Hakaret eylemi yazılı olarak gerçekleştirilebileceği gibi sözle veya görsel olarak da meydana getirilebilen bir eylemdir. Günümüzde sosyal medyanın gelişmesiyle ve iletişimde en önemli faktör haline gelmesiyle birlikte, hakaret eyleminin elektronik aletlerde işlenmesi de yaygın hale gelmiştir.

GİRİŞ

Hakeret, bir kişiyi rendice edecek biçimde, onun kişisel haklarını, ihlal etmek anlamına gelir. Bu ihlal küçültücü, aşağılayıcı,onuru kırıcı bir davranış şeklinde olabilir. Hakaret eylemi sadece sözle gerçekleştiren bir eylem değildir. Hakaret bir hareketle, davranışla işlenebileceği gibi yeri geldiğinde hareket etmeme,eylemsiz kalma şeklinde de meydana getirilebilir.

Hakaret eylemi yazılı olarak gerçekleştirilebileceği gibi sözle veya görsel olarak da meydana getirilebilen bir eylemdir. Günümüzde sosyal medyanın gelişmesiyle ve iletişimde en önemli faktör haline gelmesiyle birlikte, hakaret eyleminin elektronik aletlerde işlenmesi de yaygın hale gelmiştir. Eskiden sadece yazılı ve sözlü olarak işlenen hakaret üzerine kanunlarımız şekillenirken; sosyal meydanın gelişmesiyle birlikte özellikle facebook, twitter gibi sosyal medya araçları üzerinden işlenen hakeret suçları göz önünde bulundurularak, kanunlarımız(veya vicdani kanaat) bu mecralara da uygun hale getirilmiştir. 

Bu deneme yazımızda hakeret eylemenin cezai ve hukuki boyutunu kısa bilgiler şeklinde ele alacağız. Yani bir ceza normu olan hakaret suçu ile bir haksız fiil olan ve tazminat sorumluluğunu meydana getiren hakaret eylemi üzerinde duracağız. Konunun iyi anlaşılması ve pratik olması amacıyla bu deneme yazımızda hakaret suçunun hukuki boyutuyla ilgili kısa bilgiler verilecektir. Hemen belirtmek gerekir ki hukukçu olmayan kişilerin de yazıdan faydalanması için hakaret suçu, bilimsel, özel ceza hukuku incelemesi(Suçun unsurları,iştirak, içtima, nitelikli haller vb.) şeklinde ele alınmamış aynı zamanda tazminat davaları başlığı altında ele alınan haksız fiil olan hakarette bilimsel yönüyle( borcun kaynağı olarak haksız fiil, haksız fiilin 4 unsuru vb) ele alınmamış, sadece hakaret eyleminin hukuksal ve cezai boyutuyla ilgili herkesin anlayacağı şekilde bilgiler verilmiştir. Faydalı olması dileğiyle.

I. Ceza Hukuku bakımından Hakeret Eylemi - Hakaret Suçu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'muzun 125. maddesinde hakaret eylemi bir ceza normu olarak düzenlenmiştir. Maddede ki tanım; "Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklindedir. Hakaret suçu Türk Ceza Kanunu'nun şerefe karşı suçlar bölümünde yerini bulmuştur.

Görüldüğü gibi hakaret eylemi, onur ve şeref saygınlığını rencide etme veya sövme şeklinde tanımlanmıştır. Hakaret eyleminin nasıl işleneceği hakkında bir şart getirilmemiştir. Dolayısıyla sözlü olarak, kavga esnasında, mektupla yazılı olarak veya facebook, twitter araçları üzerinden mesaj veya durum güncelleme yollarıyla veya herhangi başka bir yolla hakaret suçu işlenebilir. İşte bu şekilde işlenen hakaret suçları için 3 aydan 2 yıla kadar bir hapis cezası öngörülmüştür. 

Hakaret suçunun çeşitli nitelikli halleri mevcuttur. Örneğin kamu görevlisine karşı hakaret suçu bir cezada artırım sebebidir. Alanen işlenen hakaret suçu veya dini görüşlere karşı işlenen hakeret suçları cezada artırım sebeplerindedir. Yani bu şekilde bir hakaret suçu işlenmesi halinde daha fazla cezaya hükmolunur.

Hakaret suçu soruşturulması ve kovuşurulması için şikayet aranan suçlardandır. Yani mağdurun şikayeti gerekmektedir. Bununla birlikte kamu görevlilerine karşı hakarette mağdurun şikayeti aranmaz. Yargıtay'da bir kararında bu konuda şikayetin var olma şartıyla ilgili şu şekilde hüküm vermiştir;

Sanığın üzerine atılı hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu, mağdurun celsede şikayetinden vazgeçtiğini belirtmesi karşısında, CMK'nın … maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet hükmü kurulması, hükmün bozma sebebidir. (Yargıtay 4. Ceza dairesi, 2013/40636 E., 2016/3763K. 01.03.2016 tarihli karar)

Ceza hukuku kapsamında hakaret suçu için en önemli sorun ispat problemidir. Zira hakaret eylemi delillerle ispat edilemediği takdirde hakaret eyleminden dolayı ceza verilmez. Ceza hukuku kapsamında en önemli delil ise "tanık" delilidir. Özellikle sözlü hakaret eyleminde hakaretin ispatı açısından tanık delili çok önemli bir yer tutmaktadır. Bununla birlikte yazılı olarak işlenen hakarette, hakaret eylemini içeren yazılı belge önemli bir delil değerindedir. Eğer eylemi gerçekleştiren kişi belgedeki yazıyı veya imzayı inkar ederse bu noktalarda kriminal imza ve yazı incelemesi yaptırılır. Bu noktada değenilmesi gereken en önemli nokta ise sosyal medya araçları veya e-posta yoluyla işlenen hakaretin ispatıdır. Zira ispat edilmesi en zor hakaret suçu bu mecralarda işlenen suçlardır. Maalesef sosyal medya araçları facebook, twitter ve diğer araçlar kendi içlerinde şikayet mekanizması bulunmasına rağmen kişi bilgilerini yargılama makamlarıyla paylaşmamaktadır. Yani savcılıktan veya mahkemelerden hakaret suçunu işleyen kişilerin(veya hesapların) bilgileri veya bunların hakareti içeren paylaşımları istense de, sosyal medya araçları tarafından bilgi gizliliği gerekçesiyle bilgi paylaşımı yapılmamaktadır.

Adalet kasıtlı hareketi ve suçluyu korumaz. Kimse kusurlu davranışına dayanarak menfaat elde edemez veya menfaat kaybına yol açamaz. Dolayısıyla adaletin ortaya çıkması için hakim vicdani kanaatini kullanır. Her fiil bakımından değil ama özellikle sosyal medya araçlarıyla veya e-mail yoluyla işlenen hakaret bakımından, hakimler duruşma esnasındaki sanığın ve mağdurun hallerine veya diğer delillere göre vicdani bir kanaat geliştirir. Sosyal medya açarlarının bilgi paylaşımında bulunmaması, yargılama makamlarını böyle hareket etme zorunluluğu içerisinde bırakmıştır. Aşağıda sunulan Yargıtay kararları incelendiğinde yüksek mahkeme olan Yargıtayın bu konuda hakimlere ne denli takdir hakkı tanıdığı ortaya çıkacaktır. Yargıtay'ın bir sosyal paylaşım sitesi olan facebook aracılığıyla işlenen hakaret hakkındaki birkaç örnek kararı aşağıdaki gibidir;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre(Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/6648 E. 2015/11880 K. 25.11.2015 Tarih)

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, Katılanın müdür olarak görev yaptığı okulun kantin görevlisi olan sanığın, aynı okulun öğrencisi olan tanık G...'in facebook hesabında paylaştığı “sizin okul müdürü de gözlüklü veya kel mi” şeklindeki gönderinin altına "bizim müdür o Ç......"şeklinde hakaret içerikli sözler yazması biçimindeki eyleminde, sanığın bu sözleri kime hitaben yazdığı hususundaki çelişkili beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, bu sözlerin katılanın şahsına yönelik bulunduğunun anlaşılması karşısında (Yargıtay 18. Ceza Dairesi , 2015/4274 Esas, 2015/3760 K. 01.07.2015 tarihli karar)

Facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde mağdurun adını kullanarak açtığı sahte hesapta cinsel içerikli uygunsuz görüntü ve ibarelere yer verip, mağdurun resimleri, telefon numarası, yerleşim yeri adresi gibi kişisel verilerini onun bilgisi dışında yayımlamak suretiyle zincirleme şekilde hakaret ve tehdit ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını işlediğinin kabulünde(Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/1774 E. 2015/12886 K. 09.09.2015 Tarihli karar)

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, Katılanın müdür olarak görev yaptığı okulun kantin görevlisi olan sanığın, aynı okulun öğrencisi olan tanık G...'in facebook hesabında paylaştığı “sizin okul müdürü de gözlüklü veya kel mi” şeklindeki gönderinin altına "bizim müdür o Ç......"şeklinde hakaret içerikli sözler yazması biçimindeki eyleminde, sanığın bu sözleri kime hitaben yazdığı hususundaki çelişkili beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, bu sözlerin katılanın şahsına yönelik bulunduğunun anlaşılması karşısında (Yargıtay 18. Ceza Dairesi , 2015/4274 Esas, 2015/3760 K. 01.07.2015 tarihli karar)

Sanığın, bir dönem duygusal boyutta arkadaşlık ilişkisi içerisinde olduğu mağdurenin, adı, soyadı, mezun olduğu okul bilgileri, ikamet ettiği eve ait adres bilgileri ile birlikte, mağdurenin günlük hayatta çekilmiş fotoğrafı ile oturduğu eve ait dış cepheden çekilmiş fotoğrafları, mağdure tarafından arkadaşlıklarına son verilmesine tepki olarak ve mağdurenin bilgisi ve rızası dışında, “facebook” adlı sosyal paylaşım sitesinde yayınladığı, mağdure adına oluşturduğu profil sayfasında mağdurenin küçük düşmesine yol açan değer yargısı içerecek, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte mağdurenin ağzından ifadeler yazdığı(Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/30406 E. 2014/2980 K. 10.02.2014 Tarihli Karar)

Hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemin, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, sanığa tayin olunan temel cezada, TCK'nın 125/4. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurularak, sanık hakkında eksik cezaya hükmedilmesi,(Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/2454 E. 2013/25865 K. 18.11.2013 Tarihli karar)

Aşağıdaki kararda bir internet sitesi kanalıyla işlenen hakaret suçuna örnek teşkil edecektir;

Katılanın '...' isimli gazetede yazdığı köşe yazısı için verdiği resim, sanık tarafından ...Bilişim Hizmetlerine ait 'www...net' isimli sosyal ağ platformu olarak hizmet veren sitede 'belkiba' rumuzuyla yayınlanmış, evli ve iki çocuklu olan katılan için bekar, aradığı cinsiyet erkek 24-29 yaşlarında, aradığı ilişki arkadaşlık ve sitede sorulan birçok soruya cevap şeklinde kendisini tanıtan ve aradığı kişide bulunmasını istediği özellikler yazılmıştır. ,Bununla birlikte sanığın eylemi, aynı zamanda katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olması nedeniyle TCK'nun 125. maddesinin birinci ve dördüncü fıkrası uyarınca alenen hakaret suçunu da oluşturmaktadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2012/12-1510 E. 2014/331 K. 17.06.2014 tarihli karar)

Görüldüğü üzere sosyal medya araçları aracılığıyla işlenen hakaret suçu bakımdan mahkemelere geniş takdir yetkisi tanınmıştır. 

Telefonda sözlü olarak veya mesaj yoluyla işlenen hakaret suçlarına değinmek gerekirse; toplumda mahkemeler veya savcılık tarafından metin içeriklerine veya kişilerin arasında geçen konuşmalara rahatlıkla ulaşılabildiği şeklinde bir kanaat vardır. Bu gerçek dışı bir durumdur. Belirtildiği gibi hakaret suçu her yolla işlenebilen bir suçtur ve telefon yoluyla işlenmesi bunun bir örneğidir. Ancak ne mahkemeler ne savcılık tarafından geçmişe yönelik olarak kişiler arasında GSM yoluyla geçen iletişimlere ulaşılamamaktadır. Bu delillere ancak çok ciddi bazı suçlar bakımından, sadece mahkemelerin ve savcılığın karar vermesiyle ulaşılabilir. Bu da ancak karar tarihinden sonra geçen iletişimin tespitine yönelik olabilir. Hakaret suçu bakımındansa böyle bir koruma tedbiri bulunmamaktadır. 

Ancak hakaret suçunun özelliği gereği ispatı zor olduğu için yukarıda bahsedildiği gibi hakimlere geniş takdir hakkı tanınmaktadır. Dolayısıyla duruşma esnasında eğer hakaret eylemi gerçekten mevcutsa bu konuda vicdani kanaat oluşabilir. Mahkemeler veya savcılık tarafından Telekominikasyon İletişim Başkanlığı'na sadece kişiler arasında geçen aramaların veya mesajların sayısı bakımından yazı yazılır ve bu durum tespit edilir. Bu da vicdani kanaatin oluşması bakımından önemlidir. 

Kişinin özel hayatını ihlal etmeyecek biçimde, hakaret içeren mesajın ekran görüntüsünün alınması vicdani kanaat bakımından önemli bir delil olabilir. Veya konuşmanın sadece hakaret içeren bölümü kayıt altına alınabilir. Ancak bütün bir mesajlaşma içeriğinin veya konuşma içeriğinin kayıt altına alınması, özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunu oluşturabilir. 

İster sözlü veya yazılı olsun ister görsel olsun herhangi bir şekilde hakarete uğrayan kişinin yazılı olarak şikayetini Cumhuriyet Başsavcılığına iletmesi soruşturmanın başlaması veya sağlıklı yürümesi bakımından en iyi yöntemdir.

Yapılan yargılama sonunda sanığın suçu sabit görülürse kendisine bir cezaya hükmolunur. Bu ceza verilirken hakaret suçunun nitelikli halleri de göz önünde tutulur. Hemen belirtmek gerekir ki hakaret suçu sonucunda genellikle suçun ceza sınırlarının az olduğu göz önünde bulundurularak; para cezasına çevirme gibi alternatif cezalara hükmedilebileceği gibi sanığın sabıka durumuna göre cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının ger bırakılması kararları da verilebilir. Ancak ne olursa olsun bu kararlar sanığın işlediği eylemin suç olma özelliğini ortadan kaldırmaz. İleride açılacak tazminat davaları bakımından sanığın eylemi sabit suç görüldüğü için tazminat davasının kazanılması noktasında davanın kazanma yüzdesi oldukça yükselir hatta kesine yakın bir boyuta varır. Bir eylemin suç olduğunun sabit olması ileride açılacak tazminat davasının ispatı ve zamanaşımı bakımından büyük avantaj sağlar. Hakaret suçundan dolayı yargılama Asliye Ceza Mahkemelerinde yapılır.

Erişimin engellenmesi

Eğer hakaret eylemi elektronik ortamda suç oluşturacak şekilde işlenmiş ve devam etmekteyse, ve hakaretin devam etmesi kişilik haklarına zarar vermeye devam etmekteyse 5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlemesi hakkında kanunun 8 ve 8/A maddeleri gereğince, hakaret içeren içeriklerin yayından kaldırılması talep edilebilir. Bu talep Sulh Ceza Hakimlikleri veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcılığından 24 saat içerisinde talep edilebilir. Bu sayede hakaret içeren içeriğin ulaşımı engellenecektir. 

II. Hakaret Eyleminin Tazminat boyutu(Hukuk-Tazminat davaları)

Hakaret içeren eylemin ceza hukukumuz bakımından suç sayıldığını yukarıda anlattık. Şimdi de hakaret içeren eylemin cezai boyutunu ele alalım. Hakaret eylemi kişilik haklarına zarar verdiği için özel hukuk anlamında bir haksız fiildir. Bir haksız fiil, fiile uğrayan kişiye zarar veriyorsa bu zararın da tazmin edilmesi gerekir. Dolayısıyla hakaret eylemi neticesinde bir kişiyi zarara uğratan kimse, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kanuni tanımına göre kusurlu bir hareketle başkasına zarar veren kimse bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Tazminat davaları bakımından iki tazminat türü karşımıza çıkar; Maddi tazminat ve manevi tazminat. Maddi tazminat kişilik haklarının maddi bakımdan zarar görmesi durumunda, manevi tazminat ise ruhsal içsel üzüntü bakımından oluşan zararlarda ortaya çıkar. Hakaret eylemi bakımından maddi zarar manevi zarara göre daha az boyuttadır. Salt hakaret eylemiyle kimse maddi zarara uğramaz ancak hakaret bir tacirin, ticari itibarına yönelikse burada tacir örneğin ticari kazanç kaybına uğrayabilir. Bu noktada bu maddi zararın tazmin edilmesi gerekebilir.

Bununla birlikte hakaret eylemi genel olarak hakarete uğrayan kişide manevi zarar meydana getirir. Bu zarar onur kırılması, derin üzüntü veya herhangi başka bir şekilde meydana gelebilir. İşte oluşan bu manevi zararında tazmin edilmesi gerekmektedir. 

Peki manevi tazminatın miktarı ne kadar olmalıdır. Bu miktar her hakaret olayı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Miktar, hakareti eden kişinin şahsiyeti, hakarete uğrayan kişinin şahsiyeti, hakaretin ne şekilde edildiği veya hakaretin alaniyeti, kimlerin duyduğu durumlarına göre değişiklik gösterebilir. Bu noktada yukarıda ceza davalarında bahsettiğimiz vicdani kanaat, manevi tazminatın belirlenmesi açısından çok büyük öneme sahiptir. Hakaretten dolayı tazminat davaları Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülür.

Hemen belirtmek gerekir ki tazminat bir zenginleşme aracı olarak görülemez. Tazminat sadece zararı gidermeye yöneliktir; kıyameti beklenir hale getiremez. Dolayısıyla istenen tazminatın miktarı belirlenirken gerçekçi ilkelerle hareket edilmelidir. Bununla birlikte uygulamada hakareti gerçekleştiren kişiden, örneğin “3 kuruşluk” manevi zararın giderilmesinin istendiği de görülmektedir. 

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin hakaretten dolayı tazmin sorumluluğunu kabul ettiği birkaç karar aşağıdaki gibidir;

Davaya konu edilen olay incelendiğinde, davalının davacıya hakaret ettiği taraf anlatımları, tanık beyanları ve ceza dosyası ile sabittir. Bu durum davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Mahkemece uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2015/1568 E. 2016/421 K. 14.01.2016 Tarihli karar) 

Davacı, apartman yöneticisi olduğunu, apartmana yapılan garaj kapısının uzaktan kumandasını vermek ve ücretini almak için davalının kapısını çaldığında davalının kendisine hakaret ettiğini, sonrasında da davalıların kapısına zarar verdiğini belirterek uğradığı maddi ve manevi zararın haksız fiil faili olan davalılardan müştereken ve müteselsilen ödetilmesi isteminde bulunmuştur. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2014/10573 e. 2015/7131 K. 01.06.2015 Tarihli karar)

Dosya kapsamından taraflar arasında husumetin olduğu ve çeşitli davaların görüldüğü, toplanan kanıtlar ve tanık beyanlarına göre de davalının iddia edilen eylemleri gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davalının davacılardan N. E.'ye karşı hakaret ve tehdit A. E.'ye karşı hakaret fiilini işlediği kabul edilerek uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2012/2565 E. 2013/2399 K. 13.02.2013 Tarihli karar)

Yargıtay Aşağıdaki kararında mahkeme tarafından hükmedilen zararı fazla bularak bu miktarda indirim yapılması gerektiğine hükmetmiştir;

Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.(yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2014/376 E. 2014/16480 K. 03.12.2014 tarihli karar

Yargıtay bazı kararlarında da takdir hakkının yanlış kullanıldığına kanaat getirerek hakeret eyleminin oluşmadığına kanaat getirmiştir. Yani tazminat istemini reddetmiştir.

Davaya konu olayda; davacı ile davalının yakın akrabası arasında bir alacak verecek meselesi bulunduğu her iki tarafın da kabulündedir. Davalı taraf davacının başlatmış olduğu icra takibinden dolayı duyduğu üzüntüyü ve aralarındaki uyuşmazlığı sitemli bir dille mesaja dökmüştür. Mesaj metni bütün olarak değerlendirildiğinde, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir ifade bulunmadığından istemin tümden reddedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2015/2010 E. 2016/109 K. 11.01.2016 tarihli karar) 

Dosya kapsamından tarafların memur olduğu, davacı ile davalı arasında ast üst ilişkisinin bulunduğu, kurum içinde yaşanan olayların tartışıldığı sırada davacının ileri sürdüğü maddi bir vakıanın gerçek olmadığını belirtmek için söylenen ifadelerin hakaret olarak kabul edilmeyeceğini, olayın gelişiminden hakaret kastıyla söylenmediği anlaşılmaktadır. Şu halde istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2014/193 E. 2014/15634 K. 20.11.2014 tarihli karar)

SONUÇ

Sonuç olarak bir hakaret eylemiyle karşı karşıya kalan kişi öncelikle hakareti eylemini ve olay örgüsünü içeren dilekçesiyle Cumhuriyet başsavcılığına başvurmalı, eğer hakaret içeren eylem elektronik ortamda işlenmişse bu mecraya ulaşımın engellenmesini Sulh ceza Mahkemelerinden İstemeli akabinde ise eğer kişilik haklarının zarara uğradığını düşünmekte ise Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açarak bu zararının giderilmesini istemelidir. 

Faydalı olması dileğiyle

Meta Hukuk bürosu, Av. Mehmet Gerem

24.05.2016

BU MAKALE, SİTEMİZDE YAYINLANMAK ÜZERE, YAZARIN KENDİSİ TARAFINDAN SİTEMİZE GÖNDERİLMİŞTİR.

NOT: © HAKARET DAVALARI( Hakaret davalarının tazminat ve Cezai boyutu)derleme yazısı, Mehmet Gerem tarafından hazırlanmıştır. İzinsiz basılı yayına dökülmesi, kullanılması, çoğaltılması, Özellikle metnin tamamı VİDEO KAYDETMEK suretiyle çalınması vb şekillerde her türlü kullanımda(Özellikle tez, makale veya staj tezi olarak kullanım) yasal yollara başvurulacaktır

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Bu içerik ile ilgili görüşler