Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'kira sözleşmesi'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Categories

  • Records
  • Lozan Antlaşması
  • Hastane Enfeksiyonlarının Hukuki Yansımaları
  • Darbeye Teşebbüs Suçu
  • Kubilay Olayı
  • Milli Nizam Partisi Dosyası

Forums

  • hukuk lobisi
    • Hukuki Gelişmeler
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Fakülteleri Bilgi Paylaşım Alanı
  • Hukuk Deposu's Hukuk Sözlükleri
  • Ankahukuk Arşiv's Arşiv Haberler
  • Ankahukuk Arşiv's Blog Yazıları

Blogs

  • Hukuk Dünyası's Ceza Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Avukatlık Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ceza Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Gayrimenkul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İdare Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Aile Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İcra - İflas Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İş Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Kira Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Medeni Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sigorta Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sosyal Güvenlik Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ticaret Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Tüketici Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Diğer Hukuk Dalları
  • Hukuk Dünyası's Borçlar Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Anayasa / Kamu Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Miras Hukuku
  • AnkaBlog's Sosyoloji
  • AnkaBlog's Tarih
  • AnkaBlog's Fotoğraf
  • AnkaBlog's Politika
  • AnkaBlog's Bilim
  • AnkaBlog's Sinema
  • AnkaBlog's Felsefe
  • AnkaBlog's Radyo Tiyatrosu
  • AnkaBlog's Belgesel
  • AnkaBlog's Edebiyat
  • AnkaBlog's Kültür
  • AnkaBlog's Magazin
  • AnkaBlog's Müzik
  • AnkaBlog's Psikoloji
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Eğitimi Dökümanları
  • Hukuk Eğitimi's Hakimlik-Savcılık Sınavları
  • Hukukçular Lokali's Yazıyorum
  • Hukuk Deposu's E-Makaleler

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?


Cinsiyet


About Me


Meslek


Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi

Found 4 results

  1. Bilindiği gibi 6306 sayılı Kanun'un ("Kanun") amacı, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanları oluşturmak için yapılacak iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir. Bu kapsamda riskli yapı tespitinin kesinleşmesinin kira sözleşmesine etkilerinin neler olacağı konusu gündeme gelmektedir. Bilindiği gibi 6306 sayılı Kanun'un ("Kanun") amacı, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanları oluşturmak için yapılacak iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir. Bu kapsamda riskli yapı tespitinin kesinleşmesinin kira sözleşmesine etkilerinin neler olacağı konusu gündeme gelmektedir. Kanun'da riskli olduğu tespit edilen yapıların, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmesi düzenlendiğinden kiracının yapının riskli olduğunu gerekli dikkat ve özeni göstererek öğrenebileceği tartışılabilir. Ancak kiracıdan, kira sözleşmesi yaparken tapu kayıtlarını incelenmesi beklenmemelidir. Kira sözleşmesi gibi sürekli borç doğuran bir sözleşmede kiracı olan kişinin kısa bir süre içerisinde binanın yıkılacağından haberdar edilmesi gerekir. Kiraya veren riskli yapı kararı alındığını bildiği halde taşınmazı kiraya vermiş ve bunu kiracıdan gizlemiş ise bu durumda tarafların sözleşme koşullarına ilişkin olan bilgileri birbirlerine doğru ve eksiksiz olarak vermeleri gerektiğinden aldatma söz konusu olur. Bu halde, riskli yapı tespiti yapılmış ve yıkılacak bir binada, kira sözleşmesi yapılıp durumun kasten kiracıdan gizlemesi halinde, kiracı aldatma nedeniyle sözleşmenin hükümsüzlüğünü öne sürebilir ve tazminat talep edebilir. Kira ilişkisi devam ederken riskli yapı tespiti söz konusu olduğunda kiracı ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvurabilecektir. Sözleşmeyi feshedebilecek veya kira bedelinin indirilmesini talep edebilecektir. Ancak ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini talep etme hakkının kullanılabilmesi için ayıpsız bir benzerinin kiraya verenin elinde bulunması gerekmektedir. Bu durumda kiraya verenin kusurundan bahsedilemeyeceğinden, tazminat talep edilemeyecektir. Kiracının bu haklarını kullanmış olması halinde konu kiracının girişimi ile çözülmüş olacaktır. Ancak değerlendirilmesi gereken, kiracının bu haklarını kullanmaması durumunda kiracının tahliyesinin nasıl gerçekleştireceğidir. Kanun'da kira sözleşmesine yönelik özel bir düzenleme yer almadığından ve henüz bir Yargıtay Kararı da bulunmadığından kira sözleşmesinin durumdan etkilenmesi genel hükümler çerçevesinde olacaktır. Kiralananın risk tespitinin kesinleşmesi halinde ilk olarak imkânsızlık hali değerlendirilebilir. Risk tespitinin kesinleşmesinden sonra kiralananın yıkılması halinde, kiracının artık kiralanan yeri kullanması imkânsız hale gelecektir. Bu yıkım Kanun gereği olacağından kiraya verenin kusurundan da bahsedilemeyecektir. Bu doğrultuda TBK m. 136 hükümleri uyarınca borcun ifası imkânsızlaştığından, kira sözleşmesinin de sona ereceği savunulabilir. Ancak Kanun'un esas amacı öngörülen sürelerde ve hızlı bir şekilde binaların deprem, sel vb. afetlere karşı ya yeniden yapılması ya da güçlendirilerek dayanıklı hale getirilmesidir. Her ne kadar risk tespiti ve yıkım aşamasında birçok idari işlemden bahsedilse de yıkımdan sonra riskler ortadan kalktığından maliklerinin iradeleri ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle gerçek bir imkansızlıktan bahsedilemeyecektir. Buna ek olarak riskli yapı tespitinin yapılması ile yıkımın mutlaka gerçekleşmesi gerekmediği, güçlendirme seçeneğinin de var olduğu unutulmamalıdır. Türk Borçlar Kanunu m. 350 hükmünde kiraya verenin yeniden inşa veya imar sebebiyle tahliyesi ve yıkımı sonrasında yeniden inşa edilmesi hali düzenlenmektedir. TBK m. 350 hükmünde, "Belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak tarihinden başlayarak bir ay içinde tahliye davası açılabilir" denilmektedir. 6306 sayılı Kanun çerçevesinde ise kira süresinin sonunu beklenmesinin mümkün olmadığı açıktır. 6306 sayılı Kanun'da, maliklere verilecek sınırlı süreler söz konusudur. Bu süreler aynı şekilde kiracılar bakımından da geçerli olacaktır. 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği'ne göre, riskli yapı tespitinin kesinleşmesinden sonra İdarece, maliklere süre verilecek eğer bu süre içerisinde yıkım malikler tarafından gerçekleştirilmezse, İdare tarafından gerçekleştirilecektir. Söz konusu süreler kiracılar için de geçerli olduğundan kiracının da riskli yapıyı tahliyeye etmeme gibi bir hakkı bulunmamaktadır. 6306 Kanun çerçevesinde kiraya verenin kusurundan bahsedilemeyeceğinden kiracının tazminat talebinde bulunması da mümkün olmayacaktır. Kentsel dönüşüm süreci hızlı bir şekilde işleyeceğinden 6306 sayılı Kanun bakımından tahliye davası açılması zorunlu olmadığı gibi böyle bir beklenti Kanunun ruhu ile de uyuşmayacaktır. Bunun yerine Kanun'da ve Uygulama Yönetmeliği'nde yapının tahliyesi için kiracılara tebligat yapılması düzenlenmiştir. İdare tarafından altmış günden az olmamak üzere süre verilerek riskli yapıların tahliyesi ve yıktırılması yapı maliklerinden istendikten sonra tebligat yapılarak maliklere, kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi kullananlara, riskli yapının tahliyesi için bildirim yapması gerektiği belirtilecektir. Kanun'da kiracılara yapılacak bildirimden bahsedilmesi ile kentsel dönüşüm durumunda imkânsızlık ve sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi yerine kira sözleşmesinin bildirim yolu ile sona erdirildiği söylenebilecektir. Kiracı idarece yapılan tebligat ya da kiraya veren tarafından yapılan bildirim sonucu kiralananın riskli yapı olduğunu öğrendiğinde kendi isteği ile kiralananı tahliye edebilecektir. Ancak kiracı tarafından riskli olduğu tespit edilen kiralananın verilen süre sonunda tahliye edilmemesi durumunda zorla tahliye de mümkün olabilecektir. Uygulama Yönetmeliği'nde riskli yapıların tespitini, tahliyesini ve yıkımını engelleyenler hakkında cezai sorumluluk öngörülmüştür. Kiracılar bakımından da aynı sorumluluk söz konusu olacaktır. Kanun'un 5. Maddesine dayanılarak riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, Kiracıya talebi halinde İdarece kira yardımı yapılabilecektir. Av. Işıl Çevikel Vanlı
  2. Kefaletin geçerli olabilmesi için kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı miktarın sözleşmede gösterilmesi gerekir. Kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı azami tutarın gösterilmemiş olması halinde kefalet kira sözleşmesinde belirlenen kira süresi için geçerlidir. T.C. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. 2019/560 - K. 2019/1802 - T. 21.2.2019 ÖZET Kefaletin geçerli olabilmesi için kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı miktarın sözleşmede gösterilmesi gerekir. Kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı azami tutarın gösterilmemiş olması halinde kefalet kira sözleşmesinde belirlenen kira süresi için geçerlidir. DAVA : Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR : Davacı alacaklı 06.12.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 28.04.2017 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2015 yılı Mart ayından 2017 Nisan ayına kadarki kira alacağının işlemiş faiziyle birlikte 58.061.54 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Davalı borçlu kiracı ... ve davalı borçlu kefil ... ayrı ayrı verdikleri itiraz dilekçelerinde, alacaklı taraf ile olan kira ilişkilerinin çok önceden sona erdiğini ve söz konusu kira ilişkisinden kaynaklı olarak tüm kira bedellerinin alacaklı tarafından zamanında ödendiğini, alacaklı tarafa kira ilişkisinden veya başka bir sebebe dayalı olarak borcunun bulunmadığını bildirerek takibe konu borca itiraz etmişlerdir. Ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davalı, hakkında yürütülen icra takibi nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki itirazını noterlikçe re'sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat etmeye mecbur olduğu, ancak davalı borçlu tarafından belirlenen belgelerden herhangi birisi ile borcun ödendiğinin ispatlanamadığı, buna göre, borçlu tarafından takip hukuku bakımından geçerli bir ödeme belgesi sunulamadığından davanın kabulüyle davalı borçlu tarafından yapılan borca itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına karar verilmiş, bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı borçlu tarafından İİK'nin 269/c madde metninde belirlenen belgelerden herhangi birisi ile borcun ödendiğinin ispatlanamadığı, davacının itirazında bildirmediği, ancak cevap dilekçesinde ileri sürdüğü hususların genel mahkemelerde açılacak menfi tespit davasının konusunu oluşturabileceği anlaşılmakla davanın kabulüyle davalı borçlu tarafından yapılan borca itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına dair verilen kararın isabetli bulunduğu ilk derece mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava ve takip dosyası içinde bulunduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. 1.Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre temyiz eden davalı tarafın davalı kiracıya yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Davalı vekilinin davalı kefile yönelik temyiz itirazlarına gelince; Takibe konu edilen ve hükme esas alınan 06.12.2011 başlangıç 06.12.2016 bitiş tarihli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile aylık kira parasının 1.200.00 TL olduğu ve her ayın l'i ila 5'i arasında peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davalı kefil ... sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davacı tarafından 28.04.2017 tarihinde davalı kefil ... ile birlikte davalı kiracı hakkında başlatılan icra takibinde toplam 58.961,54 TL kira ve işlemiş faiz alacağının tahsilinin istediği görülmüştür. Kira sözleşmesinin akdedildiği ve takibe konu edilen kira dönemi itibariyle yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK.nun 484. maddesi hükmüne göre kefaletin geçerli olabilmesi için kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı miktarın sözleşmede gösterilmesi gerekir. Kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı azami tutarın gösterilmemesi halinde kefalet ancak kira sözleşmesinde kararlaştırılan kira süresi için geçerlidir. Olayımızda sözleşmenin 06.12.2016 tarihinde sona ermesiyle birlikte kefilinde sorumluluğu sona erdiğinden, 06.12.2016 tarihinden sonraki kira alacaklarından kefil sorumlu tutulmaması gerekirken, yazılı şekilde davanın davalı kefil yönünden de tümden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda (2) numaralı bentte yazılı sebeplerden dolayı 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
  3. Zaruri tamirat halinde kiracının hakları korunmalıdır. Böyle bir durumda kiracının kiralananı kullanmasında bir azalma meydana geldiği için tazminat isteyebilir. Zaruri tamirat halinde kiracının hakları korunmalıdır. Böyle bir durumda kiracının kiralananı kullanmasında bir azalma meydana geldiği için tazminat isteyebilir. Eski BK. 251/1. Madde yer alan kiracının hakkına halel gelmemesi tabirinin amacıda zaruri tamirat nedeniyle ortaya çıkabilecek zararların tazminini ve kiracının haklarının korunmasını sağlamaktır. Kiraya veren kiracının tamirat nedeniyle uğradığı zararını tazmin etmek zorunda olduğu gibi, bu zorunlu tamirat geçici tahliyeye neden olmuş ise kiracının yeni yeri kabulü halinde kiracının müspet zararını tazmin etmek zorundadır. Ayrıca, zaruri tamirat nedeniyle kiracının kiralanandan faydalanması önemli derecede azalmışsa, kiracı kira bedelinin EBK. 250. Maddeye göre indirilmesini talep edebilir.
  4. Kira sözleşmesi devam ederken kiracının geri verme yükümlülüğü doğmadığı gibi hor kullanma tazminatı borcu da doğmaz. T.C. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Esas No:2015/8886 Karar No:2016/3511 K. Tarihi:28.04.2016 MAHKEMESİ : Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının ve hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 4.900 TL kira alacağının ve 500 TL hasar bedelinin tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya aylık 700 TL olmak üzere işyeri kiralandığını, ancak dava tarihine kadar sadece bir aylık kira ödendiğini, 8 aylık kira bedelinin ödenmediğini, ödenmeyen kira miktarının 5.600 TL olduğunu, ayrıca davalının binaya vermiş olduğu zarar miktarının 3.000 TL olduğunu, bununla ilgili olarak delil tespiti yapıldığını belirterek 5.600 TL kira alacağı ve 3.000 TL hasar bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı, Mayıs ayı hariç tüm kiraları ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 4.900 TL kira alacağının ve 500 TL hasar bedelinin tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalının tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 316.maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı Kanunun 334. maddesi gereğince sözleşme sonunda aldığı hali ile kiralayana teslim etmekle yükümlüdür. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp, münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur. Taraflar arasında imzalanan 01.09.2013 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ön yüzünde lokanta niteliğindeki işyerinin boya badana yapılmış temiz vaziyette teslim edildiği yazılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda mutfakta yemek yapıldığından boya ve badanada hasar oluştuğu, boya badana bedelinin 400-600 TL olduğuna dair rapor düzenlenmiş, Mahkemece bu rapor doğrultusunda davalı kiracının boya badana bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle 500 TL hasar bedeline hükmedilmiştir. Dava sırasında Tekman Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2014/1 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespite göre davalı kiracının halen kiralananda faaliyette bulunduğu, tespit dilekçesinde de davacı kiraya verenin bu şekilde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davaya konu taşınmazın tahliye edilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. ./.. Yukarıda açıklandığı üzere kiracının kiralananı geri verme yükümlülüğü kira sözleşmesinin bitiminde doğmaktadır. Kira sözleşmesi devam ederken kiracının geri verme yükümlülüğü doğmadığı gibi hor kullanma tazminatı borcu da doğmamıştır. Bu nedenle henüz kira ilişkisi bitmeden hor kullanma tazminatına karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
×
×
  • Create New...