Kanun yolları, alt dereceli yargı mercilerinden verilmiş olan kararları inceletmek için daha yüksek dereceli mahkemeye başvurulmasıdır ki bunlar, temyiz, karar düzeltme, yargılamanın yenilenmesi, itiraz (ceza yargılamasında), şikayet (icra-iflas hukukunda) ve istinaf gibi yollardır.

Kanun yolları, alt dereceli yargı mercilerinden verilmiş olan kararları inceletmek için daha yüksek dereceli mahkemeye başvurulmasıdır ki bunlar, temyiz, karar düzeltme, yargılamanın yenilenmesi, itiraz (ceza yargılamasında), şikayet (icra-iflas hukukunda) ve istinaf gibi yollardır. Kanun yolları, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun altıncı kitabında yer almaktadır. Anılan kitabın birinci kısmı genel hükümler, ikinci kısmı olağan kanun yolları, üçüncü kısmı olağanüstü kanun yolları ile ilgili hükümleri içermektedir. Yazımızda Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen kanun yolları kısaca ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda kanun yolları ile ilgili genel hükümler 260 – 266’ncı maddelerde düzenlenmiş bulunmaktadır. Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.
Asliye ceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemenin yargı çevresindeki sulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ve sulh ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.

Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.

Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yollarına başvurabilir.
Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de geçerlidir.

Kanunun 263’üncü maddesindeki düzenlemeye göre, tutuklu şüpheli veya sanık, tutuklu bulunduğu kurum müdürü veya kararı veren mahkeme katibine sözlü bildirimde bulunabilir veya dilekçe verebilir. Her iki durumda da başvuru bir tutanakla saptanır, gerek tutukevinde ve gerekse mahkeme kaleminde ilgili deftere yazılır. Tutanağın bir örneği tutukluya verilir. Bu işlemlerin yapılmasıyla kanun yolları için belirlenen süreler kesilmiş olur.

Kabulü gerekli bir başvuruda, kanun yolunun veya inceleyip karar vermeye yetkili hakim veya mahkemenin belirlenmesinde yanılgı; şüpheli veya sanık, eşi, yasal temsilcisi, katılan, katılanın yasal temsilcisi ve bunların avukatları yönünden istemi hükümsüz kılmaz. Kanun yoluna ilişkin istemin yapıldığı hakim veya mahkeme, bekletmeksizin yetkili ve görevli hakim veya mahkemeye iletir.
Kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanlar, bu haklarını kullanmayabilirler ve kanunda belirtilen sürenin dolmasıyla karar kesinleşir. Kanunda, kanun yollarına başvuru hakkından önceden vazgeçme benimsenmemiştir. Ancak, 266’ncı maddeye göre kanun yoluna başvurulduktan sonra, karar verilinceye kadar vazgeçilebilecek, başvuru geri alınabilecektir.

Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya sanık yararına veya ona karşı kanun yollarına gidebileceğinden bunu başvurusunda açıkça belirtmesi gereklidir. Cumhuriyet savcısı şüpheli veya sanığa karşı istemini kendiliğinden geri alabilir. Ancak, yararına başvurudan vazgeçmesi şüpheli veya sanığın kabul etmesi şartına bağlıdır.

Katılan, şüpheli veya sanık ile 262’nci maddeye göre kanun yoluna başvurabileceklerin avukatı (veya vekili), vekaletnameyle verilmiş açık yetkileri varsa kanun yoluna başvuruyu geri alabilirler.

Yararlarına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiinin iradesi çelişirse, müdafiin iradesi geçerli sayılacaktır.

Ceza Muhakemesi Kanununa göre kanun yolları aşağıdaki şekilde tasnif edilmiştir.
1. Olağan Kanun Yolları
• İtiraz
• İstinaf
• Temyiz

2. Olağanüstü Kanun yolları
• Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi
• Kanun Yararına Bozma
• Yargılamanın Yenilenmesi
Yazımızın bundan sonraki bölümlerinde yukarıdaki ayrıma göre kanun yolları kısaca izah edilecektir.

1. Olağan Kanun yolları

1.1. İtiraz :

Ceza yargılamasında itiraz bir kanun yolu olup, bu yolla, bir yargılama merciinin vermiş olduğu kararda bulunulduğuna inanılan bir hata, başka bir yargılama mercii önüne getirilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 267 – 271’inci maddelerinde itiraz ile ilgili hükümler yer almaktadır. Hakim kararlarıyla Kanunun gösterdiği hallerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
İtiraz, kararın açıklanması veya tebliğinden itibaren, süre bakımından ayrıca hüküm koymamışsa yedi gün içinde kararı veren hakim veya mahkemeye dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt katibine bildirimde bulunmak suretiyle yapılabilir.

Tutanakla saptanan bildirim ve imzayı mahkeme başkanı veya hakim onaylar. Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık bu başvuruları tutukevi müdürünü de yapabilir.

Hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir. İtirazı yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı inceleyecek mahkeme veya hakime yollar. İtirazları incelemeye yetkili merciler şunlardır:

a) Sulh ceza hâkiminin kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.

b) Sulh ceza işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza işlerini gören mahkeme başkanına aittir.

c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.

d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.

e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.

İtiraz, kararın yerine getirilmesini geri bırakılması sonucunu doğurmaz. Ancak, kararına itiraz edilen veya itirazı inceleyecek olan mahkeme veya hakim geri bırakılmasına karar verebilir.

İtirazı inceleyecek hakim veya mahkeme, yazıyla cevap verebilmesi için itirazı Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Ayrıca konu hakkında araştırma ve inceleme yapabilir, yaptırabilir.

Kural olarak belgeler üzerinde ve duruşmasız inceleme yapılarak karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve müdafi veya vekil dinlenir. İnceleyen hakim veya mahkeme, itirazı yerinde bulursa kararı kaldırır ve itiraz konusu hakkında kendisi karar verir. Kararın araştırma, inceleme ve değerlendirme için zorunlu sürenin sonunda gecikmeksizin, mümkün olan en kısa sürede verilmesi gerekir.

İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Ancak, inceleyen hakim veya mahkemece ilk kez verilen tutuklama kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

1.2. İstinaf :

İstinaf, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı en üst dereceli mahkemeden önce ikinci derecede başvurulan kanun yoludur. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272 – 285’inci maddeleri arasında düzenlenen istinaf hukukumuza 5271 sayılı Kanun ile girmiştir. Kanuna göre, ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yolu açıktır. Adli yargı ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerin doğrudan temyizi olanaklı değildir. On beş yıl ve daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümler bölge adliye mahkemelerince kendiliğinden incelenir.

İstinaf incelemesi, başvuru hakkına sahip olanın hükmün açıklanması veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde, hükmü veren mahkemeye dilekçe vermesi veya zabıt katibine sözlü bildirimde bulunmak suretiyle yapılır. Tutuklu sanık bu başvuruları, tutuklu bulunduğu kurum müdürüne de yapabilir.

Asliye ceza mahkemelerinde görevli Cumhuriyet savcıları, bu mahkemenin yargı çevresindeki sulh ceza mahkemesinin, ağır ceza mahkemelerinin Cumhuriyet savcıları da, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ve sulh ceza mahkemelerinin hükümlerine karşı, gerekçeli kararın o yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurabilirler.

Sanık, yokluğunda verilen ve aleyhine olan hükümlerle ilgili olarak Kanunun 41 ve 42’nci maddelerinde belirtilen süre ve koşullara uyarak eski hale getirme isteğinde bulunabilir. Eski hale getirme istemiyle birlikte istinaf başvurusunun da yapılması gerekir. İstinaf istemiyle ilişkili işler, eski hale getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar ertelenir. Önce eski hale getirme istemi, buna göre de istinaf başvurusu karara bağlanır.

Süresi içinde yapılan ve geçerli olan istinaf başvurusu hükmün kesinleşmesini önler.

İlk derece mahkemelerinin hükümlerine karşı yalnızca istinaf yolu kabul edilmiştir. Bu nedenle Kanunun 285’nci maddesinde; (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 18/4 maddesi hükmü hariç) kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtay’a başvurulabileceği açıklanan ve bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren karar ve hükümlere karşı istinaf yoluna gidilebileceği belirtilmiş, böylece uygulamada doğabilecek duraksamalar giderilmek istenmiştir.

1.3. Temyiz :

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 – 307’nci maddelerinde temyiz ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Kanunun 272/3’üncü maddesinde kesin olduğu belirtilen hükümlerle ilgili olarak istinaf yoluna başvurulamayacağından; bölge adliye mahkemesinin hukuka kesin aykırılık nedeniyle verdiği bozma kararına karşı 284’üncü madde gereğince direnme kararı verilemeyeceğinden; bu kararlara ve 286/2’nci maddesinde sayılan hallerde, ilk derece mahkemesinin hükümleri bölge adliye mahkemesinin kararıyla kesinlik kazanacağından; anılan kararlara karşı temyiz yoluna gidilemez.

Kanunun 286/2 maddesi gereğince bölge adliye mahkemesinin kararıyla kesinleşecek ilk derece mahkemesi hükümleri şunlardır:

a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,

b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,

c) Sulh ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,

d) Adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin suç niteliğini değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,

e) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarını değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,

f) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,

g) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine veya istinaf başvurusunun reddine dair kararlar,

h) Yukarıda belirtilen sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları.

Bölge adliye mahkemesinin bunlar dışında kalan hükümleri, hükümden önce verilip hükme esas oluşturan veya başkaca Kanun yolu öngörülmemiş olan kararlarla birlikte temyiz olunabilir.

Temyiz başvurusu, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayandırılabilir. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.

Kanunun 289’uncu maddesinde “kesin temyiz” veya “kesin bozma” nedenleri de denilen hukuka kesin aykırılık halleri gösterilmiştir.
Hukuka kesin aykırılık halleri;

a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.

b) Hakimlik görevini yapmaktan kanun gereği yasaklanmış hakimin hükme katılması.

c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu halde hakimin hükme katılmasa veya istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hakimin hükme katılması.

d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi.

e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.

f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlal edilmesi.

g) Hükmün 230’uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.

h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması.

i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayandırılması.

Bunlar varsa, aykırılığın hükme etki ettiğinin kabulü ve hükmün bozulması zorunludur.

Kanunun 291’inci maddesine göre; temyiz istemi, hükmün yüze karşı açıklanmasından veya yoklukta verilmişse tebliğden itibaren yedi gün içinde bölge adliye mahkemesi ceza dairesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine sözlü bildirimde bulunulması şeklinde olur. Tutuklu sanık başvurusunu tutukevi müdürüne de yapabilir.

Süresi içinde yapılan ve geçerli olan temyiz başvurusu hükmün tüm yönleriyle kesinleşmesini önler.

Kanun ile istinaf yoluyla davanın hem maddi ve hem de hukuksal yönünün bölge adliye mahkemesinde tartışılıp karara bağlanacağı kabul edildiğinden Yargıtay yalnız hukuksal yönden denetim yapacaktır. Cumhuriyet savcısı veya taraflar, bu nedenle hükmün hukuksal yönüyle sınırlı olarak bozma nedenlerini temyiz dilekçesinde veya sözlü bildirimlerinde göstermek zorundadır. Temyiz nedenleri dilekçe veya bildirimde belirtilmemişse, yüze karşı açıklanan hükümlerde temyiz süresinin bitmesinden ve yoklukta verilmişse gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren yedi gün içinde ek dilekçe vermek suretiyle bu nedenler bildirilebilir.
Yargıtay’da temyiz incelemesi kural olarak dosya üzerinden yapılır. Ancak, on yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerin incelenmesi duruşmalı yapılabilir. Birden çok suç işlenmişse, her bir eylem için verilmiş ceza bu düzeydeyse duruşma istenebilir.Birden çok hapis cezasının toplanmasıyla belirlenen ceza esas alınmaz.

Duruşma istemek yetkisi yalnızca sanığa ve müdafiine tanınmıştır. Duruşma isteğinin temyiz dilekçesinde veya sonradan da olsa temyiz süresi içinde bildirilmiş olması gerekir.

Yargıtay’ca kendiliğinden veya sanık veya müdafiinin süresindeki istemiyle duruşma yapılmasına karar verildiğinde, hükmü temyiz etmiş olması koşuluyla katılan da duruşmaya çağrılır.

Yargıtay, temyiz başvurusunda; maddi hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle ileri sürülen hususlarla temyiz istemi yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması, eksik veya yanlış uygulanmasından dolayı yapılmışsa yalnızca bu konuları inceler.
Yargıtay temyiz olunan hükmün hukuka uygun olduğunu saptadığında temyiz isteminin esastan reddine karar verir. Temyiz edilen hükmün, temyiz başvurusunda gösterilmiş olan hukuka aykırılıkları içerdiğini belirler ve bunlar hükme etki edecek nitelikte olursa bozma kararı verilir. Hüküm, temyiz başvurusunda gösterilen nedenlerle bozulduğunda, ileri sürülmüş olmasa da saptanan diğer hukuka aykırılıklar da bozma kararında açıklanır. Bozmaya neden olan hukuka aykırılık, hükmün dayandırıldığı işlemlerden kaynaklanmışsa aynı zamanda bu işlemler de bozulur. Temyiz başvurusunda gösterilmemiş olsa da 289’uncu maddede açıklanan hukuka kesin aykırılık nedenleri varsa hüküm mutlaka bozulur. Hükme etki edecek nitelikte olmayan hukuka aykırılıklar ve kimi önemsiz usul yanlışlıkları bozma nedeni sayılmasa da Yargıtay kararında belirtilir.

Bozma kararı ile bölge adliye mahkemesi hükmü ortadan kalkar. Mahkemenin temyize konu hükmü birden çok bölümden oluşmuş ve bunlardan bir veya birkaçı için ayrıca temyiz isteminin esastan reddine karar verilmemişse tümü bozulmuş sayılır.
Yargıtay, temyiz isteğini esastan reddettiğinde, davanın esasına hükmettiği veya hükümdeki hukuka aykırılık düzeltildiğinde; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile bölge adliye mahkemesine, bölge adliye mahkemesi de kendisine ulaşmasından itibaren yedi gün içinde, bu mahkeme başsavcılığına verilerek ilk derece mahkemesine gönderilir. İnfaz ve gerekli işlemler ilk derece mahkemesince yerine getirilir.

Hüküm bozulduğunda dosya, aynı yolla incelenmek ve hüküm kurulmak üzere, hükmü bozulan veya diğer bir bölge adliye mahkemesine; hüküm, bölge adliye mahkemesinin hukuka aykırı olarak kendisini görevli veya yetkili kabul etmesi nedeniyle bozulmuşsa, dosya hükmü bozulan mahkeme yerine doğrudan görevli ve yetkili bölge adliye mahkemesine; 285/1 ile 309/4-b maddesi uyarınca bozulan ilk derece mahkemesi kararları da hükmü veren ilk derece mahkemesine; yollanmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.

2. Olağanüstü Kanun yolları

2.1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi :

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308’inci maddesinde hükme bağlanmıştır. Maddeye göre; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ceza dairelerinin kararlarına karşı, kendiliğinden veya ilgililerin başvurusu üzerine, hükümlü aleyhine ilamın kendisine verilmesinden itibaren otuz gün içinde gerek maddi ve gerekse usul hukukuna ilişkin nedenlerle Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. İtiraz nedenlerinin açık ve gerekçesiyle birlikte yazılı olarak bildirilmesi gerekir. Sanık yararına itirazda süre yoktur.

Madde gerekçesine göre; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ceza dairelerinin kararlarına karşı ilâmın veya düzeltme istemine ilişkin özel daire kararının kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecektir.

İtiraz, daire kararında gerek maddi ve gerek usul hukukuna aykırı olduğu saptanan hususlara yönelik olabilir. İtiraz nedenlerinin açık ve gerekçeleriyle yazılı olarak bildirilmesi gerekir.

Ceza Genel Kurulu itirazda ileri sürülen nedenlerle bağlı olmaksızın kararı usul ve esas yönünden inceler.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını, ileri sürülen nedenin itiraz konusu olup olmayacağını inceledikten sonra, itiraz süresi geçmiş veya konu itiraz edilebilir değilse usulden ret kararı verir. Süresinde ve itiraz edilebilir olduğu saptanırsa karar esastan incelenir. İtiraz yerinde bulunmazsa esastan ret kararı verilir; yerinde görürlerse karar yerine geçecek ve itiraz doğrultusunda, kurulun gördüğü nedenle karar verilir.

2.2. Kanun Yararına Bozma :

5271 sayılı Kanunun 309 ve 310’uncu maddelerinde düzenlenmiştir. Olağanüstü temyiz de denilen Kanun yararına bozma yoluna, istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ilk derece mahkemesi veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan bölge adliye mahkemesi kararlarındaki maddi veya usul hukukuna ilişkin aykırılıkların giderilmesi için başvurulabilir.
Adalet Bakanı, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. Böylece kanunun eşit uygulanması ve (sanık aleyhine olmamak koşuluyla) hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından kanun yararına giderilmesi amaçlanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanınca bildirilen nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay ilgili ceza dairesine verir.

Yargıtay ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görmezse istemin reddine karar verir. Yerinde görürse karar veya hükmü bozar.

Kanun yararına başvuru üzerine verilen bozma kararlarına karşı direnilemez.

2.3. Yargılamanın Yenilenmesi :

Yargılamanın yenilenmesi; bir mahkemeden verilerek kesinleşmiş olan kararların iptali ile yeniden o davaya bakılması olanağını sağlayan kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesi müessesesi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 – 323’üncü maddelerinde hükme bağlanmıştır. Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş hükümlere karşı kabul edilmiş olağanüstü bir Kanun yoludur. Bu yolla hükümlerdeki maddi soruna ilişkin fiili hataların giderilebilmesine olanak sağlanmıştır.

Hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi nedenleri 311’inci maddede aşağıdaki şekilde yer almıştır:

a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.

b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.

c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.

d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.

e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.

f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.

Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.
Kanunun 311/1-f maddesindeki durum haricinde hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi süre koşuluna bağlanmamıştır. İlk beş bentteki nedenlerle cezanın yerine getirilmesinden ve hükümlünün ölümünden sonra da istemde bulunulabilir. Ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu, ve kardeşleri birlikte veya bireysel olarak yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilirler.

Cumhuriyet savcısı hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabileceği gibi Adalet Bakanı da ölenin eşi, alt veya üstsoyu ve kardeşinin olmaması durumunda yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir.

5271 sayılı Kanun, sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenlerini sınırlandırmış, yalnızca;

a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün yararına kullanılan ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliğinin anlaşılması,

b) Hükme katılmış hakimlerden birinin, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir cezayla hükümlülüğünü gerektirecek nitelikte sanık veya hükümlü yararına olarak görevini yerine getirmekte kusurlu bulunması,

c) Sanığın beraat ettikten sonra suça ilişkin olarak hakim önünde güvenilir nitelikte ikrarda bulunması hallerinde; istenebileceğini kabul etmiştir.

Eylem ve niteliği değişmedikçe, Kanun maddesinde öngörülen alt ve üst sınırlar içinde yer alan cezanın değiştirilmesi için yargılamanın yenilenmesi istemi kabul edilemez. Ayrıca, yargılamanın yenilenmesi kesinleşmiş hükümler hakkında kabul edilmiş olduğundan, hükme karşı başvurulabilecek veya hatanın giderilmesini sağlayacak başka kanun yolları varsa yargılamanın yenilenmesi istenemez.

Bir suç iddiasına dayandırılan yargılamanın yenilenmesi istemi ancak; bu eylemden dolayı kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunması, aynı eylemle ilgili olarak mahkumiyeti gerektirecek nitelikte kuvvetli kanıt bulunmaması dışında başka bir nedenle soruşturmaya başlanmamış veya soruşturma veya kovuşturmaya devam edilememiş olması, hallerinde kabul edilebilir. Ancak, eylem hakkında 311/1-e bendinde açıklanan biçimde yeni olaylar ve kanıtlar varsa bu madde uygulanmaz.

Kanun yollarına başvurma hakkındaki genel hükümler, yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında da uygulanır. Yargılamanın yenilenmesi istemini içeren başvuruda, buna ilişkin yasal nedenler ve kanıtların belirtilmesi zorunludur.

Yargılamanın yenilenmesi hükmü veren mahkemeden istenir. Hükmün istinaf, temyiz yollarına başvurulmadan veya bölge adliye mahkemesi, Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiş olması arasında fark yoktur. Hükmü ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay ceza dairesinin verdiği hal dışında, temyiz isteminin esastan reddi veya 303’üncü madde uyarınca davanın esasına hükmolunması durumlarında da başvurunun hükmü veren mahkemeye yapılması gerekir. Ancak, Kanunun 23/3 maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hakim, aynı işte görev alamaz.

Bu olağanüstü Kanun yolunun birinci aşamasını; yenileme isteminin kabule değer olup olmadığını belirlemek için yapılacak inceleme oluşturur. İstemin kabule değer olup olmadığına duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karar verilir. Yargılamanın yenilenmesi başvurusu; buna hakkı olmayan kişi tarafından yapılmışsa, hak sahibi kanunda belirtilen şekle uymamışsa, yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemişse veya gösterilen nedenler kanunda sınırlı olarak sayılanlardan değilse, neden gösterilmiş ancak bunu doğrulayacak kanıtlar açıklanmamışsa, mahkemece istem kabule değer olmadığından ret olunur.

Mahkemece yenileme isteğinin kabule değer olduğuna karar verilirse, istem yedi gün içinde diyeceklerini bildirmesi için Cumhuriyet savcısı ile ilgili tarafa tebliğ edilir. Bu kararlara karşı itiraz yolu açıktır.

Mahkemenin yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olduğuna ilişkin kararı kesinleştiğinde; soruşturmaya ilişkin hükümler çerçevesinde kanıtların toplanması ve bunların esassız olup olmadıklarının değerlendirildiği bu Kanun yolunun ikinci aşamasına geçilir.

Mahkeme bu aşamada her türlü kanıtı kendisi toplayabileceği gibi bunu naip hakim veya istinabe olunan mahkeme aracılığıyla da yapabilir. Kanıtlar toplandıktan, her türlü soruşturma ve araştırma yapılıp tamamlandıktan sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş kişiden yedi gün içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir.

Yargılamanın yenilenmesi isteminde sunulan kanıtlar ileri sürülen iddiaları yeterince doğrulamıyorsa, hükmün dayandığı önceki kanıtların inandırıcılığını ortadan kaldırmıyorsa veya önceki hükme hiçbir etkisi olmadığı saptanırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle reddedilir.

Mahkeme soruşturma ve araştırmalar ışığında yargılamanın yenilenmesi istemini esaslı ve kabul edilebilir bulursa, yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verir. İtiraz yolu açık olan bu karar duruşma açılmaksızın verilir.
Yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verilmekle bu olağanüstü Kanun yolunun üçüncü aşamasına ulaşılır ve kural olarak duruşma yapılarak sonuçlandırılır.

Kanunun 322’nci maddesi bu kuralın istisnasını oluşturan halleri göstermekte ve düzenlemektedir;

a) Hükümlü ölmüşse mahkeme duruşma yapmaz. Toplanmış olan veya gerekli görerek toplayacağı kanıtları değerlendirerek, istem yerindeyse hükümlün beraatına, değilse yargılamanın yenilenmesi isteğinin reddine karar verir.

b) Hükümlünün ölümü dışında eldeki kanıtlar, yeni kanıt toplamaya gerek olmaksızın derhal beraata karar verilebilecek nitelik ve açıklıkta ise, Cumhuriyet savcısının uygun görüş bildirmesi koşuluyla duruşma yapılmaksızın beraat kararı verilebilir. Mahkeme beraat kararıyla birlikte önceki hükmün iptaline de karar verir. Cumhuriyet savcısı uygun görüş bildirmediği takdirde duruşma açılmalıdır.

Yeniden yapılacak ve ilkinden ayrı ve bağımsız olan duruşma sonunda; önceki hükmün doğru olduğu kanısına ulaşan mahkeme önceki hükmün onaylanmasına karar verir. Önceki hükmün hatalı olduğu sonucuna ulaşırsa ilk hükmün iptaline karar verir ve yeniden hüküm kurar. Yargılamanın yenilenmesi hükümlü yararına istenmişse, yeniden verilecek hükümdeki ceza, önceki hükümdeki cezadan ağır olamaz. Duruşma sonunda verilen hükme karşı kanun yolları açıktır.

Yargılamanın yenilenmesi başvurusunda bulunan isterse, önceki hükmün iptaline ilişkin karar, gideri Devlet Hazinesinden karşılanarak Resmi Gazete ve mahkemenin uygun göreceği diğer gazetelerde ilan olunur.

Sonuç

Yazımızda Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen kanun yolları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bilindiği üzere, ceza yargılamasının temel amacı, gerçeğin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanmasıdır. Yargılamada hata olması durumunda bu temel amaca ulaşılabilmesi için mahkeme kararlarının yeniden gözden geçirilmesini sağlayan ve bütün hukuk sistemlerinde kabul edilen kanun yollarının yargılamanın tüm taraflarınca iyi bilinmesi büyük önem arzetmektedir.
KAYNAKÇA
1- YILMAZ Ejder, Hukuk Sözlüğü, Yetkin Yayınları, Ankara, 2001
2- YILMAZ Ejder, Hukuk Rehberi, Yetkin Yayınevi, Ankara, 2006
3- KAYLAN Keskin, Ceza Muhakemesi Kanunu: Yasa Yolları, http://www.ceza-bb.adalet.gov.tr/ makale2.htm
4- YAŞAR Osman, Uygulamalı ve Yorumlu Ceza Muhakemesi Kanunu, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2007
4- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu.
5- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Gerekçesi.
6- www.adalet.gov.tr
7- www.tbmm.gov.tr

 
Haldun YAĞAN
Gümrük Başkontrolörü
http://www.gumrukkontrolor.org.tr

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Bu içerik ile ilgili görüşler