Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'boşanma'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Categories

  • Records
  • Lozan Antlaşması
  • Hastane Enfeksiyonlarının Hukuki Yansımaları
  • Darbeye Teşebbüs Suçu
  • Kubilay Olayı
  • Milli Nizam Partisi Dosyası

Forums

  • hukuk lobisi
    • Hukuki Gelişmeler
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Fakülteleri Bilgi Paylaşım Alanı
  • Hukuk Deposu's Hukuk Sözlükleri
  • Ankahukuk Arşiv's Arşiv Haberler
  • Ankahukuk Arşiv's Blog Yazıları

Blogs

  • Hukuk Dünyası's Ceza Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Avukatlık Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ceza Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Gayrimenkul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İdare Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Aile Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İcra - İflas Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İş Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Kira Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Medeni Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sigorta Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sosyal Güvenlik Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ticaret Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Tüketici Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Diğer Hukuk Dalları
  • Hukuk Dünyası's Borçlar Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Anayasa / Kamu Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Miras Hukuku
  • AnkaBlog's Sosyoloji
  • AnkaBlog's Tarih
  • AnkaBlog's Fotoğraf
  • AnkaBlog's Politika
  • AnkaBlog's Bilim
  • AnkaBlog's Sinema
  • AnkaBlog's Felsefe
  • AnkaBlog's Radyo Tiyatrosu
  • AnkaBlog's Belgesel
  • AnkaBlog's Edebiyat
  • AnkaBlog's Kültür
  • AnkaBlog's Magazin
  • AnkaBlog's Müzik
  • AnkaBlog's Psikoloji
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Eğitimi Dökümanları
  • Hukuk Eğitimi's Hakimlik-Savcılık Sınavları
  • Hukukçular Lokali's Yazıyorum
  • Hukuk Deposu's E-Makaleler

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?


Cinsiyet


About Me


Meslek


Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi

Found 3 results

  1. Boşanma davasında tarafların boşanma kararını (hükmün boşanma bölümünü) istinaf/temyiz etmemesi halinde kusur oranının da kendiliğinden KESİNLEŞTİĞİNDEN söz edilemez. Bir başka ifadeyle; Boşanma davasında taraflar "HÜKMÜN BOŞANMA BÖLÜMÜNÜ İSTİNAF/TEMYİZ ETMEDEN" sadece GEREKÇEDEN kanun yoluna başvurabilir. EMSAL KARAR METNİ " Davacı kadın tarafından erkek eş aleyhine evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı boşanma davası açılmış, ilk derece mahkemesince boşanmaya ve ferilere ilişkin hüküm kurulmuş, ilk derece mahkemesinin bu kararı, davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar yönünden istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi, davalı erkeğin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; kadın yararına hükmolunan tazminatların miktarlarına yönelik itirazı kabul etmiş, bu yönde yeniden esas hakkında hüküm kurmuş, nafakaya yönelik itirazın esastan reddine karar vermiş ve kusur belirlemesine ilişkin itirazların incelenmesinde "....Boşanma kararının istinaf edilmemesi nedeniyle kusur oranı kesinleştiğinden, taraflardan birinin nafaka ve tazminat yönünden kusura itiraz etmesi sonuca etkili değildir. Kesinleşmiş mahkeme kararı ile tarafların kusuru belirlendiğinden kesin hükmün bağlayıcılığı kuralı gereği bundan sonra bu konuda yeniden inceleme yapılamaz. Boşanma davasındaki kusur belirlemesi tarafları bağlar...." şeklinde gerekçe ile ilk derece mahkemesinin kusur belirlemesinin kesinleşmiş olması nedenine dayalı işin esasını incelemeksizin reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin hükmü taraflara tebliğ edilmiş ve bu hüküm yasal süresi içerisinde davalı erkek tarafından aynı sebeplerle temyiz edilmiştir. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Kesin hüküm; şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Bir hükmün şekli anlamda kesinleşmiş olması, sözü edilen hükme karşı tüm olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları ise 6100 sayılı HMK'nun 303/1. maddesinde ‘‘Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." şeklinde açıklanmıştır. Madde metninden; bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesine göre bir mahkeme kararında, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu kısım hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe mahkemenin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar, tarafların sundukları maddi vakıaların hukuki niteliği, hükmün dayandığı hukuk kuralları ve bunun nedenleri açıklanır. Hemen belirtmek gerekir ki; hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olan gerekçe kesin hüküm teşkil eder. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu, her olayın özelliğine göre belirlenir. Kesin hüküm kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe, hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukuki ve mantıki tahlil ve delillerden ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkansız bir bağlılık içinde bulunuyor ise, istisnaen bu kısmında kesin hükme dahil olduğunu kabul etmek gerekir. Somut olayın açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesine gelince: Davacı kadın tarafından Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesine göre boşanma davası açılmış, ilk derece mahkemesince; boşanmaya neden olan olaylarda; kadının kusursuz ve erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilerek, boşanmaya ve ferilere ilişkin hüküm kurulmuş, ilk derece mahkemesinin bu kararı, davalı erkek tarafından boşanma kararına itiraz edilmeksizin; kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar yönünden istinaf edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'na göre; boşanma davalarının eki niteliğinde sayılan yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminatlar “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz" (TMK m. 175) ve “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir." (TMK m. 174/1,2) denilmek suretiyle madde metinlerinde kusur unsuruna açıkça yer verilmiştir. Belirtilen kusur unsurunun; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların kusur durumunu yorumladığı şüphesizdir. Boşanma davasının eki niteliğindeki nafaka ve tazminat taleplerine ilişkin uygulamada; isteklerin tümü yasadan kaynaklı birbirlerinin eki niteliğinde bulunduklarından boşanma kararı ve boşanmanın ferilerine ilişkin kararlar, hükmün gerekçesiyle ve de gerekçede belirlenen "Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların kusur durumu" ile birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Boşanma davası ile nafaka ve tazminat davaları arasında hukuki sebep birliği yoksa da birbirlerinin eki olması itibariyle aralarında sıkı sıkıya bağlı, biri olmadan diğerinin varlık kazanamayacağı sebep ve sonuç ilişkisi vardır. Tarafların, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusur unsurunun tespit edilmiş olunduğu gerekçe; münhasıran boşanma hükmüne değil, boşanma ve eki niteliğinde talep edilen istemlere ilişkin kurulan hükümlerin tümünün gerekçesidir. Kesinlik sadece hüküm fıkraları için söz konusu ise de; hüküm fıkraları ile gerekçe arasında anlatıldığı şekilde zorunlu bir bağ varsa hükmün gerekçesi de kesinlik kazanır. Boşanma davasıyla belirlenen “Kusur unsurunun" tespit edildiği gerekçe bölümünün; kesin hüküm ve kesin delil oluşturduğundan söz edilebilmesi için yukarıda anlatıldığı şekilde, kusur belirlemesi aleyhine olağan kanun yoluna başvurulmaksızın ve yahut olağan kanun yollarına başvurularak tüketilmiş olması sonucunda ancak şekli anlamda kesin hüküm oluşturduğundan söz edilebilir. Somut olayda; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkek tam kusurlu bulunmuş, buna ilişkin gerekçeye dayalı olarak da boşanmaya ve ferilerine karar verilmiştir. Hüküm davalı erkek tarafından açıkça kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlara ilişkin istinaf edildiğinden ilk derece mahkemesince tespit edilen kusur durumunun yazılı olduğu gerekçe bölümü aleyhine olağan kanun yoluna başvurulmuş olması nedeniyle şekli anlamda kesinleşmediği ve HMK m. 303/1 maddesi gereği şekli anlamda kesinleşmeyen bir hükmün maddi anlamda da kesin hüküm oluşturmadığı dikkate alınmaksızın kesin hükmün varlığına davalı olarak bölge adliye mahkemesince; davalı erkeğin kusur belirlemesine ilişkin itirazının esası incelenmeksizin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde; bölge adliye mahkemesince yapılacak olan iş; ilk derece mahkemesinin kusur belirlemesine ilişkin tüm deliller değerlendirilerek tarafların kusur durumunun belirlenmesi ve bu belirlemeye bağlı olarak boşanmanın fer'i niteliğinde bulunan yoksulluk nafakası ve tazminatlar yönünden karar vermekten ibarettir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.05.2019, E. 2019/2656, K. 2019/6328) Kaynak
  2. Bu araştırma, boşanma sürecinde başvurulan 6284 sayılı Kanun’un (8/3/2012 tarih, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, R.G: 20/3/2012 tarih, S. 28239) uygulanmasının boşanma davası devam eden taraflar, hâkimler, avukatlar ve mahkeme uzmanları tarafından değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın yöntemi karma yöntem olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda yapılandırılmış (denetimli) gözlem tekniği kullanılarak Ankara Sıhhiye Adliyesi’nde yer alan 11 aile mahkemesinde toplam 200 duruşma gözlemlenmiş, nitel boyutunda ise 9 boşanma davası devam eden birey, 7 hâkim, 5 avukat ve 14 mahkeme uzmanı ile toplam 35 derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Duruşma gözlem sürecinden elde edilen nicel veriler SPSS 23.0 for Windows programında analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise MAXQDA 12 Nitel Veri Analiz Programı kullanılmış ve her iki veri kümesi Caracelli ve Greene’nin oluşturdukları veri destekleme (birleştirme) stratejisi kullanılarak birleştirilmiş ve karma analiz edilmiştir. Yapılan analiz kadınların özellikle boşanma sürecinde erkek şiddetine maruz kaldıklarını ve bu şiddetin çocuklar başta olmak üzere tüm aile üyeleri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca şiddetle mücadele konusunda 6284 sayılı Kanun’un teorik çerçeve sunduğu ancak uygulamada ciddi sorunların devam ettiği ancak yapılacak farklı düzenlemelerle şiddetin önlenebilmesinin mümkün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçları hukuki süreçte ve sosyal refah hizmetlerinde bir değişim gerektiğine işaret etmekte ve yeni hizmet modellerinin alana kazandırılmasının gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kadına Yönelik Erkek Şiddeti, 6284 Sayılı Kanun, Aile Mahkemeleri, Boşanma, Çatışma Yönetimi. Hatice NUHOĞLU - Dr. Öğr. Ü. / Hacettepe Üniversitesi İ.İ.B.F. Sosyal Hizmet Bölümü. Filiz DEMİRÖZ - Dr. Öğr. Ü. / Hacettepe Üniversitesi İ.İ.B.F. Sosyal Hizmet Bölümü. MAKALENİN TAMAMINI BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ!
  3. Boşanma ve boşanma davasına ilişkin temel bilgiler BOŞANMA NEDENLERİ GENEL OLARAK AŞAĞIDA GÖSTERİLMİŞTİR: 1-Zina nedenine dayalı boşanma a- Evli olmak b- Cinsel ilişki, c- Kusurlu olmak, 2-Cana Kast ve Pek Fena Muamele 3-Cürüm ve haysiyetsizlik nedeniyle boşanma a-Yüz Kızartıcı bir suçun işlenmesi b-Haysiyetsiz hayat sürmek 4-Akıl Hastalığına dayalı boşanma A) Eşlerden birisinin evlendikten sonra akıl hastası olması ve Uzman doktor raporuna göre belirlenmesi B) Hastalığın tedavisinin mümkün olmaması C) Hastalığın en az 3 yıl sürmesi D) Akıl hastalığı yüzünden evliliğin diğer eş yönünden çekilmez bir hal alması gerekir. Önemli: Bu davada akıl hastası olduğu iddiası nedeniyle eşin dava ehliyetinin olup-olmadığının belirlenmesi için Sulh Hukuk Mahkemesine müzekkere yazılarak Vasilik kararının alınması gerekir. Bu süre içinde dava Bekletici Sorun yapılmalıdır. 5-Terk nedenine dayalı boşanma(MK-164) 6-Geçimsizlik nedenine dayalı boşanma(MK 166) a)MK - 166/1 b)MK -166/2 c)MK - 166/3 (Anlaşmalı Boşanma) d)MK - 166/ SON YENİ MEDENİ YASASI'NDAKİ TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA MADDESİ: Madde 164.- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır.Ancak boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. * Terk mutlak boşanma nedenidir. * Eşlerden birisi geçerli bir sebep olmaksızın evini terkeder ve 6 ay süre ile ayrılır ve evine dönmez ise diğer eş terk nedenine dayanarak boşanma davası açabilir. Bu süreyi İHTAR ÖNCESİ ve İHTAR SONRASI süreler olarak ikiye ayırmak gerekir.(Aşğ.Bkz.) * Terk için geçerli neden ilelebet devam edemez ,makul bir süreden sonra haklı neden kalkar. * Evi terk eden eş evlilik birliğini devam ettirmeme kastı altında evi terk etmelidir. O halde Eş bu kast altında evi terk eder ise DİĞER EŞ NE YAPMALI ? Diğer Eş Eğer samimi olarak evliliğin devamını istiyor ise hemen ihtar çekmek sureti ile işe başlamalı. Peki ihtar nedir ve nasıl çekilir? Şekil şartı ve süre aranır mı ? Evet aranır: İ H T A R: * Önemli:İhtar samimi bir arzunun ürünü olmalıdır. Boşanma aracı olarak kullanılmamalıdır. Aksi ispat edildiği takdirde örneğin ihtardan sonra davet eden eşin "eve döndüğün takdirde seni öldürürüm." gibi tehdidin varlığı ispat edilirse bu ihtar geçersizdir.(Hakimlik Mesleği burada önem arzetmektedir ) İHTAR NEDİR? * İhtar nihai bir karar değildir. Bu nedenle başlı başına temyiz edilemez. Kesindir. * Değişik iş defterine kaydı yapılmalıdır. * İhtarda harç alınmaz. * Duruşma yapılmaz. * İhtar vekile yapılamaz. * Eş yurt dışına gitmiş ise yine ihtar istenilen şartlar içerisinde yurt dışına gönderilmelidir. * Davacı olan yani ihtar çeken Eş yurt dışında ve terk eden eş Türkiye ye gelmiş ise Davacının Yurt dışında daimi işçi olduğu ve kendi ve terk eden eşin ikametinin orada bulunduğunu belgelerle ispat eder ise ihtar kararı verilmelidir. GÖREV:Aile Mahkemesi YETKİ: Her yerden çekilebilir. Çünkü ihtar bir dava değildir. İHTARDA NELER BULUNMALIDIR ? * İhtarda eşin davet edildiği evin açık adresi mutlaka gösterilmelidir.İ.BK. * Eşin hangi süre içerisinde eve döneceği mutlaka gösterilmelidir. * 2 aylık süre içerisinde eve dönülmemesi halinde hakkında boşanma davası açılacağı mutlaka yazılmalıdır. * Evi tereden eşin eve dönerken yapacağı,yol ve yeme-içme vb. masrafların miktarı ihtarda gösterilmelidir. * Önemli: Yol gideri konutta ödemeli olarak gönderilmelidir. HAKİM İHTAR TALEBİ ÜZERİNE NE YAPMALIDIR? * Hakim hiç bir inceleme yapmadan evrak üzerinde yukarıda ki bütün şartları araştırıp ihtara karar vermelidir. * Önemli:İhtardan önce yada ihtar süresi içerisinde terkeden eş tarafından açılmış bir tedbir nafakası davası ihtar süresi içerisinde kabul edilmiş ise ihtar geçersiz olur. İHTARDA SÜRE NEZAMAN İŞLEMEYE BAŞLAR? * Kural olarak süre ihtarın eşe tebliğ edildiği günden itibaren başlar. Ancak eğer yol parası ihtardan daha sonra eşe ulaşmış yada bu paranın alınmasından imtina edilmiş ise artık bu tarih esas alınmalıdır. * İhtar tebligat kanununa uygun yapılmalıdır. SÜRE NE KADARDIR? T e r k T a r i h i İ h t a r T a r i h i D a v a T a r i h i |__________________________|______________________ _________| Dört ay ( İhtar için beklenecek süre) İki ay (Dava açmak için beklenecek süre) A-İhtar öncesi dört aylık süre: Terk tarihinden itibaren en az dört ay geçtikten sonra ihtar çekilmelidir. Bu süre dolmadan çekilen ihtar geçersizdir. Bu süre ise beklemek için geçerli olan en az süredir. Hakim re'sen bu süreyi araştırmalıdır. * Sürenin belirlenmesine esas olmak üzere için fiili ayrılığın belirlenmesinde tanık dinlenmelidir. * Fiili ayrılık kesintisiz sürmelidir. Kısa süreli de olsa bir araya gelindiği saptanırsa ihtar geçersizdir. * Her bakımdan Bağımsız Konutun sağlanması gerekir. Bağımsız konuttan ne anlaşılmalıdır? a) Sosyal ve ekonomik açıdan oturulabilecek özellikte bir ev olmalıdır. (tuvalet,banyo,mutfak vb. olmalı , gerekirse keşif yapılmalıdır.) b) Konutun iyi niyet esaslarına göre seçilmesi gerekir. Yani konutu hazırlayan eş kendi çalıştığı iş yerinin bulunduğu yerde (şehir) konutu hazırlamalıdır. Ayrı ayrı şehirlerde ise kocanın iyi niyetinden söz edilemez. Çünkü evlilikte asıl olan eşlerin birlikte yaşamalarıdır. c) Davet edilen evde anne-baba,kardeş davet eden eşle birlikte kalmamalıdır. Birlikte kalıyor iseler bağımsız konuttan söz edilemez. Kocanın önceki eşinden olan çocuğu reşit ve aynı evde kalıyor ise yine bağımsızlıktan söz edilemez. Ancak çocuk reşit değil ve babanın bakma sorumluluğu ve zorunluluğu (yasal olarak) var ise bu durum konutun bağımsız olmasını etkilemez. Uygulamada anne-baba aynı apartmanda ancak ayrı dairelerde oturuyor ancak yemeği düzenli olarak birlikte yiyor ve sadece yatmadan yatmaya kendi evlerine gidiyor iseler bu konut bu şartlar halinde bağımsız değildir. İhtarın geçerli olması için bu şekilde ki aile içi uygulamadan vazgeçildiği açıkça belirtilmelidir. Ancak bu durumun ihtardan sonra varlığını ve devam ettiğini ispat terk eden eşe düşer. * Terk eden eş yasal süre içerisinde eve geldiğini ve evin bağımsız olmadığını yada kapının kapalı olduğunu iddia ediyor ise bunu ispat etmelidir. B) İhtar sonrası iki aylık süre: Davet eden eş ihtarda açıkça belirttiği 2 aylık süre dolduktan sonra davasını açmalıdır. Bu süre en az olan süredir. Davacının bu süre dolduktan sonra istediği bir tarihte dava açma hakkı doğar. * İhtardan sonra söz konusu olan bu ihtarda bir eksiklik olduğu anlaşılır ise ikinci ihtarın gönderilmesi için belirlenen sürenin beklenilmesi gerekir. * Terk eden eş bu iki aylık süre içerisinde haklı bir nedeni yada mazereti olduğunu ispat edemez ve bu süre dolduktan sonra örneğin 65 gün sonra konuta dönerse davacının dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. * Terke dayalı boşanma davası her iki eşe de tanınmıştır. Karı da bu nedene dayalı olarak ihtar gönderip dava açabilir. * Davada ,herkes genel kural gereği iddiasını ispat etmek zorundadır. * Davalı eve dönmemekte haklı olduğunu ispat etmelidir. Bu Pratik Bilgiler, Kaynak Sönmez Hukuk sitesinden alınmıştır.
×
×
  • Create New...