Cebir, sözlük anlamı olarak bir kimsenin kendi isteğine bakılmaksızın, bir şeyi vermeye, belirli bir hareketi yapmaya veya yapmamaya zorlanması anlamına gelmektir. Cebri icra ise, kendi isteği ile borçlarını yerine getirmeyen bir borçlunun, borçlarını Devletin zor kullanma yetkisini kullanması sonucu o işi zorla yerine getirmesinin sağlanmasıdır.

======================

BU DERS NOTLARI, ÇOK ÖNCEDEN HAZIRLANMIŞTIR. MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ VE/VEYA MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİNİN NOTLARA İŞLENMEMİŞ OLMASI İHTİMALİ BULUNMAKTADIR. BU NEDENLE NOTLARDAN FAYDALANACAK OKUYUCULARIMIZIN İLGİLİ MEVZUAT MADDELERİNİN SON HALLERİNİ DE GÖZDEN GEÇİRMELERİ GEREKMEKTEDİR.

======================

1. İCRA İFLAS HUKUKUNUN KAPSAMI

Hukuki ilişkileri düzenleyen ve Devlet yaptırımı ile desteklenmiş kurallar bütününe, hukuk .kuralları denilmektedir. Hukuk kuralları içerisinde de maddi hukuka ilişkin getirilen düzenlemeler (Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu) önemli bir yer tutmaktadır. Kişilere hukuk sistemince tanınan haklar ve yüklenen borçlar, maddi hukuk kurallarının öngördüğü şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Özel hukuktan doğan bu haklar ihlal edilip ve aynı zamanda borçlar yerine getirilmediği taktirde, Devlete yargı erkine başvurma imkanı tanınmış olur.

Bu husus, medeni yargılama hukukunun konusunu girmekte olup, söz konusu haklar ve borçlar, mahkeme kararı ile dahi tespit edilse ve de borçlu kendisine düşen borcunu rızası ile yerine getirmezse, böyle bir borçluya karşı Devletin bünyesinde bulunan cebri icra organına başvurulabilir. İşte, borcunu rızası ile yerine getirmeyen borçluya Devlet kuvveti (cebri icra organı) aracılığı ile zor kullanılıp borcun yerine getirilmesi sağlanması hususu icra ve iflas hukukunun konusunu teşkil etmektedir. İcra-İflas Hukuku, cebri icra hukuku veya takip hukuku olarak da adlandırılmaktadır.

1.1. CEBRİ İCRA HUKUKU

Cebir, sözlük anlamı olarak bir kimsenin kendi isteğine bakılmaksızın, bir şeyi vermeye, belirli bir hareketi yapmaya veya yapmamaya zorlanması anlamına gelmektir. Cebri icra ise, kendi isteği ile borçlarını yerine getirmeyen bir borçlunun, borçlarını Devletin zor kullanma yetkisini kullanması sonucu o işi zorla yerine getirmesinin sağlanmasıdır. Cebri icra hukuku, borcunu rızası ile usulüne uygun şekilde yerine getirmeyen borçlulara karşı alacaklının nasıl bir yol izlemesi gerektiği konusunu kendisine inceleme alanı olarak almıştır..

Alacaklının, hakkını bizzat kuvvet kullanarak, kendisinin elde etmesi bir çok hukuk sisteminde kabul edildiği üzere, Türk hukuk sisteminde de aslen yasaklanmış olup kişinin böyle bir davranışı suç olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Buna göre, zor kullanma (cebri işlemlerde bulunma) yetkisi, yalnızca Devlete (cebri icra organlarına) ait olup onun dışında gerçek yada tüzel kişiler eliyle kullanılamaz. Alacaklının alacağını elde etmesi için, alacaklının talebi üzerine Devletin cebri icra organlarınca borçlunun mallarına el konulur, bunlar satılarak elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir. Kanundan aldıkları güçle cebri icra organları bu işlemleri yaparken zor kullanma yetkisine sahiptir.

Cebri icra tedbirleri borçlunun malvarlığı ile sınırlı tutulmuştur. Alacaklının alacağına kavuşabilmesi için, cebri icra organları, yalnızca borçlunun malvarlığına el koyabilir. Borçlunun şahsına ya da kişilik haklarına yönelik bir cebri icra işlemi söz konusu olamaz. Anayasamızın 38 inci maddesine göre de, hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.

Hukuk sistemimizde, cebri icra ikiye ayrılmaktadır.

- Cüz'i (bireysel) icra (İcra hukuku)

- Külli (toplu) icra (İflas hukuku)

Buna göre, cüz'i icra, "İcra Hukuku", külli icra da "İflas Hukuku"nun inceleme alanına girer. Öncelikle İcra Hukuku incelenecek daha sonrada İflas Hukukuna değinilecektir.

1.1.1. CÜZ'İ İCRA (İCRA HUKUKU)

İcra hukukunun kapsamında alacaklı ve borçlu olmak üzere iki taraf bulunur. Takipte bulunan taraf alacaklı, kendisine karşı takipte bulunulan taraf ise borçlu tarafı oluşturur. Ancak, İcra ve iflas hukukunda, alacaklı ve borçlu kavramları borçlar hukukunda bahsedilen taraflardan daha geniş bir kesimi oluşturur. Ayrıca, takip hukuku açısından alacaklı veya borçlu sıfatını alabilmek için, maddi hukuk açısından gerçekten alacaklı veya borçlu olmak gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Gerçekte maddi hukuka göre alacaklı olmayan bir kimse takip yaparsa alacaklı sıfatını, kendisine karşı takip yapılan kimse de borçlu sıfatını kazanır.

Cüz'i (ferdi) icrada bir alacaklının, borçluya karşı takibe geçmesi gerekir. Takip kesinleşince, borçlunun borcuna yetecek miktarda malı haczedilir, satılır ve alacaklının alacağı kendisine ödenir. Alacaklının alacağı ödendikten sonra bir miktar para artarsa, bu kısım icra takibi yapmış bir grup var ise onlar arasında pay edilir. Eğer başka bir takipçi yok ise kalan tutar borçluya geri iade edilir. İcra hukuku kendi içinde iki ana bölüme ayrılır. Bunlar da şu şekildedir:

- İlamlı İcra

- İlamsız İcra

1.1.1.1. İlamlı İcra

Mahkemenin, yargılama sürecini tamamlayıp, esasa ilişkin nihai kararını verdikten sonra, bu kararın, davanın taraflarına verilen onaylı suretine ilam denir. İlamlı icrada, alacaklı, daha önce mahkemede dava açmış, lehine bir ilam almıştır. O nedenle, icra takibi yaparken, alacaklının elinde borçluya karşı almış olduğu bir mahkeme ilamı (hükmü) veya ilam niteliğinde bir belge bulunmaktadır. Borçlu, mahkeme kararının gereğini rızası ile yerine getirmezse, alacaklı bu mahkeme ilamını icra dairesine göndererek icra takibini başlatır.

Bunun üzerine, icra dairesi borçluya bir icra emri gönderir ve bu icra emri ile borçluya süre (yedi gün) verilerek, bu süre içerisinde ilamın gereğini yerine getirmesi kendisinden talep edilir. Borçlu, kendisine verilen bu süre içerisinde icra emrini yerine getirmezse, ilam, icra dairesi tarafından zorla tatbik edilir. Bu süreyi geçiren borçlu, borcu olmadığını iddia ederek, itirazda bulunamaz. Alacaklının alacağı mahkeme hükmü ile tespit edilmiş olduğundan, böyle bir itiraz, ilamlı icra takibini kendiliğinden durdurmaz.

İlamlı takip edilmesi gereken borçların dışında konusu para alacakları olan icra takipleri için, mahkemede dava açılıp, alınacak ilama gerek duyulmaksızın icra takibi yapılabileceği gibi; mahkemeden ilam almadan doğruca icra dairesine başvurarak ilamsız icra takibin de bulunabilir. Ancak, paradan başka bir alacağın (taşınır veya taşınmaz bir malın teslimi hakkındaki bir alacak gibi), cebri icra yoluna başvurularak takip edilebilmesi için mutlaka önce mahkemede bir davanın açılması ve alınan ilam üzerine icra takibinin yapılması gerekir.



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Bu içerik ile ilgili görüşler