Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'i̇dari yargılama hukuku pratik'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Categories

  • Records
  • Lozan Antlaşması
  • Hastane Enfeksiyonlarının Hukuki Yansımaları
  • Darbeye Teşebbüs Suçu
  • Kubilay Olayı
  • Milli Nizam Partisi Dosyası

Forums

  • hukuk lobisi
    • Hukuki Gelişmeler
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Fakülteleri Bilgi Paylaşım Alanı
  • Hukuk Deposu's Hukuk Sözlükleri
  • Ankahukuk Arşiv's Arşiv Haberler
  • Ankahukuk Arşiv's Blog Yazıları

Blogs

  • Hukuk Dünyası's Ceza Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Avukatlık Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ceza Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Gayrimenkul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İdare Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Aile Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İcra - İflas Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İş Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Kira Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Medeni Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sigorta Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sosyal Güvenlik Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ticaret Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Tüketici Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Diğer Hukuk Dalları
  • Hukuk Dünyası's Borçlar Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Anayasa / Kamu Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Miras Hukuku
  • AnkaBlog's Sosyoloji
  • AnkaBlog's Tarih
  • AnkaBlog's Fotoğraf
  • AnkaBlog's Politika
  • AnkaBlog's Bilim
  • AnkaBlog's Sinema
  • AnkaBlog's Felsefe
  • AnkaBlog's Radyo Tiyatrosu
  • AnkaBlog's Belgesel
  • AnkaBlog's Edebiyat
  • AnkaBlog's Kültür
  • AnkaBlog's Magazin
  • AnkaBlog's Müzik
  • AnkaBlog's Psikoloji
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Eğitimi Dökümanları
  • Hukuk Eğitimi's Hakimlik-Savcılık Sınavları
  • Hukukçular Lokali's Yazıyorum
  • Hukuk Deposu's E-Makaleler

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?


Cinsiyet


About Me


Meslek


Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi

Found 4 results

  1. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdari Yargılama Hukuku Uygulamalı Dersleri ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ İDARİ YARGILAMA HUKUKU DERSİ UYGULAMALI DERSLERİ PRATİK ÇALIŞMALAR - 1 SORU I : Aşağıda yer verilen dava ve uyuşmazlıkları çözümlemekle görevli ve yetkili mercileri belirleyiniz. 1. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, hâkimlik mesleğinin şeref ve onurunu bozacak nitelikte fiilleri bulunduğu gerekçesiyle, Konya Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi (H)’ye, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu uyarınca, meslekten çıkarma cezası vermesi işlemine karşı açılan dava 2. Yüksek Askeri Şuranın, Albay (A)’yı, disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle Silahlı Kuvvetlerden ihraç etmesi işlemine karşı açılan dava 3. Yüksek Askeri Şuranın, Albay (A)’yı terfi ettirmemesine yönelik işleminin iptali istemiyle açılan dava 4. Cumhurbaşkanının, (Ü) Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. (H)’yi, Anayasanın 159. maddesi uyarınca, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine seçmesi işlemine karşı açılan dava 5. Cumhurbaşkanının, Yükseköğretim Kurulu tarafından gösterilen üç adaydan birini, rektör olma koşullarını taşımamasına rağmen, (Ü) Üniversitesine rektör olarak ataması işleminin iptali istemiyle açılan dava 6. Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu tarafından bir alt lige düşürülen (S) Spor Kulübünün, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kuruluna yapmış olduğu itiraz başvurusunun reddine ilişkin işleme karşı açılan dava 7. 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununu ile sıkıyönetim komutanına tanınan yetkilerin kullanılmasına ilişkin bir idari işlemin iptali istemiyle açılan dava 8. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun, Sayıştay Kanununun 6. maddesi uyarınca, (B)’yi Sayıştay üyeliğine seçmesi işlemine karşı açılan dava 9. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun, Anayasanın 133. maddesi çerçevesinde gösterilen adaylardan (A)’yı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na üye seçmesi işlemine karşı açılan dava 10. Sayıştay Genel Kurulunun, Anayasa Mahkemesi üyeliği için gösterdiği üç aday içinden birinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesi işlemine karşı açılan dava 11. Danıştay Genel Kurulunun, Danıştay Kanununun 27. maddesi uyarınca, daireler arasındaki işbölümünü belirlemesine ilişkin kararına karşı açılan dava 12. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun, Yargıtay Kanununun 16. maddesi uyarınca, Beşinci Ceza Dairesi Başkanını seçmesine ilişkin kararının iptali istemiyle açılan dava 13. Bakanlar Kurulunun, komşu ülkeler arasında çıkan savaş nedeniyle, Türkiye’de konuşlandırılmak üzere NATO’dan askeri kuvvet istenmesine ilişkin kararına karşı açılan dava 14. Cumhurbaşkanının, (B)’yi Başbakan olarak atamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava 15. Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan bir yönetmeliğin bazı maddelerinin iptali istemiyle açılan dava 16. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının, TBMM Kanunlar ve Kararlar Müdür Yardımcısı (Y)’ye uyarma cezası vermesi işlemine karşı açılan dava 17. İçişleri Bakanının, ağır hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılan Tuğgeneral (G)’yi açığa çıkarması işleminin iptali istemiyle açılan dava 18. Bir kamu hizmetinin özel bir şirkete gördürülmesine ilişkin olan ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık nedeniyle yapılan başvuru 19. Başbakanlık Müsteşar Yardımcısının, bu görevinden alınmasına ilişkin müşterek kararnamenin iptali istemiyle açtığı dava 20. Yükseköğretim Kanunu Taslağını protesto amacıyla slogan atarken, polisin coplaması nedeniyle, sağ kolu kırılan (D)’nin, söz konusu zararlarının giderilmesi istemiyle açtığı dava 21. Yükseköğretim Kanunu Taslağını protesto amacıyla slogan atarken, polisin coplaması nedeniyle, gözlük camları kırılan ve cep telefonu parçalanan (D)’nin, söz konusu zararlarının giderilmesi istemiyle açtığı dava 22. Askeri uçağın, Adana’da, parkta oynayan bir çocuğun üzerine düşmesi sonucunda, çocuğun ölmesi nedeniyle zarara uğrayan anne ve babasının, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açtıkları dava 23. Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkartılan Avukatlık Meslek Kurallarının iptali istemiyle açılan dava 24. Ankara Barosu tarafından çıkartılan bir yönetmeliğin iptali istemiyle açılan dava 25. İzmir Büyükşehir Belediyesince yapılan yol çalışması nedeniyle müstakil evinin bahçe duvarı yıkılan kişinin uğramış olduğu 20.000 TL tutarındaki zararlarının giderilmesi istemiyle açtığı davada verilen karara karşı yapılan başvuru 26. Davacının 14.000 TL tutarındaki zararının tazminine ilişkin yargı kararının gereğini yerine getiren idarenin, davacıya ödediği miktarı, kusuru oranında rücu etmek amacıyla, Anayasanın 129. maddesi uyarınca, kusurlu kamu görevlisine karşı açtığı dava 27. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi tarafından, Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün iptali istemiyle açılan dava 28. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisinin, bir dersten almış olduğu “geçmez” sınav notunun iptali istemiyle açmış olduğu dava 29. İdare mahkemesi tarafından verilen bir iptal kararının gereklerini, siyasi saiklerle yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine açılan tazminat davası 30. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle zarara uğrayan kişinin, bu zararlarının tazmini istemiyle açmış olduğu dava 31. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapan kişinin, adı geçen Bakanlığın Diyarbakır İl Müdürlüğüne şube müdürü olarak naklen atanması yolundaki işlemin iptali istemiyle açtığı dava 32. Rekabet Kurulunun, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, hâkim durumunu kötüye kullanan GSM operatörü (Ş) Şirketine idari para cezası vermesi işlemine karşı açılan dava 33. Kırıkkale Sulh Ceza Mahkemesinin, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca vermiş olduğu idari yaptırım kararına karşı yapılan başvuru 34. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, Teftiş Kurulu Başkanı (M)’ye, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca vermiş olduğu kınama cezasının iptali istemiyle açılan dava 35. Askeri Yargıtay Genel Kurulunun, Anayasanın 156. maddesi uyarınca, boş bulunan Askeri Yargıtay üyeliği için, birinci sınıf askeri hâkimler arasından üç aday belirleyerek, bu adayların ismini Cumhurbaşkanına sunması işlemine karşı açılan dava 36. Türkiye Barolar Birliğinin, Anayasa Mahkemesi üyeliği için, serbest avukatlar arasından belirlediği üç adayı Türkiye Büyük Millet Meclisine sunması işlemine karşı açılan dava 37. Bir vakıf üniversitesi olan (V) Üniversitesinin, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi (Ö)’ye, yükseköğretim kurumundan bir yarıyıl için uzaklaştırma cezası vermesi işlemine karşı açılan dava 38. Danıştay Üçüncü Daire Üyesi (Ü)’nün, Onbeşinci Daire Üyesi olarak görevlendirilmesine ilişkin Başkanlık Kurulu kararına karşı, Danıştay Kanununun 52/A maddesi uyarınca yapılan itiraz üzerine, Genel Kurulun, Başkanlık Kurulunun kararını onaylamasına dair işlemin iptali istemiyle açılan dava 39. Danıştay Birinci Dairesinin, iki idare arasında, taşınmazın devri konusunda anlaşmaya varılamaması nedeniyle, Kamulaştırma Kanununun 30. maddesi uyarınca yapılan başvuruyu kesin olarak karara bağlaması üzerine, bu karara karşı açılan dava 40. Özel İlköğretim Okulu (O)’da öğrenci olan (Ö)’nün, bir dersten geçmez not alması işlemine karşı açılan dava 41. Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfının, Hâkim (H)’nin lojmandan tahliyesine ilişkin işlemine karşı açılan dava 42. Ankara Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğe karşı açılan dava 43. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkartılan Milli Saraylar Daire Başkanlığı Koruma ve Değerlendirme Kurulu Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliğine karşı açılan dava 44. Anayasa Mahkemesi Raportörü (R) tarafından, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün bazı maddelerinin iptali istemiyle açılan dava 45. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları tarafından çıkartılan yolcu ücret tarifesine karşı açılan dava 46. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılan Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavındaki yedi sorunun doğru yanıtlarının seçenekler arasında yer almaması nedeniyle, bu soruların iptali istemiyle açılan dava 47. Sağlık Bakanlığı tarafından, yalnızca Ankara’daki Devlet hastanelerinde uygulanmak üzere çıkartılan bir yönetmeliğin iptali istemiyle açılan dava 48. İdare tarafından, taşınmazı hakkında ihtiyati haciz uygulanan malik (M)’nin, ihtiyati haciz işlemine karşı açtığı dava 49. Emekli General (G)’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğinin bazı maddelerinin iptali istemiyle açtığı dava 50. Muğla Belediye Meclisi tarafından onaylanan ve adı geçen Belediye Başkanlığı’nca bir ay süre ile ilan edilen imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan dava *** SORU II : Aşağıda yer verilen olaya ilişkin soruları, ilgili mevzuat hükümlerini de göz önünde bulundurarak yanıtlayınız. OLAY Çorum Valiliği’nin 26.11.2007 tarih ve 2007/3 numaralı kararıyla, işletmeciliğini (A)’nın yaptığı Dicle İnternet Cafe isimli yerde, zararlı içerikli sitelere girilmesini engelleyici filtre programı bulundurmadığı gerekçesiyle; 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a dayanılarak hazırlanan İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin b ve c bentlerine muhalefetten dolayı,aynı Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasına göre idari para cezası verilmiştir. Anılan idari işlemin hukuka aykırı olduğunu düşünen (A) bu işleme karşı idari yargıda dava açmak istemektedir. İlgili Mevzuat 5326 sayılı Kabahatler Kanunu MADDE 3- (Değişik: 6/12/2006-5560/31 md.) (1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektirenbütün fiiller hakkında, uygulanır. 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenenSuçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” (İnternet Kanunu) MADDE 8- … (12) Bu Kanunda tanımlanan kabahatler dolayısıyla Başkanlık veya Kurum tarafından verilen idarî para cezalarına ilişkin kararlara karşı, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinegöre kanun yoluna başvurulabilir. İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik (Yönetmelik) Dayanak MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanuna dayanılarak hazırlanmıştır. Ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri MADDE 5 – (1) Ticarî amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri şunlardır: ... b) Konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almak. c) Başkanlık tarafından onaylanan içerik filtreleme yazılımını kullanmak. İdari para cezaları MADDE 11 – (1) 5 inci maddedeki yükümlülüklere aykırı hareket ettiği belirlenen ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılara, mülki idare amiri tarafından üçbin Yeni Türk Lirasından onbeşbin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. ... (3) İdari para cezaları, 5326 sayılı Kabahatler Kanununda belirtilen usul ve esaslara göre uygulanır. SORULAR 1) İdari para cezasına karşı dava açmak isteyen (A); a) Hangi idare mahkemesinde davayı açmalıdır? b) Bu davanın türü nedir? 2) (A)’nın açtığı dava, idare mahkemesi tarafından, ilgili mevzuat kısmında yer verilen Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesi ve Yönetmeliğin 11 inci maddesinin 3 üncü fıkrası (md. 11/3) uyarınca görev noktasından reddedilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. (A) da yetkili Sulh Ceza Mahkemesi’nde hakkında verilmiş olan idari para cezasına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. Ancak bu Mahkeme de, dava konusu işlemin idari yargının görev alanına girdiğini düşünmektedir. Bu durumda Mahkeme ne yönde kararlar alabilir? Açıklayınız. 3) Sulh Ceza Mahkemesi’nin de, 5651 sayılı İnternet Kanununun 8 inci ve Yönetmeliğin 2 nci maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verdiğini ve bu kararın kesinleştiğini kabul edersek; (A) ne gibi bir istemle, nereye başvurmalıdır? 4) Adli ve idari yargı organları arasında görev noktasındaki bu uyuşmazlık, mahkemelerin görevsizlik kararı gerekçelerinde yer alan ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde hangi merci tarafından, ne yönde giderilmelidir? PRATİK ÇALIŞMALAR - 2 ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ İDARE HUKUKU DERSİ PRATİK ÇALIŞMALARI – II Kasım 2013 Aşağıda yer alan işlemlerin her birinin hukuksal niteliğini ve türünü, “idari işlem kuramı” yönünden irdeleyiniz. (Not: İlgili mevzuat hükümlerine “www.mevzuat.gov.tr”, Resmi Gazete metinlerine ise “www.resmigazete.gov.tr” internet adreslerinden erişilebilir.) 1. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ankara İl Müdürlüğü’nde şube müdürü olarak görev yapan (M)’nin, bu Bakanlığın Van İl Müdürlüğü’ne şube müdürü olarak atanmasına yönelik işlem 2. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı müsteşar yardımcısının, bu Bakanlığa, Müsteşar olarak atanmasına ilişkin müşterek kararname 3. Yapı kullanma izni (iskân ruhsatı) almak üzere Çankaya Belediyesi’ne başvuran kişiye, adı geçen Belediye tarafından yapı kullanma izni verilmesi işlemi 4. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yazı işleri müdürü olarak görev yapan (Y)’nin, eşinin İstanbul’da görevlendirilmesi nedeniyle kendisinin de İstanbul’da bir mahkemeye aynı unvanla atanması istemiyle Adalet Bakanlığı’na yapmış olduğu başvurusunun yanıtsız bırakılması 5. Bir elektrik dağıtım şirketinin başvurusu üzerine, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından elektrik dağıtım lisansı verilmesi işlemi 6. Rekabet Kurulunun, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, hâkim durumunu kötüye kullanan bir şirkete idari para cezası vermesi 7. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) tarafından yapılan Anayasa Mahkemesi Raportör Yardımcısı Seçme Sınavı 8. Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfının (ATGV), bir hâkimin lojmandan tahliyesine ilişkin işlemi 9. Ankara Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 10. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından çıkartılan Milli Saraylar Daire Başkanlığı Koruma ve Değerlendirme Kurulu Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliği 11. 08/02/1957 tarih ve 9530 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticaret Sicili Tüzüğü 12. 12/07/2012 tarih ve 28351 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü 13. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan bir memurun, daire amirinin teklifi ve TBMM Başkanının kararıyla görevine son verilmesi işlemi 14. Adalet Bakanlığının, özel kişinin mülkiyetinde bulunan bir binayı, idare mahkemelerine tahsis etmek üzere kiralaması 15. Özel bir şirketin, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) ile yapmış olduğu su abonelik sözleşmesi 16. Bir üniversitenin, kütüphanesine kitap almak üzere, bir kitabevi ile yapmış olduğu sözleşme 17. Danıştay Genel Kurulunun, Danıştay Kanunu’na göre, daireler arasındaki işbölümünü belirlemesine ilişkin kararı 18. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK), İzmir İdare Mahkemesi üyelerinden birini, Danıştay üyeliğine seçmesine ilişkin kararı 19. Özel bir şirketin, araç muayene hizmetlerini yürütmek üzere, idare ile imtiyaz sözleşmesi akdetmesi 20. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından çıkartılan yolcu tarifesi 21. Muğla Belediye Meclisi tarafından onaylanan ve adı geçen Belediye Başkanlığı’nca 05.09.2005 tarihinden itibaren bir ay süre ile ilan edilen imar planı değişikliği ile Muğla, Merkez, (…) Mahallesi, (…) parsel sayılı taşınmazın yeşil alandan çıkarılarak konut alanına alınması 22. 24/11/2012 tarih ve 28477 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı’nda, “Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesinde tesis edilecek Yaşıl Hidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla ekli listede bulundukları yer ile parsel numaraları belirtilen taşınmazların Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaştırılmasının; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 23/10/2012 tarihli ve 1262 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 5/11/2012 tarihinde kararlaştırıldığı”nın belirtilmesi 23. 26/06/2012 tarih ve 28335 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan idari bağlılığın değiştirilmesi kararına göre, “Sakarya İli Taraklı İlçesi Merkez Bucağı Poydalar, Doğancıl, Sabırlar ve Çayköy Köylerinin aynı İlin Geyve İlçesi Merkez Bucağına bağlanmasının, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 2 nci maddesinin (B) ve (D) bentlerine göre uygun görülmesi” 24. “5947 sayılı Yasa ve bu Yasa hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararına göre, üniversite öğretim üyeleri dışında kamuda çalışan tüm doktorların muayenehane açmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmalarının mümkün olmadığı ve bu uygulamanın 30 Temmuz 2010 tarihinden itibaren başlayacağı”na yönelik olarak, Sağlık Bakanlığının internet sitesinde 16/07/2010 tarihinde yayımlanan “Tam Gün Kanunu” ile ilgili Basın Açıklaması 25. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden şiddetli kar yağışına ilişkin olarak alınan bilgi üzerine, Erzurum Valiliği tarafından, ildeki ilk ve orta dereceli okulların iki gün süreyle tatil edilmesine karar verilmesi 26. Sağlık Bakanlığının, hastalarıyla, mesleğin onuruna yakışmayacak biçimde diyalog kurduğu tespit edilen doktor (D)’ye, mevzuatın ilgili hükümlerini hatırlatan bir ihtar yazısı göndermesi 27. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yönetim Kurulunun, 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılından itibaren sınıfların üçer şubeye ayrılmasına ilişkin kararı 28. Maliye Bakanlığının, “Serbest avukatlık faaliyetinden dolayı mükellefiyeti olan bir avukatın yanında diğer bir avukatın ücretli olarak çalışması halinde, ücretli olarak çalışan avukatlara yapılan ücret ödemeleri üzerinden Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümlerine göre vergi tevkifatı yapılması kaydıyla, ücretli olarak çalışan avukatların serbest meslek erbabı olarak mükellefiyet kaydının yapılmaması uygun görülmüştür. Ayrıca, ücretli olarak çalışan avukatlara yapılan ücret ödemelerinin emsali durumdaki avukatlara ödenen ücretlerden düşük olmamasının gerekeceği tabiidir.” hükmünü içeren Gelir Vergisi Genel Tebliği 29. Ankara Valisinin, 3091 sayılı Kanun uyarınca, (A)’nın taşınmazına yönelik müdahalenin önlenmesine karar vermesi İlgili Mevzuat: 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun Madde 2 – Taşınmaz mallara tecavüz veya müdahale edilmesi halinde; taşınmaz mal merkez ilçe sınırları içinde ise, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde ise kaymakamlar tarafından bu tecavüz veya müdahalenin önlenmesine karar verilir ve taşınmaz mal yerinde zilyedine teslim edilir. 30. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Başkanının, büro görevlisi (B) hakkında uyarma disiplin cezası vermesi İlgili Mevzuat: 2797 sayılı Yargıtay Kanunu Madde 24 – Daire başkanlarının görevleri şunlardır: (…) 3. Büro görevlilerini denetlemek, 4. Büro personeli hakkında ilgili kanunda belirtilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme disiplin cezalarını vermek, (…) 31. İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesinin, 16 yaşındaki (Ç)’nin ergin kılınmasına karar vermesi İlgili Mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 12 – Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir. 32. İstanbul İkitelli ilçesinde yaşanan sel felaketinin ardından bölgenin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teklifi üzerine Orman ve Su İşleri bakanlığı tarafından afete maruz bölge olarak kararlaştırılması ve bu kararın Çevre ve Şehircilik Bakanlığının isteği üzerine ilgili valilikçe mahallinde ilan olunması İlgili Mevzuat: 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun Madde 2 – (Değişik: 2/7/1968 - 1051/1 md.) Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmıyan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur. Mahalli şart ve özellikler dolayısiyle yangın afetine uğraması muhtemel olan sahalar, şehir ve kasabalarda belediye meclisleri, köylerde ihtiyar heyetleri tarafından tespit ve kaymakamların mütalaası alındıktan sonra valilerin tasvibi üzerine ilgili bölgelerde ilan olunur. 33. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi (Ö)’nün, kanun kullanmanın serbest olduğu İdari Yargılama Usulü Hukuku Sınavında kullandığı kanun metninin kenarlarında derse ilişkin bilgiler bulunduğunu fark eden sınav gözetmeni (G)’nin, (Ö)’nün kopya çektiğine dair tutanak düzenlemesi İlgili Mevzuat: Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği Madde 7 – (1) Yükseköğretim kurumundan bir yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler şunlardır: (…) e) Sınavlarda kopya çekmek veya çektirmek, (…) 34. Yükseköğretim Kanunu Taslağını protesto etmek için Kızılay meydanında toplanan 500 kişilik gruba, emniyet amiri tarafından, önce “dağılın” anonsu yapılması ve buna rağmen dağılmayan grubun, polis tarafından zor kullanılarak dağıtılması İlgili Mevzuat: 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Madde 24 – (…) Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanuna aykırı olarak başlaması hallerinde; güvenlik kuvvetleri mensupları, olayı en seri şekilde mahallin en büyük mülki amirine haber vermekle beraber, mevcut imkânlarla gerekli tedbirleri alır ve olaya müdahale eden güvenlik kuvvetleri amiri, topluluğa dağılmaları, aksi halde zor kullanılarak dağıtılacakları ihtarında bulunur ve topluluk dağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır. 35. Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kurallarının 7. ve 8. maddelerine aykırı hareket ederek “garantili dava takibi için doğru adres” başlıklı kartvizit bastıran ve kazandığı davaların listesini gösteren bir broşür hazırlatıp Konak meydanında dağıtan İzmir barosuna kayıtlı avukat (A)’ya, Baro Disiplin Kurulu tarafından kınama disiplin cezası verilmesi İlgili Mevzuat: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu Madde 134 – (Değişik: 2/5/2001-4667/65 m.) Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır. PRATİK ÇALIŞMALAR - 3 İdare Hukuku Pratik-Kur Çalışması -3- AÜHF - Kasım 2013 ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ İDARE HUKUKU DERSİ PRATİK ÇALIŞMALARI 2013-2014 I. SORU Kurgusal Olay Ankara‟da kurulu bir vakıf üniversitesi olan (V) Üniversitesinin Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği‟nde, 2010 yılında bir değişiklik yapılarak, daha önce 60 olan ders geçme (başarı) notu, 70‟e çıkarılmıştır. Adı geçen Üniversitenin Hukuk Fakültesi‟nde öğrenim görmekte olan bazı öğrenciler, bu değişikliğin "kazanılmış hak"larını ihlal ettiği ve bu nedenle hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, Ankara İdare Mahkemesi‟nde iptal davası açmıştır. Buna göre, aşağıdaki soruları gerekçeli olarak yanıtlayınız. 1. Olayda yürütülen idari faaliyetin hukuki niteliğini, bu faaliyetin yürütülme usulünü de belirterek açıklayınız. 2. Ankara İdare Mahkemesi‟nde dava açan öğrencilerin "kazanılmış hak" iddialarının haklı olup olmadığını, yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında tartışınız. 3. (V) Üniversitesi Hukuk Fakültesinin öğrenim ücretinin, 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılı için 25.000 TL olarak belirlenmesini, yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında irdeleyiniz. 4. (V) Üniversitesi tarafından 2013 yılında çıkartılan bir Genelge‟de, başörtülü öğrencilerin derslere alınamayacağının belirtilmesini, yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında irdeleyiniz. *** II. SORU Kurgusal Olay Karayolları Genel Müdürlüğü ile (K) A.Ş. arasında, 1990 yılında, 49 yıl için otoyol yapımı, bakımı ve işletilmesi konusunda bir sözleşme akdedilmiştir. Bu sözleşme, 3465 sayılı "Karayolları Genel Müdürlüğü Dışındaki Kuruluşların Erişme Kontrollü Karayolu (Otoyol) Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun" uyarınca akdedilmiş olup; adı geçen Kanun‟a göre, bu sözleşmenin sona ermesi ile birlikte, otoyol ile bütün tesisler ve müştemilatı, her türlü borç ve taahhütten ari ve kullanılabilir durumda Karayolları Genel Müdürlüğü‟ne kendiliğinden geçecek; sözleşme, görevli şirketin acze düşmesi veya sözleşme şartlarını ihlal etmesi halinde, Genel Müdürlükçe süresinden önce de feshedilebilecektir (m.6). Yine anılan Kanun uyarınca, otoyol geçiş ücretleri tarifesi, görevli şirketin talebi, Karayolları Genel Müdürünün teklifi üzerine Bakanın onayı ile tespit edilecektir (m.7). Öte yandan, yapılacak otoyol ve tesisler için kamulaştırma gereksinimi ortaya çıktığında, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından Genel Müdürlük adına kamulaştırma yapılacağı ve kamulaştırma bedelinin tamamen veya kısmen görevli şirket tarafından ödenmesinin sözleşmede hükme bağlanabileceği de, adı geçen Kanun‟da öngörülmüş bulunmaktadır (m.8). Buna göre, aşağıdaki soruları gerekçeli olarak yanıtlayınız. 1. a. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından, b. (K) A.Ş. tarafından, yürütülen idari faaliyetlerin niteliklerini, bu faaliyetlerin yürütülme usullerini de belirterek izah ediniz. 2. 3465 sayılı Kanun‟un 6. maddesinde yer alan, "Sözleşmeler, görevli şirketin acze düşmesi veya sözleşme şartlarını ihlal etmesi halinde, Genel Müdürlükçe süresinden önce de feshedilebilir." hükmü ile 7. ve 8. madde hükümlerini, Karayolları Genel Müdürlüğü ile (K) A.Ş. arasında akdedilen sözleşmenin ve (K) A.Ş. tarafından yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında irdeleyiniz. *** III. SORU Anayasa Mahkemesi, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu‟na 10.06.1994 tarih ve 4000 sayılı Kanun ile eklenen Ek 18. maddede öngörülen, "Bakanlık, mobil telefon, çağrı cihazı, data şebekesi, akıllı şebeke, kablo TV, ankesörlü telefon, uydu sistemleri, rehber basım ve benzeri katma değerli hizmetler konularında sermaye şirketlerine tekel oluşturmayacak koşulları da dikkate almak suretiyle işletme lisans ve ruhsatı (sermaye şirketlerinin devralacakları ve bizzat kuracakları tesislerin işletilmesine yönelik olarak) verebilir." hükmünde geçen "işletme lisans ve ruhsatları"nı şöyle nitelendirmiştir: "(...) irinci fıkradaki katma değerli hizmetlere ilişkin işletme lisans ve ruhsat sözleşmelerinin Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi tarafından yapılması durumunda da sözleşmelerin „imtiyaz sözleşmesi‟, daha geniş bir tanımla „idarî sözleşme‟ olma niteliği değişmeyecektir. (...) Ulaştırma Bakanlığının söz konusu fıkra gereğince, işletme lisans ve ruhsatına ilişkin sermaye şirketleriyle yapacağı sözleşmelerin idarî sözleşme olacağı kuşkusuzdur. (...) Gerçekten de, kamu hizmetinin özel teşebbüse gördürülmesine ilişkin olan ve yönetime üstünlük tanınan, koşullarını Ulaştırma Bakanlığının belirleyeceği sözleşmeler imtiyaz sözleşmeleridir. (...)" Anayasa Mahkemesinin, 22.12.1994 tarih ve E.1994/70, K.1994/65-2 sayılı kararında, "işletme lisans ve ruhsatları" ile ilgili olarak ortaya koyduğu bu yaklaşımı, İdare Hukuku ilke ve kuralları bağlamında değerlendiriniz. *** IV. SORU Kurgusal Olay İçişleri Bakanının önerisi, Bakanlar Kurulunun kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile 15.04.2009 tarihinde atanan (İ) İli Valisi (V), (B) Belediye Meclisinin, belediye sınırları içerisindeki bir mahallenin kaldırılması yolundaki 29.09.2010 tarihli kararını, 03.10.2010 tarihinde onamıştır. İlgili Mevzuat : 5393 sayılı Belediye Kanunu m.9/2 : "Belediye sınırları içinde mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, bölünmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesi, belediye meclisinin kararı ve kaymakamın görüşü üzerine valinin onayı ile olur. (...)" Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükmünü de göz önünde tutarak yanıtlayınız. 1. Olaydaki idarelerin T.C. idari teşkilatı içerisindeki konumlarını belirleyiniz. 2. (İ) İli Valisi (V)‟nin 03.10.2010 tarihli kararını, idarenin bütünlüğü ilkesini gerçekleştirmeye yönelik hukuksal araçlar bağlamında irdeleyerek, bu kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını izah ediniz. 3. (V)‟nin vali olarak atanmasına ilişkin 15.04.2009 tarihli işlemi, idari işlem kuramı yönünden sınıflandırınız. *** V. SORU Kurgusal Olay (Ü) Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi (Ö), 09.06.2010 tarihinde yapılan İdare Hukuku dersi final sınavında, sıranın üzerine bazı yazılar yazmak suretiyle kopya çektiği gerekçesiyle, Disiplin Kurulunun 17.09.2010 tarihli kararıyla, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 9. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendi uyarınca, "yükseköğretim kurumundan iki yarıyıl uzaklaştırma cezası" almıştır. Anılan disiplin cezası verilmeden önce savunması alınmayan (Ö)‟nün, daha sonra, sıranın üzerine yazmış olduğu yazıların, derslerle ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumu 11.10.2010 tarihinde Yükseköğretim Kurulu‟na (YÖK) ileten (Ö), hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü söz konusu disiplin cezasının (Ü) Üniversitesi tarafından geri alınması için talimat verilmesini istemiştir. YÖK de, (Ö)‟nün bu talebi üzerine, açıkça hukuka aykırı biçimde verilmiş olan disiplin cezalarının geri alınması konusunda üniversitelere emir ve talimat verebilmesine olanak tanıyan 08.04.2007 tarihli Genelge uyarınca, (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne gönderdiği 25.10.2010 tarihli yazı ile söz konusu disiplin cezasının geri alınması yönünde bir talimat vermiştir. - 13.01.1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin ilgili maddeleri : (***NOT: Bu Yönetmelik, 18.08.2012 tarihli ve 28388 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılmıştır.) Kınama Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları Madde 5.- " Kınama cezasını gerektiren eylemler şunlardır: (...) b) Yükseköğretim kurumlarında duvarlara, demirbaş eşya üzerine yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek, (...) " Yükseköğretim Kurumundan Bir veya İki Yarıyıl İçin Uzaklaştırma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları Madde 9.- " Yükseköğretim kurumundan bir veya iki yarıyıl için uzaklaştırmayı gerektiren fiil ve haller şunlardır: (...) m) Sınavlarda kopya yapmak veya yaptırmak veya bunlara teşebbüs etmek. " Savunma Hakkı Madde 16.- " a) Hakkında disiplin soruşturması açılan öğrenciye atfedilen suçun neden ibaret olduğu, savunmasını yapacağı tarihten en az yedi gün önce yazılı olarak bildirilir. Bu yazıda; öğrenciden belirtilen gün, saat ve yere, savunmasını yapmak üzere hazır bulunması istenilir. Tebligat yapılmasının mümkün olmadığı hallerde, öğrencinin savunmasını yapmak üzere soruşturmacıya başvurması hususu, mensubu bulunduğu kuruluşun belirli yerlerinde ilân olunur. b) Öğrenciye yollanacak davetiyede; çağrıya özürsüz olduğu halde uymadığı veya özrünü zamanında bildirmediği takdirde, savunmadan vazgeçmiş sayılacağı ve diğer delillere dayanılmak suretiyle hakkında gerekli kararın verileceği kaydolunur. (...) " Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde tutarak yanıtlayınız. 1. Olayda adı geçen kuruluşların T.C. idari teşkilatı içerisindeki konumlarını belirleyiniz. 2. Olayda adı geçen kuruluşların yürütmekte oldukları faaliyetlerin hukuksal niteliklerini izah ediniz. 3. Olaydaki idari işlemleri tespit ederek, idari işlem kuramı yönünden tasnif ediniz. 4. (Ö)‟nün, 17.09.2010 tarihli iki yarıyıl uzaklaştırma cezasına ilişkin hukuka aykırılık iddiasının, işlemin hangi unsuruna/unsurlarına ilişkin olabileceğini açıklayınız. 5. YÖK‟ün, (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne göndermiş olduğu 25.10.2010 tarihli yazı ile vermiş olduğu talimatı hukuken değerlendiriniz. 6. (Ü) Üniversitesinin vermiş olduğu uzaklaştırma cezasının hukuka aykırı olduğu varsayıldığında; bu ceza nedeniyle derslere devam edemeyen ve sınavlara giremeyen (Ö)‟nün, bu süreçte uğramış olduğu zararlardan dolayı idarenin mali sorumluluğunun söz konusu olup olamayacağını tartışınız. *** VI. SORU Kurgusal Olay (X) A.Ş., 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca, kaynak tahsisini gerektiren, ancak kullanım hakkı sayısı sınırlandırılmayan bir elektronik haberleşme hizmetini sunmak amacıyla, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu‟na, 14.05.2010 tarihinde başvuruda bulunmuş ve 05.06.2010 tarihinde, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yetkilendirilerek, faaliyete başlamıştır. Ancak, daha sonra, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, (X) A.Ş.‟nin yapmış olduğu başvurunun, konuyla ilgili olarak 02.03.2009 tarihinde çıkarmış olduğu bir Yönetmeliğe aykırı olduğunu tespit etmiş ve bunun üzerine, (X) A.Ş.‟nin söz konusu elektronik haberleşme hizmetini yürütemeyeceği hususunu, 11.10.2010 tarihinde, adı geçen Şirkete tebliğ etmiştir. İlgili Mevzuat: • 2813 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanunun, "Kuruluş" başlıklı 5. maddesinin ilk üç fıkrası: " Kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu kurulmuştur. Kurum, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu ile Başkanlık teşkilatından oluşur. Kurum görevlerini yerine getirirken bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kuruma emir ve talimat veremez Kurum'un ilişkili olduğu bakanlık Ulaştırma Bakanlığıdır. " • 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun, "Yetkilendirme Usulü" başlıklı 9. maddesi: " (1) Yetkilendirme, bildirim veya kullanım hakkının verilmesi yoluyla yapılır. (2) Elektronik haberleşme hizmeti sunmak ve/veya şebekesi veya alt yapısı kurup işletmek isteyen şirketler faaliyete başlamadan önce Kurum (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) düzenlemeleri çerçevesinde Kuruma bildirimde bulunurlar. (3) Kuruma bildirimde bulunan şirketler, sunmak istedikleri elektronik haberleşme hizmeti ve/veya işletmek istedikleri elektronik haberleşme şebekesi veya altyapısı için numara, frekans, uydu pozisyonu gibi kaynak tahsisine ihtiyaç duymuyorlar ise Kurumun belirlediği usul ve esaslara uygun bildirimle birlikte; kaynak tahsisine ihtiyaç duyuyorlar ise Kurumdan kullanım hakkı alınması kaydıyla yetkilendirilirler. (4) Kurum, kullanım hakkı verilmesinin gerektiği elektronik haberleşme hizmetlerini ve bu hizmetlere ilişkin kullanım hakkı sayısının sınırlandırılmasının gerekip gerekmediğini tespit eder. (5) Kullanım hakkı sayısının sınırlandırılmasının gerekmediği tespit edilen elektronik haberleşme hizmetleri için usulüne uygun başvuruyu müteakip 30 gün içerisinde Kurumca kullanım hakkı verilir. (6) Kullanım hakkı sayısı, ancak kaynakların sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesinin gerektiği durumlarda ve kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını teminen sınırlandırılabilir. Kullanım hakkı sayısının sınırlandırılması halinde; a) Uydu pozisyonu ile ulusal çapta verilecek frekans bandı kullanımını ihtiva eden ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi gereken elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin yetkilendirme politikası, hizmetin başlama zamanı, yetkilendirme süresi ve hizmeti sunacak işletmeci sayısı gibi kıstaslar Bakanlık (Ulaştırma Bakanlığı) tarafından belirlenir ve yetkilendirme Kurum tarafından yapılır. Ancak, ulusal çapta verilecek frekans bandı kullanımını ihtiva eden ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi gereken elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin ihaleleri Bakanlık gerekli gördüğü hallerde doğrudan kendisi de yapabilir. b) (a) bendinde belirtilen hususların dışında kalan ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından verilecek olan elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesine ve/veya elektronik haberleşme şebeke ve alt yapısının tesisi ve işletilmesine ilişkin olarak, gerekli işlemler Kurum tarafından yürütülür. (7) Kurum, kaynakların etkin kullanımını sağlamak amacıyla Bakanlığın görüşüne başvurarak gerekli tedbirleri alır ve yapılacak ihaleye ilişkin usul ve esasları belirler. Kurum ve yukarıdaki fıkranın (a) bendinde öngörülen hallerde Bakanlık, kullanım hakkı ile ilgili olan ihalelerde 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi değildir. (8) Kullanım haklarının süresi, yirmibeş yıldan fazla olmamak üzere belirlenir. Bu madde uyarınca belirlenen yetkilendirme süreleri, şebeke ve hizmetin niteliği ile başvuru sahibinin talebi de dikkate alınmak suretiyle tespit edilir. (9) Kurum, kullanım hakkı verilmesi taleplerini, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu sağlığı ve benzeri kamu yararı gerekleri, tahsis edilmesi gereken kaynakların yetersizliği ve ihale aşamasında belirlenen yeterlik şartlarının sağlanmaması sebepleriyle reddedebilir. (10) Kullanım hakkı, işletmecinin faaliyetlerinin mevzuata aykırı olması durumunda Kurum tarafından belirlenen usul ve esaslara göre iptal edilebilir. Kullanım hakkının iptal edildiği hallerde abonelerin menfaatlerini korumak için gerekli tedbirler alınır. (11) Kurum, kamu güvenliği, kamu sağlığı ve benzeri kamu yararı gereklerinden kaynaklanan sebeplerin tespiti halinde, şirketlerin elektronik haberleşme alanında faaliyete geçmelerini veya elektronik haberleşme sağlamalarını gerektiğinde Bakanlığın görüşünü de alarak engelleyebilir. (12) Bu madde hükümlerine aykırı olarak elektronik haberleşme tesisi kuran, işleten veya elektronik haberleşme hizmeti verenlerin tesisleri Kurumun talebi üzerine ilgili mülki amirlerce kapatılarak faaliyetlerine son verilir. (13) Bildirim ve kullanım hakkı ile ilgili usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir. " Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde tutarak yanıtlayınız. 1. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilatı içerisindeki konumunu belirleyerek, idarenin bütünlüğü ilkesi bakımından değerlendiriniz. 2. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliğini belirtiniz. 3. (X) A.Ş.‟nin yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliğini açıklayınız. 4. Olaydaki idari işlemleri tespit ederek, idari işlem teorisi yönünden tasnif ediniz. 5. Olaydaki idari işlemlerin hangi tarihte yürürlüğe girdiğini belirtiniz. 6. (X) A.Ş.‟nin, 14.05.2010 tarihinde yapmış olduğu başvuruyu kabul edip etmemek bakımından, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun sahip olduğu yetkinin hukuksal niteliğini tartışınız. 7. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, (X) A.Ş. tarafından yapılan 14.05.2010 tarihli başvurunun hukuka aykırı olduğunu tespit etmesinden sonra, yetkilendirmeyi geri almasının mümkün olup olmadığını irdeleyiniz. 8. Bir an için, (X) A.Ş.‟nin 14.05.2010 tarihinde yapmış olduğu başvurunun, Kanunda öngörülen 30 günlük süre boyunca yanıtsız bırakıldığı varsayılacak olursa; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun buradaki hareketsizliğine herhangi bir sonuç bağlanabilir mi? 9. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, Kanunda öngörülen 30 günlük sürenin dolmasından sonra, 03.07.2010 tarihinde, kullanım hakkını vermek suretiyle (X) A.Ş.‟yi yetkilendirmesi mümkün müdür? 10. Bir an için, (X) A.Ş.‟nin, kaynak tahsisini gerektiren ve kullanım hakkı sayısı sınırlandırılan bir elektronik haberleşme hizmetini yürütmek üzere yetkilendirilmek amacıyla, 14.05.2010 tarihinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yapılan yetkilendirme ihalesine katıldığını varsayacak olursak; a. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, ihale süreci sonucunda, ihaleye katılan istekli şirketlerden biri olan (Z) A.Ş.‟yi yetkilendirmesi halinde, bu yetkilendirme işleminin hukuksal niteliğini belirleyiniz. b. (Z) A.Ş.‟nin ihaleye fesat karıştırdığını kanıtlayan (X) A.Ş.‟nin, (Z) A.Ş.‟ye verilmiş bulunan kullanım hakkının, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından geri alınmasını istemesi olanaklı mıdır? c. Burada yapılan ihale süreci sonucunda ortaya çıkan sonuç, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kullanım hakkı verilmesine ilişkin işlem yönünden bağlayıcı mıdır? 11. (X) A.Ş.‟nin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından, bir elektronik haberleşme hizmetini yürütmek amacıyla yetkilendirildiğini; ancak daha sonra, yetkilendirilebilmek için öngörülen koşulları kaybettiğini varsayacak olursak; a. Bir an için, yetkilendirmenin iptali müessesesinin Kanunda düzenlenmemiş olduğu da düşünülecek olursa; söz konusu yetkilendirmenin iptal edilip edilemeyeceğini ve eğer iptal edilebilecekse, bu konuda hangi merciin yetkili olduğunu ve bu yetkisini nasıl kullanacağını izah ediniz. b. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun mevzuat uyarınca ilişkili olduğu bakanlık olan Ulaştırma Bakanlığı‟nın, yetkilendirmenin iptaline karar verip veremeyeceğini tartışınız. c. Bir an için, mevzuat uyarınca, Ulaştırma Bakanlığının yetkilendirmenin iptaline karar veremeyeceği ve buna rağmen, yetkilendirmenin iptaline yönelik bir karar verdiği düşünülecek olursa; bu durumda, Ulaştırma Bakanlığının söz konusu işleminin, hukuken geçerli sayılıp sayılamayacağını belirtiniz. 12. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, bir elektronik haberleşme hizmetinin yürütülmesi konusunda yetkilendirmiş olduğu (X) A.Ş.‟ye, yetkilendirme şartlarına aykırı hareketlerinden ötürü, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu‟nda öngörülen, "bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçü oranında" idari para cezası uygulaması halinde; a. Buradaki idari para cezasının hukuksal niteliği ve özellikleri nelerdir? Devlet fonksiyonları açısından irdeleyiniz. b. Bu yaptırım kararı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından değil de; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca Ankara Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş olsaydı, (a) seçeneğindeki sorunun yanıtında herhangi bir değişiklik olur muydu? c. (X) A.Ş.‟nin yetkilendirme şartlarını ihlal etmemesine karşın; salt adı geçen Şirketin Yönetim Kurulu Başkanının, Kurumun karar organı olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu üyelerinden dördü ile daha önceki bir husumeti nedeniyle, böyle bir yaptırımla karşı karşıya kaldığı düşünülecek olursa; bu durumda, söz konusu idari yaptırım kararındaki sakatlığın türünü ve bunun sonuçlarını izah ediniz. *** VII. SORU Kurgusal Olay Mamak Belediye Başkanlığı‟nda görev yapan memur (M) hakkında, kendisine verilen emir ve görevleri kasıtlı olarak yerine getirmediği iddiasıyla disiplin soruşturması açılmış ve soruşturma neticesinde (M)‟ye, 15.04.2001 tarihinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/1-C-(a) maddesi uyarınca, "1/15 oranında aylıktan kesme cezası" verilmiştir. Anılan disiplin cezası verilmeden önce savunmasının alınmamış olduğunu ileri süren (M), bu durumu İçişleri Bakanlığı‟na iletmiş ve İçişleri Bakanı da, söz konusu disiplin cezasının geri alınması için, 08.05.2001 tarihinde, Mamak Belediye Başkanlığı‟na talimat yazısı göndermiştir. Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, gerekçeli biçimde yanıtlayınız. 1. Olayda adı geçen idari kuruluşların, T.C. idari teşkilatı içerisindeki konumlarını belirleyiniz. 2. (M)‟ye, 15.04.2001 tarihinde verilmiş olan "1/15 oranında aylıktan kesme cezası"nı, idari işlem teorisi yönünden sınıflandırınız. 3. (M)‟nin, 15.04.2001 tarihli disiplin cezası verilmeden önce savunmasının alınmamış olduğu yönündeki hukuka aykırılık iddiasının, idari işlemin hangi unsuruna ilişkin olabileceğini ve bu hukuka aykırılık için herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanamayacağını izah ediniz. 4. İçişleri Bakanlığı ile Mamak Belediye Başkanlığı arasındaki ilişkinin hukuksal niteliği bağlamında, İçişleri Bakanının, Mamak Belediye Başkanlığı‟na göndermiş olduğu 08.05.2001 tarihli talimatı hukuken değerlendiriniz. *** VIII. SORU Kurgusal Olay (Ü) Üniversitesinin (X) Fakültesinde açık bulunan bir doçentlik kadrosu için, Rektörlükçe ilan yapılmış ve bu kadroya atanabilmek amacıyla (C), (D), (E) ve (F) isimli dört aday başvuruda bulunmuştur. Başvuruda bulunan adayların durumlarını incelemek üzere, Rektör (R) tarafından, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 25/a maddesi uyarınca görevlendirilen jüri üyeleri, her bir aday hakkında ayrı ayrı olarak hazırladıkları mütalaalarını Rektörlüğe bildirmişlerdir. Bu mütalaaların hepsinde, başvuran dört adayın da, doçentliğe atanabilmek için gerekli olan asgari şartları taşıdığı ifade edilmekle birlikte; (D)‟nin doçentlik kadrosuna atanmasının daha uygun olacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Anılan mütalaaları göz önünde bulunduran Rektör (R), 02.03.2010 tarihinde (D)‟yi doçentlik kadrosuna atamış ve bu atama kararı, 11.03.2010 tarihinde (D)‟ye tebliğ edilmiştir. Bunu öğrenen (F) ise, söz konusu atama işlemin 2547 sayılı Kanunun 25/a maddesine aykırı olduğu iddiasıyla, idari yargıda bir iptal davası açmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.25/(a) : " Bir üniversite biriminde açık bulunan doçentlik kadrosu, rektörlükçe, isteklilerin başvurması için ilan edilir. Müracaat eden adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler, adaylar hakkında ayrı ayrı mütalaalarını rektöre bildirirler. Rektör, bu mütalaalara dayanarak, üniversite yönetim kurulunun görüşünü de aldıktan sonra atamayı yapar. " Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen yasa hükmünü de göz önünde tutarak, gerekçeli biçimde yanıtlayınız. 1. (Ü) Üniversitesinin T.C. idari teşkilatındaki yerini ve yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliğini belirtiniz. 2. (D)‟nin doçentlik kadrosuna atanmasına ilişkin kararı, idari işlem teorisine göre, çeşitli açılardan tasnif ediniz. 3. (F)‟nin, 2547 sayılı Kanunun 25/a maddesine dayanan hukuka aykırılık iddiası, idari işlemin hangi unsuruna ilişkin olabilir? Bu iddia, sizce haklı mıdır? Haklı olduğu varsayılırsa; söz konusu hukuka aykırılık için herhangi bir yaptırım uygulanabilir mi? 4. (F)‟nin açmış olduğu dava devam ederken, Yükseköğretim Kurulu‟nun (YÖK), (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne gönderdiği bir yazı ile, (D)‟nin atama kararının geri alınması yönünde talimat verdiği varsayımı altında; (Not: Anayasa'da ve ilgili kanunlarda, YÖK'ün böyle bir yetkisinin bulunduğuna ilişkin düzenleme yoktur.) a. YÖK ile (Ü) Üniversitesi arasındaki ilişkinin hukuksal niteliği bağlamında, YÖK‟ün, (Ü) Üniversitesi‟ne böyle bir emir ve talimat verip veremeyeceğini tartışınız. b. Anayasa‟da ve ilgili kanunlarda YÖK‟ün böyle bir yetkisinin bulunduğuna ilişkin düzenleme olmamakla birlikte; bir an için, YÖK‟ün daha önce çıkarmış olduğu bir Genelge‟de böyle bir emir ve talimat verme yetkisinin öngörülmüş olduğu düşünülecek olursa, bir önceki seçeneğe [4-(a)] ilişkin yanıtınızda değişiklik olur mu? Neden? c. YÖK‟ün, (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne böyle bir talimat vermek yerine; (D)‟nin atama kararının geri alınması yönünde bir işlem tesis ederek, bunu (D)‟ye tebliğ etmesi halinde, herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olur mu? d. Burada "geri alma" ifadesi kullanılmak suretiyle, (D)‟nin doçent kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin hukuksal sonuçlarının, hangi tarihten itibaren ortadan kaldırılması talep edilmiş olmaktadır? *** IX. SORU Kurgusal Olay Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanlık binasının güvenliğini sağlamak üzere, TBB Başkanlığı ile 26.01.2009 tarihinde İçişleri Bakanlığı‟ndan almış olduğu izinle faaliyet yürütmekte olan (K) Koruma, Güvenlik, İnşaat, Taahhüt, Turizm Hizmetleri A.Ş. [(K) A.Ş.] arasında 05.04.2010 tarihinde bir sözleşme imzalanmış olup; bu sözleşme uyarınca, (K) A.Ş. tarafından istihdam edilen yirmi adet güvenlik görevlisi, TBB binasında görevlendirilmiştir. Özel güvenlik görevlilerinden (G), 11.10.2010 tarihinde, beylik silahını, arkadaşı olan diğer güvenlik görevlisi (Ö)‟ye doğrultmak suretiyle şakalaşırken, silahın ateş alması sonucunda, oradan geçmekte olan Avukat (A)‟yı ağır biçimde yaralamıştır. Hemen, bir vakıf üniversitesinin tıp fakültesi hastanesine kaldırılan (A), burada bir dizi ameliyat geçirmiştir. Bu nedenle, 15.000 TL hastane masrafı ödeyen (A), (K) A.Ş. üzerinde gerekli denetimleri yapmadığından bahisle, İçişleri Bakanlığı‟na karşı, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle bir tam yargı davası açmıştır. Bu arada, İçişleri Bakanlığı, "faaliyet alanının münhasıran koruma ve güvenlik hizmeti olmadığı"ndan bahisle, (K) A.Ş.‟nin faaliyet iznini, 12.03.2011 tarihinde iptal etmiştir. Bunun üzerine, (K) A.Ş., faaliyet izninin iade edilmesi istemiyle İçişleri Bakanlığı‟na başvuruda bulunmuş ve fakat, bu talebi yanıtsız bırakmıştır. - 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun ilgili maddeleri: Amaç Madde 1.- " Bu Kanunun amacı, kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirlemektir. " Kapsam Madde 2.- " Bu Kanun, özel güvenlik izninin verilmesine, bu hizmeti yerine getirecek kişi ve kuruluşların ruhsatlandırılmasına ve denetlenmesine ilişkin hususları kapsar. " Özel Güvenlik Şirketleri Madde 5.- " Şirketlerin özel güvenlik alanında faaliyette bulunması İçişleri Bakanlığının iznine tabidir. Faaliyet izni verilebilmesi için şirket hisselerinin nama yazılı olması ve faaliyet alanının münhasıran koruma ve güvenlik hizmeti olması zorunludur. (...) " Grev Yasağı Madde 17.- " Özel güvenlik personeli greve katılamaz. " Görevden Uzaklaştırma Yasağı Madde 18.- " Özel güvenlik görevlileri lokavt dolayısıyla işten uzaklaştırılamaz. " Denetim Madde 22.- " İçişleri Bakanlığı ve valilikler özel güvenlik hizmetleri kapsamında, özel güvenlik birimlerini, özel güvenlik şirketlerini ve özel güvenlik eğitimi veren kurumları denetlemeye yetkilidir. Denetimin mahiyeti, kapsamı, usul ve esasları yönetmelikle belirlenir. Denetim sonucu tespit edilen eksikliklerin ilgili kişi, kurum, kuruluş ve şirketlerce verilen süre içinde giderilmesi zorunludur. Amacı dışında faaliyet gösterdiği veya suç kaynağına dönüştüğü tespit edilen şirketlerin ve özel eğitim kurumlarının faaliyet izni iptal edilir. Bu şekilde faaliyet izni iptal edilen şirketlerin veya kurumların, kurucu ve yöneticileri, özel güvenlik şirketlerinde ve özel güvenlik eğitimi veren kurumlarda kurucu ve yönetici olamazlar. " Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde tutarak yanıtlayınız. 1. Olayda adı geçen kuruluşların hukuksal durumlarını saptayınız. 2. Özel güvenlik görevlisi (G)‟nin yürütmekte olduğu faaliyetin hukuksal niteliğini belirtiniz. 3. İçişleri Bakanlığı tarafından (K) A.Ş.‟ye verilmiş olan 26.01.2009 tarihli iznin hukuksal niteliğini tartışınız. 4. Özel güvenlik görevlileri bakımından 5188 sayılı Kanunun 17. ve 18. maddelerinde öngörülen grev ve lokavt yasağının, İdare Hukukunda geçerli olan hangi ilke ile bağlantılı olabileceğini irdeleyiniz. 5. (A)‟nın açmış olduğu tam yargı davasının hukuken haklı olup olmadığını tartışınız. 6. Olaydaki idari işlemleri tespit ederek, idari işlem teorisi yönünden sınıflandırınız. 7. İçişleri Bakanlığının, (K) A.Ş.‟nin faaliyet iznini iptal ederken göstermiş olduğu gerekçenin, işlemin hangi unsuruna ilişkin olduğunu ve bu gerekçenin isabetli olup olmadığını izah ediniz. 8. Bir an için, (K) A.Ş.‟nin faaliyet izninin iptal edilmesinin, hiçbir haklı gerekçesinin bulunmadığını ve aslında, İçişleri Bakanının yeğeninin yönetim kurulu başkanı olduğu özel güvenlik şirketi olan (Y) A.Ş.‟nin güçlü bir rakipten kurtulması için böyle bir karar verildiğini varsayacak olursak; bu durumda, İçişleri Bakanlığının söz konusu iptal kararındaki sakatlığın türünü ve bunun hukuki sonuçlarını açıklayınız. *** X. SORU " Hükümet, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu‟nun (HSYK), Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekilliği‟nde görevli dört savcının yetkilerini kaldırmasına ve Yargıtay Başsavcılığı, Yargıtay ile Danıştay‟ın açıklamalarına, siyasi tarihin yargıyı hedef alan en sert açıklamalarından biriyle yanıt verdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‟ın başkanlığındaki toplantıda yapılan değerlendirmeler doğrultusunda hazırlanan metni okuyan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK ve Yargıtay Başsavcılığı‟nı suç işlemekle, Yargıtay ve Danıştay‟ı yargıya müdahale ile suçlayarak karar ve açıklamaları „yargı bağımsızlığına darbe‟ olarak niteledi. Yargı için kullanılan sert ifadelerin büyük ve kalın harflerle yazıldığı metni, 21.00‟de basın toplantısında okuyan Ergin, söze „Üstlendiğimiz sorumluluk gereği gelişmeler karşısında daha fazla sessiz kalamayacağız‟ diye başladı. Ergin şunları söyledi: „Hâkimler ve savcıların yargısal denetimi yargı mercilerine bırakılmıştır. HSYK‟nın böyle bir görev ve yetkisi yoktur. HSYK yargısal görevleri olmayan idari bir kuruldur. Mahkeme kararlarını denetleme hakkı yoktur. Bu denetimi yapmaya kalkışması açık bir yetki gaspıdır. Yargıtay 1. Başkanlık Kurulu‟nun, yetkisi olmamasına rağmen önüne gelecek bir konuda toplanarak HSYK‟nın doğru yaptığını açıklaması, yasal dayanaktan yoksundur, ihsas-ı reydir, yargılama faaliyetine müdahaledir. Görev alanıyla ilgili olmayan bu konuda Danıştay Başkanı‟nın açıklaması da yanlışlıklara katkı vermektir. HSYK, yürütülmekte olan soruşturmaya müdahale etmiş, taraf olmuş, yetkisini aşmış, bağımsız yargının işleyişine engel olmuş, soruşturmayı tehlikeye sokmuştur.‟ (...) " Milliyet Gazetesi'nin internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) yer alan 18.02.2010 tarihli bu haberde yer verilen açıklamaları, İdare Hukuku açısından değerlendiriniz. *** XI. SORU " Dava, davalı idareye ait taşınmazların 31.10.1991 onay tarihli 1/1000 ölçekli Pendik İmar Planı değişikliğinde belediye hizmet ve otopark alanı olarak ayrılması nedeniyle davacı Pendik Belediye Başkanlığının davalı idareye yaptığı taşınmazların devri talebinin reddedilmesi üzerine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30. maddesi uyarınca Danıştay Dairesine yapılan başvurunun reddi yolundaki 30.3.1993 günlü, 1993/53 sayılı Danıştay 1. Dairesinin kararının iptali istemiyle açılmıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30. maddesinin 2. fıkrasında „Taşınmaz mala, kaynak veya irtifak hakkına ihtiyacı olan idare, ödeyeceği bedeli de belirterek mal sahibi idareye yazılı olarak başvurur; mal sahibi idare devire muvafakat etmez veya altmış gün içinde cevap vermez ise anlaşmazlık isteyen idarenin başvurusu üzerine Danıştay ilgili idari dairesinde incelenerek iki ay içinde kesin karara bağlanır.‟ kuralı yer almaktadır. Bu yasa kuralından anlaşılacağı üzere, iki idarenin taşınmaz malın devri konusunda anlaşamamaları halinde yapılan başvuru üzerine Danıştay ilgili idari dairesinin bu konuda vereceği kararın kesin olduğu ve davaya konu edilemeyeceği açıktır. Bu nedenle, davacı Pendik Belediye Başkanlığının davalı idarenin taşınmazların devrine muvafakat etmemesi ve Danıştay 1. Dairesine yaptığı başvurunun da dairece reddine karar verilmesi üzerine bu kararın iptali talebiyle açılan davayı incelemeye olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın incelenmeksizin reddine karar verildi. " Danıştay 6. Dairesinin, metni yukarıda verilen, 14.09.1993 tarihli ve E.1993/2684, K.1993/3061 sayılı kararının, hukuken isabetli olup olmadığını tartışınız. *** XII. SORU Kurgusal Olay Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi (Ö), kız arkadaşına laf attığı gerekçesiyle bir sınıf arkadaşını bıçaklamış ve bu nedenle açılan ceza davası neticesinde, Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, Türk Ceza Kanunu uyarınca, "bir yıl hapis cezası"na mahkûm edilmiş; ancak cezası "tecil" edilmiştir. Diğer yandan, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği uyarınca, (Ö) hakkında disiplin soruşturması da açılmış ve (Ö)‟ye savunma hakkı tanınmaksızın, Disiplin Kurulu tarafından, "yüksek öğretim kurumundan bir yarıyıl uzaklaştırma cezası" verilmiştir. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü‟ne bağlı Eskişehir Yurdu‟nda kalan (Ö)‟nün, almış olduğu bu cezalar nedeniyle yurtla ilişiği de kesilince; Ankara‟da ikamet etmekte olan ailesinin yanına gitmek üzere, 05.05.2012 tarihinde Eskişehir-Ankara trenine binmiştir. Makinist (M)‟nin uyuyakalması nedeniyle, hemzemin geçitten geçmekte olan bir araca çarpan trenin, (Ö)‟nün bulunduğu vagonu raydan çıkarak devrilmiş ve bu vagonda bulunan, (Ö) ile birlikte toplam sekiz kişi ile trenin çarptığı araçta bulunan beş kişi, ağır yaralanmıştır. Yaralılar, hemen bir vakıf üniversitesi olan (Ü) Üniversitesinin Tıp Fakültesi Hastanesi‟ne kaldırılmış ve tedavileri burada gerçekleştirilmiştir. Söz konusu tedaviler için, her bir yaralıya 5.000 TL tutarında masraf çıkarılmış ve bu masraflar ödenmediği takdirde, yaralıların taburcu edilmeyeceği hususu, Hastane yetkililerince vurgulanmıştır. Durumdan ailesini haberdar etmek ve Hastane masrafları için destek istemek amacıyla, cep telefonu ile, -Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu‟ndan kullanım hakkı alarak yetkilendirilen yeni bir GSM operatörü olan (X)Cell hattından- babasını arayan (Ö); babasının havale ettiği 5.000 TL‟yi ödeyerek Hastaneden ayrılmış ve 24.05.2012 tarihinde Ankara‟ya gelmiştir. Başına gelenleri unutturacağı ve efkâr dağıtacağı düşüncesiyle, 26.05.2012 tarihinde, arkadaşlarıyla Ankara‟da bir meyhaneye giden (Ö), meyhanenin sahibi ile konuşurken, meyhane açmak ve işletmek için gerekli olan ruhsatın alınmadığını öğrenmiş ve mevzuat uyarınca, izin almaksızın açılan bu işletmenin kapatılacağını belirtmiş ve bir hukuk öğrencisi olarak böyle bir mekânda daha fazla duramayacağını söyleyerek, oradan ayrılmıştır. Daha sonra, tren kazası nedeniyle ödemek zorunda kaldığı 5.000 TL tutarındaki Hastane masraflarından oluşan maddi zararı ile bu süreçte uğramış olduğunu öne sürdüğü 10.000 TL tutarındaki manevi zararı bakımından hukuken başvurabileceği yolları araştırmaya başlayan (Ö); anılan kazanın, tamamen (M)‟nin hatasından kaynaklandığı gerekçesiyle, (M)‟ye karşı adli yargıda tazminat davası açmaya karar vermiş ve bu arada, ayrıca, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı‟na da bir dilekçe ile başvurarak; Bakandan, adı geçen Bakanlığın ilgili kuruluşu olan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının Genel Müdürü‟ne, "(M)‟ye bir daha makinist olarak görev verilmemesi" yolunda emir ve talimat göndermesini; hatta mümkünse, Bakanın, TCDD personeli olan "(M)‟nin görevine son verilmesi" yönünde işlem tesis etmesini talep etmiştir. İlgili Mevzuat : - 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununun 1. maddesi : " Merkezi Ankara'da olmak üzere, tüzel kişiliği olan özel hukuk hükümlerine bağlı „Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu‟ kurulmuştur. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Başbakanlığa bağlıdır. Başbakan Kurumun yönetimi ile ilgili yetkilerini gerekli gördüğü takdirde bir bakan aracılığı ile kullanabilir. " - 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun 7. maddesi : " Kişilerin tek tek veya toplu olarak eğlenmesi, dinlenmesi veya konaklaması için açılan otel, motel, pansiyon, kamping ve benzeri konaklama yerleri; gazino, pavyon, meyhane, bar, birahane, içkili lokanta, taverna ve benzeri içkili yerler; sinema, kahvehane ve kıraathane; kumar ve kazanç kastı olmamak şartıyla adı ne olursa olsun bilgi ve maharet artırıcı veya zekâ geliştirici nitelikteki elektronik oyun alet ve makinelerinin, video ve televizyon oyunlarının içerisinde bulunduğu elektronik oyun yerleri; internet kafeler ve benzeri yerler umuma açık istirahat ve eğlence yeri sayılır. (...) Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin ruhsatı bağlı olduğu kolluk kuvvetinin görüşü alındıktan sonra belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler; bu alanların dışında il özel idareleri tarafından verilir. Kolluk kuvveti görüşünü yedi gün içinde verir. Ruhsat talepleri bir ay içinde sonuçlandırılır. İzin alınmadan açılan umuma açık istirahat ve eğlence yerleri kapatılır. (...) " Yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde bulundurmak suretiyle, kurgusal olayı, İdare Hukuku açısından değerlendiriniz. *** XIII. SORU " Yapı kullanma izni Madde 30 – Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Belediyeler, valilikler mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır. Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz. " 3194 sayılı İmar Kanununun, yukarıya aynen alıntılanan, "yapı kullanma izni"ne ilişkin 30. maddesini, İdare Hukuku kavram ve kurumları çerçevesinde niteleyiniz. *** XIV. SORU 16.06.2012 tarihli ve 28325 sayılı Resmi Gazete‟de yayımlanan 2012/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi‟nde, "Kamu kurum ve kuruluşları (Belediyeler ve il özel idareleri hariç) ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait şirketlerin, kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarıyla ilgili olarak; kamu kurum ve kuruluşları, vakıf, dernek veya bunların şirketlerine, gerçek veya tüzel kişilere; satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir vb. her türlü tasarrufa yönelik işlemleri için Başbakanlıktan izin alınacaktır." kuralına yer verilmiştir. Anılan Genelge'de öngörülen bu kuralı, İdare Hukuku açısından irdeleyiniz. *** XV. SORU 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 213. maddesi uyarınca, "Köyler için tesis edilecek mezarlık mahalleri bu köylerin merbut olduğu kaza kaymakamlarınca Hükümet tabiplerinin mütalâası alınarak tâyin olunur. Mütaaddit ve yekdiğerine mücavir köyler için bir mezarlık mahalli tesis olunabilir. Köy mezarlıklarının iyi halde muhafazaları ihtiyar heyetlerine aittir." Adı geçen Kanun'da yer alan bu hükmü, İdare Hukuku açısından değerlendiriniz. *** XVI. SORU " Kurul Başkanlığının 27/3/2013 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/3/2013 tarih ve 20008792.24.1-7693 sayılı yazı ve eklerinin incelenmesi sonucunda; Alternatifbank A.Ş.‟nin (Banka) 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (Kanun) ve ilgili diğer mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerinden doğan sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (v) bendi ile geçici 3 üncü maddesi uyarınca; hizmet verilecek şirketlerin bünyesinde uygun hizmet birimlerinin kurulması ve şirketlerin risk yönetimi faaliyetlerinin planlanması ve uygulanmasının fiilen Banka tarafından yerine getirilmemesi kaydıyla, Alternatif Yatırım A.Ş., Alternatif Yatırım Ortaklığı A.Ş. ve Alternatif Finansal Kiralama A.Ş. dahil Banka risk grubunda bulunan finansal kuruluşlara risk yönetimi hususunda destek/danışmanlık hizmeti sağlamasına izin verilmesine karar verilmiştir. " Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun, yukarıda yer verilen, 04.04.2013 tarih ve 28608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28.03.2013 tarih ve 5263 sayılı kararını İdare Hukuku açısından değerlendiriniz.
  2. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdari Yargılama Hukuku 2018-2019 Eğitim dönemi pratik olay ve çözümü çalışması ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ İDARİ YARGILAMA HUKUKU DERSİ PRATİK ÇALIŞMA II VE ÇÖZÜMLERİ(A ŞUBESİ) Oğuzhan GÜZEL(Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İdare Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi) OLAY I Deprem sonucu Kocaeli ilindeki kalıcı konutlarda hak sahipliği kabul edilen ve İstanbul’da ikametgahı bulunan (A)’nın hak sahipliği sonradan yapılan ihbar ve şikayetler üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından iptal edilmiştir. Söz konusu işlem üzerine (A) iptal davası açmıştır. 1. (A)’nın açmış olduğu iptal davasında görevli ve yetkili mahkemeyi belirtiniz. 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise dava konusu uyuşmazlıkla ilgili 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu ve özel kanunlarda bir hüküm bulunup bulunmamasına göre değişir. 2577 sayılı Kanunun 34/1 hükmü uyarınca imar, kamulaştırma, yıkım, işgal tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme taşınmaz malın bulunduğu yer idare mahkemesidir. Maddede imar, kamulaştırma, yıkım, işgal tahsis, ruhsat ve iskan gibi denilmek suretiyle bu örnekler dışında da taşınmazlara ilişkin bir uyuşmazlık olmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir. Somut olayda taşınmaza ilişkin bir hak sahipliği vardır. Taşınmaz da Kocaeli’de bulunduğundan yetkili mahkeme Kocaeli İdare Mahkemesidir. Danıştay 11. Dairesinin 11.4.2006 tarih ve E.2005/1816, K.2006/1795 sayılı kararı “Deprem sonucu kalıcı konutlarda hak sahipliği kabul edilen davacının, sonradan yapılan ihbar ve şikayetler üzerine, hak sahipliğinin Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca iptal edilmesi üzerine açılan davada yetkili mahkeme, İYUK’nun 34’üncü maddesine göre, taşınmazın bulunduğu yer olan Bolu ilinin bağlı olduğu Sakarya İdare Mahkemesidir. Ankara 2. İdare Mahkemesinin 34. maddedeki yetki kuralını gözetmeden karar vermesi usul hükümlerine aykırıdır. Bu nedenle kararın yetki yönünden bozulmasına karar verilmiştir.” (KARAVELİOĞLU, Celal: Açıklamalı ve Son İçtihatlarla İdari Yargılama Usulü Kanunu, Ankara 2009, s. 1137). 2. Bir an için (A)’nın işbu davayı Danıştayda açtığını varsayalım. Danıştay ilk incelemeye ilişkin nasıl bir karar vermelidir? Bu aşamada Danıştayın vermesi gereken bu karar üzerine diğer idari yargı mercileri ne karar verebilir? Tartışınız. İşbu davada görevli ve yetkili mahkeme birinci soru cevabında belirtmiş olduğumuz üzere Kocaeli İdare Mahkemesidir. D bu davayı Danıştayda açarsa görevsiz bir mahkemede dava açmış olur. 2577 sayılı Kanun’un 14/3-a hükmü uyarınca görev ve yetki ilk dikkate alınacak ilk inceleme konusudur. 2577 sayılı Kanunun 15/1-a hükmü uyarınca idare mahkemeleri idari yargının görevli olduğu konularda görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddederek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verecektir. Bu doğrultuda Danıştay davayı görev yönünden reddederek dava dosyasının Kocaeli İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermelidir. 2577 sayılı Kanunun 43. maddesi uyarınca Danıştay ve Bölge İdare Mahkemesince görev ve yetki uyuşmazlıkları ile ilgili olarak verilen kararlar kesindir. Ancak somut olayda ortada 43. madde kapsamında bir görev uyuşmazlığı bulunmamasına rağmen Danıştayın vermiş olduğu görevsizlik kararı kesin nitelikte kabûl edilmekte ve Danıştayca görevli bulunan mahkemenin görevsizlik kararı veremeyeceği belirtilmektedir. (Danıştay 10. Dairesinin 05.12.1990 tarihli ve E. 1990/4612, K. 1990/2901 sayılı kararı için bkz. ÇAĞLAYAN, Ramazan: İdari Yargılama Hukuku, Ankara 2016, s. 262). T.C. DANIŞTAY 7. DAİRE E. 1997/2530 K. 1997/2926 T. 15.9.1997 • GÖREVSİZLİK KARARININ KESİN OLMASI ( İlk Derece Mahkemesi Olarak Danıştayda Açılan Davada Verilen ) • İLK DERECE MAHKEMESİ OLARAK DANIŞTAYDA AÇILAN DAVA ( Verilen Görevsizlik Kararının Kesin Olması) •DANIŞTAYDA İLK DERECE MAHKEMESİ SIFATIYLA AÇILAN DAVA ( Verilen Görevsizlik Kararının Kesin Olması) 2575/m.24 ÖZET : İlk derece mahkemesi olarak danıştayda açılan davada dairenin verdiği görevsizlik kararı kesin olup gönderilen mahkeme davaya bakmak zorundadır. … Otel … Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi tarafından fazladan tahsil edildiği ileri sürülen damga vergisinin ret ve iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Maliye Bakanlığına karşı ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da açılan davada; bu tür uyuşmalıkların çözümünün vergi mahkemelerinin görevine girdiği gerekçesiyle davayı görev yönünden reddederek, dava dosyasının görevli ve yetkili İstanbul Vergi Mahkemesine gönderilmesi yolundaki dairemizin 27.10.1994 gün ve E: 1992/7886; K: 1994/5191 sayılı kararı üzerine dosyayı inceleyen İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 12.06.1995 gün ve E: 1995/38; K: 1995/1473 sayılı kararı ile davanın ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülmesi gerektiğinden bahisle davanın görev yönünden reddi ile dosyanın Danıştay Başkanlığına gönderilmesine karar verildiği, bu karar gereği dosyanın dairemize geldiği ve dairemizin 30.11.1995 gün ve E: 1995/5645; K: 1995/4892 sayılı kararıyla, Danıştay tarafından görevli mahkemenin kesin olarak belirlendiği, bu kararların kesin olması sebebiyle dosyanın gönderildiği mahkemenin kendisini görevsiz görmesi veya eski kararında ısrar etmesi olanağı bulunmadığı gerekçesiyle dosyanın uyuşmazlığı çözümlemekle görevli İstanbul 1. Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, bunun üzerine anılan mahkemece 15.04.1996 gün ve E: 1996/504; K: 1996/821 sayılı kararla davanın ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülmesi gerektiğinden bahisle davanın görev yönünden reddine ilişkin ilk kararında ısrar edildiği, bu karar uyarınca Danıştay Başkanlığına gönderilen dosyanın 12.01.1996 gün ve 3 sayılı Danıştay Başkanlar Kurulu Kararıyla damga vergisi ihtilaflarını çözümlemekle görevlendirilen Danıştay Dokuzuncu Dairesince Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kuruluna gönderildiği, anılan genel kurulun ise 06.12.1996 gün ve E: 1996/327; K: 1996/418 sayılı kararıyla, mahkeme kararının bir ısrar kararı değil, temyize ve itiraza konu edilmesi söz konusu olmayan bir görev ret kararı olduğu, ayrıca taraflardan birinin temyiz istemi de bulunmaksızın gönderilen dosya üzerinde kurullarınca herhangi bir inceleme yapılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın konusu gözönüne alınarak dosyanın Danıştay Dokuzuncu Daire Başkanlığına gönderilmesine karar verildiği, Danıştay Dokuzuncu Dairesince ise 20.06.1997 gün ve 13 sayılı Danıştay Başkanlar Kurulu Kararı uyarınca dosyanın dairemize intikal ettirildiği anlaşılmakla, dosya incelenerek işin gereği görüşüldü: Dairemizce verilen 30.11.1995 gün ve E: 1995/5645; K:1995/4892 sayılı kararda da belirtildiği üzere, Danıştay tarafından görevli mahkemenin belirlendiği durumlarda, bu kararlar kesin olup, dosyanın gönderildiği mahkemenin kendisini görevsiz görmesi veya eski kararında ısrar etmesi olanağı bulunmamaktadır. Nitekim, vergi daireleri genel kurulunun yukarıda bahsi geçen kararında da İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 15.04.1996 gün ve E: 1996/504; K: 1996/821 sayılı kararının bir ısrar kararı niteliğinde olmadığı belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle, işin esası incelenerek bir karar verilmek üzere dosyanın uyuşmazlığı çözümlemekle görevli İstanbul 1. Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. OLAY II Aşağıdaki davalarda görevli ve yetkili mahkemeyi gerekçeli olarak belirtiniz. 1. Hakkında Belediye tarafından düzenlenen bir ihalede yolsuzluk yaptığı iddiasıyla ceza soruşturması açılan Erzurum ili … ilçesi belediye başkanı (B)’nin İçişleri Bakanı tarafından geçici olarak görevden uzaklaştırılması işlemine karşı açılacak iptal davası 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanunun33/3 hükmü uyarınca mahalli idarelerin organları ile bu organların üyelerinin geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırmalarıyla ilgili davalarda yetkili mahkeme ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesidir. Bu nedenle yetkili mahkeme Erzurum İdare Mahkemesidir. Danıştay 8. Dairesinin 27.2.1997 tarih ve E.1997/283, K.1997/721 sayılı kararı “2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. Maddesinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davaların neler olduğu tek tek sayılmış; 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 3410 sayılı Yasa ile değişik 5. Maddesinde İdare Mahkemelerinin, Vergi Mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki dava ve işlerin yanı sıra özel kanunlarda Danıştayın görevi olduğu belirtilen ve İdari Yargılama Usulü Kanunu ile İdare Mahkemelerinin görevli kılınmış bulunduğu davaları çözümleyeceği ve 2577 sayılı Yasanın 33. Maddesinin 3. Fıkrasında mahalli idarelerin organları ile bu organların üyelerinin geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırmalarıyla ilgili davalarda yetkili mahkemenin ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesi olduğu kuralları yer almaktadır. Bu durumda, davacının geçici bir görev olarak belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılması yolundaki dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümü görevli bulunduğu yer idare mahkemesi olan Konya İdare Mahkemesi görevli ve yetkili bulunmaktadır.” (GÖZÜBÜYÜK, A. Şeref- TAN, Turgut: İdare Hukuku Cilt II İdari Yargılama Hukuku, Güncelleştirilmiş 8. Bası, Ankara 2016, s. 749, dipnot 53). 2. Antalya ilindeki bir ilçeden, Malatya İlindeki bir ilçeye atanan öğretmene yolluk verilmeyeceğine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı işlemine karşı açılacak iptal davası 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanun’un 33/3 hükmü uyarınca kamu görevlilerinin ilerleme, yükselme, sicil, intibak ve diğer özlük ve parasal haklarıyla ilgili davalara yetkili mahkeme ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesidir. Somut olayda kamu görevlisinin parasal bir hakkı dava konusu edildiği için yetkili mahkeme davacı öğretmenin halen görevli bulunduğu yer idare mahkemesi olacaktır. Bu nedenle de Malatya İdare Mahkemesi yetkilidir. Erzurum 2. İdare Mahkemesinin 25.1.2005 tarih ve E.2004/1136, K.2005/15 sayılı kararı “Ağrı ilindeki bir ilçeden, Ordu ilindeki bir ilçeye atanan öğretmenin, kendisine yolluk verilmeyeceğine ilişkin işlemin iptali istemiyle açmış olduğu davada yetkili mahkeme Ordu İdare Mahkemesidir. Bu nedenle davanın yetki yönünden reddine ve dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.” (KARAVELİOĞLU, Celal: age., s. 1137). 3. Konya Emniyet Müdürlüğünde görev yapan, ancak daha önce görev yaptığı Isparta ilinde işlediği bir disiplin suçu nedeniyle, Isparta Valiliğince verilen uyarma cezasına karşı açılacak iptal davası 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanun’un 33/3 hükmü uyarınca kamu görevlilerinin, görevle ilişkilerinin kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezaları ile ilgili davalarda yetkili mahkeme ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesidir. Somut olayda kamu görevlisi Konya’da görev yapmaktadır. Bu nedenle yetkili mahkeme Konya İdare Mahkemesidir. Kayseri İdare Mahkemesinin 27/2/2004 tarih ve E. 2003/948, K. 2004/193 sayılı kararı “Kars Emniyet Müdürlüğünde görev yapan, ancak daha önce görev yaptığı Nevşehir ilinde işlediği bir disiplin suçu nedeniyle, Nevşehir Valiliğince 4 ay kısa süreli durdurma konulu disiplin cezası ile tecziye edilen davacının, bu işlemin iptali istemiyle açtığı davada yetkili mahkeme, İYUK md. 33/3 uyarınca, Kars ilini yargı çevresine alan Erzurum İdare Mahkemesidir.” (KARAVELİOĞLU, Celal: age., s. 1137). 4. Çankaya Tapu Sicil Müdürlüğünde müdür olarak görev yapan (M)’nin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün işlemi ile Şanlıurfa Viranşehir Tapu Sicil Müdürlüğüne müdür olarak atanması işlemine karşı açacağı iptal davası 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanun’un 33/3 hükmü uyarınca kamu görevlilerinin atanması ve nakilleriyle ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlilerinin yeni veya eski görev yeri idare mahkemesidir. Bu davalarda davacı kamu görevlisi bakımından, seçimlik bir yetki kuralı öngörülmüştür. (M)’nin eski görev yerinin Ankara ve yeni görev yeri Şanlıurfa’dır. Bu doğrultuda Ankara İdare Mahkemesi ya da Şanlıurfa İdare Mahkemesi yetkilidir. 5. Orman Ürünleri Sanayi ve Anonim Şirketinin Isparta’da bulunan Pazarköy İşletmesinin satışına ilişkin Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı işlemine karşı açılacak iptal davası. 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanunun 34/1 hükmü uyarınca imar, kamulaştırma, yıkım, işgal tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme taşınmaz malın bulunduğu yer idare mahkemesidir. Maddede imar, kamulaştırma, yıkım, işgal tahsis, ruhsat ve iskan gibi denilmek suretiyle bu örnekler dışında da taşınmazlara ilişkin bir uyuşmazlık olmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir. Somut olayda taşınmaza ilişkin satış söz konusudur. Taşınmaz da Isparta’da bulunduğundan yetkili mahkeme Isparta İdare Mahkemesidir. Danıştay 10. Dairesinin 31.10.1996 tarih ve E. 1996/9144, K. 1996/6545 sayılı kararı “Orman Ürünleri Sanayi A.Ş.’nin Isparta Pazarköy İşletmesinin satışına ilişkin Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davanın görüm yeri, İYUK md. 34/1’e göre [Isparta] İdare Mahkemesidir.” (KARAVELİOĞLU, Celal: age., s. 1143). ÖNEMLİ NOT Uyuşmazlığa konu Danıştay kararından sonra 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 27. maddesine 3/7/2005 tarihli ve 5398 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesiyle eklenen hüküm uyarınca: ‘Özelleştirme uygulamalarına ilişkin idari davalar, ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülür.’ Bu nedenle söz konusu davada 2005 yılından sonra ilgili mevzuat uyarınca Danıştay görevlidir. 6. Ankara ili Çankaya ilçesinde işletilmekte olan akaryakıt istasyonunun yıkama ve yağlama servisinin kapatılmasına ilişkin Ankara Trafik Komisyonu kararına karşı açılacak iptal davası. 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanunun 34/1 hükmü uyarınca imar, kamulaştırma, yıkım, işgal tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme taşınmaz malın bulunduğu yer idare mahkemesidir. Somut olayda uyuşmazlık ruhsat işinden kaynaklandığından taşınmazın bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir. Dolayısıyla yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemesidir. Danıştay 10. Dairesinin 22.5.1985 tarih ve E.1985/961, K.1985/1067 sayılı kararı “Davacının işletmekte olduğu akaryakıt istasyonunun, Belediye Sınırları İçerisindeki Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Bazı Tesislerde Aranacak Vasıf ve Şartlar Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilmesi için altı ay süre tanınmasına ve yıkama yağlama servisinin kapatılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığınca onaylı … İl Trafik Komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözüm yeri, uyuşmazlığın ruhsat işinden kaynaklanması nedeniyle, taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesidir.” (KARAVELİOĞLU, Celal: age., s. 1143). 7. İstanbul’da işletilmekte olan taksi durağının kapatılmasına ilişkin İstanbul İl Trafik Komisyonu kararına karşı açılacak iptal davası. 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanunun 34/1 hükmü uyarınca imar, kamulaştırma, yıkım, işgal tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme taşınmaz malın bulunduğu yer idare mahkemesidir. Somut olayda uyuşmazlık ruhsat işinden kaynaklandığından taşınmazın bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir. Dolayısıyla yetkili mahkeme İstanbul İdare Mahkemesidir. Danıştay 10. Dairesinin 27.5.1985 tarih ve E.1985/891, K.1985/1098 sayılı kararı “İşletilmekte olan taksi durağının kapatılmasına ve daha önce taksi durağının açılmasına müsaade eden komisyon kararının iptaline ilişkin İçişleri Bakanlığınca onaylı … İl Trafik Komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözüm yeri, taşınmazın bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.” (KARAVELİOĞLU, Celal: age., s. 1143). 8. Kaçak olduğu iddiasıyla Trabzon gümrüğünde el konulan ve tutulan eşyaların iadesi talebini reddeden Hazine ve Maliye Bakanlığı işlemine karşı açılacak iptal davası. 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca taşınır mallarla ilgili davalarda yetkili mahkeme taşınır malın bulunduğu yer idare mahkemesidir. Somut olayda uyuşmazlık Trabzon gümrüğünde bulunan taşınır malların iade talebinin reddine ilişkin olduğundan bu malların bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir. Dolayısıyla yetkili mahkeme Trabzon İdare Mahkemesidir. Danıştay 10. Dairesinin 19.9.1994 tarih ve E.1993/4404, K.1994/4395 sayılı kararı “Dava kaçak zannıyla ek konulup gümrüğe teslim edilen eşyaların ceza mahkemesi kararıyla davacılara iade edilmesine karar verilmesi üzerine davacıların yaptığı başvurunun davalı idarece reddedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Trabzon İdare Mahkemesi; dava konusu işlemin Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tesis edilmiş olduğu, 2577 sayılı Yasanın 32. maddesinde yer alan genel yetki kuralı uyarınca iptali istenilen işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesinin uyuşmazlığı çözmekte yetkili olduğu gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine karar vermiştir. Davacı anılan kararın temyizen incelenip bozulmasını istemektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 35. maddesinde; taşınır mallara ilişkin davalarda yetkili mahkemenin taşınır malın bulunduğu yerdeki idare mahkemesi olduğu kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelemesinden; dava konusu uyuşmazlığın Trabzon gümrüğümde bulunan taşınır malların iade edilmesi isteminin reddinde kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; açılan davada yetkili olmasına rağmen Trabzon İdare Mahkemesince davanın yetki yönünden reddinde hukuki isabet görülmemiştir.” (KARAVELİOĞLU, Celal: age., s. 1148). 9. Devlet memurluğu sınavını kazanmasına rağmen ataması yapılmayan ve bu işleme karşı Ankara İdare Mahkemesinde açtığı iptal davasını kazanması üzerine Mersin’e ataması yapılan (M)’nin atamasının geç yapılması sebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini istemiyle açacağı tam yargı davası. 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanun’un 36/a hükmü uyarınca idari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözmeye yetkili idare mahkemesidir. Somut olayda zararı doğuran atamanın yapılmaması sebebiyle doğan uyuşmazlığı Ankara İdare Mahkemesi çözmeye yetkilidir. Dolayısıyla yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemesidir. Danıştay 10. Dairesinin 17.1.2005 tarih ve E.2004/13770, K.2005/64 sayılı kararı “Devlet memurluğu sınavına atanan, ancak ataması yapılmayan ve bu işleme karşı Ankara İdare Mahkemesinde dava açan ve bu mahkemenin iptal kararı üzerine Balıkesir iline ataması yapılan davacının, atamanın geç yapılması nedeniyle uğramış olduğu parasal haklarının tazmini istemiyle açmış olduğu davada yetkili mahkeme, İYUK md. 36/a’ya göre, Ankara İdare Mahkemesidir.” (KARAVELİOĞLU, Celal: age., s. 1150). 10. Hatay’da askerlik hizmetini şoför olarak yaparken meydana gelen bir askeri kaza sonucunda sakat kalan asker (A)’nın Milli Savunma Bakanlığına karşı açacağı tam yargı davası. 2576 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca idare mahkemeleri, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki davaları görmekle görevli mahkemedir. [Vergi mahkemelerinin görev alanı için bkz. 2576 s. Kanun md. 6, Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalar için bkz. 2575 s. Kanun md. 24/1 ]. Bir idarî dava diğer idarî yargı mercilerinden birinin görev alanına girmiyorsa o davaya genel görevli olarak idare mahkemeleri bakar. Dolayısıyla görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanun’un 36/b hükmü uyarınca idari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında zarar idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise yetkili mahkeme eylemin yapıldığı yer idare mahkemesidir. Somut olayda (A)’nın tazminini istediği zarar bir askeri kaza olayından doğmuştur. Zararı doğuran bu olay idari eylem niteliğinde olduğundan yetkili mahkeme eylemin yapıldığı yer idare mahkemesidir. Dolayısıyla yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemesidir. Doktrinde mesleki risk ve sosyal risk söz konusu ise 2577 sayılı Kanun’un 36/c hükmünün uygulanabileceği iddia edilmektedir. (YENİCE, Kâzım-Yüksel ESİN: Açıklamalı-İçtihatlı-Notlu İdarî Yargılama Usulü, Ankara 1983, s. 677-678) Ankara 4. İdare Mahkemesinin 22.4.2009 tarih ve E.2009/472, K.2009/646 sayılı kararı “2577 sayılı Kanun’un 36. Maddesinde; ‘İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla; a- Zararı doğuran uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b- Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c- Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesidir.’ Kuralına yer verilmiştir. Dosyanın incelemesinden, ….’un Gölcük Denizaltı Filosu komutanlığı emrinde hizmetini yaparken 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle hayatını kaybettiği, uğranıldığı ileri sürülen 30.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi zararın bayındırlık hizmeti sonucu meydana geldiği anlaşılmakta olup, yukarıda hükmüne yer verilen Kanun maddesi gereğince yetkili mahkeme, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer olan Gölcük İlçesinin idari yargı yönünden bağlı bulunduğu Kocaeli İdare Mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanunun 15/1-a maddesi uyarınca davanın yetki yönünden reddine, dava dosyasının yetkili Kocaeli İdare Mahkemesine gönderilmesine … karar verildi.” (KARAVELİOĞLU, Celal: age., s. 1153-1154). SORU III “… Kanun metninde bir idarî işleme karşı yargısal kanun yollarına başvurulamayacağına dair bir hüküm bulunsa bile iptal dâvasının gene kabulü gerekir. Çünkü hiçbir kanun hükmü olmasa bile hukukun genel esaslarından olan kanuna saygı, kanunîlik prensibi uyarınca idarî işlemlere karşı iptal davası açılabilecektir…” (Fransız Danıştayının 17 Şubat 1950 tarihli kararı) Bu içtihadı 1982 Anayasasında idareye ve anayasa yargısına ilişkin yer alan ilkeler çerçevesinde değerlendiriniz. Yukarıdaki kararda Fransız Danıştayı kanunla yargı denetimi dışında tutulmasına rağmen dava konusu idari işlemin denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir. Anayasanın 2. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, yönetilenlere hukukî güvenceler sağlayan devlettir. Kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi, kanunî idare ilkesi ve idarenin yargısal denetimi hukuk devletinin gereklerindendir. Anayasa’nın 125. maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Bu sebeple bir idarî işlemin kanunla yargı denetimi dışında tutulması bu hükümle bağdaşmamaktadır. Anayasa’nın 8. maddesi uyarınca yürütme yetkisi ve görevi kanunlara uygun olarak yerine getirilir. Tüm bu hükümler uyarınca bir idarî işlemin hem kanunu uygun olması kuralı getirilip hem de kanunla yargı denetimi dışında tutulması hukuk devleti ilkesi ile çelişmektedir. Çünkü iptal davası idarenin kamu gücü kullanımını denetlemesi sebebiyle davası kamu yararını gerçekleştiren, hukuk devletini koruyan objektif bir davadır. İptal davasındaki amaç hukuka aykırı idari işlemleri ortadan kaldırmak suretiyle hukuk düzenini korumaktır. Bu nedenlerle iptal davası hukuk devletinde bir hak olarak kabul edilmekte, kanunda açıkça yer almasa da bir idari işleme karşı iptal davası açılabilmektedir. (AKYILMAZ, BahtiyarSEZGİNER,Murat-KAYA,Cemil: Türk İdari Yargılama Hukuku, 1. Baskı, Ankara Ekim 2018, Savaş Yayınevi, s.90-91) Dolayısıyla söz konusu karar isabetlidir. Ancak 1982 Anayasasının 148. maddesi uyarınca kanunların anayasaya uygunluğunu denetleme Anayasa Mahkemesinin görev alanına girmekte, diğer mahkemelerin de kanunları ihmal etme yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle yargı sistemimizde idari yargı mercilerinin bu şekilde karar verme yetkileri bulunmamaktadır.
  3. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdari Yargılama Hukuku 2018-2019 Eğitim dönemi pratik olay ve çözümü çalışması ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ İDARİ YARGILAMA HUKUKU DERSİ PRATİK ÇALIŞMA I ÇÖZÜMLERİ (A ŞUBESİ) Oğuzhan GÜZEL - Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İdare Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi OLAY I (M) Ankara-Konya karayolunda aracıyla seyir halindeyken yoldaki çukurun çökmesi sebebiyle kaza geçirmiştir. Kaza sonucu (M)’nin aracında ağır hasar meydana gelmiştir. (M) söz konusu zararının tazmini için Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine Ankara İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü vekili süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile söz konusu davada görevli yargı kolunun adli yargı olduğunu belirterek görevsizlik itirazında bulunmuştur. Ankara İdare Mahkemesi görevsizlik itirazını reddetmiştir. 1. Adli yargının görevli olduğunu düşünen davalı vekili Ankara İdare Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik itirazının reddi kararı üzerine mevzuat uyarınca –bu aşamada- kaç gün içerisinde nereye başvurabilecektir? Açıklayınız. Görev itirazında bulunan kişi veya makam, itirazın reddine ilişkin kararın verildiği tarihten, şayet bu kararın tebliği gerekiyorsa tebliğ tarihinden, … başlayarak onbeş gün içinde, uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyi itirazı reddeden yargı merciine verir (Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun madde 12/I). Bu hüküm uyarınca görev itirazında bulunan davalı idare vekili, Ankara İdare Mahkemesinin görevsizlik itirazını reddettiği kararın tebliğ tarihinden başlayarak onbeş gün içinde uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkili makama sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyi Ankara İdare Mahkemesine vermelidir. 2. Birinci soruda davalı vekili tarafından başvuru yapılan merci bu başvuru üzerine ne tür kararlar alabilir? Yargı mercii, itiraz dilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararını kaldırarak görevsizlik kararı vermediği takdirde; yetkili makama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınan cevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkin kararını, dava dosyası muhtevasının onaylı örnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili makama gönderir. (Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun madde 12/3). Bu hükümden anlaşılacağı üzere Ankara İdare Mahkemesi, itiraz dilekçesi üzerine verdiği itirazı ret kararını kaldırarak görevsizlik kararı verebilir. Görevsizlik kararı vermediği takdirde yetkili makama sunulmak üzere kendisine verilen dilekçeyi, alınan cevabı ve görevsizlik itirazının reddine ilişkin kararını, dava dosyası muhtevasının onaylı örnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili makama gönderir. 3. Bu olaya ilişkin uyuşmazlık çıkarılma isteminde bulunmaya yetkili makam neresidir? Bu makamın uyuşmazlık çıkarılmasını gerekli bulması halinde Ankara İdare Mahkemesi yargılamaya devam edebilecek midir? Açıklayınız. Uyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam; reddedilen görevsizlik itirazı adli yargı yararına ileri sürülmüş ise Cumhuriyet Başsavcısıdır. (Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun madde 10/3). Uyuşmazlık çıkarılmasını gerekli gördüğü durumlarda yetkili makam, dilekçe ve eklerinin kendisine ulaştığı tarihten, şayet eksiklikleri tamamlatmak yoluna gitmiş ve bu erekle gönderdiği yazıları on gün geçmeden postaya vermiş ise eksikliklerin tamamlandığı tarihten başlayarak en geç on gün içinde düzenleyeceği gerekçeli düşünce yazısını, kendisine gönderilen dilekçe ve ekleri ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine yollar ve ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesine başvurduğunu ilgili yargı merciine hemen bildirir. Bu takdirde ilgili yargı mercii, 18 inci maddede öngörüldüğü şekilde davanın görülmesini geri bırakır. (Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun madde 13/2). Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilen yargı mercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesince bir karar verilinceye kadar davanın görülmesini geri bırakır… Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğunu bildiren yazının alındığı günden başlamak üzere altı ay içinde bu Mahkemenin kararı gelmezse yargı mercii davayı görmeye devam eder. Ancak, esas hakkında son kararı vermeden Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı gelirse yargı mercii bu karara uymak zorundadır. (Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun madde 18/1-2). Olayda adli yargı yararına ileri sürülmüş bir görevsizlik itirazı söz konusu olduğu için uyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili makam Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısıdır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı uyuşmazlık çıkarılmasını gerekli bulup Uyuşmazlık Mahkemesine başvurursa bu başvuru Ankara İdare Mahkemesine bildirilir. Ankara İdare Mahkemesi de Uyuşmazlık Mahkemesince bir karar verilinceye kadar davanın görülmesini geri bırakır. Uyuşmazlık Mahkemesine başvuru yapıldığının bildirildiği tarihten itibaren altı ay içinde Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı gelmezse Ankara İdare Mahkemesi davayı görmeye devam eder. Ancak, esas hakkında son kararı vermeden Uyuşmazlık Mahkemesinin kararı gelirse davayı görmekte olan yargı mercii bu karara uymak zorundadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Görevli ve Yetkili Mahkeme: (1) Madde 110 – (Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.) İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. 4. Uyuşmazlığı çözmeye yetkili merci neresidir? Bu merci 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun'dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğinin belirtildiği gerekçesiyle işbu davada görevli yargı kolunun adli yargı olduğuna karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi kararları ve doktrindeki görüşler ışığında söz konusu kanun hükmünü idari yargının görev alanı açısından değerlendiriniz. Görev uyuşmazlığı çıkarma; adli ve idari bir yargı merciinde açılmış olan davada ileri sürülen görev itirazının reddi üzerine ilgili Başsavcı veya Başkanunsözcüsü tarafından görev konusunun incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesinden istenmesidir. (Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun madde 10/1). Bu hüküm uyarınca uyuşmazlığı çözmeye yetkili merci Uyuşmazlık Mahkemesidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesi ile idari nitelik taşıyan bir uyuşmazlık adli yargının görev alanına dahil edilmiştir. İdarî yargının görev alanının anayasal bir dayanağa sahip olup olmadığı konusu tartışmalıdır. Anayasa’nın 125. maddesi “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmünü benimsemesine karşın bu işlem ve eylemlere karşı hangi yargı yoluna gidileceği düzenlenmemiştir. Anayasa’nın Danıştayı düzenleyen 155. maddesinin 2. fıkrası Danıştayın görevlerini sayarken “idarî davalardan” değil yalnızca “davalardan” söz etmektedir. Bu düzenleme karşısında yasakoyucunun görevli yargı yerini belirleme ve dolayısıyla bir idari davayı adli yargının görev alanı içine sokabilme konusunda takdir yetkisine sahip olduğu ifade edilmektedir. Danıştayı düzenleyen 155. maddenin ikinci fıkrasında geçen Danıştayın görevleri arasında “idarî uyuşmazlık”ları çözümlemek ifadesinden hareketle idari yargının görev alanının anayasal ile korunduğu yorumu yapılmakta ise de burada kastedilen şeyin “idarî işlere ilişkin idarî uyuşmazlıklar” olduğunu belirtilmektedir. Anayasa’nın 155. maddesinde Danıştay’ın görevinin “kanunda gösterilen belli davalar”a ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmak şeklinde açıklandığı vurgulanarak Anayasamızda idarî yargının görev alanını tanımlayan ve idarî yargının görev alanını adlî yargıya karşı koruyan bir hüküm bulunmadığı ileri sürülmektedir. (GÖZLER, Kemal/KAPLAN, Gürsel, “İdarî Eylemlerden Kaynaklanan Zararlara İlişkin Davalar Adlî Yargının Görev Alanına Sokulabilir mi?”, Terazi Hukuk Dergisi, Yıl:6, Sayı:63, Kasım 2011, s.40) Sait GÜRAN ise 1982 Anayasasının, metni ve mantığı ile idarî yargının kapsamının, doğal olarak görev alanına giren konularının yasalarla adlî yargıya aktarılarak daraltılmasına izin vermediğini; bu yasağın temelinde ise aktarmanın, idarî yargı sisteminin sağladığı etkin yargısal denetimin ve buna bağlı olan duyarlı anayasal dengeyi bozma tehlikesinin olduğunu belirtmektedir. (GÜRAN, Sait, “Yargı Denetiminin Kapsamı”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Dönmezer’e Armağan Sayısı, Cilt:I-II, Sayı 14, İstanbul 1987, s.39) ERKUT da idarî yargının görev alanına girdiği açık olan bir işte, yasakoyucunun görev belirleme yetkisini adliye mahkemelerinden yana kullanması halinde Anayasa’nın İdare Hukuku ilkelerine aykırı bir durum oluşacağı kanaatindedir. (ERKUT, Celâl, İptal Davasının Konusunu Oluşturma Bakımından İdarî İşlemin Kimliği, Danıştay Yayınları No:51, Ankara 1990, s.155-156). Anayasa Mahkemesi idarî yargının görev alanının anayasal bir dayanağa sahip olduğu yönünde kararlar vermekteydi. Anayasa Mahkemesinin eski bir kararına göre idari bir davanın kanunla adli yargının görev alanına dahil edilmesi Anayasanın idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğunu belirten kuralına uyarlık göstermez. Zira bu kuralla açık tutulan “yargı yolu”nun kamu hukuku alanında idarî yargı, özel hukuk alanında ise adlî yargı olduğunun tartışma gerektirmeyecek şekilde belirgin olduğunu belirtmiştir. Yüksek mahkeme, aksi halde bu durumun, 1961 Anayasası’nın “Kanunî Hâkim Güvencesi” başlığı altındaki 37. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz” biçiminde ifade edilmiş bulunan “tabiî mahkeme ve tabiî hâkim” kuralına aykırılık teşkil edeceği sonucuna varmıştır. Görüldüğü üzere yüksek mahkeme, bu kararında sorunu salt bir görev sorunu olmaktan öte, hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmesi ile ilgili bir sorun olarak da algılamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 25.5.1976 gün ve E.1976/1, K.1976/28 sayılı Kararı) Anayasa Mahkemesi yakın tarihli kararlarında ise haklı neden ve kamu yararı bulunması halinde idarî bir uyuşmazlığın çözümünün yasal düzenleme ile adlî yargıya bırakabileceğini öngörmektedir. İdarenin araçları ile sebebiyet verdiği zararlar hakkında 2918 sayılı Kanun’da yer alan hükümler sonucunda oluşan yerleşik uygulama haklı sebep ve kamu yararı teşkil ettiğinden adlî yargının görevlendirilmesi kabul edilebilir. Ancak yol kusuru ya da işaretleme eksikliği gibi hizmet kusuru kabul edeceğimiz nedenlerden dolayı meydana gelen trafik kazalarına ilişkin tazminat davalarında adlî yargının görevlendirilmesi sonucunu doğuran 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinin 1. fıkrası Anayasa’ya aykırıdır. Çünkü hizmetin kurulması, düzenlenmesi ya da işleyişindeki bozukluk ve aksaklık olarak nitelendirilen ve idarî eylem ya da işlemlerden doğan hizmet kusurunun tespiti idarî yargı organlarının görevine girmekte olup, bu uyuşmazlıkların adlî yargının görev alanına dâhil edilmesinde kamu yararı ya da haklı bir sebep söz konusu olamaz. (GÜZEL, Oğuzhan: “Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında İdarî Yargının Görev Alanına Yönelik Müdahalelerin Değerlendirilmesi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Oğuz Kürşat ÜNAL’a Armağan, Cilt:XVII, Yıl:2013, Sayı:1-2, s. 1483-1524). Ancak Anayasa Mahkemesi 26.12.2013 tarihli ve E. 2013/68, K.2013/165 sayılı içtihadı ile söz konusu kanun hükmünün Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI T.C ANAYASA MAHKEMESİ Genel Kurul Esas: 2013/ 68 Karar: 2013 / 165 Karar Tarihi: 26.12.2013 RGT: 27.03.2014 RG NO: 28954 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR: 1- Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2013/68) 2- Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (E.2013/117) İTİRAZLARIN KONUSU : 13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, 11.1.2011 günlü, 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değiştirilen 110. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'nın 2., 37., 125., 140. ve 155. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemidir. I- OLAY Davacılar tarafından, Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan tazminat talepli tam yargı davalarında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuştur. II- İTİRAZ BAŞVURULARININ GEREKÇELERİ A- E.2013/68 Sayılı Başvurunun Gerekçe Bölümü Şöyledir: "A- itiraz Konusu Yasa Kuralı; Davada uygulanması gereken 11.1.2011 günlü, 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değiştirilen 13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi: "Görevli ve Yetkili Mahkeme Madde 110- (Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.) İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez Düzenlemesi Anayasa'nın 2., 37., 125., 140. ve 155. maddelerine aykırı olduğuna kanaat getirilmiştir. B- Dayanılan Anayasa Kuralları; Başvurumuzda, Anayasa'nın 2., 125, 140, 142 ve 155. maddelerine dayanılmıştır. Anayasaya aykırılığı iddia edilen düzenlemede 2918 sayılı kanundan doğacak olan sorumluluğa ilişkin hukuki uyuşmazlıklarla ilgili davaların tamamının kapsamına alması bakımından işleteni veya sahibi devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olan davaları da kapsamına alacak şekilde Adli Yargı mahkemeleri görevli mahkeme olarak belirlenmiştir. Bunun yanında cümlenin devamında ise bu kanundan doğan sorumluluk davalarının da tamamında yine adli yargı mahkemeleri görevlendirilmiştir. Ayrıca zarar görenin kamu görevlisi olmasının bu hükmün uygulanmasını önlemeyeceği belirtilmiştir. 2918 sayılı kanunun 2.12 maddesinde bu kanunun öncelikle karayollarında uygulanacağı belirtilmiş, Karayolunun tarifi ise 3/3 maddesinde "Karayolu: Trafik için, kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olduğu şeklinde düzenlenmiş, Aynı kanun 7. maddesinde ise Karayolları Genel müdürlüğünün görev ve yetkileri düzenlenerek 7/1-a mad "Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak," olarak kamusal hizmet niteliği ağır basan görevlendirme yapılmıştır. 85 vd maddelerinde ise hukuki sorumluluk ve sigorta düzenlenmiştir. 110. Maddesi de bu kısımda düzenlenip bu kısımdaki hukuki sorumluluk hükümlerinden dolayı açılacak davalardaki görevli ve yetkili mahkemeleri belirlemesi gerekirken kanunda "bu kanundan doğan sorumluluk davaları... " Denilerek Adli yargı mahkemeleri hem 2918 sayılı kanunun 85 vd. maddelerinde hukuki sorumluluk kurumlarının düzenlendiği bölümde ve hem de kanunun tamamından doğacak sorumluluk ile ilgili bütün uyuşmazlıkları kapsayacak şekilde adli yargı mahkemeleri görevlendirilerek aynı kanunun 7/1-a maddesine göre kamu kurumu olan ve görevi kamusal hizmetlerin idari işlem ve eylemlerle yerine getirmek olan Karayolları Genel Müdürlüğünün görevinde kalan Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak görevlerinin yerine getirilmemesi veya kusurlu olarak yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk halleri de dolayısıyla Uyuşmazlık Mahkemesinin 04/02/2013 Tarih 2012/57 E., 2013/179 K Sayılı kararı gereğince Anayasanın 2, 125, 142, 145 ve 155. maddesine göre İdari Yargı mahkemelerinin Görevinde olması gerekirken bu anayasa hükümlerine aykırı olarak 110/1f 1 ve 2 cüm. Mad kapsamında olduğu kabul edilerek adli yargı mahkemelerinin görevi kapsamında görülmüş mahkememizin aksı yöndeki yargı yoluna ilişkin görevsizlik kararı bu Anayasaya aykırılığı ileri sürülen ve itiraza konu edilen 110. maddedeki düzenleme dayanak gösterilerek kaldırılmıştır. Anayasanın 2 nci maddesindeki düzenlemeye göre "hukuk devleti" olmak, Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılmış; 11 inci maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarım ve öbür kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu vurgulanmıştır. Bu kuralların doğal gereği olarak da 125 inci maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, 140 ıncı maddenin birinci fıkrasında da "hakimler ve savcıların adli ve idari yargı hakim ve savcıları olarak görev yapacakları" belirtilmiştir. Anayasanın 155 inci maddesinin birinci fıkrasında, "Danıştay, idari mahkemelerce yerilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunda gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar" kurallarına yer verilmiştir. Anayasanın 125 nci, 140 inci ve 155 inci maddeleri birlikte incelendiğinde idari eylemlerin işlemlerin ve kamusal hizmetlerin yargısal denetiminin idari yargının görev alanına girdiği sonucuna varılır. Anayasanın "Kanuni Hakim Güvencesi" başlığını taşıyan 37 nci maddesinde ise Hiç kimse kanunen tab olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz'' denilmektedir. Anayasanın kurallarına uygun yapılmayan yasal düzenlemelerin Anayasaya aykırılık oluşturacağı açıktır. Anayasamız Türkiye Cumhuriyetinin demokratik bir hukuk devleti olduğunu vurgularken, Devlet içinde tüm kamusal yaşam ve yönetimin yargı denetimine bağlı olmasını amaçlamıştır. Çünkü yargı denetim demokrasinin olmazsa olmaz' koşuludur. Anayasanın idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır' kuralıyla benimsediği husus da etki bir yargısal denetimdir. Anayasanın 125 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan bu kural, yönetimin kamu hukuku ya da özel hukuk alanına giren tüm eylem ve işlemlerini kapsamaktadır. Kural olarak bunlardan kamu hukuku alanındaki eylem ve işlemler için idari yargının, özel hukuk alanındakiler için de adli yargının görevli olduğu şüphe götürmez. Anayasa kurallarının açıkça belirleyip yetkilendirme yaptığı hallerde yasama organı, idare hukuku alanına giren bir idari eylem ya da işleme karşı adli yargı yolunu seçme hakkına sahip değildir. Tersine bir düzenleme. Anayasanın Kanuni hakim güvencesi' başlığı altındaki 37 nci maddesinin birinci fıkrasında Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz' biçimindeki buyurucu kurala aykırılık oluşturur. Bunun içindir ki, Anayasanın 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında, idari uyuşmazlıkları çözümleme Danıştayın görevleri arasına alınmıştır. " Anayasanın 2 nci maddesinde anlamını bulan hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez ölçülerinden biri, idarenin yargısal denetimidir. İdarenin yargısal özellikleri, idari uğraşın sınırları çizilemeyen görev alanı ve farklılıklar içeren denetimi ve uzmanlaşma ihtiyacı, tarihsel gelişim içinde özel yargı yerlerini gerektirmiştir. İdarenin konumu, yargısal denetimini yapacak hakim ve yargı yerlerinin adli yargı alanı dışında oluşturulması gerçeğini doğurmuştur. Anayasada "idari ve adli yargı ayrımı" esas alınmıştır. Bu ayrımın ilkeleri Anayasada gösterilmiş, idari ve adli yargıda görev konusu yasa koyucuya bırakılmamıştır. İdari yargının görev alanına giren uyuşmazlıkların çözümünü adli yargı yerlerine bırakan yasal düzenlemeler Anayasanın belirlediği ayrıma aykırılık oluşturur. Niteliği gereği idari olan eylem ve işlemler ile yerine getirilen kamu hizmetlerinin ifasından dolayı idarenin sorumlu olduğu durumlarda ortaya çıkan maddi ve manevi zarar tazminine ilişkin davaların, Anayasa gereği, idari yargı yerlerinde görülmesi gerekir. Anayasa Mahkemesinin de emsal kararlarında belirttiği gibi Anayasada idari ve adli yargının ayrılığı kabul edilmiştir. Bu ayrım uyarınca idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı, özel hukuk alanına giren işlemleri de adli yargı denetimine tabi olacaktır. Buna bağlı olarak idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun geniş takdir hakkının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Dava konusu olan 2918 sayılı kanun 110. maddesindeki kural, idari yargının görev alana giren aynı kanunun 7/1-a maddesine göre idari işlemlerle ve eylemlerle yerine getirilen kamu hizmetlerinden dolayı veya eksik ve ayıplı hizmet ifasından doğan hukuki uyuşmazlıkların çözümünü adli yargı yerlerine bırakmakla Anayasanın belirlediği idari ve adli yargı ayrımına aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan nedenlerle, 13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 11.1.2011 günlü, 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değiştirilen 110. maddesinin birinci fıkrasının "işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez." biçimindeki birinci ve ikinci cümlelerinin, Anayasanın 2, 37., 125. 140. ve 155. maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir. " B- E.2013/117 Sayılı Başvurunun Gerekçe Bölümü Şöyledir: "1- Uygulanacak Yasa Kuralı Sorunu (Bakılmakta Olan Davada, Mahkememizin Görevli ve Yetkili Olup Olmadığı Yönünden) Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Kanunun 40. maddesine göre, bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değiştirilen 110. maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle yapılan itiraz başvurusu hakkında, Anayasa Mahkemesi'nin 08/12/2011 tarih ve E:2011/124, K:2011/160 sayılı kararında, "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun'dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceği öngörülmektedir. İtiraz başvurusunda bulunan mahkeme ise idare mahkemesi olup davaya bakmakta görevli ve yetkili mahkeme değildir. " gerekçesiyle; aynı gün ve E:2012/118, K:2012/170 sayılı kararlarında ise, "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun'dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceği öngörülmektedir. İtiraz yoluna başvuran Mahkemedeki bakılmakta olan dava ise itiraz konusu kural nedeniyle adli yargıda görülebilecek bir davadır. Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin görev alanına girmemektedir. Buna göre, itiraz yoluna başvuran Mahkemede, yöntemine göre açılmış bir dava bulunmadığı gibi kuralın uygulanması sonucu görevsizlik kararı verilecek olması da bu durumu değiştirmemektedir." gerekçesiyle başvurunun, Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine kararı verilmiştir. Bakılmakta olan davada ise, davacı şirkete sigortalı aracın tek taraflı olarak seyir halinde iken yolun sol şeridindeki refüj taşlarına çarparak hasarlandığını, mahkememizin görevli olduğundan bahisle davanın açıldığı, davanın derdest olduğu, görev açısından uygulanacak yasa kuralının 2918 sayılı Kanun olduğu anlaşılmıştır. 2- İtiraza Konu Yasa Kuralı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 19/01/2011 tarih ve 27820 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun un 14. maddesi ile değişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinin, "işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. " şeklindeki 1. fıkrasının iptali ve yürütülmesinin durdurulması istenilmektedir. 3- Dayanılan Anayasa Kuralları a) Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, "idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. " b) Anayasa'nın 155. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, "Danıştay, idari mahkemelerce verilen kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunda gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar " hükümleri yer almaktadır. 4- İtiraza Konu Yasa Kuralının Kapsamı ve Sonuçları A) Kapsamı İtiraza konu olan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinin 1. fıkrasında; "işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. " hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; bu Kanunun amacının, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğuna yer verildikten sonra, 7. maddesinde, Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerine yer verilmiş, anılan maddede, "Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayolları"na ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Hangi yolların yapım ve bakımından sorumlu olduğuna ilişkin hükümlere ise 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 4. maddesinde belirtilmiş olup, otoyol, Devlet ve il yolları ağına giren karayolları güzergahları ile bunların değişikliklerine ilişkin planları hazırlamak veya hazırlatmak, hazırlayacağı programlar uyarınca karayollarını yapmak, yaptırmak, emniyetle kullanılmalarını sağlayacak şekilde sürekli bakım altında bulundurmak, bakımını yaptırmak, onarmak, onarımını yaptırtmak, işletmek, işlettirmek Karayolları Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. B) Sonuçları Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarından ve hemzemin geçitte meydana gelen kazalar nedeniyle uğranılan maddi-manevi zararların tazmini istemiyle açılan davalarda, 2918 sayılı Kanunun 6099 sayılı Kanunla değişik 110. maddesi uyarınca, adli yargı yerleri görevli ve yetkili kılınmış, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren açılan davalar adli yargı yerlerinde görülmeye başlanılmıştır. Konuyla ilgili Uyuşmazlık Mahkemesi kararları incelendiğinde; - 06/02/2012 tarih ve E:2012/3, K.2012/29 sayılı kararı; yol kusurundan kaynaklanan ölüm nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada, "Yukarıda açıklanan nedenler ve 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. " gerekçesiyle adli yargının görevli olduğuna, - 06/02/2012 tarih ve E:2011/256, K:2012/25 sayılı kararında; aracın seyir halinde iken yolda bulunan çukura düşmesi sonucu uğranıldığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davada, yukarıda anılan kararda (E:2012/3) belirtilen gerekçe ile adli yargının görevli olduğuna, - 04/06/2012 tarih ve E:2012/101, K:2012/133 sayılı kararı; resmi aracın, seyir halinde iken yoldaki logar kapağına çarpması sonucu araçta oluştuğu öne sürülen maddi zararın tazmini istemiyle açılan davada, yukarıda anılan kararda (E:2012/3) belirtilen gerekçe ile adli yargının görevli olduğuna, - 06/02/2012 tarih ve E:2012/31, K:2012/33 sayılı kararı; hemzemin geçitte, davalı Belediye Başkanlığına ait motosikletle trene çarpması sonucu ölümü nedeniyle oluştuğu ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada, "Buna göre ve idare personelinin dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucu oluşan kişisel kusura değil de, zararın kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında doğduğu nedeniyle idarenin hizmet kusuruna dayanılmış olması karşısında, kamu hizmeti yürüten davalı idarelerin hizmeti yürüttüğü sırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davada, olayda kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Yasa'nın 2/1-b maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu açıktır. Buna karşın, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde... "gerekçesiyle, adli yargının görevi olduğuna, - 24/12/2012 tarih ve E:2012/523, K.2012/422 sayılı kararı; davacıya ait aracın, davalı idarenin sorumluluğundaki yolda kaza yapması sonucu oluşan zararın tazmini istemiyle açılan davada, "...İdare Mahkemesi 2918 sayılı Yasanın 110. maddesinin 1. fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasaya aykırı olduğu kanısına varmış, idare Mahkemesinin bu iki cümlenin iptali istemiyle yaptığı başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi 8.12.2011 gün ve E:2011/124, K.2011/160 sayı ve 8.11.2012 gün ve E:2012/118, K:2012/170 sayılı aynı içerikli iki kararı ile; "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun'dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceği öngörülmektedir. İtiraz başvurusunda bulunan mahkeme ise idare mahkemesi olup davaya bakmakta görevli ve yetkili mahkeme değildir. Başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir." kararına varmıştır. Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi'nin benzer bir konuda İdare Mahkemesi'nin davaya bakmakla görevli bulunmadığı yolundaki kararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle, adli yargının görevli olduğuna, - 04/02/2013 tarih ve E:2013/104, K:2013/228 sayılı kararında; meydana gelen trafik kazası nedeniyle olay mahallinde emniyet ve asayiş görevini yürütmek amacıyla bulunduğu sırada, başka bir aracın çarpması sonucu, kardeşinin şehit olması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada, yukarıda anılan karardaki (E:2012/523) gerekçeyle, adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir. Dolayısıyla, idari yargı yerlerinde açılan 2918 sayılı Kanundan kaynaklanan sorumluluk davaları hakkında, idari yargı yerlerince idarenin hizmet kusuru yönünden herhangi bir değerlendirme yapılamayacaktır. 5- Anayasaya Aykırılık Nedenleri a) İdari Yargının Görev Alanına İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararlarının Değerlendirilmesi Anayasanın 145. maddesinde, askeri yargının açıkça düzenlenmesi ve görev alanının tanımlanmasına karşın, idari yargı yolunun kabul edildiği 125 ve 155. maddelerinde, idari yargının görev alanının tanımlanmaması, ayrıca idari yargının görev alanını koruyan hükümlere de yer verilmemesi nedeniyle, yasakoyucu tarafından hukuki ihtilaflar hakkında idari-adli yargının görev alanına yönelik yapılan değişiklikler hakkında Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararlar önem kazanmaktadır. Bu nedenle, Mahkemenin konuya ilişkin yaklaşımım gösterir kararların, bakılan davada göz önünde bulundurulması gerekmektedir. 1) idari Yargının Görevli Olduğu Yönündeki Kararları - 16/02/2012 tarih ve E:2011/35, K:2012/23 sayılı kararı; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 3. maddesinin birinci cümlesi hakkında, - 20/10/2011 tarih ve E:2010/55, K:2011/140 sayılı kararı; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 102. maddesinin dördüncü fıkrasının dördüncü cümlesi hakkında, - 04/10/2006 tarih ve E.2006/75, K:2006/99 sayılı kararı; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 140. maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü tümcesi hakkında, 2) Adli Yargının Görevli Olduğu Yönündeki Kararları - 22/12/2011 tarih ve E:2010/65, K:2011/169 sayılı kararı; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 101. maddesinde yer alan "...bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür" bölümü hakkında, - 01/03/2006 tarih ve E:2005/108, K.2006/35 sayılı kararı; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu (görevli yargı yeri belirleme kısmı) hakkında, - 22/12/2006 tarih ve E:2001/226, K:2006/119 sayılı kararı; 1608 sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkamı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 Tarih ve 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasının ilk tümcesi hakkında, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararları değerlendirildiğinde, Yüksek Mahkeme, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacağını kabul etmektedir. Ayrıca, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasakoyucunun mutlak bir takdir hakkının bulunmadığı da vurgulanmaktadır. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümünde, "haklı neden " ve "kamu yararı"nın bulunması halinde yasakoyucu tarafından adli yargıya bırakılabileceğini kabul ettiği görülmektedir. b) İdari Yargının Görev Alanına İlişkin Genel Değerlendirme Anayasanın 140, 142 ve 155. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, Anayasa ile adli-idari yargı ayrılığının açıkça benimsendiği görülmektedir. Bunun sonucu olarak da, idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılındığından, idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemleri idari yargı, özel hukuk alanına giren işlemleri de adli yargı denetimine tabi olacaktır. Anayasa ile kabul edilen idari-adli yargı ayrılığı nedeniyle, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde, ancak "kabul edilebilir haklı neden" bulunması halinde adli yargının görevlendirilebileceği, bunun dışında yasa koyucunun takdir hakkının bulunduğunu kabule olanak bulunmamaktadır. Doktrinde de, idare hukukunun uygulanmasından doğan bir dava veya uyuşmazlığın adli yargı yerine bırakılmasında yasakoyucunun takdir ve seçme serbestisinin bulunmadığı, idari davaların adli yargının kapsamına sokulmasının Anayasayla çeliştiği gibi, kurduğu idari yargı düzenin varlık sebebini ve işlevini reddetmesi anlamına geleceği (GÜRAN, Sait. Yargı Denetiminin Kapsamı, İHFM, Sulhi Dönmezer'e Armağan, C.LII, S. 1-4, s.39), idari yargının görev alanına girdiği açık ve seçik olan bir işte adliye mahkemelerinin görevli kılınması halinde, Anayasanın idare hukuku ilkelerine aykırılık oluşturacağı (ERKUT, Celal. İptal Davasının Konusunu Oluşturması Bakımından İdari İşlemin Kimliği, Danıştay Yayınları, Ankara 1990, s. 155) kabul edilmektedir. Aksi yöndeki, Anayasada idare hukukundan kaynaklanan davaların Danıştay da veya idare mahkemelerinde çözümlenmesine ilişkin bir hüküm bulunmadığından, hangi uyuşmazlıkların hangi esaslara göre çözümleneceği konusunda kanun koyucuyu sınırlayan herhangi bir kuralın bulunmadığı yönünde görüş (GÖZLER, Kemal; KAPLAN, Gürsel. İdari Eylemlerden Kaynaklanan Zararlara İlişkin Davalar Adli Yargının Görev Alanına Sokulabilir Mi? (HMK m.3 ve TBK, m.55/2 Hakkında Eleştiriler) Terazi Aylık Hukuk Dergisi, S.63, s.40) bulunsa da, bu durumun isabetsizliğine yönelik eleştirilerin bulunduğu ifade edilmiştir. 6- Sonuç Olarak Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararlarında da ifade edildiği üzere, niteliği gereği idari eylem ve işlemlere ilişkin davaların, Anayasa gereği, idari yargı yerlerinde görülmesi esastır. Yasaların, belirsizlik ve kargaşa yaratması değil önlemesi esas olduğuna göre, yasa koyucunun da Anayasadaki idari ve adli yargı ayrılığını esas alması, idarenin kamu gücü kullandığı ve kamu hukuku alanına giren işlem ve eylemlerinin, idari yargı denetimine tabi olması Anayasaya uygunluğun gereğidir. - İptali istenen kuralla, bu Kanun'dan doğan sorumluluktan kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmini konusu kapsama alınmakta ve bu tazminat davalarına bakma görevi adli yargıya verilmektedir. İdare hukukunda var olan hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kavramları, kişilerin gördüğü zararların tazmininde kullanılan ve kişilerin idare karşısında korunma kapsamını genişleten kavramlardır. İdare hukukunda, idarenin hiçbir kusuru olmasa da sosyal risk, terör eylemleri, fedakarlığın denkleştirilmesi gibi kusursuz sorumluluğa ilişkin kavramlara dayanılarak kişilerin uğradığı zararların tazmin edilmesi mümkündür. Özel hukuk alanındaki kusursuz sorumluluk halleri ise belirli konular için düzenlenmiş olup sınırlıdır. İdarenin idare hukuku esaslarına dayanarak tesis ettiği tartışmasız bulunan eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerden kaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargı yerlerinde görülmesi gerektiği kuşkusuz olup, idari eylem, işlem veya sorumluluk sebebinden kaynaklanan zararların tazminine ilişkin davaların farklı yargı yerlerinde görülmesinde kamu yararı ve haklı neden olduğu söylenemez. Belirtilen nedenlerle; Anayasa'nın yukarıda yer verilen 125. ve 155. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. " III-YASA METİNLERİ A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı 2918 sayılı Kanun'un, 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kuralı da içeren 110. maddesi şöyledir: "Görevli ve Yetkili Mahkeme Madde 110- (Değişik: 11/1/2011-6099/14 md.) İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." B- Dayanılan Anayasa Kuralları Başvuru kararlarında, Anayasa'nın 2., 37., 125., 140. ve 155. maddelerine dayanılmıştır. IV-İLK İNCELEME A- E.2013/68 Sayılı Başvuru Yönünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 11.6.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. B- E.2013/117 Sayılı Başvuru Yönünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 31.10.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. V- BİRLEŞTİRME KARARI 13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 11.1.2011 günlü, 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 14. maddesi ile değiştirilen 110. maddesinin birinci fıkrasının iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesi istemiyle yapılan itiraz başvurusuna ilişkin davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2013/68 sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, E.2013/117 sayılı dosyanın esasının kapatılmasına, esas incelemenin E.2013/68 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, 31.10.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. VI- ESASIN İNCELENMESİ Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Başvuru kararlarında, idari eylem ve işlemlere ilişkin davaların idari yargı yerlerinde görülmesi gerekirken 2918 sayılı Kanun'dan doğan tüm sorumluluk davalarının itiraz konusu kural gereğince adli yargıda görüldüğü belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 37., 125., 140. ve 155. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. İtiraz konusu kuralla, 2918 sayılı Kanun'dan doğan sorumluluk davalarının, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları da dahil olmak üzere adli yargıda görüleceği, zarar görenin kamu görevlisi olmasının bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemeyeceği ve hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmektedir. Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir. Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır."; 155. maddesinin birinci fıkrasında ise "Danıştay, idari mahkemelerce verilen kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunda gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar" hükmü yer almaktadır. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına, kamu ya da özel araç olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek, söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun'da tanımlanan karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir. Kuralın, Anayasa'nın 37. ve 140. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir. VII- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ 13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, 11.1.2011 günlü, 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değiştirilen 110. maddesinin birinci fıkrasına yönelik iptal istemi, 26.12.2013 günlü, E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararla reddedildiğinden, bu fıkraya ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, 26.12.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. VIII- SONUÇ 13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, 11.1.2011 günlü, 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değiştirilen 110. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 26.12.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. OLAY II Şanlıurfa Merkez Kızlar Köyünde kâin 151 parsel sayılı taşınmaz üzerinde besicilik yapan (B)’nin taşınmazının bir bölümü otoyol inşası nedeniyle kamulaştırılmıştır. Otoyol inşasına başlandıktan sonra ortaya çıkan gürültü ve kirlilik nedeniyle (B)’nin geri kalan taşınmazı üzerinde besicilik yapma imkânı kalmamış ve (B) zarara uğramıştır. Bunun üzerine (B), 100.000 TL maddi tazminata faiziyle birlikte hükmedilmesi istemiyle Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesine başvurmuş, mahkeme idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş ve bu karar 5.3.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Bunun üzerine (B), süresi içinde Gaziantep İdare Mahkemesine başvurmuş ve bu mahkeme adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. 1. Gaziantep İdare Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine ortaya ne tür bir uyuşmazlık çıkmıştır? Adli ve idari yargı mercilerinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin ve kesinleşmiş olması halinde olumsuz görev uyuşmazlığı ortaya çıkar. (Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun madde 14/I). Somut olayda Gaziantep İdare Mahkemesi ve Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri söz konusudur. Bu yüzden olumsuz görev uyuşmazlığı ortaya çıkmıştır. 2. Bu uyuşmazlığın giderilmesi için (B), ne kadar süre içerisinde nereye başvurmalıdır? Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 15. maddesi uyarınca son görevsizlik kararını veren yargı merciine bu kararın kesinleşmesinden sonra taraflardan birinin talebi gerekmektedir. Başvuru süresi konusunda kanunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Öğretide hukuk davalarındaki on yıllık zamanaşımı süresi içinde, Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulabileceği, bu sürenin de hak düşürücü olduğu ifade edilmektedir. (AKYILMAZ, Bahtiyar-SEZGİNER,Murat-KAYA,Cemil: Türk İdari Yargılama Hukuku, 1. Baskı, Ankara Ekim 2018, Savaş Yayınevi, s.204-205) Ancak başvuru için süre bulunmadığına ilişkin görüşler de bulunmaktadır. Danıştayın da bu yönde içtihadı bulunmaktadır. (Danıştay 11. Dairesinin 21.04.2006 tarihli ve E.2005/3860, K.2006/1988 sayılı kararı) Bu doğrultuda uyuşmazlığın giderilmesi için (A), son görevsizlik kararını veren Gaziantep İdare Mahkemesine bir dilekçe ile başvurulmalıdır. 3. Uyuşmazlığı çözmeye yetkili merci neresidir? Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 15. maddesi uyarınca olumsuz görev uyuşmazlıklarında dava dosyaları son görevsizlik kararını veren yargı merciine bu kararın kesinleşmesinden sonra taraflardan birinin talebi üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir ve görevli yargı merciinin belirlenmesi istenir. Dolayısıyla uyuşmazlığı Uyuşmazlık Mahkemesi çözecektir. 4. Uyuşmazlığı çözmeye yetkili mercii, bu davada hangi yargı düzeninin görevli olduğuna karar vermelidir? Neden? Kısmen kamulaştırmadan doğan uyuşmazlıklar adlî yargıda görülür. Ancak kısmen kamulaştırma nedeniyle uğranılan ve idarenin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden doğan zararların giderilmesine yönelik bir dava söz konusuysa bu dava tam yargı davası niteliğinde olduğundan idarî yargıda çözümlenir. Somut olayda kısmen kamulaştırma nedeniyle tesis edilen kamu hizmetinin görülmesi sırasında idarenin eyleminden doğan bir zararın giderilmesi istenmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesi bu davada idari yargının görevli olduğuna karar vermelidir. T.C UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ Hukuk Bölümü Esas: 2004/ 96 Karar: 2005 / 1 Karar Tarihi: 07.02.2005 (2577 S. K. m. 2) Davacı : A. Y. Vekili : Av. E. S.K. Davalı : Karayolları Genel Müdürlüğü Vekili : Av. A. E. OLAY: Davacı vekili, Şanlıurfa Merkez Kızlar Köyünde kain 151 parsel sayılı taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından hayvan besiciliği yapıldığını, taşınmazın bir bölümünün Şanlıurfa-Gaziantep otoyolu inşası nedeniyle kamulaştırıldığını, otoyol inşasından dolayı oluşacak gürültü ve kirlilik yüzünden hayvan besiciliği yapma olanağının ortadan kalktığını ileri sürerek bu nedenle uğradığı zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100 milyar TL maddi tazminata yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi istemiyle 12.10.2001 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır. ŞANLIURFA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 5.2.2002 günlü; E: 2001/1052; K:2002/50 sayı ile, olayda davalı yönetimin davacının taşınmazına doğrudan bir el atması ve dolayısıyla kamulaştırmasız el atma olgusunun bulunmadığı, yönetimin almış olduğu karar sonunda plan ve projelere uygun olarak yapılan işlemlerden doğan zararların tazmininin idare mahkemesinden istenebileceği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 11.2.1959 günlü, E: 1958/17; K: 1959/15 sayılı kararının da bu yönde olduğu, davacının isteminin yönetimin bir işlem ve eyleminden kaynaklandığı, buna ilişkin açılan işbu davanın tam yargı davası niteliğinde olduğu, bu nedenle görüm ve çözümünün idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle mahkemelerinin görevsizliğine karar vermiş, anılan karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davacı vekili aynı nedenle 304.455.366.589.-TL tazminata hükmedilmesi istemiyle 29.5.2002 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır. GAZİANTEP 1. İDARE MAHKEMESİ; 31.10.2003 günlü, E:2002/1024; K:2003/1678 sayı ile, 2942 sayılı Yasanın 12. maddesi hükmü uyarınca dava konusu uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle davayı görev yönünden reddetmiştir. Bu karar üzerine davacı vekilince görevli mahkemenin belirlenmesi istemiyle 26.12.2003 tarihli dilekçe ile Danıştaya başvurulmuştur. DANIŞTAY 10. DAİRESİnin 13.4.2004 günlü, E:2004/5810; K:2004/3830 sayılı kararıyla 2247 sayılı Yasada olumsuz görev uyuşmazlıklarında dava dosyasının son görevsizlik kararını veren mahkemece, bu kararın kesinleşmesinden sonra taraflarda birinin istemi üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilerek görevli mahkemenin belirlenmesinin istenebileceğinin öngörüldüğü gerekçesiyle dosya esas kaydı kapatılarak dava dosyası Gaziantep İdare Mahkemesine gönderilmiş; GAZİANTEP İDARE MAHKEMESİNİN 6.9.2004 günlü, E:2002/1024; K:2003/1678 sayılı kararıyla 2247 sayılı Yasa hükümleri uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün, Tülay TUĞCUnun Başkanlığında, Üyeler: Dr. Atalay ÖZDEMİR, M. Lütfü ÜÇKARDEŞLER, Serap AKSOYLU, Z.Nurhan YÜCEL, Turgut ARIBAL ve Abdullah ARSLANın katılımlarıyla yapılan 7.2.2005 günlü toplantısında; I- İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği, usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi. II- ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Murat H. YURDAKÖKün davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; İlgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ ile Danıştay Savcısı Nevzat ÖZGÜRün davada idari yargının görevli olduğu yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kısmen kamulaştırılan taşınmazdan geri kalan kısım üzerinde bulunan hayvan çiftliğinde otoyol inşasından dolayı oluşan gürültü ve kirlilik yüzünden hayvan besiciliği yapma olanağının ortadan kalktığı ileri sürülerek bu nedenle uğranılan zararın tazmin edilmesi istemine ilişkindir. 2942 sayılı Yasanın kısmen kamulaştırma başlıklı 12. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde: kısmen kamulaştırılan malın değeri; kamulaştırılmayan kısmın değerinde, kamulaştırma sebebiyle bir değişiklik olmadığı takdirde, o malın 11. maddede belirtilen esaslara göre takdir edilen bedelinden kamulaştırılan kısma düşen miktar olduğu; (b) bendinde: Kamulaştırma dışında kalan kısmın kıymetinden kamulaştırma nedeniyle eksilme meydana geldiği takdirde; bu eksilen değer miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin olunan kamulaştırma bedeline eksilen değerin eklenmesiyle bulunan miktar olduğu açıklanmakta; (c) bendinde de: Kamulaştırma nedeniyle artış meydana geldiği takdirde de, artış miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin edilen bedelinden artan değerin çıkarılmasıyla bulunan miktardır. denilmekte ve aynı maddede ayrıca kamulaştırma dışında kalan kısım imar mevzuatına göre yararlanmaya elverişli olduğu takdirde; kesilen bina, ihata duvarı, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları, makine gibi tesislerden kullanılabilecek duruma getirilebilmeleri için gereken gider ve bedel, belirlenerek kamulaştırma bedeline ilave olunur. Bu masraf ve bedeller (b) bendinde yazılı kıymet düşüklüğü miktarının belirlenmesinde gözönünde tutulmaz ... hükmü yer almaktadır. Maddenin son fıkrasında da: bu maddenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların adli yargı yerinde çözümleneceği hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığın 2942 sayılı Yasanın yukarıda değinilen 12. maddesi kapsamında düzenlenen durumların hiçbirisine girmediği anlaşıldığından anılan hükmün olaya uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Karayolları Genel Müdürlüğü 5539 sayılı Yasayla kurulmuş, tüzel kişiliği haiz bir kamu kurumu olup, otoyol inşası anılan Yasada bu kurumun görevleri arasında sayılmıştır. Yönetimin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre meydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün yönetsel eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; yönetimce herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu, özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü savıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzün önlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerince çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Olayda, yönetimce davacının taşınmazı elinden alınmadığına ve üzerinde herhangi bir inşaat faaliyeti de yapılmadığına göre, yönetimin özel mülkiyete konu taşınmaza müdahalede bulunmasından ya da kamulaştırmasız el atmasından söz etmek de olanaksızdır. Bu durumda, Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılan otoyol nedeniyle zarara uğradığı yolundaki davacı savı gözönünde bulundurularak, yönetimin görevinde olan kamu hizmetini yürüttüğü sıradaki eyleminden doğan zararın giderilmesine yönelik olarak dava açıldığının kabulü gerekir. Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, yönetimin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, buna göre yönetim, hukuka aykırılığı saptanan işlem ve eylemlerinden doğan hak ihlâlini tam olarak gidermek; diğer bir anlatımla hakları ihlâl edilenlerin uğradığı gerçek zararları tazmin etmekle yükümlü bulunmaktadır. Kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin; dolayısıyla, olayda hizmet kusuru ya da başka bir nedenle yönetimin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde "idari dava türleri" arasında sayılan "idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır. Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmektedir. Sonuç: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Gaziantep İdare Mahkemesince verilen 31.10.2003 günlü, E:2002/1024; K:2003/1678 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 7.2.2005 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. OLAY III Pasaportsuz olarak yurt dışına kaçan ve yurt dışında da memleketi aleyhine beyanatta bulunduğu ve müteakiben radyo yayınlarında Türkiye’nin Hükümet şekli ve Hükümeti idare edenler aleyhine geniş propaganda kampanyasına girişen K’nin Cumhurbaşkanı tarafından Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine karar verilmiştir. Söz konusu kararın iptali talebiyle dava edilmesi üzerine Danıştay, bu işlemin mahiyeti itibariyle özel ve olağanüstü bir duruma ilişkin olduğu ve bu işlemin siyasî bir tasarruf olması sebebiyle dava konusu edilemeyeceği gerekçesiyle davayı ilk incelemeden reddetmiştir. Danıştayın bu kararını idare hukuku ilkeleri ve mevzuat ışığında tartışınız. Hükümet tasarrufları yürütme organının yüksek yönetimine ilişkin faaliyetlerini ihtiva etmektedir. Yargı yerleri bu tür işlemleri, hükümetlerin siyasî sebeplerle aldıkları tedbirler olduğunu ifade ederek denetlemekten kaçınmaktadırlar. İşte yargı yerlerinin kendiliklerinden bir işlemi yargı denetimi dışında tutmalarına yargı kısıntısı denilmektedir. Somut olayda da Danıştay bu gerekçeyle dava konusu edilen vatandaşlıktan çıkarılma kararını denetmekten kaçınmıştır. Ancak Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” . Bu hüküm idarenin bazı işlemlerinin yargı denetiminin dışında tutulmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Bununla birlikte Anayasa’nın 66. maddesinde daha önce hükümet tasarrufu olarak görülen vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili kararlara karşı yargı denetiminin kapatılamayacağı öngörülmüştür. Bu nedenle 1982 Anayasası hükümet tasarruflarının varlığına imkân vermemiştir. Bu doğrultuda vatandaşlıktan çıkarılma işlemine ilişkin iptal davasının esastan incelenmesi gerekirken vatandaşlıktan çıkarılma işleminin dava konusu edilmeyeceği gerekçesiyle ilk incelemeden reddedilmesi isabetli değildir. OLAY IV Savcı (S) -görevde bulunduğu yerden başkan bir yere naklen atanmasına ilişkin işlem sonrasında- Adalet Bakanlığına bir mektup yazar. (S)’nin yazdıklarıyla Bakana hakaret ettiği gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulunca kınama cezası verilir. Bu işlem üzerine (S) Danıştayda iptal davası açmıştır. Danıştay bu davada nasıl bir karar verecektir? Vereceğiniz cevabı idare hukuku ilkeleri çerçevesinde tartışınız. Anayasanın 159. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun meslekten çıkarma dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. Bu doğrultuda Danıştay 2577 sayılı Kanunun 14/1-d hükmü uyarınca idarî davaya konu olacak bir işlem olmadığından aynı Kanunun 15/1-b hükmü uyarınca davanın reddine karar vermelidir. 1982 Anayasasının 2. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti yöneticilerin de yönetilenler gibi hukuka bağlı olduğu devlettir. Bu tanım doğrultusunda hukuk devletinin en önemli unsuru idarenin yargısal denetiminin sağlanmasıdır. Yine Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Yaptığı iş nedeniyle idari bir organ olan ve tesis etmiş olduğu işlemler de idari işlem olan Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararlarının yargı denetimi dışında bırakılması hukuk devletinin en önemli gereği olan idarenin yargısal denetiminin sağlanmasına aykırıdır. (AKYILMAZ, Bahtiyar-SEZGİNER,MuratKAYA,Cemil: age., s.49)
  4. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdari Yargılama Hukuku Uygulamalı Dersleri ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ İDARİ YARGILAMA HUKUKU DERSİ UYGULAMALI DERSLERİ PRATİK ÇALIŞMALAR - 1 SORU I : Aşağıda yer verilen dava ve uyuşmazlıkları çözümlemekle görevli ve yetkili mercileri belirleyiniz. 1. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, hâkimlik mesleğinin şeref ve onurunu bozacak nitelikte fiilleri bulunduğu gerekçesiyle, Konya Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi (H)’ye, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu uyarınca, meslekten çıkarma cezası vermesi işlemine karşı açılan dava 2. Yüksek Askeri Şuranın, Albay (A)’yı, disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle Silahlı Kuvvetlerden ihraç etmesi işlemine karşı açılan dava 3. Yüksek Askeri Şuranın, Albay (A)’yı terfi ettirmemesine yönelik işleminin iptali istemiyle açılan dava 4. Cumhurbaşkanının, (Ü) Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. (H)’yi, Anayasanın 159. maddesi uyarınca, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine seçmesi işlemine karşı açılan dava 5. Cumhurbaşkanının, Yükseköğretim Kurulu tarafından gösterilen üç adaydan birini, rektör olma koşullarını taşımamasına rağmen, (Ü) Üniversitesine rektör olarak ataması işleminin iptali istemiyle açılan dava 6. Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu tarafından bir alt lige düşürülen (S) Spor Kulübünün, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kuruluna yapmış olduğu itiraz başvurusunun reddine ilişkin işleme karşı açılan dava 7. 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununu ile sıkıyönetim komutanına tanınan yetkilerin kullanılmasına ilişkin bir idari işlemin iptali istemiyle açılan dava 8. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun, Sayıştay Kanununun 6. maddesi uyarınca, (B)’yi Sayıştay üyeliğine seçmesi işlemine karşı açılan dava 9. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun, Anayasanın 133. maddesi çerçevesinde gösterilen adaylardan (A)’yı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na üye seçmesi işlemine karşı açılan dava 10. Sayıştay Genel Kurulunun, Anayasa Mahkemesi üyeliği için gösterdiği üç aday içinden birinin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmesi işlemine karşı açılan dava 11. Danıştay Genel Kurulunun, Danıştay Kanununun 27. maddesi uyarınca, daireler arasındaki işbölümünü belirlemesine ilişkin kararına karşı açılan dava 12. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun, Yargıtay Kanununun 16. maddesi uyarınca, Beşinci Ceza Dairesi Başkanını seçmesine ilişkin kararının iptali istemiyle açılan dava 13. Bakanlar Kurulunun, komşu ülkeler arasında çıkan savaş nedeniyle, Türkiye’de konuşlandırılmak üzere NATO’dan askeri kuvvet istenmesine ilişkin kararına karşı açılan dava 14. Cumhurbaşkanının, (B)’yi Başbakan olarak atamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava 15. Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan bir yönetmeliğin bazı maddelerinin iptali istemiyle açılan dava 16. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının, TBMM Kanunlar ve Kararlar Müdür Yardımcısı (Y)’ye uyarma cezası vermesi işlemine karşı açılan dava 17. İçişleri Bakanının, ağır hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılan Tuğgeneral (G)’yi açığa çıkarması işleminin iptali istemiyle açılan dava 18. Bir kamu hizmetinin özel bir şirkete gördürülmesine ilişkin olan ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık nedeniyle yapılan başvuru 19. Başbakanlık Müsteşar Yardımcısının, bu görevinden alınmasına ilişkin müşterek kararnamenin iptali istemiyle açtığı dava 20. Yükseköğretim Kanunu Taslağını protesto amacıyla slogan atarken, polisin coplaması nedeniyle, sağ kolu kırılan (D)’nin, söz konusu zararlarının giderilmesi istemiyle açtığı dava 21. Yükseköğretim Kanunu Taslağını protesto amacıyla slogan atarken, polisin coplaması nedeniyle, gözlük camları kırılan ve cep telefonu parçalanan (D)’nin, söz konusu zararlarının giderilmesi istemiyle açtığı dava 22. Askeri uçağın, Adana’da, parkta oynayan bir çocuğun üzerine düşmesi sonucunda, çocuğun ölmesi nedeniyle zarara uğrayan anne ve babasının, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açtıkları dava 23. Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkartılan Avukatlık Meslek Kurallarının iptali istemiyle açılan dava 24. Ankara Barosu tarafından çıkartılan bir yönetmeliğin iptali istemiyle açılan dava 25. İzmir Büyükşehir Belediyesince yapılan yol çalışması nedeniyle müstakil evinin bahçe duvarı yıkılan kişinin uğramış olduğu 20.000 TL tutarındaki zararlarının giderilmesi istemiyle açtığı davada verilen karara karşı yapılan başvuru 26. Davacının 14.000 TL tutarındaki zararının tazminine ilişkin yargı kararının gereğini yerine getiren idarenin, davacıya ödediği miktarı, kusuru oranında rücu etmek amacıyla, Anayasanın 129. maddesi uyarınca, kusurlu kamu görevlisine karşı açtığı dava 27. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi tarafından, Tıpta Uzmanlık Tüzüğünün iptali istemiyle açılan dava 28. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisinin, bir dersten almış olduğu “geçmez” sınav notunun iptali istemiyle açmış olduğu dava 29. İdare mahkemesi tarafından verilen bir iptal kararının gereklerini, siyasi saiklerle yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine açılan tazminat davası 30. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle zarara uğrayan kişinin, bu zararlarının tazmini istemiyle açmış olduğu dava 31. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapan kişinin, adı geçen Bakanlığın Diyarbakır İl Müdürlüğüne şube müdürü olarak naklen atanması yolundaki işlemin iptali istemiyle açtığı dava 32. Rekabet Kurulunun, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, hâkim durumunu kötüye kullanan GSM operatörü (Ş) Şirketine idari para cezası vermesi işlemine karşı açılan dava 33. Kırıkkale Sulh Ceza Mahkemesinin, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca vermiş olduğu idari yaptırım kararına karşı yapılan başvuru 34. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, Teftiş Kurulu Başkanı (M)’ye, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca vermiş olduğu kınama cezasının iptali istemiyle açılan dava 35. Askeri Yargıtay Genel Kurulunun, Anayasanın 156. maddesi uyarınca, boş bulunan Askeri Yargıtay üyeliği için, birinci sınıf askeri hâkimler arasından üç aday belirleyerek, bu adayların ismini Cumhurbaşkanına sunması işlemine karşı açılan dava 36. Türkiye Barolar Birliğinin, Anayasa Mahkemesi üyeliği için, serbest avukatlar arasından belirlediği üç adayı Türkiye Büyük Millet Meclisine sunması işlemine karşı açılan dava 37. Bir vakıf üniversitesi olan (V) Üniversitesinin, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi (Ö)’ye, yükseköğretim kurumundan bir yarıyıl için uzaklaştırma cezası vermesi işlemine karşı açılan dava 38. Danıştay Üçüncü Daire Üyesi (Ü)’nün, Onbeşinci Daire Üyesi olarak görevlendirilmesine ilişkin Başkanlık Kurulu kararına karşı, Danıştay Kanununun 52/A maddesi uyarınca yapılan itiraz üzerine, Genel Kurulun, Başkanlık Kurulunun kararını onaylamasına dair işlemin iptali istemiyle açılan dava 39. Danıştay Birinci Dairesinin, iki idare arasında, taşınmazın devri konusunda anlaşmaya varılamaması nedeniyle, Kamulaştırma Kanununun 30. maddesi uyarınca yapılan başvuruyu kesin olarak karara bağlaması üzerine, bu karara karşı açılan dava 40. Özel İlköğretim Okulu (O)’da öğrenci olan (Ö)’nün, bir dersten geçmez not alması işlemine karşı açılan dava 41. Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfının, Hâkim (H)’nin lojmandan tahliyesine ilişkin işlemine karşı açılan dava 42. Ankara Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğe karşı açılan dava 43. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkartılan Milli Saraylar Daire Başkanlığı Koruma ve Değerlendirme Kurulu Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliğine karşı açılan dava 44. Anayasa Mahkemesi Raportörü (R) tarafından, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün bazı maddelerinin iptali istemiyle açılan dava 45. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları tarafından çıkartılan yolcu ücret tarifesine karşı açılan dava 46. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılan Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavındaki yedi sorunun doğru yanıtlarının seçenekler arasında yer almaması nedeniyle, bu soruların iptali istemiyle açılan dava 47. Sağlık Bakanlığı tarafından, yalnızca Ankara’daki Devlet hastanelerinde uygulanmak üzere çıkartılan bir yönetmeliğin iptali istemiyle açılan dava 48. İdare tarafından, taşınmazı hakkında ihtiyati haciz uygulanan malik (M)’nin, ihtiyati haciz işlemine karşı açtığı dava 49. Emekli General (G)’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğinin bazı maddelerinin iptali istemiyle açtığı dava 50. Muğla Belediye Meclisi tarafından onaylanan ve adı geçen Belediye Başkanlığı’nca bir ay süre ile ilan edilen imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan dava *** SORU II : Aşağıda yer verilen olaya ilişkin soruları, ilgili mevzuat hükümlerini de göz önünde bulundurarak yanıtlayınız. OLAY Çorum Valiliği’nin 26.11.2007 tarih ve 2007/3 numaralı kararıyla, işletmeciliğini (A)’nın yaptığı Dicle İnternet Cafe isimli yerde, zararlı içerikli sitelere girilmesini engelleyici filtre programı bulundurmadığı gerekçesiyle; 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a dayanılarak hazırlanan İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinin b ve c bentlerine muhalefetten dolayı,aynı Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasına göre idari para cezası verilmiştir. Anılan idari işlemin hukuka aykırı olduğunu düşünen (A) bu işleme karşı idari yargıda dava açmak istemektedir. İlgili Mevzuat 5326 sayılı Kabahatler Kanunu MADDE 3- (Değişik: 6/12/2006-5560/31 md.) (1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hükümbulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektirenbütün fiiller hakkında, uygulanır. 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenenSuçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” (İnternet Kanunu) MADDE 8- … (12) Bu Kanunda tanımlanan kabahatler dolayısıyla Başkanlık veya Kurum tarafından verilen idarî para cezalarına ilişkin kararlara karşı, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinegöre kanun yoluna başvurulabilir. İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik (Yönetmelik) Dayanak MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanuna dayanılarak hazırlanmıştır. Ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri MADDE 5 – (1) Ticarî amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri şunlardır: ... b) Konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almak. c) Başkanlık tarafından onaylanan içerik filtreleme yazılımını kullanmak. İdari para cezaları MADDE 11 – (1) 5 inci maddedeki yükümlülüklere aykırı hareket ettiği belirlenen ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılara, mülki idare amiri tarafından üçbin Yeni Türk Lirasından onbeşbin Yeni Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. ... (3) İdari para cezaları, 5326 sayılı Kabahatler Kanununda belirtilen usul ve esaslara göre uygulanır. SORULAR 1) İdari para cezasına karşı dava açmak isteyen (A); a) Hangi idare mahkemesinde davayı açmalıdır? b) Bu davanın türü nedir? 2) (A)’nın açtığı dava, idare mahkemesi tarafından, ilgili mevzuat kısmında yer verilen Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesi ve Yönetmeliğin 11 inci maddesinin 3 üncü fıkrası (md. 11/3) uyarınca görev noktasından reddedilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. (A) da yetkili Sulh Ceza Mahkemesi’nde hakkında verilmiş olan idari para cezasına karşı itiraz yoluna başvurmuştur. Ancak bu Mahkeme de, dava konusu işlemin idari yargının görev alanına girdiğini düşünmektedir. Bu durumda Mahkeme ne yönde kararlar alabilir? Açıklayınız. 3) Sulh Ceza Mahkemesi’nin de, 5651 sayılı İnternet Kanununun 8 inci ve Yönetmeliğin 2 nci maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verdiğini ve bu kararın kesinleştiğini kabul edersek; (A) ne gibi bir istemle, nereye başvurmalıdır? 4) Adli ve idari yargı organları arasında görev noktasındaki bu uyuşmazlık, mahkemelerin görevsizlik kararı gerekçelerinde yer alan ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde hangi merci tarafından, ne yönde giderilmelidir? PRATİK ÇALIŞMALAR - 2 ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ İDARE HUKUKU DERSİ PRATİK ÇALIŞMALARI – II Kasım 2013 Aşağıda yer alan işlemlerin her birinin hukuksal niteliğini ve türünü, “idari işlem kuramı” yönünden irdeleyiniz. (Not: İlgili mevzuat hükümlerine “www.mevzuat.gov.tr”, Resmi Gazete metinlerine ise “www.resmigazete.gov.tr” internet adreslerinden erişilebilir.) 1. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ankara İl Müdürlüğü’nde şube müdürü olarak görev yapan (M)’nin, bu Bakanlığın Van İl Müdürlüğü’ne şube müdürü olarak atanmasına yönelik işlem 2. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı müsteşar yardımcısının, bu Bakanlığa, Müsteşar olarak atanmasına ilişkin müşterek kararname 3. Yapı kullanma izni (iskân ruhsatı) almak üzere Çankaya Belediyesi’ne başvuran kişiye, adı geçen Belediye tarafından yapı kullanma izni verilmesi işlemi 4. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yazı işleri müdürü olarak görev yapan (Y)’nin, eşinin İstanbul’da görevlendirilmesi nedeniyle kendisinin de İstanbul’da bir mahkemeye aynı unvanla atanması istemiyle Adalet Bakanlığı’na yapmış olduğu başvurusunun yanıtsız bırakılması 5. Bir elektrik dağıtım şirketinin başvurusu üzerine, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından elektrik dağıtım lisansı verilmesi işlemi 6. Rekabet Kurulunun, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca, hâkim durumunu kötüye kullanan bir şirkete idari para cezası vermesi 7. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) tarafından yapılan Anayasa Mahkemesi Raportör Yardımcısı Seçme Sınavı 8. Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfının (ATGV), bir hâkimin lojmandan tahliyesine ilişkin işlemi 9. Ankara Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 10. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından çıkartılan Milli Saraylar Daire Başkanlığı Koruma ve Değerlendirme Kurulu Kuruluş ve Görevleri Yönetmeliği 11. 08/02/1957 tarih ve 9530 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ticaret Sicili Tüzüğü 12. 12/07/2012 tarih ve 28351 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü 13. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan bir memurun, daire amirinin teklifi ve TBMM Başkanının kararıyla görevine son verilmesi işlemi 14. Adalet Bakanlığının, özel kişinin mülkiyetinde bulunan bir binayı, idare mahkemelerine tahsis etmek üzere kiralaması 15. Özel bir şirketin, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) ile yapmış olduğu su abonelik sözleşmesi 16. Bir üniversitenin, kütüphanesine kitap almak üzere, bir kitabevi ile yapmış olduğu sözleşme 17. Danıştay Genel Kurulunun, Danıştay Kanunu’na göre, daireler arasındaki işbölümünü belirlemesine ilişkin kararı 18. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK), İzmir İdare Mahkemesi üyelerinden birini, Danıştay üyeliğine seçmesine ilişkin kararı 19. Özel bir şirketin, araç muayene hizmetlerini yürütmek üzere, idare ile imtiyaz sözleşmesi akdetmesi 20. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından çıkartılan yolcu tarifesi 21. Muğla Belediye Meclisi tarafından onaylanan ve adı geçen Belediye Başkanlığı’nca 05.09.2005 tarihinden itibaren bir ay süre ile ilan edilen imar planı değişikliği ile Muğla, Merkez, (…) Mahallesi, (…) parsel sayılı taşınmazın yeşil alandan çıkarılarak konut alanına alınması 22. 24/11/2012 tarih ve 28477 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı’nda, “Kahramanmaraş İli, Pazarcık İlçesinde tesis edilecek Yaşıl Hidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla ekli listede bulundukları yer ile parsel numaraları belirtilen taşınmazların Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaştırılmasının; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 23/10/2012 tarihli ve 1262 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 5/11/2012 tarihinde kararlaştırıldığı”nın belirtilmesi 23. 26/06/2012 tarih ve 28335 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan idari bağlılığın değiştirilmesi kararına göre, “Sakarya İli Taraklı İlçesi Merkez Bucağı Poydalar, Doğancıl, Sabırlar ve Çayköy Köylerinin aynı İlin Geyve İlçesi Merkez Bucağına bağlanmasının, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 2 nci maddesinin (B) ve (D) bentlerine göre uygun görülmesi” 24. “5947 sayılı Yasa ve bu Yasa hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararına göre, üniversite öğretim üyeleri dışında kamuda çalışan tüm doktorların muayenehane açmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmalarının mümkün olmadığı ve bu uygulamanın 30 Temmuz 2010 tarihinden itibaren başlayacağı”na yönelik olarak, Sağlık Bakanlığının internet sitesinde 16/07/2010 tarihinde yayımlanan “Tam Gün Kanunu” ile ilgili Basın Açıklaması 25. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden şiddetli kar yağışına ilişkin olarak alınan bilgi üzerine, Erzurum Valiliği tarafından, ildeki ilk ve orta dereceli okulların iki gün süreyle tatil edilmesine karar verilmesi 26. Sağlık Bakanlığının, hastalarıyla, mesleğin onuruna yakışmayacak biçimde diyalog kurduğu tespit edilen doktor (D)’ye, mevzuatın ilgili hükümlerini hatırlatan bir ihtar yazısı göndermesi 27. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yönetim Kurulunun, 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılından itibaren sınıfların üçer şubeye ayrılmasına ilişkin kararı 28. Maliye Bakanlığının, “Serbest avukatlık faaliyetinden dolayı mükellefiyeti olan bir avukatın yanında diğer bir avukatın ücretli olarak çalışması halinde, ücretli olarak çalışan avukatlara yapılan ücret ödemeleri üzerinden Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümlerine göre vergi tevkifatı yapılması kaydıyla, ücretli olarak çalışan avukatların serbest meslek erbabı olarak mükellefiyet kaydının yapılmaması uygun görülmüştür. Ayrıca, ücretli olarak çalışan avukatlara yapılan ücret ödemelerinin emsali durumdaki avukatlara ödenen ücretlerden düşük olmamasının gerekeceği tabiidir.” hükmünü içeren Gelir Vergisi Genel Tebliği 29. Ankara Valisinin, 3091 sayılı Kanun uyarınca, (A)’nın taşınmazına yönelik müdahalenin önlenmesine karar vermesi İlgili Mevzuat: 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun Madde 2 – Taşınmaz mallara tecavüz veya müdahale edilmesi halinde; taşınmaz mal merkez ilçe sınırları içinde ise, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde ise kaymakamlar tarafından bu tecavüz veya müdahalenin önlenmesine karar verilir ve taşınmaz mal yerinde zilyedine teslim edilir. 30. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Başkanının, büro görevlisi (B) hakkında uyarma disiplin cezası vermesi İlgili Mevzuat: 2797 sayılı Yargıtay Kanunu Madde 24 – Daire başkanlarının görevleri şunlardır: (…) 3. Büro görevlilerini denetlemek, 4. Büro personeli hakkında ilgili kanunda belirtilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme disiplin cezalarını vermek, (…) 31. İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesinin, 16 yaşındaki (Ç)’nin ergin kılınmasına karar vermesi İlgili Mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 12 – Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir. 32. İstanbul İkitelli ilçesinde yaşanan sel felaketinin ardından bölgenin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teklifi üzerine Orman ve Su İşleri bakanlığı tarafından afete maruz bölge olarak kararlaştırılması ve bu kararın Çevre ve Şehircilik Bakanlığının isteği üzerine ilgili valilikçe mahallinde ilan olunması İlgili Mevzuat: 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun Madde 2 – (Değişik: 2/7/1968 - 1051/1 md.) Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmıyan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, İmar ve İskan Bakanlığının isteği üzerine ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur. Mahalli şart ve özellikler dolayısiyle yangın afetine uğraması muhtemel olan sahalar, şehir ve kasabalarda belediye meclisleri, köylerde ihtiyar heyetleri tarafından tespit ve kaymakamların mütalaası alındıktan sonra valilerin tasvibi üzerine ilgili bölgelerde ilan olunur. 33. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi (Ö)’nün, kanun kullanmanın serbest olduğu İdari Yargılama Usulü Hukuku Sınavında kullandığı kanun metninin kenarlarında derse ilişkin bilgiler bulunduğunu fark eden sınav gözetmeni (G)’nin, (Ö)’nün kopya çektiğine dair tutanak düzenlemesi İlgili Mevzuat: Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği Madde 7 – (1) Yükseköğretim kurumundan bir yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemler şunlardır: (…) e) Sınavlarda kopya çekmek veya çektirmek, (…) 34. Yükseköğretim Kanunu Taslağını protesto etmek için Kızılay meydanında toplanan 500 kişilik gruba, emniyet amiri tarafından, önce “dağılın” anonsu yapılması ve buna rağmen dağılmayan grubun, polis tarafından zor kullanılarak dağıtılması İlgili Mevzuat: 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Madde 24 – (…) Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanuna aykırı olarak başlaması hallerinde; güvenlik kuvvetleri mensupları, olayı en seri şekilde mahallin en büyük mülki amirine haber vermekle beraber, mevcut imkânlarla gerekli tedbirleri alır ve olaya müdahale eden güvenlik kuvvetleri amiri, topluluğa dağılmaları, aksi halde zor kullanılarak dağıtılacakları ihtarında bulunur ve topluluk dağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır. 35. Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kurallarının 7. ve 8. maddelerine aykırı hareket ederek “garantili dava takibi için doğru adres” başlıklı kartvizit bastıran ve kazandığı davaların listesini gösteren bir broşür hazırlatıp Konak meydanında dağıtan İzmir barosuna kayıtlı avukat (A)’ya, Baro Disiplin Kurulu tarafından kınama disiplin cezası verilmesi İlgili Mevzuat: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu Madde 134 – (Değişik: 2/5/2001-4667/65 m.) Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır. PRATİK ÇALIŞMALAR - 3 İdare Hukuku Pratik-Kur Çalışması -3- AÜHF - Kasım 2013 ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ İDARE HUKUKU DERSİ PRATİK ÇALIŞMALARI 2013-2014 I. SORU Kurgusal Olay Ankara‟da kurulu bir vakıf üniversitesi olan (V) Üniversitesinin Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği‟nde, 2010 yılında bir değişiklik yapılarak, daha önce 60 olan ders geçme (başarı) notu, 70‟e çıkarılmıştır. Adı geçen Üniversitenin Hukuk Fakültesi‟nde öğrenim görmekte olan bazı öğrenciler, bu değişikliğin "kazanılmış hak"larını ihlal ettiği ve bu nedenle hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, Ankara İdare Mahkemesi‟nde iptal davası açmıştır. Buna göre, aşağıdaki soruları gerekçeli olarak yanıtlayınız. 1. Olayda yürütülen idari faaliyetin hukuki niteliğini, bu faaliyetin yürütülme usulünü de belirterek açıklayınız. 2. Ankara İdare Mahkemesi‟nde dava açan öğrencilerin "kazanılmış hak" iddialarının haklı olup olmadığını, yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında tartışınız. 3. (V) Üniversitesi Hukuk Fakültesinin öğrenim ücretinin, 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılı için 25.000 TL olarak belirlenmesini, yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında irdeleyiniz. 4. (V) Üniversitesi tarafından 2013 yılında çıkartılan bir Genelge‟de, başörtülü öğrencilerin derslere alınamayacağının belirtilmesini, yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında irdeleyiniz. *** II. SORU Kurgusal Olay Karayolları Genel Müdürlüğü ile (K) A.Ş. arasında, 1990 yılında, 49 yıl için otoyol yapımı, bakımı ve işletilmesi konusunda bir sözleşme akdedilmiştir. Bu sözleşme, 3465 sayılı "Karayolları Genel Müdürlüğü Dışındaki Kuruluşların Erişme Kontrollü Karayolu (Otoyol) Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun" uyarınca akdedilmiş olup; adı geçen Kanun‟a göre, bu sözleşmenin sona ermesi ile birlikte, otoyol ile bütün tesisler ve müştemilatı, her türlü borç ve taahhütten ari ve kullanılabilir durumda Karayolları Genel Müdürlüğü‟ne kendiliğinden geçecek; sözleşme, görevli şirketin acze düşmesi veya sözleşme şartlarını ihlal etmesi halinde, Genel Müdürlükçe süresinden önce de feshedilebilecektir (m.6). Yine anılan Kanun uyarınca, otoyol geçiş ücretleri tarifesi, görevli şirketin talebi, Karayolları Genel Müdürünün teklifi üzerine Bakanın onayı ile tespit edilecektir (m.7). Öte yandan, yapılacak otoyol ve tesisler için kamulaştırma gereksinimi ortaya çıktığında, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından Genel Müdürlük adına kamulaştırma yapılacağı ve kamulaştırma bedelinin tamamen veya kısmen görevli şirket tarafından ödenmesinin sözleşmede hükme bağlanabileceği de, adı geçen Kanun‟da öngörülmüş bulunmaktadır (m.8). Buna göre, aşağıdaki soruları gerekçeli olarak yanıtlayınız. 1. a. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından, b. (K) A.Ş. tarafından, yürütülen idari faaliyetlerin niteliklerini, bu faaliyetlerin yürütülme usullerini de belirterek izah ediniz. 2. 3465 sayılı Kanun‟un 6. maddesinde yer alan, "Sözleşmeler, görevli şirketin acze düşmesi veya sözleşme şartlarını ihlal etmesi halinde, Genel Müdürlükçe süresinden önce de feshedilebilir." hükmü ile 7. ve 8. madde hükümlerini, Karayolları Genel Müdürlüğü ile (K) A.Ş. arasında akdedilen sözleşmenin ve (K) A.Ş. tarafından yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında irdeleyiniz. *** III. SORU Anayasa Mahkemesi, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu‟na 10.06.1994 tarih ve 4000 sayılı Kanun ile eklenen Ek 18. maddede öngörülen, "Bakanlık, mobil telefon, çağrı cihazı, data şebekesi, akıllı şebeke, kablo TV, ankesörlü telefon, uydu sistemleri, rehber basım ve benzeri katma değerli hizmetler konularında sermaye şirketlerine tekel oluşturmayacak koşulları da dikkate almak suretiyle işletme lisans ve ruhsatı (sermaye şirketlerinin devralacakları ve bizzat kuracakları tesislerin işletilmesine yönelik olarak) verebilir." hükmünde geçen "işletme lisans ve ruhsatları"nı şöyle nitelendirmiştir: "(...) irinci fıkradaki katma değerli hizmetlere ilişkin işletme lisans ve ruhsat sözleşmelerinin Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi tarafından yapılması durumunda da sözleşmelerin „imtiyaz sözleşmesi‟, daha geniş bir tanımla „idarî sözleşme‟ olma niteliği değişmeyecektir. (...) Ulaştırma Bakanlığının söz konusu fıkra gereğince, işletme lisans ve ruhsatına ilişkin sermaye şirketleriyle yapacağı sözleşmelerin idarî sözleşme olacağı kuşkusuzdur. (...) Gerçekten de, kamu hizmetinin özel teşebbüse gördürülmesine ilişkin olan ve yönetime üstünlük tanınan, koşullarını Ulaştırma Bakanlığının belirleyeceği sözleşmeler imtiyaz sözleşmeleridir. (...)" Anayasa Mahkemesinin, 22.12.1994 tarih ve E.1994/70, K.1994/65-2 sayılı kararında, "işletme lisans ve ruhsatları" ile ilgili olarak ortaya koyduğu bu yaklaşımı, İdare Hukuku ilke ve kuralları bağlamında değerlendiriniz. *** IV. SORU Kurgusal Olay İçişleri Bakanının önerisi, Bakanlar Kurulunun kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile 15.04.2009 tarihinde atanan (İ) İli Valisi (V), (B) Belediye Meclisinin, belediye sınırları içerisindeki bir mahallenin kaldırılması yolundaki 29.09.2010 tarihli kararını, 03.10.2010 tarihinde onamıştır. İlgili Mevzuat : 5393 sayılı Belediye Kanunu m.9/2 : "Belediye sınırları içinde mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, bölünmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesi, belediye meclisinin kararı ve kaymakamın görüşü üzerine valinin onayı ile olur. (...)" Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükmünü de göz önünde tutarak yanıtlayınız. 1. Olaydaki idarelerin T.C. idari teşkilatı içerisindeki konumlarını belirleyiniz. 2. (İ) İli Valisi (V)‟nin 03.10.2010 tarihli kararını, idarenin bütünlüğü ilkesini gerçekleştirmeye yönelik hukuksal araçlar bağlamında irdeleyerek, bu kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını izah ediniz. 3. (V)‟nin vali olarak atanmasına ilişkin 15.04.2009 tarihli işlemi, idari işlem kuramı yönünden sınıflandırınız. *** V. SORU Kurgusal Olay (Ü) Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi (Ö), 09.06.2010 tarihinde yapılan İdare Hukuku dersi final sınavında, sıranın üzerine bazı yazılar yazmak suretiyle kopya çektiği gerekçesiyle, Disiplin Kurulunun 17.09.2010 tarihli kararıyla, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 9. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendi uyarınca, "yükseköğretim kurumundan iki yarıyıl uzaklaştırma cezası" almıştır. Anılan disiplin cezası verilmeden önce savunması alınmayan (Ö)‟nün, daha sonra, sıranın üzerine yazmış olduğu yazıların, derslerle ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumu 11.10.2010 tarihinde Yükseköğretim Kurulu‟na (YÖK) ileten (Ö), hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü söz konusu disiplin cezasının (Ü) Üniversitesi tarafından geri alınması için talimat verilmesini istemiştir. YÖK de, (Ö)‟nün bu talebi üzerine, açıkça hukuka aykırı biçimde verilmiş olan disiplin cezalarının geri alınması konusunda üniversitelere emir ve talimat verebilmesine olanak tanıyan 08.04.2007 tarihli Genelge uyarınca, (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne gönderdiği 25.10.2010 tarihli yazı ile söz konusu disiplin cezasının geri alınması yönünde bir talimat vermiştir. - 13.01.1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin ilgili maddeleri : (***NOT: Bu Yönetmelik, 18.08.2012 tarihli ve 28388 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılmıştır.) Kınama Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları Madde 5.- " Kınama cezasını gerektiren eylemler şunlardır: (...) b) Yükseköğretim kurumlarında duvarlara, demirbaş eşya üzerine yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek, (...) " Yükseköğretim Kurumundan Bir veya İki Yarıyıl İçin Uzaklaştırma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları Madde 9.- " Yükseköğretim kurumundan bir veya iki yarıyıl için uzaklaştırmayı gerektiren fiil ve haller şunlardır: (...) m) Sınavlarda kopya yapmak veya yaptırmak veya bunlara teşebbüs etmek. " Savunma Hakkı Madde 16.- " a) Hakkında disiplin soruşturması açılan öğrenciye atfedilen suçun neden ibaret olduğu, savunmasını yapacağı tarihten en az yedi gün önce yazılı olarak bildirilir. Bu yazıda; öğrenciden belirtilen gün, saat ve yere, savunmasını yapmak üzere hazır bulunması istenilir. Tebligat yapılmasının mümkün olmadığı hallerde, öğrencinin savunmasını yapmak üzere soruşturmacıya başvurması hususu, mensubu bulunduğu kuruluşun belirli yerlerinde ilân olunur. b) Öğrenciye yollanacak davetiyede; çağrıya özürsüz olduğu halde uymadığı veya özrünü zamanında bildirmediği takdirde, savunmadan vazgeçmiş sayılacağı ve diğer delillere dayanılmak suretiyle hakkında gerekli kararın verileceği kaydolunur. (...) " Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde tutarak yanıtlayınız. 1. Olayda adı geçen kuruluşların T.C. idari teşkilatı içerisindeki konumlarını belirleyiniz. 2. Olayda adı geçen kuruluşların yürütmekte oldukları faaliyetlerin hukuksal niteliklerini izah ediniz. 3. Olaydaki idari işlemleri tespit ederek, idari işlem kuramı yönünden tasnif ediniz. 4. (Ö)‟nün, 17.09.2010 tarihli iki yarıyıl uzaklaştırma cezasına ilişkin hukuka aykırılık iddiasının, işlemin hangi unsuruna/unsurlarına ilişkin olabileceğini açıklayınız. 5. YÖK‟ün, (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne göndermiş olduğu 25.10.2010 tarihli yazı ile vermiş olduğu talimatı hukuken değerlendiriniz. 6. (Ü) Üniversitesinin vermiş olduğu uzaklaştırma cezasının hukuka aykırı olduğu varsayıldığında; bu ceza nedeniyle derslere devam edemeyen ve sınavlara giremeyen (Ö)‟nün, bu süreçte uğramış olduğu zararlardan dolayı idarenin mali sorumluluğunun söz konusu olup olamayacağını tartışınız. *** VI. SORU Kurgusal Olay (X) A.Ş., 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca, kaynak tahsisini gerektiren, ancak kullanım hakkı sayısı sınırlandırılmayan bir elektronik haberleşme hizmetini sunmak amacıyla, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu‟na, 14.05.2010 tarihinde başvuruda bulunmuş ve 05.06.2010 tarihinde, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yetkilendirilerek, faaliyete başlamıştır. Ancak, daha sonra, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, (X) A.Ş.‟nin yapmış olduğu başvurunun, konuyla ilgili olarak 02.03.2009 tarihinde çıkarmış olduğu bir Yönetmeliğe aykırı olduğunu tespit etmiş ve bunun üzerine, (X) A.Ş.‟nin söz konusu elektronik haberleşme hizmetini yürütemeyeceği hususunu, 11.10.2010 tarihinde, adı geçen Şirkete tebliğ etmiştir. İlgili Mevzuat: • 2813 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanunun, "Kuruluş" başlıklı 5. maddesinin ilk üç fıkrası: " Kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu kurulmuştur. Kurum, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu ile Başkanlık teşkilatından oluşur. Kurum görevlerini yerine getirirken bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kuruma emir ve talimat veremez Kurum'un ilişkili olduğu bakanlık Ulaştırma Bakanlığıdır. " • 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun, "Yetkilendirme Usulü" başlıklı 9. maddesi: " (1) Yetkilendirme, bildirim veya kullanım hakkının verilmesi yoluyla yapılır. (2) Elektronik haberleşme hizmeti sunmak ve/veya şebekesi veya alt yapısı kurup işletmek isteyen şirketler faaliyete başlamadan önce Kurum (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) düzenlemeleri çerçevesinde Kuruma bildirimde bulunurlar. (3) Kuruma bildirimde bulunan şirketler, sunmak istedikleri elektronik haberleşme hizmeti ve/veya işletmek istedikleri elektronik haberleşme şebekesi veya altyapısı için numara, frekans, uydu pozisyonu gibi kaynak tahsisine ihtiyaç duymuyorlar ise Kurumun belirlediği usul ve esaslara uygun bildirimle birlikte; kaynak tahsisine ihtiyaç duyuyorlar ise Kurumdan kullanım hakkı alınması kaydıyla yetkilendirilirler. (4) Kurum, kullanım hakkı verilmesinin gerektiği elektronik haberleşme hizmetlerini ve bu hizmetlere ilişkin kullanım hakkı sayısının sınırlandırılmasının gerekip gerekmediğini tespit eder. (5) Kullanım hakkı sayısının sınırlandırılmasının gerekmediği tespit edilen elektronik haberleşme hizmetleri için usulüne uygun başvuruyu müteakip 30 gün içerisinde Kurumca kullanım hakkı verilir. (6) Kullanım hakkı sayısı, ancak kaynakların sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesinin gerektiği durumlarda ve kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını teminen sınırlandırılabilir. Kullanım hakkı sayısının sınırlandırılması halinde; a) Uydu pozisyonu ile ulusal çapta verilecek frekans bandı kullanımını ihtiva eden ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi gereken elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin yetkilendirme politikası, hizmetin başlama zamanı, yetkilendirme süresi ve hizmeti sunacak işletmeci sayısı gibi kıstaslar Bakanlık (Ulaştırma Bakanlığı) tarafından belirlenir ve yetkilendirme Kurum tarafından yapılır. Ancak, ulusal çapta verilecek frekans bandı kullanımını ihtiva eden ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi gereken elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin ihaleleri Bakanlık gerekli gördüğü hallerde doğrudan kendisi de yapabilir. b) (a) bendinde belirtilen hususların dışında kalan ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından verilecek olan elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesine ve/veya elektronik haberleşme şebeke ve alt yapısının tesisi ve işletilmesine ilişkin olarak, gerekli işlemler Kurum tarafından yürütülür. (7) Kurum, kaynakların etkin kullanımını sağlamak amacıyla Bakanlığın görüşüne başvurarak gerekli tedbirleri alır ve yapılacak ihaleye ilişkin usul ve esasları belirler. Kurum ve yukarıdaki fıkranın (a) bendinde öngörülen hallerde Bakanlık, kullanım hakkı ile ilgili olan ihalelerde 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi değildir. (8) Kullanım haklarının süresi, yirmibeş yıldan fazla olmamak üzere belirlenir. Bu madde uyarınca belirlenen yetkilendirme süreleri, şebeke ve hizmetin niteliği ile başvuru sahibinin talebi de dikkate alınmak suretiyle tespit edilir. (9) Kurum, kullanım hakkı verilmesi taleplerini, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu sağlığı ve benzeri kamu yararı gerekleri, tahsis edilmesi gereken kaynakların yetersizliği ve ihale aşamasında belirlenen yeterlik şartlarının sağlanmaması sebepleriyle reddedebilir. (10) Kullanım hakkı, işletmecinin faaliyetlerinin mevzuata aykırı olması durumunda Kurum tarafından belirlenen usul ve esaslara göre iptal edilebilir. Kullanım hakkının iptal edildiği hallerde abonelerin menfaatlerini korumak için gerekli tedbirler alınır. (11) Kurum, kamu güvenliği, kamu sağlığı ve benzeri kamu yararı gereklerinden kaynaklanan sebeplerin tespiti halinde, şirketlerin elektronik haberleşme alanında faaliyete geçmelerini veya elektronik haberleşme sağlamalarını gerektiğinde Bakanlığın görüşünü de alarak engelleyebilir. (12) Bu madde hükümlerine aykırı olarak elektronik haberleşme tesisi kuran, işleten veya elektronik haberleşme hizmeti verenlerin tesisleri Kurumun talebi üzerine ilgili mülki amirlerce kapatılarak faaliyetlerine son verilir. (13) Bildirim ve kullanım hakkı ile ilgili usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir. " Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde tutarak yanıtlayınız. 1. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilatı içerisindeki konumunu belirleyerek, idarenin bütünlüğü ilkesi bakımından değerlendiriniz. 2. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliğini belirtiniz. 3. (X) A.Ş.‟nin yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliğini açıklayınız. 4. Olaydaki idari işlemleri tespit ederek, idari işlem teorisi yönünden tasnif ediniz. 5. Olaydaki idari işlemlerin hangi tarihte yürürlüğe girdiğini belirtiniz. 6. (X) A.Ş.‟nin, 14.05.2010 tarihinde yapmış olduğu başvuruyu kabul edip etmemek bakımından, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun sahip olduğu yetkinin hukuksal niteliğini tartışınız. 7. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, (X) A.Ş. tarafından yapılan 14.05.2010 tarihli başvurunun hukuka aykırı olduğunu tespit etmesinden sonra, yetkilendirmeyi geri almasının mümkün olup olmadığını irdeleyiniz. 8. Bir an için, (X) A.Ş.‟nin 14.05.2010 tarihinde yapmış olduğu başvurunun, Kanunda öngörülen 30 günlük süre boyunca yanıtsız bırakıldığı varsayılacak olursa; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun buradaki hareketsizliğine herhangi bir sonuç bağlanabilir mi? 9. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, Kanunda öngörülen 30 günlük sürenin dolmasından sonra, 03.07.2010 tarihinde, kullanım hakkını vermek suretiyle (X) A.Ş.‟yi yetkilendirmesi mümkün müdür? 10. Bir an için, (X) A.Ş.‟nin, kaynak tahsisini gerektiren ve kullanım hakkı sayısı sınırlandırılan bir elektronik haberleşme hizmetini yürütmek üzere yetkilendirilmek amacıyla, 14.05.2010 tarihinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yapılan yetkilendirme ihalesine katıldığını varsayacak olursak; a. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, ihale süreci sonucunda, ihaleye katılan istekli şirketlerden biri olan (Z) A.Ş.‟yi yetkilendirmesi halinde, bu yetkilendirme işleminin hukuksal niteliğini belirleyiniz. b. (Z) A.Ş.‟nin ihaleye fesat karıştırdığını kanıtlayan (X) A.Ş.‟nin, (Z) A.Ş.‟ye verilmiş bulunan kullanım hakkının, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından geri alınmasını istemesi olanaklı mıdır? c. Burada yapılan ihale süreci sonucunda ortaya çıkan sonuç, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kullanım hakkı verilmesine ilişkin işlem yönünden bağlayıcı mıdır? 11. (X) A.Ş.‟nin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından, bir elektronik haberleşme hizmetini yürütmek amacıyla yetkilendirildiğini; ancak daha sonra, yetkilendirilebilmek için öngörülen koşulları kaybettiğini varsayacak olursak; a. Bir an için, yetkilendirmenin iptali müessesesinin Kanunda düzenlenmemiş olduğu da düşünülecek olursa; söz konusu yetkilendirmenin iptal edilip edilemeyeceğini ve eğer iptal edilebilecekse, bu konuda hangi merciin yetkili olduğunu ve bu yetkisini nasıl kullanacağını izah ediniz. b. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun mevzuat uyarınca ilişkili olduğu bakanlık olan Ulaştırma Bakanlığı‟nın, yetkilendirmenin iptaline karar verip veremeyeceğini tartışınız. c. Bir an için, mevzuat uyarınca, Ulaştırma Bakanlığının yetkilendirmenin iptaline karar veremeyeceği ve buna rağmen, yetkilendirmenin iptaline yönelik bir karar verdiği düşünülecek olursa; bu durumda, Ulaştırma Bakanlığının söz konusu işleminin, hukuken geçerli sayılıp sayılamayacağını belirtiniz. 12. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, bir elektronik haberleşme hizmetinin yürütülmesi konusunda yetkilendirmiş olduğu (X) A.Ş.‟ye, yetkilendirme şartlarına aykırı hareketlerinden ötürü, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu‟nda öngörülen, "bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçü oranında" idari para cezası uygulaması halinde; a. Buradaki idari para cezasının hukuksal niteliği ve özellikleri nelerdir? Devlet fonksiyonları açısından irdeleyiniz. b. Bu yaptırım kararı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından değil de; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca Ankara Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş olsaydı, (a) seçeneğindeki sorunun yanıtında herhangi bir değişiklik olur muydu? c. (X) A.Ş.‟nin yetkilendirme şartlarını ihlal etmemesine karşın; salt adı geçen Şirketin Yönetim Kurulu Başkanının, Kurumun karar organı olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu üyelerinden dördü ile daha önceki bir husumeti nedeniyle, böyle bir yaptırımla karşı karşıya kaldığı düşünülecek olursa; bu durumda, söz konusu idari yaptırım kararındaki sakatlığın türünü ve bunun sonuçlarını izah ediniz. *** VII. SORU Kurgusal Olay Mamak Belediye Başkanlığı‟nda görev yapan memur (M) hakkında, kendisine verilen emir ve görevleri kasıtlı olarak yerine getirmediği iddiasıyla disiplin soruşturması açılmış ve soruşturma neticesinde (M)‟ye, 15.04.2001 tarihinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/1-C-(a) maddesi uyarınca, "1/15 oranında aylıktan kesme cezası" verilmiştir. Anılan disiplin cezası verilmeden önce savunmasının alınmamış olduğunu ileri süren (M), bu durumu İçişleri Bakanlığı‟na iletmiş ve İçişleri Bakanı da, söz konusu disiplin cezasının geri alınması için, 08.05.2001 tarihinde, Mamak Belediye Başkanlığı‟na talimat yazısı göndermiştir. Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, gerekçeli biçimde yanıtlayınız. 1. Olayda adı geçen idari kuruluşların, T.C. idari teşkilatı içerisindeki konumlarını belirleyiniz. 2. (M)‟ye, 15.04.2001 tarihinde verilmiş olan "1/15 oranında aylıktan kesme cezası"nı, idari işlem teorisi yönünden sınıflandırınız. 3. (M)‟nin, 15.04.2001 tarihli disiplin cezası verilmeden önce savunmasının alınmamış olduğu yönündeki hukuka aykırılık iddiasının, idari işlemin hangi unsuruna ilişkin olabileceğini ve bu hukuka aykırılık için herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanamayacağını izah ediniz. 4. İçişleri Bakanlığı ile Mamak Belediye Başkanlığı arasındaki ilişkinin hukuksal niteliği bağlamında, İçişleri Bakanının, Mamak Belediye Başkanlığı‟na göndermiş olduğu 08.05.2001 tarihli talimatı hukuken değerlendiriniz. *** VIII. SORU Kurgusal Olay (Ü) Üniversitesinin (X) Fakültesinde açık bulunan bir doçentlik kadrosu için, Rektörlükçe ilan yapılmış ve bu kadroya atanabilmek amacıyla (C), (D), (E) ve (F) isimli dört aday başvuruda bulunmuştur. Başvuruda bulunan adayların durumlarını incelemek üzere, Rektör (R) tarafından, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 25/a maddesi uyarınca görevlendirilen jüri üyeleri, her bir aday hakkında ayrı ayrı olarak hazırladıkları mütalaalarını Rektörlüğe bildirmişlerdir. Bu mütalaaların hepsinde, başvuran dört adayın da, doçentliğe atanabilmek için gerekli olan asgari şartları taşıdığı ifade edilmekle birlikte; (D)‟nin doçentlik kadrosuna atanmasının daha uygun olacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Anılan mütalaaları göz önünde bulunduran Rektör (R), 02.03.2010 tarihinde (D)‟yi doçentlik kadrosuna atamış ve bu atama kararı, 11.03.2010 tarihinde (D)‟ye tebliğ edilmiştir. Bunu öğrenen (F) ise, söz konusu atama işlemin 2547 sayılı Kanunun 25/a maddesine aykırı olduğu iddiasıyla, idari yargıda bir iptal davası açmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.25/(a) : " Bir üniversite biriminde açık bulunan doçentlik kadrosu, rektörlükçe, isteklilerin başvurması için ilan edilir. Müracaat eden adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler, adaylar hakkında ayrı ayrı mütalaalarını rektöre bildirirler. Rektör, bu mütalaalara dayanarak, üniversite yönetim kurulunun görüşünü de aldıktan sonra atamayı yapar. " Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen yasa hükmünü de göz önünde tutarak, gerekçeli biçimde yanıtlayınız. 1. (Ü) Üniversitesinin T.C. idari teşkilatındaki yerini ve yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliğini belirtiniz. 2. (D)‟nin doçentlik kadrosuna atanmasına ilişkin kararı, idari işlem teorisine göre, çeşitli açılardan tasnif ediniz. 3. (F)‟nin, 2547 sayılı Kanunun 25/a maddesine dayanan hukuka aykırılık iddiası, idari işlemin hangi unsuruna ilişkin olabilir? Bu iddia, sizce haklı mıdır? Haklı olduğu varsayılırsa; söz konusu hukuka aykırılık için herhangi bir yaptırım uygulanabilir mi? 4. (F)‟nin açmış olduğu dava devam ederken, Yükseköğretim Kurulu‟nun (YÖK), (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne gönderdiği bir yazı ile, (D)‟nin atama kararının geri alınması yönünde talimat verdiği varsayımı altında; (Not: Anayasa'da ve ilgili kanunlarda, YÖK'ün böyle bir yetkisinin bulunduğuna ilişkin düzenleme yoktur.) a. YÖK ile (Ü) Üniversitesi arasındaki ilişkinin hukuksal niteliği bağlamında, YÖK‟ün, (Ü) Üniversitesi‟ne böyle bir emir ve talimat verip veremeyeceğini tartışınız. b. Anayasa‟da ve ilgili kanunlarda YÖK‟ün böyle bir yetkisinin bulunduğuna ilişkin düzenleme olmamakla birlikte; bir an için, YÖK‟ün daha önce çıkarmış olduğu bir Genelge‟de böyle bir emir ve talimat verme yetkisinin öngörülmüş olduğu düşünülecek olursa, bir önceki seçeneğe [4-(a)] ilişkin yanıtınızda değişiklik olur mu? Neden? c. YÖK‟ün, (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne böyle bir talimat vermek yerine; (D)‟nin atama kararının geri alınması yönünde bir işlem tesis ederek, bunu (D)‟ye tebliğ etmesi halinde, herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olur mu? d. Burada "geri alma" ifadesi kullanılmak suretiyle, (D)‟nin doçent kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin hukuksal sonuçlarının, hangi tarihten itibaren ortadan kaldırılması talep edilmiş olmaktadır? *** IX. SORU Kurgusal Olay Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanlık binasının güvenliğini sağlamak üzere, TBB Başkanlığı ile 26.01.2009 tarihinde İçişleri Bakanlığı‟ndan almış olduğu izinle faaliyet yürütmekte olan (K) Koruma, Güvenlik, İnşaat, Taahhüt, Turizm Hizmetleri A.Ş. [(K) A.Ş.] arasında 05.04.2010 tarihinde bir sözleşme imzalanmış olup; bu sözleşme uyarınca, (K) A.Ş. tarafından istihdam edilen yirmi adet güvenlik görevlisi, TBB binasında görevlendirilmiştir. Özel güvenlik görevlilerinden (G), 11.10.2010 tarihinde, beylik silahını, arkadaşı olan diğer güvenlik görevlisi (Ö)‟ye doğrultmak suretiyle şakalaşırken, silahın ateş alması sonucunda, oradan geçmekte olan Avukat (A)‟yı ağır biçimde yaralamıştır. Hemen, bir vakıf üniversitesinin tıp fakültesi hastanesine kaldırılan (A), burada bir dizi ameliyat geçirmiştir. Bu nedenle, 15.000 TL hastane masrafı ödeyen (A), (K) A.Ş. üzerinde gerekli denetimleri yapmadığından bahisle, İçişleri Bakanlığı‟na karşı, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle bir tam yargı davası açmıştır. Bu arada, İçişleri Bakanlığı, "faaliyet alanının münhasıran koruma ve güvenlik hizmeti olmadığı"ndan bahisle, (K) A.Ş.‟nin faaliyet iznini, 12.03.2011 tarihinde iptal etmiştir. Bunun üzerine, (K) A.Ş., faaliyet izninin iade edilmesi istemiyle İçişleri Bakanlığı‟na başvuruda bulunmuş ve fakat, bu talebi yanıtsız bırakmıştır. - 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun ilgili maddeleri: Amaç Madde 1.- " Bu Kanunun amacı, kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirlemektir. " Kapsam Madde 2.- " Bu Kanun, özel güvenlik izninin verilmesine, bu hizmeti yerine getirecek kişi ve kuruluşların ruhsatlandırılmasına ve denetlenmesine ilişkin hususları kapsar. " Özel Güvenlik Şirketleri Madde 5.- " Şirketlerin özel güvenlik alanında faaliyette bulunması İçişleri Bakanlığının iznine tabidir. Faaliyet izni verilebilmesi için şirket hisselerinin nama yazılı olması ve faaliyet alanının münhasıran koruma ve güvenlik hizmeti olması zorunludur. (...) " Grev Yasağı Madde 17.- " Özel güvenlik personeli greve katılamaz. " Görevden Uzaklaştırma Yasağı Madde 18.- " Özel güvenlik görevlileri lokavt dolayısıyla işten uzaklaştırılamaz. " Denetim Madde 22.- " İçişleri Bakanlığı ve valilikler özel güvenlik hizmetleri kapsamında, özel güvenlik birimlerini, özel güvenlik şirketlerini ve özel güvenlik eğitimi veren kurumları denetlemeye yetkilidir. Denetimin mahiyeti, kapsamı, usul ve esasları yönetmelikle belirlenir. Denetim sonucu tespit edilen eksikliklerin ilgili kişi, kurum, kuruluş ve şirketlerce verilen süre içinde giderilmesi zorunludur. Amacı dışında faaliyet gösterdiği veya suç kaynağına dönüştüğü tespit edilen şirketlerin ve özel eğitim kurumlarının faaliyet izni iptal edilir. Bu şekilde faaliyet izni iptal edilen şirketlerin veya kurumların, kurucu ve yöneticileri, özel güvenlik şirketlerinde ve özel güvenlik eğitimi veren kurumlarda kurucu ve yönetici olamazlar. " Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde tutarak yanıtlayınız. 1. Olayda adı geçen kuruluşların hukuksal durumlarını saptayınız. 2. Özel güvenlik görevlisi (G)‟nin yürütmekte olduğu faaliyetin hukuksal niteliğini belirtiniz. 3. İçişleri Bakanlığı tarafından (K) A.Ş.‟ye verilmiş olan 26.01.2009 tarihli iznin hukuksal niteliğini tartışınız. 4. Özel güvenlik görevlileri bakımından 5188 sayılı Kanunun 17. ve 18. maddelerinde öngörülen grev ve lokavt yasağının, İdare Hukukunda geçerli olan hangi ilke ile bağlantılı olabileceğini irdeleyiniz. 5. (A)‟nın açmış olduğu tam yargı davasının hukuken haklı olup olmadığını tartışınız. 6. Olaydaki idari işlemleri tespit ederek, idari işlem teorisi yönünden sınıflandırınız. 7. İçişleri Bakanlığının, (K) A.Ş.‟nin faaliyet iznini iptal ederken göstermiş olduğu gerekçenin, işlemin hangi unsuruna ilişkin olduğunu ve bu gerekçenin isabetli olup olmadığını izah ediniz. 8. Bir an için, (K) A.Ş.‟nin faaliyet izninin iptal edilmesinin, hiçbir haklı gerekçesinin bulunmadığını ve aslında, İçişleri Bakanının yeğeninin yönetim kurulu başkanı olduğu özel güvenlik şirketi olan (Y) A.Ş.‟nin güçlü bir rakipten kurtulması için böyle bir karar verildiğini varsayacak olursak; bu durumda, İçişleri Bakanlığının söz konusu iptal kararındaki sakatlığın türünü ve bunun hukuki sonuçlarını açıklayınız. *** X. SORU " Hükümet, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu‟nun (HSYK), Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekilliği‟nde görevli dört savcının yetkilerini kaldırmasına ve Yargıtay Başsavcılığı, Yargıtay ile Danıştay‟ın açıklamalarına, siyasi tarihin yargıyı hedef alan en sert açıklamalarından biriyle yanıt verdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‟ın başkanlığındaki toplantıda yapılan değerlendirmeler doğrultusunda hazırlanan metni okuyan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK ve Yargıtay Başsavcılığı‟nı suç işlemekle, Yargıtay ve Danıştay‟ı yargıya müdahale ile suçlayarak karar ve açıklamaları „yargı bağımsızlığına darbe‟ olarak niteledi. Yargı için kullanılan sert ifadelerin büyük ve kalın harflerle yazıldığı metni, 21.00‟de basın toplantısında okuyan Ergin, söze „Üstlendiğimiz sorumluluk gereği gelişmeler karşısında daha fazla sessiz kalamayacağız‟ diye başladı. Ergin şunları söyledi: „Hâkimler ve savcıların yargısal denetimi yargı mercilerine bırakılmıştır. HSYK‟nın böyle bir görev ve yetkisi yoktur. HSYK yargısal görevleri olmayan idari bir kuruldur. Mahkeme kararlarını denetleme hakkı yoktur. Bu denetimi yapmaya kalkışması açık bir yetki gaspıdır. Yargıtay 1. Başkanlık Kurulu‟nun, yetkisi olmamasına rağmen önüne gelecek bir konuda toplanarak HSYK‟nın doğru yaptığını açıklaması, yasal dayanaktan yoksundur, ihsas-ı reydir, yargılama faaliyetine müdahaledir. Görev alanıyla ilgili olmayan bu konuda Danıştay Başkanı‟nın açıklaması da yanlışlıklara katkı vermektir. HSYK, yürütülmekte olan soruşturmaya müdahale etmiş, taraf olmuş, yetkisini aşmış, bağımsız yargının işleyişine engel olmuş, soruşturmayı tehlikeye sokmuştur.‟ (...) " Milliyet Gazetesi'nin internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) yer alan 18.02.2010 tarihli bu haberde yer verilen açıklamaları, İdare Hukuku açısından değerlendiriniz. *** XI. SORU " Dava, davalı idareye ait taşınmazların 31.10.1991 onay tarihli 1/1000 ölçekli Pendik İmar Planı değişikliğinde belediye hizmet ve otopark alanı olarak ayrılması nedeniyle davacı Pendik Belediye Başkanlığının davalı idareye yaptığı taşınmazların devri talebinin reddedilmesi üzerine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30. maddesi uyarınca Danıştay Dairesine yapılan başvurunun reddi yolundaki 30.3.1993 günlü, 1993/53 sayılı Danıştay 1. Dairesinin kararının iptali istemiyle açılmıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30. maddesinin 2. fıkrasında „Taşınmaz mala, kaynak veya irtifak hakkına ihtiyacı olan idare, ödeyeceği bedeli de belirterek mal sahibi idareye yazılı olarak başvurur; mal sahibi idare devire muvafakat etmez veya altmış gün içinde cevap vermez ise anlaşmazlık isteyen idarenin başvurusu üzerine Danıştay ilgili idari dairesinde incelenerek iki ay içinde kesin karara bağlanır.‟ kuralı yer almaktadır. Bu yasa kuralından anlaşılacağı üzere, iki idarenin taşınmaz malın devri konusunda anlaşamamaları halinde yapılan başvuru üzerine Danıştay ilgili idari dairesinin bu konuda vereceği kararın kesin olduğu ve davaya konu edilemeyeceği açıktır. Bu nedenle, davacı Pendik Belediye Başkanlığının davalı idarenin taşınmazların devrine muvafakat etmemesi ve Danıştay 1. Dairesine yaptığı başvurunun da dairece reddine karar verilmesi üzerine bu kararın iptali talebiyle açılan davayı incelemeye olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın incelenmeksizin reddine karar verildi. " Danıştay 6. Dairesinin, metni yukarıda verilen, 14.09.1993 tarihli ve E.1993/2684, K.1993/3061 sayılı kararının, hukuken isabetli olup olmadığını tartışınız. *** XII. SORU Kurgusal Olay Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi (Ö), kız arkadaşına laf attığı gerekçesiyle bir sınıf arkadaşını bıçaklamış ve bu nedenle açılan ceza davası neticesinde, Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, Türk Ceza Kanunu uyarınca, "bir yıl hapis cezası"na mahkûm edilmiş; ancak cezası "tecil" edilmiştir. Diğer yandan, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği uyarınca, (Ö) hakkında disiplin soruşturması da açılmış ve (Ö)‟ye savunma hakkı tanınmaksızın, Disiplin Kurulu tarafından, "yüksek öğretim kurumundan bir yarıyıl uzaklaştırma cezası" verilmiştir. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü‟ne bağlı Eskişehir Yurdu‟nda kalan (Ö)‟nün, almış olduğu bu cezalar nedeniyle yurtla ilişiği de kesilince; Ankara‟da ikamet etmekte olan ailesinin yanına gitmek üzere, 05.05.2012 tarihinde Eskişehir-Ankara trenine binmiştir. Makinist (M)‟nin uyuyakalması nedeniyle, hemzemin geçitten geçmekte olan bir araca çarpan trenin, (Ö)‟nün bulunduğu vagonu raydan çıkarak devrilmiş ve bu vagonda bulunan, (Ö) ile birlikte toplam sekiz kişi ile trenin çarptığı araçta bulunan beş kişi, ağır yaralanmıştır. Yaralılar, hemen bir vakıf üniversitesi olan (Ü) Üniversitesinin Tıp Fakültesi Hastanesi‟ne kaldırılmış ve tedavileri burada gerçekleştirilmiştir. Söz konusu tedaviler için, her bir yaralıya 5.000 TL tutarında masraf çıkarılmış ve bu masraflar ödenmediği takdirde, yaralıların taburcu edilmeyeceği hususu, Hastane yetkililerince vurgulanmıştır. Durumdan ailesini haberdar etmek ve Hastane masrafları için destek istemek amacıyla, cep telefonu ile, -Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu‟ndan kullanım hakkı alarak yetkilendirilen yeni bir GSM operatörü olan (X)Cell hattından- babasını arayan (Ö); babasının havale ettiği 5.000 TL‟yi ödeyerek Hastaneden ayrılmış ve 24.05.2012 tarihinde Ankara‟ya gelmiştir. Başına gelenleri unutturacağı ve efkâr dağıtacağı düşüncesiyle, 26.05.2012 tarihinde, arkadaşlarıyla Ankara‟da bir meyhaneye giden (Ö), meyhanenin sahibi ile konuşurken, meyhane açmak ve işletmek için gerekli olan ruhsatın alınmadığını öğrenmiş ve mevzuat uyarınca, izin almaksızın açılan bu işletmenin kapatılacağını belirtmiş ve bir hukuk öğrencisi olarak böyle bir mekânda daha fazla duramayacağını söyleyerek, oradan ayrılmıştır. Daha sonra, tren kazası nedeniyle ödemek zorunda kaldığı 5.000 TL tutarındaki Hastane masraflarından oluşan maddi zararı ile bu süreçte uğramış olduğunu öne sürdüğü 10.000 TL tutarındaki manevi zararı bakımından hukuken başvurabileceği yolları araştırmaya başlayan (Ö); anılan kazanın, tamamen (M)‟nin hatasından kaynaklandığı gerekçesiyle, (M)‟ye karşı adli yargıda tazminat davası açmaya karar vermiş ve bu arada, ayrıca, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı‟na da bir dilekçe ile başvurarak; Bakandan, adı geçen Bakanlığın ilgili kuruluşu olan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının Genel Müdürü‟ne, "(M)‟ye bir daha makinist olarak görev verilmemesi" yolunda emir ve talimat göndermesini; hatta mümkünse, Bakanın, TCDD personeli olan "(M)‟nin görevine son verilmesi" yönünde işlem tesis etmesini talep etmiştir. İlgili Mevzuat : - 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununun 1. maddesi : " Merkezi Ankara'da olmak üzere, tüzel kişiliği olan özel hukuk hükümlerine bağlı „Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu‟ kurulmuştur. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Başbakanlığa bağlıdır. Başbakan Kurumun yönetimi ile ilgili yetkilerini gerekli gördüğü takdirde bir bakan aracılığı ile kullanabilir. " - 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun 7. maddesi : " Kişilerin tek tek veya toplu olarak eğlenmesi, dinlenmesi veya konaklaması için açılan otel, motel, pansiyon, kamping ve benzeri konaklama yerleri; gazino, pavyon, meyhane, bar, birahane, içkili lokanta, taverna ve benzeri içkili yerler; sinema, kahvehane ve kıraathane; kumar ve kazanç kastı olmamak şartıyla adı ne olursa olsun bilgi ve maharet artırıcı veya zekâ geliştirici nitelikteki elektronik oyun alet ve makinelerinin, video ve televizyon oyunlarının içerisinde bulunduğu elektronik oyun yerleri; internet kafeler ve benzeri yerler umuma açık istirahat ve eğlence yeri sayılır. (...) Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin ruhsatı bağlı olduğu kolluk kuvvetinin görüşü alındıktan sonra belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler; bu alanların dışında il özel idareleri tarafından verilir. Kolluk kuvveti görüşünü yedi gün içinde verir. Ruhsat talepleri bir ay içinde sonuçlandırılır. İzin alınmadan açılan umuma açık istirahat ve eğlence yerleri kapatılır. (...) " Yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde bulundurmak suretiyle, kurgusal olayı, İdare Hukuku açısından değerlendiriniz. *** XIII. SORU " Yapı kullanma izni Madde 30 – Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Belediyeler, valilikler mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır. Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz. " 3194 sayılı İmar Kanununun, yukarıya aynen alıntılanan, "yapı kullanma izni"ne ilişkin 30. maddesini, İdare Hukuku kavram ve kurumları çerçevesinde niteleyiniz. *** XIV. SORU 16.06.2012 tarihli ve 28325 sayılı Resmi Gazete‟de yayımlanan 2012/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi‟nde, "Kamu kurum ve kuruluşları (Belediyeler ve il özel idareleri hariç) ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait şirketlerin, kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarıyla ilgili olarak; kamu kurum ve kuruluşları, vakıf, dernek veya bunların şirketlerine, gerçek veya tüzel kişilere; satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir vb. her türlü tasarrufa yönelik işlemleri için Başbakanlıktan izin alınacaktır." kuralına yer verilmiştir. Anılan Genelge'de öngörülen bu kuralı, İdare Hukuku açısından irdeleyiniz. *** XV. SORU 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 213. maddesi uyarınca, "Köyler için tesis edilecek mezarlık mahalleri bu köylerin merbut olduğu kaza kaymakamlarınca Hükümet tabiplerinin mütalâası alınarak tâyin olunur. Mütaaddit ve yekdiğerine mücavir köyler için bir mezarlık mahalli tesis olunabilir. Köy mezarlıklarının iyi halde muhafazaları ihtiyar heyetlerine aittir." Adı geçen Kanun'da yer alan bu hükmü, İdare Hukuku açısından değerlendiriniz. *** XVI. SORU " Kurul Başkanlığının 27/3/2013 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/3/2013 tarih ve 20008792.24.1-7693 sayılı yazı ve eklerinin incelenmesi sonucunda; Alternatifbank A.Ş.‟nin (Banka) 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (Kanun) ve ilgili diğer mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerinden doğan sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (v) bendi ile geçici 3 üncü maddesi uyarınca; hizmet verilecek şirketlerin bünyesinde uygun hizmet birimlerinin kurulması ve şirketlerin risk yönetimi faaliyetlerinin planlanması ve uygulanmasının fiilen Banka tarafından yerine getirilmemesi kaydıyla, Alternatif Yatırım A.Ş., Alternatif Yatırım Ortaklığı A.Ş. ve Alternatif Finansal Kiralama A.Ş. dahil Banka risk grubunda bulunan finansal kuruluşlara risk yönetimi hususunda destek/danışmanlık hizmeti sağlamasına izin verilmesine karar verilmiştir. " Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun, yukarıda yer verilen, 04.04.2013 tarih ve 28608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28.03.2013 tarih ve 5263 sayılı kararını İdare Hukuku açısından değerlendiriniz.
×
×
  • Create New...