metodunun burhan olduğunu, cedelinse ancak güçlü bir zan verebileceği belirtilmiştir. 

Bâtıl bir fikrin savunulmasında da kullanılan cedel, savunmada başarıya ulaşmak gayesiyle formel mantığa sarılmaya ve kelime oyunlarına başvurmaya kapı açtığı için tek başına gerçeğe ulaştırıcı bir vasıta olarak görülmemiştir. 

Bu iş çirkindir, Çünkü o zulümdür, Her zulüm çirkindir.
 

Link to comment
Share on other sites

  • Replies 360
  • Created
  • Last Reply

Top Posters In This Topic

  • ankahukuk

    361

CEHALET

Genellikle İslam literatüründe cehl, ilmin zıddı olarak kullanılmıştır. Ayrıca düzensiz işleyiş, bir şeyin üzerinde bulun­duğu durumun haricinde düşünüp, aksine davranışta bulun­mak, gibi anlamlara da gelmektedir.[1]


[1] AYDIN,Hayati,Kur’an da İnsan Psikolojisi, www.darulkitap.com.

 
Link to comment
Share on other sites

CEHENNEM

Azab yurdu olan ateşin özel ismidir ve müennes (dişi) dir. Arapça "Cehman" kelimesinden alınmış olup bu da "cehm"den türetilmiştir. Cehm, sert ve çirkin olmak; cehman dibi görünmez derin kuyu demektir.[1]


[1] YAZIR, M.Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili

Link to comment
Share on other sites

CEHENNEM

Cehennem, ibranice “gözyaşı vadisi” anlamındaki “gehinnom” sözcüğünden gelir.”Hinnom” ilkçağda kudüs yakınlarında suçlular ve tanrılara kurban edilenlerin içine atıldığı bir ateş çukurudur.Ffransızcaya 'géhenne', İngilizceye ise 'gehenna' şeklinde geçmiştir.[1]

Başka bir kaynakta şu bilgiler vardır;

Sözlükte “derin kuyu” anlamına gelen cehennem, dini literatürde dünya hayatında iman etmeyenlerin sürekli olarak, iman ettiği halde salih amel işlemeyen kimselerin de günahları ölçüsünde, cezalandırılmak üzere kalacakları ceza ve azap yeridir.

Kur’an-ı Kerim’de Cehennem için yedi isim kullanılmıştır: Cehennem (derin kuyu), nâr (ateş), cahîm, (alevleri kat kat yükselen ateş), hâviye (düşenlerin çoğunun bir daha geri dönemediği uçurum, yer), saîr (çılgın ateş), lezâ (dumansız ve katıksız alev), sakar (ateş), hutame (obur ve kızgın ateş). Bunlardan Kur’ân’da en çok geçeni cehennem kavramıdır.

Âlimlere göre, Kur’ân-ı Kerim’de birçok âyette cehennem hayatıyla alakalı olarak geçen acı, ıstırap, azap, ateş vb. şeyler bu dünyadakilere benzetilemez. Bunların içyüzünü insanların bilmesi mümkün değildir.[2]


[1] http://209.85.135.132/search?q=cache:Rnp4_EO_JH8J:www.sevdaligul.com/archives.php/sozlerin-soyagaci/7163+Türk+demektir.+Kökünden+gelir.&cd=3&hl=tr&ct=clnk&gl=tr, 17.07.2009 

[2] Dini Kavramlar Sözlüğü,Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,s.87 ,2005 Ankara

Link to comment
Share on other sites

CEKET

Haz ishak’ın oğlu Arapçada Yakub, Tevrat’ta ise Yacqôb, olarak geçer. İbranice kökünden “ardından gelen, sonraki” manasında. İkiz kardeşinden az sonra doğduğu için bu adı almış. Arapça tacqîb, mütecâqib, câqibet ve akabinde’den bildiğimiz caqb (iz, topuk) ile anlam ilgisi ve akrabalığı olan bir sözcüktür.

Latinceye Iacobus olarak geçmiştir.. Fransızcada sesliden önce gelen /y/ sesi jandarmanın /j/sine dönüştüğü için, ve ayrıca vurgusuz hece düştüğü için, Jacques (/jak/) halini almış. İngilizcesi, Fransızcadan uyarlama Jack (/cäk/). Yorkshire (Kuzey İngiltere) diyalektinde Jock olur.
Ortaçağın sonlarına doğru Batı Avrupa’da jacque/ jack/ jock en yaygın köylü erkek adı. Dolayısıyla hem Fransızcada hem İngilizcede “köylü, kıro, andavallı” anlamını vermişler. Türk Kültüründeki Memiş yahut İbiş gibi bir şey, fakat aynı değil, çünkü bayağı aşağılayıcı anlamı var. Fransızca 14. yüzyılda jacquerie = köylü isyanı, jaquette = köylü mintanı demekti. İngilizce jack 16. yüzyılda “çiftlik hayvanlarının erkeği”, 17. yüzyılda “herif, uşak, seyis, gemide tayfa” anlamına geliyordu. Jockey esasen “herifçik” demek, ama kesin olmamakla birlikte özellikle Kuzeyden gelen ağır taşralı bir tip kastedilmiştir. Atlara bakan uşağa bu ad verilmiştir.

Türkçede jaket adı verilen bu giysinin adına en erken Ahmet Mithat’ın 1877 tarihli bir romanında rastlanmıştır. /j/ sesi Türkçede zor olduğundan kısa sürede ceket’e dönüşmüş. Genel kurala göre, yaygın dolaşıma giren kelimeler yerel dilin ses alışkanlıklarına uyar, buna karşılık jaketatay (jaquette à taille) gibi elit dilinde kalanlar orijinal seslerini daha çok korurlar. Jokey de “at yarışlarında binici” anlamında 1900’lerde geçiyor. Osmanlı Jokey Kulübü  galiba 1906 yılında kurulmuş.[1]

 

[1] NİŞANYAN,Sevan, 18.07.2009 

Link to comment
Share on other sites

  • 2 months later...

CELDE

Deriye vurmaktır ki, her vuruşa celde denir. Keşşâf'ta der ki, "celd" sözünde şuna işaret vardır ki acı, ete geçirilmemelidir. Çünkü celd, cilde vurmaktır.[1]

 

[1] YAZIR, M.Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili,

Link to comment
Share on other sites

CELEP

Arapça “clb” kökünden gelir. c-l-b çağırma,getirme demektir. celep ise çağıran getiren demektir. Terim olarak celep mal getiren,ithal eden,tedarikçi anlamlarına gelir.[1]

 

[1] NİŞANYAN, Sevan, Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü, http://www.nisanyansozluk.com/search.asp?w=casus, 14.07.2009

Link to comment
Share on other sites

CELLAT

Arapça “kırbaçlamak” manasına gelen celd masdarından mübalağalı ism-i fail olan cellat “kırbaçlayan,çeşitli eziyetler uygulayan “anlamına gelmekle birlikte daha çok ölüm cezasını infaz edenler için kullanılmıştır.[1]

 

[1] İPŞİRLİ,Mehmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,7,s.270,1993,İstanbul

Link to comment
Share on other sites

 

CELSE

Sözlükte “oturmak,oturuş şekli “ anlamına gelir.[1] Mahkemelerde celse oturum anlamına gelmektedir.

Mahkemelerde ilgili kimselerin katılmasıyla davaların görüşüldüğü her toplantı demektir.[2]


[1] ÖĞÜT,Salim, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,7,s.272,1993,İstanbul

[2] ERBOĞA,Halid, Şamil İslam Ansiklopedisi, http://samil.ihya.org/ansiklopedi/celse.html, erişim tarihi,15.06.2009  

 

 
Link to comment
Share on other sites

 

CEM

Manaları bakımından birbirine uygun düşen veya tekabül eden lafızları bir hükümde toplamağa cem'i denir.

Ebu'l-'Atâhiyye'nin şu şiiri gibi:

Ey MücâşV b. Mesâde): Gençlik, işsizlik ve zenginlik insanın fevkal­âde bozulmasına sebep olan unsurlardır.» [Şiirde üç şey, bir hükümde birleştirilmiştir.[1]

Türk ceza Kanunu m.168 de “Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle gidermesi halinde; cezası üçte birden üçte ikiye kadar indirilir. Yağma suçunda ise, cezada altıda birden üçte bire kadar indirim yapılır.” denilmek sureti ile Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve karşılıksız yararlanma suçlarının hükümleri birleştirilmiş ve etkin pişmanlıktan dolayı cezalarında indirim öngürülmüştür.


[1] BOLELLİ,Nusrettin, http://www.darulkitap.com/kuran/belagat/01/002.htm

 

Link to comment
Share on other sites

 

CEMAAT

Sözlükte cemaat “topluluk, birarada bulunma” manasına ge­lir. Hukuk dilinde “Bir imamın önderliğinde toplu halde namaz kılan kimselere” verilen addır.

Başka bir kaynakta ayrıntılı bilgi verilmiştir;

Sözlükte cemaat çeşitli anlamları ihtiva eden şekillerden türemiş olabilir:

1- Tefrikanın ve ayrılmanın zıttı olan “ictimâ”dan türemiş olabilir. Nitekim bir topluluk şuradan, buradan toplanıp (ictima’) ettikleri vakit “kavim tecemmu etti” denilir

2- İnsanlar topluluğunun adı olan “el-cem”den türemiş olabilir. “el-Cem” ise “cemaatu’ş-şey’e” ifadesinin mastarıdır. O halde sözlükte “cemaat” lafzı ile insanlar cemaati kastedilecek olursa, bunlar herhangi bir mesele hakkında toplanıp, bir araya gelen topluluk demek olur.

3- İttifak ve sağlamlaştırmak demek olan “icmâ”den gelmiş olabilir. Mesela “ecmaa’l-emra” ifadesi onu sağlam ve muhkem kıldı demektir. Mesela, ilim ehli icma etti denilirken, ittifak ettiler demektir.

Cemaat çok sayıda insanve aynı maksat etrafında birleşen insanlar topluluğu demektir.

“Cemaat”e bu ismin veriliş sebebi cemaatin ictimâ ile aynı anlamı taşımasındandır, zıttı tefrikadır. Her ne kadar cemaat lafzı toplanan bir topluluğun bizatihi adı olsa bile bu böyledir.[2] 

 

[1] Nâsır b. Abdülkerîm,ERYARSOY,Beşir,Sünnet Ve Cemaat Kavramı,www.darülkitap.com

 

Link to comment
Share on other sites

 

CEMİYET

Modern Arapça’da “birlik” ve “topluluk” kavramlarını ifade etmek için kullanılan kelime “toplama,biriktirme,devşirme” anlamlarına gelen cem’den türetilmiştir.[1]


[1] ŞÜKRÜ HANİOĞLU,M.,Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,7,s.329,1993,İstanbul

 

Link to comment
Share on other sites

 

CEMRE

Sözlükte “çakıl taşı, kor parçası” gibi anlamlara gelen cemre, bir fıkıh terimi olarak, haccedenlerin kurban bayramı günleri Mina’da, halk arasında şeytan diye isimlendirilen yerlere attıkları küçük taşların her birini ifade etmektedir. Ayrıca taşların atıldığı üç ayrı yere de cemre denmektedir.[1]


[1] Dini Kavramlar Sözlüğü,Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,s.92 ,2005 Ankara

 

Link to comment
Share on other sites

 

CENAZE

Arapça bir kelime olup sözlükte “örtmek, saklamak gereken şey” demektir. Terim olarak ise  “gömülmek üzere hazırlanmış olan insan cesedi” demektir. Hemen her dinsel gele­nekte cenazeye ilişkin çeşitli ritüeller vardır. İslamda bir kişi öldüğünde usu­lüne uygun şekilde yıkanıp kefenlen­dikten sonra cenaze namazı adı verilen ve ölen kişi için cemaat halinde kılınan Allah'a dua etme merasimi yapılır. Daha sonra da cenaze toprağa gömül­mek suretiyle defnedilir. Hinduizm gibi bazı dinlerde cenaze törenle yakıldıktan sonra külleri kutsal sayılan yerlere (nehir veya dağ gibi) atılır. Mecusilik gibi bazı inanç sistemlerinde ise ceset pis sayıldığından toprağı veya ateşi kir­letmemesi için gömülmez veya yakıl­maz; çürümesi ve vahşi şeylerin parça­laması için açık alanlara bırakılır. Daha sonra kalan kemikler toplanarak Sessizlik Kuleleri denen yere konulur.[1]


[1] Ansiklopedik Dinler Sözlüğü,www.darülkitap.com.

 

Link to comment
Share on other sites

 

CENİN

“Örtmek,örtünmek,gizlenmek” anlamındaki cenn kökünden türeyen cenin (çoğulu ecinne) sözlükte “gizli şey,anne karnındaki çocuk” gibi manalara gelmektedir.[1]


[1] UZUNPOSTALCI,Mustafa, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,7,s.369,1993,İstanbul

 

Link to comment
Share on other sites

 

CENNET

Arapça bir kelime olup sözlükte  “bahçe” anlamına gelir.Terim olarak ise “Kur'an'da, mümin­lerin öbür dünyada gidecekleri yer ola­rak tanımlanan ebedi mükafat diyarı” demektir.[1] Çoğulu Cinan ve Cennat'tır.[2]


[1] Ansiklopedik Dinler Sözlüğü,www.darülkitap.com.

[2] Fıkıh Ansiklopedisi2, www.darülkitap.com.

 

Link to comment
Share on other sites

 

CENTİLMEN

İngilizce “gentleman” dan gelir. “gentle” zarif, kibar ,man adam demektir. O halde gentleman kibar adam demek olur. [1]


[1] NİŞANYAN,Sevan,Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü, http://www.nisanyansozluk.com/search.asp?w=casus, 14.07.2009

 

Link to comment
Share on other sites

 

CERH

Sözlükte “yaralamak, dürtmek, tesir etmek, bir yarayı deşmek” manalarına gelir. Asıl olan yaralamak manası yanında bir kimseye söğmek, hakimin, yalan veya fısk gibi sebeplerle şahidi adaletten düşürerek şahitliğini reddetmesi, nihayet lazım fiil manasıyla yararlanmak gibi manaları da vardır.[1]


[1] UĞUR,Mücteba,Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü,Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları,www.darülkitap.com

 

Link to comment
Share on other sites

 

CESARET

Cesaret karşılaşılan tehlikelerin harekete geçireceği heyecan, korku, endişe tereddüt gibi duygu­ları bastıran, onları yok eden psikolojik bir haldir. Gerektiği yerde şiddet ve tehlikeye karşı yürümeyi, kalbin yılmamasını ifade eder. Cesaret, kalpte oluşan bir kuvvet, iradede meydana gelen bir sebattır.

Cesareti bir karakter haline getirmiş kimseler çok rahat ya­şarlar, en dehşet verici anlarda bile, soğukkanlılıkla akıllarını kullanmasını bilirler. Hayatın ezici elem ve kederlerini, sa­bır ve sükunetle karşılar, onlardan yılmazlar. Cesaret, insanı daima terakki ve ileri gitmeye, hakkı konuşmaya motive eder, sürekli gayret ve faaliyete sevkeder.Bu karakter, vakar (ol­gunluk), necdet (hadiseleri göğüsleme), gayret ve ideal yüceliği, azim, soğukkanlılık, sabır, tevazu, fedakarlık gibi karakterleri de beraberinde getirir.[1]


[1] KASAPOĞLU,Abdurrahman,Kur’an da Ahlak Psikolojisi, www.darülkitap.com.

 

Link to comment
Share on other sites

 

CESED

Cesed, eti ve kanı olan cisim demektir.[1]


[1] SOYALAN,Mehmet Yaşar, Elmalılı Tefsirinde Kur’an-i Terimler ve Deyimler, http://www.darulkitap.com/indir/elmalili-tefsirinde-kurani-terimler-ve-deyimler-m.y.soyalan-agac.html, erişim tarihi 23.06.2009

 

Link to comment
Share on other sites

 

CEVAZ

Caiz kavramının mastarı olan cevaz, caizlik, caiz olma, mubahlık ve serbestlik anlamlarına gelmektedir.[1]


[1] Dini Kavramlar Sözlüğü,Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,s.98 ,2005 Ankara

 

Link to comment
Share on other sites

 

CEVHER

Sözlükte “bir şeyin özü, esası, kıymetli taş, çelik üzerindeki nakış ve noktalı harf” anlamına gelmektedir. Felsefe ya da kelâm ilminde ise cevher kavramı, boşlukta bizzat yer tutan ve gerçekleşmesi için başka bir şeye ihtiyacı olmayan şey’dir.[1]


[1] Dini Kavramlar Sözlüğü,Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,s.98 ,2005 Ankara

 

Link to comment
Share on other sites

 

CEZA

Sözlükte isim olarak “bir şeyin bedeli ve karşılığı” masdar olarak da “iyi veya kötü olan bir fiil ve davranışın tam ve yeterli karşılığını vermek” anlamına gelir. İslam literatüründe cezanın terim olarak biri genel diğeri özel olmak üzere başlıca iki manada kullanıldığı görülür.Sözlük anlamıyla da bağlantılı olan genel anlamda ceza,dünyevi veya uhrevi mahiyette özendirici veya caydırıcı müeyyideden ibarettir.özel anlamda ise dünyada hukuk düzeni tarafından suçluya uygulanacak maddi ve manevi müeyyideyi ifade eder.[1]

Türk hukukunda cezanın bu ikinci özel anlamı kullanılmaktadır. Yani ceza aslında hem mükafat hem de eza vermek anlamında iken günümüzde sadece eza veren anlamı kullanılmaktadır.


[1] BEBEK,Adil, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,7,s.469,1993,İstanbul

 

Link to comment
Share on other sites

 

CEZBE

Sözlükte “çekmek” anlamına gelen cezbe, tasavvufta, Allah’ın kulu kendine çekmesi ve yüce huzuruna yükseltmesi demektir. Cezbe Allah’ın sevdiği kulunun kalbinden perdeyi kaldırması ve gayreti olmadan onu manevî makamlara çıkarmasıdır. Cezbe, kulda istikâmet ve ibadet arzusu doğurarak ona belâ ve musibetlere dayanma gücü kazandırır. Kul cezbe sırasında Allah’ın dışında her şeyi unutarak kendinden geçer ve kulluğundan habersiz hale gelir, vecd ve istiğrak haline girer. Zikir, sohbet ve semâ toplantılarında kalbine doğan şeylere dayanamayarak kendinden geçen, gayri ihtiyarî sıçrayıp bağıran kimselerin davranışlarına da cezbe denilmektedir.[1]


[1] Dini Kavramlar Sözlüğü,Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,s. 99,2005 Ankara

 

Link to comment
Share on other sites

 

CİFR

Harflere verilen sayı değerleri ile geleceğe veya mazideki olaylara tarih düşürmek yahut isme dair işaretler çıkarmak ilmi. Ebced* hesabına yakın bir ilmin adıdır. Kelime olarak; sütten kesilmiş oğlak veya kuzu derisi anlamında olan "çefr"den gelmektedir.[1]


[1] ŞİMŞEK,Said, Şamil İslam Ansiklopedisi

 

Link to comment
Share on other sites

 Share




  • Who's Online (See full list)

    • There are no registered users currently online
  • Member Statistics

    • Total Members
      20
    • Most Online
      102

    Newest Member
    ONUR
    Joined
×
×
  • Create New...