Jump to content

Etimolojik Hukuk Sözlüğü


Recommended Posts

BALİSTİK

Yunanca asıllı bir kelime olup merminin ateşlendikten sonra hedefe varıncaya kadar uğradığı tesirleri inceleyen bilimdir.[1]


[1] Büyük Türk Sözlüğü,Hayat Yayınları,s.106

Link to comment
Share on other sites

  • Replies 360
  • Created
  • Last Reply

Top Posters In This Topic

  • ankahukuk

    361

BALKAN

Türkçe bir isim olup sarp ve ard ardına veya ormanla kaplı dağ veya sıradağ demektir. Bulgaristan’da ülkeyi batıdan doğuya geçen sıradağ olduğu için Bulgaristan,Yunanistan, Arnavutluk,Bosna Hersek,Kosova gibi ülkelerin yer aldığı coğrafi bölgeye Balkan Yarımadası denmiştir. Türkçe eserlerde balkanlar şeklinde de ifade edilir.

 

Link to comment
Share on other sites

BALKON

Fransızca “balcon” dan gelen balkon kelimesi [1] binaların üst katlarında yapılan dışa doğru va bazı kısımları açık çıkıntı demektir.[2]


[1] Büyük Türk Sözlüğü,Hayat Yayınları,s.106

[2] DOĞAN,Mehmet,Büyük Türkçe Sözlük,s.124

Link to comment
Share on other sites

BALTALIK

Türkçe “balta” kelimesinden gelen baltalık bir orman köyü veya ormanlık alanda olan ahalinin yakacak ihtiyaçları için odun kesmelerine tahsis olunan ve vergiden muaf tutulan küçük orman veya koruluk demektir.[1]


[1] Büyük Türk Sözlüğü,Hayat Yayınları,s..106

Link to comment
Share on other sites

BALYA

İtalyanca “balla” dan gelen balya kelimesi beze sarılı,sıkı bağlanmış ticari mal dengi demektir.[1] Ot ve samanın bağlanmış şeklini ifade etmek için de kullanılır.


[1] Büyük Türk Sözlüğü,Hayat Yayınları,s.106

Link to comment
Share on other sites

BANKA

Banka Türkçe'ye İtalyanca "banco"dan geçmiştir. Banco sözlükte; ma­sa, sedir, vezne ve sıra anlamlarına gelir. Rivayete göre, Ortaçağda, İtalya'da masa başlarında, madeni paraların ağırlıklarını tartan, ayar­larına bakan, eskimiş paralan yenileri ile değiştiren, para bozma, emanete kabul etme gibi çeşitli işlerle uğraşan sarraflar bulunurdu. Bu tür işlerin yapıldığı masaya banco, sarraflara banchiero (banker), iş­yerlerine de banca adı verilirdi.

Arapça'sı "el-masrif" ve uel-benk" dir. "el-Masrif şeklindeki kullanı­mın, altın, gümüş ve diğer nakit paraların kendi aralarında ve diğer para cinsleriyîe değişimi anlamındaki "sarf" kelimesinden, "el-benk" in İse, italyanca aslından geçtiği anlaşılmaktadır. Banka deyimi, günlük hayatta çok kullanılmasına rağmen -yaptı­ğı işlemlerin çokluğu ve çeşitliliği nedeniyle- konu ile ilgili eserlerde tam ve kesin bir tarifini bulmak mümkün değildir. Ancak bankayı; ser­maye, para ve kredi ile ilgili her türlü işlemi yapan mali aracı ku­rum diye şeklinde tanımlamak mümkündür.[1]


[1] BAYINDIR,Servet,İslam Hukuku Penceresinden Faizsiz Bankacılık, http://www.darulkitap.com/indir/fikih-kitapligi-107-kitap-derleme-darulkitap.html, erişim tarihi,25.06.2009

Link to comment
Share on other sites

BANKER
Banker sözlükte, banka sahibi, büyük sarraf, mecazi anlamda çok zengin demektir. Terim olarak "banker" i, para, kredi, esham ve tahvilat işleriyle ve buna benzer diğer işlemler ile uğraşan bir kişi anlamına gelir. Yabancı ülkelerde, bankacı  ile banker aynı anlama gelir. Türkçede ise, bankacı ve banker kavramları birbirinden oldukça farklıdır. Bankacı, bankacılık işini meslek olarak yapan kişidir. Banker ise, bankacılığı meslek edinmeksizin, para altın ve diğer menkul değerler ticaretiyle uğraşan kimselerdir.

Link to comment
Share on other sites

BARDAK

“Esli çamlar bardak oldu” deyimini bilinen bir deyimdir. Eskiden ağaçları oyarak onlardan bardak, çanak yaparlarmış. Bardak sözcüğünün kökü de buradan geliyor.
Yar-(mak), ağacın yarılması, oyulması veya yararlı olmak, kullanılmaya elverişli olmak manasında. "Yar-" köküne gelen -t eki ile "yar-t" , b>y dönüşmesiyle "bart" olmuş ve isim yapan küçültme eki (-ak) nin gelmesiyle de bartak > bardak sözcüğü meydana gelmiştir.

Link to comment
Share on other sites

BARON

Baron, spesifik bir asalet ünvanıdır. Baron köken olarak toprağı kullanım hakkı olan çifçi kiracıların başını belirten bir ünvandır. Bu kelime eski fransızca da “baron” kelimesinden türetilmiştir. Frankça da “savaşçı, özgür adam, serbest adam” anlamına gelen “baro” ile aynı kökenden gelen eski ingilizcedeki “asil adam” anlamına gelen “beorn” kelimelerinin kaynaşması ile oluşmuştur. Feodal dönemde Fransa’da “baron”, İngiltere’de ise “Lord” kelimesi kullanılırdı. Baron, bir baronluğa yada baronluklara (barony – baronies) sahip olan kişidir. Baronun eşinede Fransa’da “barones”, İngiltere’de ise “lady” denir. İngiltere’de “baron” direkt olarak kralın toprak verdiği kişilerdir. Baronlar, feodalizmin temel ekonomik birimi olan manor’ların (fief) yöneticidirler. Bu manor’lar (manoir) bir ya da daha fazla olabilirler. Buna görede baron ünvanın alt ve üst dereceleri vardır. Bir manor’un yöneticisi olan “baron” daha alt derecede ünvana sahip bir kişidir.

Daha spesifik anlamda feoadal bir unvan yada görev olan senyörün yaptığı toplantıya vassalların katılma zorunluluğundan aristokrasi, bir yönetim aracı oluşturmuştur. Bu nedenle “baron” kelimesi kralın büyük kuruluna çağrılan başlıca vasalleri ifade etmiştir. Bu fiili durum feodal dönemin evrimi içerisinde ırsiliğe gönüşmüştür. Baronlar böylece kendilerini “toprağın eşdeğerlileri” olarak ifade etmekten keyif almaya başlamışlardır. Sonunda da bu ünvanın sadece kendileri için kullanılmasını kabul ettirdiler. Baron için “toprağın efendilerinin efendisi” denebilir.[1]

[1] http://kelimelerinsoyagaci.com, 26.08.2009

Link to comment
Share on other sites

BASİR

"Basîr", lügatte âmânın, yani körün zıddıdır. Bununla beraber kelime hem "basar"dan, hem "basîret"ten sıfatı müşebbehe olduğu için "habîr = haberdar" anlamına da gelir. Her yönüyle gören, her şeyin içine, dışına, bütün yönleriyle vâkıf olan, işlerin sırlarına âşina mânâsına kullanılır.[1]


[1] YAZIR, M.Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili,

Link to comment
Share on other sites

BASİRET

İdrak,zeka,ilim,tecrübe,kalp ile görme,doğru ve ölçülü bakış,uzağı görme,kavrayış,feraset. Başımızdaki göze basar,kalp gözüne de basiret denir.Buna göre basiret kalp gözüyle görüş,işin iç yüzüne nüfuz etmek,bir şeyin içini dışını,önünü sonunu ,aslını ve hakikatini bilmektir.[1]

 

[1] AĞIRAKÇA,Ahmet, Şamil İslam Ansiklopedisi, http://samil.ihya.org/ansiklopedi/basiret.html, erişim  tarihi,15.06.2009

 

Link to comment
Share on other sites

BAŞ

Türk devletlerinde bazı müessese ve makam isimlerinin önüne veya sonuna getirilen bir kelimedir. Kapıcıbaşı,çavuşbaşı,kilecibaşı,odabaşı,hazinadarbaşı,subaşı,sekbanbaşı,onbaşı,yüzbaşı,binbaşı,başçavuş,başbakan gibi.[1]


[1] HALAÇOĞLU,Yusuf, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,5,s.119,1992,İstanbul

Link to comment
Share on other sites

BAŞKA ANLAMA GEÇİŞ

İsminden de anlaşılacağı gibi kelime eski anlamını kaybedip yepyeni bir anlamı yansıtmaktadır. Ucuz kelimesi eski Türkçede kolay,değersiz hakir anlamında iken bugün fiyatın az olması anlamında kullanılmaktadır.(Aksan,2007)

Örneğin tütün kelimesi önceleri duman anlamında kullanılırken bu gün bir endüstri bitkisinin adı olarak kullanılmaktadır.Genç sözcüğü çocuk anlamından çıkıp,büluğ yaşındaki ve yaşlılık arasındaki insanlar için kullanılmaktadır.

"sakınmak" sözcüğü Eski Türkçe de "düşünmek, üzerinde durmak, yaslanmak, kederlenmek" anlamını içerirken sonraları "tehlikeden uzak durmak" anlamına geçmiştir.

 

Başka anlama geçişin bir türü de anlam iyileşmesi ya da anlam kötülenmesidir. Kötü anlamı olan bir sözcüğün zamanla iyi bir anlam kazanmasına anlam-kötülenmesi denir. Örnek :

Kötü                                              iyi                                                .

Mareşal (nalbant)        Mareşal (Ordudaki en yüksek rütbe)

 

İyi                                               Kötü                                               .

Canavar (Canlı)              Canavar (cana kıyan, yaban hayvanı, acımasız)

 

Hukukta da siyaset önceleri adam öldürme anlamında bir terim iken günümüzde devlet idare etme sanatı gibi iyi bir anlam kazanmıştır.

 

Link to comment
Share on other sites

BAŞLIK

Evlenecek erkeğin kız tarafına ödediği para veya mal.

Şehirleşme arttıkça bu uygulamanın azalmakta ve ortadan kalktığı görülmektedir.[1]


[1] AKGÜNDÜZ,Ahmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,5,s.133,1992,İstanbul

Link to comment
Share on other sites

BATIL

“Boşa gitmek,temelsiz ve devamsız olmak anlamındaki butlan kökünden türeyen,gerçeğe uymayan,inanç,hüküm ve düşünceleri ifade eden ,hak teriminin karşıtı olan terimdir.[1]


[1] OLGUNER,Fahrettin, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,5,s.147,1992,İstanbul

Link to comment
Share on other sites

BATIL SEBEPLER

Batıl sözlükte zâil, yani varlıkta durmayan, yok olan demektir. Bundan dolayı "batıl sebeplerle": yok yere, haksız, gerçek sebep olmaksızın, itibara değer meşru bir sebep olmaksızın demek olur.[1]


[1] YAZIR, M.Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili

Link to comment
Share on other sites

BAYRAK

Bir devleti,bir askeri birliği,resmi veya gayriresmi bir kuruluşu temsil eden alamet veya kumaş parçasıdır.[1]


[1] FUAD KÖPRÜLÜ,Orhan, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,5,s.247,1992,İstanbul

Link to comment
Share on other sites

BAYRAM

Dîvan-ı Lugati't-Türk'te Kaşgarlı Mahmud bayram kelimesinin kökünü "bezrâm" olarak vermiş. Pehlevi Farsçası'nda "sevinç ve eğlence günü" anlamına gelir. Farsça'ya eski Türkçe'den geçtiğini söyleyenler de var. 

Arapça (aynı zamanda Süryanice) karşılığı 'iyd'. Kelimenin aslı "tekrar dönmek" anlamına gelen "avd" dır. Sadece sevinçlerin yıldönümlerini değil kederlerin yıldönümlerini de ifade eder. 'Iyd kelimesinin ahiret anlamındaki "mead"la da anlam ilgisi vardır. Belki de bayramlar mutluluğun üretildiği merkez olan cennetten dünyaya salınmış tadımlık bir sevinç nümunesi olduğu için "bayram" ile "ahiret" aynı köke aitler. 

"Hac" kelimesi de "ıyd" kelimesinin eşanlamlısıdır.Hac da "tekrar dönmek, dönüp tekrar ziyaret etmek" anlamına geliyor. Zaten Sami dil ailesine mensup İbranice'de "hac" (hag) "bayram" anlamında kullanılıyor. 

Peygamber Efendimiz Medine'ye hicret ettiklerinde Medineliler'in sıkı ticari ilişki içerisinde bulundukları ateşperest Persler'in bayramlarını taklit ettiklerine şahit oldu: Nevruz ve Mihrican. Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud ve Nesai'nin naklettiği rivayete göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Allah sizin için o iki günü onlardan daha hayırlı iki günle, kurban ve Ramazan bayramlarıyla değiştirdi." 

Bu iki bayram Ramazan ve Kurban Bayramları'ydı. Hicretin ikinci yılında Müslümanlar bu iki bayramı da aynı yıl kutlamaya başladılar. Kurban teşriî anlamda 9. yılda farz kılınan haccın bir parçası olduğu halde, Kurban Bayramı'nın daha ikinci yılda kutlanmış olması manidardır. 

Kurban bölgede öteden beri icra edilen bir gelenekti. Bu geleneğin kökeni Hz. İbrahim'e kadar uzanıyordu. Rasulullah Hz. İbrahim'den geriye kalan birçok ibadeti ihya edip asli kimliğine döndürdüğü gibi, kurban ibadetini de tüm putperest tortulardan temizleyerek asli kimliğine döndürdü.

Türklerin, İslam’ın meşhur iki bayramını ne zamandan beri “bayram” kelimesi ile ifade ettikleri tam bilinmemektedir. Kâşgarlı Mahmud, 11. yüzyılda, Oğuzların “Îd günü”ne “bayram” dediklerini ve bu günün sevinç ve eğlence günü olduğunu kaydettiği gibi, bayramın aslı olarak gösterdiği bazrâm veya bezrem kelimesinin de aynı manaya geldiğini söyler. Bu kelimenin aslının ne olduğunu bilmediğini ve bunu Farslarda işittiğini, çiçekler ve ışıklarla bezenen yere “bazrâm gir, yani gönül açan yer” denildiğini kaydeder.

Daha sonraki yüzyıllarda artık “bayram” kelimesinin tam İslamî manada kullanılmaya başlanmış olduğu görülmektedir.13. asırdan beri de şahıs adlarına girdiği bilinmektedir.[1]

Link to comment
Share on other sites

BEDAVA

Bedava kelimesi dilimize Farsça ve Arapça iki kelimenin birleşmesinden oluşan bir kelimeden girmiştir. Farsça "rüzgâr" anlamına gelen "bâd" kelimesi ile Arapça "hevâ" kelimesini birleşmesinden ortaya çıkan "bâd ü hevâ" deyiminin kullanıla kullanıla şimdiki haline gelmiş şeklidir.Zahmetsiz ve tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim olan "bedava" için, "hava civa" denmesi de yukarıda açıladığımız deyimden dolayıdır.[1]


[1]http://www.blogcatalog.com/blogs/kelimelerin-soyaac/posts/tag/arapcadan+gecen+kelimeler/,27.07.2009

Link to comment
Share on other sites

BEDDUA

Farsça’da “kötü” anlamına gelen bed ile Arapça’da “isteme, dileme” gibi anlamlara gelen dua kelimelerinden oluşmuş bir bileşik isimdir. Bir kimsenin başına kötü şeylerin gelmesi için yapılan duaya beddua denilmektedir.[1]


[1] Dini Kavramlar Sözlüğü,Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,s.60 ,2005 Ankara

Link to comment
Share on other sites

BEDEL

Bedel sözlükte “karşılık,yok olan bir şeyin yerine geçen şey “anlamına gelir.

Terim anlamı olarak bazı ibadet ve borçlarda asli şekliyle ifanın mümkün olmaması durumunda onun yerini alan ifa şekli anlamına gelir.[1]


[1] BARDAKOĞLU,Ali, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,5,s.298,1992,İstanbul

Link to comment
Share on other sites

BEDESTEN

Bedestenler zamanlarında önemli birer iktisadi kuruluştu. O devirde günümüzdeki banka ve borsaların görevini görürdü. Bedestenlerde alış veriş yapan esnafa tacir anlamına da kullanılan Hacegan denilirdi.[1]


[1] Osmanlı Tarihi,Osmanlı Web Sitesi,

Link to comment
Share on other sites

 Share




  • Who's Online (See full list)

    • There are no registered users currently online
  • Member Statistics

    • Total Members
      20
    • Most Online
      102

    Newest Member
    ONUR
    Joined
×
×
  • Create New...