28 Nisan 2011 tarihinden itibaren kitlesel akınla Türkiye’ye gelen Suriyelileri ifade etmek için “Suriyeli mülteciler”, “Suriyeli sığınmacılar”, “Suriyeli göçmenler” veya “Suriyeli misafirler” kavramları kullanılmaktaysa da bu kavramlar Suriyelilerin hukuki statüsünü doğru olarak ifade etmemektedir.

28 Nisan 2011 tarihinden itibaren kitlesel akınla Türkiye’ye gelen Suriyelileri ifade etmek için “Suriyeli mülteciler”, “Suriyeli sığınmacılar”, “Suriyeli göçmenler” veya “Suriyeli misafirler” kavramları kullanılmaktaysa da bu kavramlar Suriyelilerin hukuki statüsünü doğru olarak ifade etmemektedir. Uluslararası hukuk ve Türk hukuku açısından Suriyeliler için kullanılması gereken kavram, “geçici korunan Suriyeliler”dir2. Türkiye’de bulunan Suriyelilerin hukuki statüsüyle ilgili olarak yapılan hatalar, Suriyelilere Türk vatandaşlığı verilip verilemeyeceği konusunda da yapılmaktadır.


Prof. Dr. Nuray EKŞİ
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı Başkanı
İSTANBUL BAROSU DERGİSİ MART-NİSAN 2015

“6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu” (YUKK) adıyla yeni bir kanun hazırlanmıştır. YUKK’un idari yapıya ve personele ilişkin hükümleri, Kanun’un Resmî Gazete’de yayımlandığı, 11 Nisan 2013 tarihinde; diğer hükümleri ise, 11 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir3. YUKK kapsamında, ülkesini terk edip Türkiye’ye gelen ve sığınma talep eden yabancılara sağlanan dört çeşit uluslararası koruma statüsü bulunmaktadır: (1) mülteci statüsü, (2) sığınmacı statüsü, (3) ikincil koruma statüsü ve (4) geçici koruma statüsü. İlk üç uluslararası koruma türü, bireyseldir. Dördüncü uluslararası koruma türü ise kitleseldir. Diğer bir ifadeyle, geçici koruma, kitlesel akınla gelenlere sağlanmaktadır. Suriyeliler, 28 Nisan 2011 tarihinden itibaren Türkiye’ye kitlesel olarak gelmişlerdir. Ancak bazı Suriyeliler, Türkiye’ye, bu tarihten itibaren bireysel olarak gelse bile kitlesel akın döneminde geldikleri için bunlar da kitlesel akınla gelmiş sayılacaklardır. 

Basında ve resmi açıklamalarda ifade edildiğinin aksine, Türkiye’ye kitlesel olarak sığınma amacıyla gelen Suriyeliler “mülteci” değildir. Çünkü Türkiye’den sığınma talep eden bir yabancıya mülteci statüsünün verilebilmesi için Avrupa’dan gelmesi gerekmektedir. Türkiye, Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 Cenevre Konvansiyonu’na, 1961 yılından beri taraftır ve bu Konvansiyonu coğrafi sınırlama ile uygulamaktadır. Buna göre, Türkiye, sadece Avrupa ülkelerinden gelenlere mülteci statüsünü tanımaktadır. 1951 Cenevre Konvansiyonu, (1) ırkı, (2) dini, (3) tabiiyeti, (4) belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya (5) siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için ülkesini terk etmek zorunda kalan kişilere uygulanmaktadır. O halde 1951 Cenevre Konvansiyonu uyarınca bir yabancıya mülteci statüsünün tanınması için beş kriterden en az birinin gerçekleşmesi, zulme uğrayacağından korkması, zulüm korkusunun haklı olması ve ülkesi dışında bulunması gerekir. YUKK’un 61. maddesine göre, Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için ülkesini tek ederek Türkiye’ye gelen yabancıya mülteci statüsü verilebilir. 1951 Cenevre Konvansiyonu’nda yer alan tanım, YUKK’un 61. maddesinde aynen yer almakla beraber coğrafi alan sınırlaması sebebiyle 61. maddeye “Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar” ifadesi eklenmiştir. YUKK’un 3(1)(b) maddesi uyarınca Avrupa ülkeleri, Avrupa Konseyi üyesi olan ülkeler ile Bakanlar Kurulunca belirlenecek diğer ülkeleri ifade etmektedir.

Mülteci tanımında yer alan şartları yerine getirmekle beraber Avrupa dışından gelenler, “şartlı mülteci” olarak adlandırılmaktadır. Şartlı mülteci statüsü verilenlere, üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar Türkiye’de kalmaları için geçici ikamet izni verilmektedir (YUKK md. 62).

Mülteci veya şartlı mülteci statüsünü almak için gerekli şartları taşımamakla beraber ülkelerine geri gönderilmesi yasak (non-refoulement) olan yabancılara ise ikincil koruma sağlanmaktadır. YUKK’un 63. maddesi uyarınca nereden geldiklerine bakılmaksızın mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen, ancak menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde, ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacaklara ikincil koruma statüsü verilebilir.

YUKK’un 91. maddesi uyarınca, ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir. YUKK’un 91. maddesine istinaden hazırlanan Geçici Koruma Yönetmeliği, 22 Ekim 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir4. Yönetmelik sadece Suriyelilere uygulanmayacaktır. Hangi ülkeden gelirlerse gelsinler kitlesel akınla gelen yabancılar, bu Yönetmeliğin kapsamına girmektedirler. Geçici korunanların tipik örneğini Suriyeliler teşkil etmektedir. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’deki Suriyelilere sağlanan uluslararası koruma türü, geçici korumadır. Bu nedenle Suriyeliler için “geçici korunan Suriyeliler” ifadesinin kullanılması gerekir5.

Özellikle seçim dönemlerinde Suriyelilere Türk vatandaşlığı verildiği ya da verileceği yönünde haberler yapılmaktadır. Hatta Suriyelilere vatandaşlık kartı verildiği ifade edilmektedir. Ancak bu haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Suriyelilere hangi şartlarla Türk vatandaşlığı verilebileceği sorusunu, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda (TVK)  yer alan hükümlere göre yanıtlamak gerekir.

Suriyelilerin Türk vatandaşlığını kazanıp kazanamayacaklarını muhtelif ihtimallere göre değerlendirmek gerekir. Acaba Türkiye’de doğan Suriyeli çocuklar Türk vatandaşlığını kazanabilir mi? TVK’da, Türk vatandaşlığının aslı yoldan kazanılması hususunda toprak esası (jure soli) değil, kan esası (jure sanguinis) kabul edilmiştir. O halde TVK uyarınca, Türk topraklarında doğmak, kural olarak, Türk vatandaşlığını kazanma sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, anası veya babası Suriyeli olan ve Türkiye’de doğan çocuklar, doğumla ana veya babalarının vatandaşlığını kazanmışlarsa, bu çocuklar Türk vatandaşlığını iktisap edemez. Ancak çocuk doğduğunda ana veya babası vatansız ise o zaman çocuk Türk vatandaşlığını kazanabilecektir. Çünkü TVK’nın 8. maddesine göre, Türkiye’de doğan ve yabancı ana ve babasından dolayı doğumla herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumundan itibaren Türk vatandaşıdır. Bu hüküm uyarınca, örneğin, Suriye ordusuna karşı savaşmaları sebebiyle Suriye vatandaşlığından atılan ve böylece vatansız hale gelen ana ve babanın Türkiye’de doğan çocuğuna Türk vatandaşlığı verilebilecektir.

Suriyelilerin Türk vatandaşlığını evlenme yoluyla kendiliğinden kazanması mümkün değildir. Suriyelilerin evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanması, evlilik aktinden itibaren en az üç yıllık sürenin geçmesi, yetkili makama başvuruda bulunmalarına ve diğer bazı şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Bu şartlar, 5901 sayılı TVK’nın 16. maddesinde belirtilmiştir.

5901 sayılı TVK’nın 16. maddesine göre, bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde, aile birliği içinde yaşama; evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama; millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama şartları aranmaktadır. Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde aile birliği içinde yaşama şartı aranmaz. Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler. Suriyelilerin evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanabilmeleri, evliliğin en az üç yıl sürmesi, aile birliği içinde yaşanması, evliliğin devam etmesi ve evliğin gerçek olması şartlarına bağlıdır. Ayrıca evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen Suriye vatandaşının herhangi bir suçtan dolayı hakkında ceza davasının açılmamış olması veya hükümlü ya da tutuklu olmaması gerekir. Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen Suriyelilerin, bulundukları ildeki valiliğe başvurmaları gerekir. Valilik tarafından hazırlanacak vatandaşlık başvuru dosyası, İçişleri Bakanlığı’na gönderilecektir. İçişleri Bakanlığı’nca yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda durumu uygun bulunanlar Bakanlık kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilirler, uygun görülmeyenlerin talepleri ise Bakanlıkça reddedilir (5901 sayılı TVK md. 19).

Belirttiğimiz haller dışında Suriyelilerin Türk vatandaşlığını kazanmaları, ancak yetkili makam kararıyla olacaktır. Ancak Suriyelilerin yetkili makam kararıyla Türk vatandaşlığını kazanabilmeleri için TVK’nın 11. maddesinde aranılan diğer şartların yanı sıra yasal ve kesintisiz olarak beş yıl Türkiye’de ikamet etmiş olmaları ve Türkiye’de yerleşme niyetiyle oturmaları gerekir. Ayrıca Türk vatandaşlığını kazanmak için başvuran bütün yabancılar hakkında emniyet ve MİT tarafından güvenlik soruşturması yapılmaktadır (Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik6 md. 35). Suriyeliler, geçici koruma altındadırlar. Uluslararası koruma altında olan Suriyelilerin Türkiye’de geçirdikleri süre, Türk vatandaşlığının kazanılmasında aranılan beş yıllık sürenin hesabında dikkate alınmayacaktır. Çünkü Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 16(2)(c) maddesine göre, yasal ikamet izni olmaksızın veya yasal olmakla birlikte Türkiye’de yerleşme niyetini göstermeyen; sığınma veya iltica başvuru sahibi, sığınmacı, öğrenim, turistik, öğrenim gören çocuğuna refakat, tedavi gibi amaçlarla ikamete bağlandığı anlaşılan kişilerin başvurusu kabul edilmez ve bu husus yazılı olarak ilgilisine bildirilir. Yönetmeliğin bu maddesi, aslında geçici korunanları da kapsamaktadır. Dolayısıyla Suriyelilerin Türkiye’de geçirdikleri süre, vatandaşlığın kazanılmasında hesaba katılmayacaktır. Bu nedenle Suriyeliler Türk vatandaşlığının kazanılmasında aranılan beş yıllık yasal ikamet şartını yerine getirmediklerinden 5901 sayılı TVK’nın 11. maddesi uyarınca Türk vatandaşlığına alınamayacaklardır.
Suriye’deki iç savaş bitse bile ülkenin içinde bulunduğu durum sebebiyle Türkiye’de bulunan Suriyelilerin geri dönmek istemeyeceği gerçeğini de gözden uzak tutmamak gerekir. Geçici koruma statüsü ile Türkiye’de daimi olarak yaşamaları da mümkün olmadığından acaba Suriyeliler toplu olarak Türk vatandaşlığına alınabilir mi? 5901 sayılı TVK’da, Suriyelilerin toplu olarak Türk vatandaşlığına alınmasına olanak veren bir hüküm yer almaktadır. 5901 sayılı TVK’nın 12. maddesine göre, “vatandaşlığa alınması zaruri görülen yabancılar”, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla İçişleri Bakanlığı’nın teklifi, Bakanlar Kurulu’nun kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilirler. Bu madde, istisnai yolla yani TVK’nın 11. maddesinde öngörülen şartları dikkate almaksızın Bakanlar Kurulu’na herhangi bir yabancıyı Türk vatandaşlığına alabilme yetkisini vermektedir. 5901 sayılı TVK’nın 12(b) maddesi, Suriyeliler düşünülerek TVK’ya yeni konulan bir madde değildir. 5901 sayılı TVK’nın 12(b). maddesi, 1964-2009 yılları arasında yürürlükte kalan 403 sayılı TVK’nın 7. maddesinde de aynen yer alıyordu. Bu madde uyarınca yabancının istisnai yoldan Türk vatandaşlığını kazanması için aranılan iki şart vardır: Birincisi, Bakanlar Kurulunca vatandaşlığa alınmalarının zaruri görülmesidir. İkinci şart ise, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halin olmamasıdır. Bu yolla Türk vatandaşlığının kazanılmasında beş yıl ikamet şartının yanı sıra yeterli derecede Türkçe bilmek başta olmak üzere Türk vatandaşlığının yetkili makam kararıyla iktisabı için 5901 sayılı TVK’nın 11. maddede sayılan diğer şartlar da aranılmadığından “istisnai yol” olarak adlandırılmaktadır. Bakanlar Kurulu, 5901 sayılı TVK’nın12(b) maddesine istinaden Türk vatandaşlığına almada genel şartları taşımayan Suriyelileri, milli güvenlik ve kamu düzeni açısından bir engel yoksa, toplu olarak Türk vatandaşlığına alabilecektir. Ancak istisnai yolla Suriyelilerin Türk vatandaşlığını kazanabilmesi için, talepte bulunmaları gerekir. Çünkü doğum ile kazanılan vatandaşlık hariç, vatandaşlık kişiye zorla yani iradesi dışında yükletilemez. Vatandaşlığın kişiye zorla yükletilmemesi prensibi, Türk vatandaşlık hukukunun da temel prensiplerinden biridir7. 5901 sayılı TVK’nın 12(b) maddesi uyarınca Türk vatandaşlığı, doğumla değil sonradan kazanıldığından Suriyelilerin yetkili makama başvuruda bulunması şarttır.

22 Ekim 2014 tarihinde yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği uyarınca Türkiye’de bulunan ve geçici koruma altına alınan Suriyelilere valilikler tarafından “Geçici Koruma Kimlik Belgesi” verilecektir. Geçici Koruma Kimlik Belgesi verilenlere, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında yabancı kimlik numarası da verilecektir. Suriyelilere verilen kimlik belgeleri ya da ikamet izinleri, TC Nüfus Cüzdanı yerine geçmez. Bir yabancı ancak Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra TC Nüfus Cüzdanı alabilir. Suriyelilere verilen ikamet izinleri veya kimlik belgeleri, seçimlerde oy kullanmaları için yeterli değildir. Çünkü Anayasamızın 67. maddesi ile 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 6. maddesi uyarınca seçimlerde aday olmak veya oy kullanmak için TC vatandaşı olmak gerekir. Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 25. maddesinde, Geçici Koruma Kimlik Belgesi’nin, Türk vatandaşlığına başvuru hakkı vermeyeceği açıkça ifade edilmiştir. O halde, basında yer alan açıklamaların aksine, Suriyelilere verilen kimlik belgeleri, sadece Suriyelilerin kayıt altına alındıklarını ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin koruması altında olduklarını göstermekten öteye bir işleve sahip değildir.
 
====================
dipnotlar
2   Türkiye’de bulunan Suriyelilerin hukuki durumu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Nuray EKŞİ, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Hukuku, 2. bası, İstanbul 2014, s. 163-167; Nuray EKŞİ, Türkiye’de Bulunan Suriyelilerin Hukukî Statüsü, 10(2012)119 LHD, s.
3-22; Nuray EKŞİ, Uluslararası Koruma Yöntemleri ve Türkiye’de Bulunan Suriyelilerin Hukuki Statüsü, Türkiye’nin Mülteci-Sığınmacı Politikası Çalıştayı 22 Nisan 2013 Ankara, Editörler Engin Akçay/Farkhad Alimukhamedov, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayın- ları: 36, Ankara 2013, s. 51-70; Nuray EKŞİ, Türkiye’de Bulunan Suriyelilerin Hukuki Durumu, 4. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali “Göç” Tebliğler, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 7-13 Kasım 2014, Editör Prof. Dr. Adem Sözüer, s. 156-174; Nuray EKŞİ, Types of International Protection and the Legal Status of the Syrians in Turkey, Refugee-Asylum Seeker Policy of Turkey in the Light of Recent Developments, Edited by Engin Akçay/Farkhad Alimukhamedov, Workshop 25 April 2013 Ankara, Ankara 2013, s. 51-70; Nuray EKŞİ, Geçici Koruma Yönetmeliği Uyarınca Geçici Korumanın Şartları, Geçici Koruma Usulü, Sağlanan Haklar ve Geçici Korumanın Sona Ermesi, 88(2014)6 İBD, s. 65-89.
3   Kanun No. 6458, Kabul Tarihi: 4.4.2013, RG 11.4.2013/28615.
4   Karar Sayısı: 2014/6883: Ekli “Geçici Koruma Yönetmeliği”nin yürürlüğe konulması; İçişleri Bakanlığının 13.8.2014 tarihli ve 8027 sayılı yazısı üzerine,4.4.2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 91   inci  maddesine  göre,  Bakanlar Kurulu’nca  13.10.2014  tarihinde kararlaştırılmıştır (RG 22.10.2014/29153).
5   Geçici Koruma Yönetmeliği hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. EKŞİ, Geçici Koruma Yönetmeliği Uyarınca Geçici Korumanın Şartları, Geçici Koruma Usulü, Sağlanan Haklar ve Geçici Korumanın Sona Ermesi, 69-89.
6   Bakanlar Kurulu Karar Sayısı: 2010/139: Ekli “Türk Vatandaşlığı  Kanunu- nun  Uygulanmasına İlişkin  Yönetmelik”in yürürlüğe konulması;  İçişleri Bakanlığının 20.1.2010 tarihli ve 212 sayılı yazısı üzerine, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 46  ncı maddesine göre,  Bakanlar  Kurulu’nca 11.2.2010 tarihinde kararlaştırılmıştır (RG 6.4.2010/2544).
7   Ergin NOMER, Türk Vatandaşlık Hukuku, 20. bası, İstanbul 2014, s. 7-9.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları