Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'makale'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Forums

  • A Test Category
    • A Test Forum
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Fakülteleri Bilgi Paylaşım Alanı
  • Hukuk Deposu's Hukuk Sözlükleri
  • Ankahukuk Arşiv's Arşiv Haberler

Blogs

  • Hukuk Dünyası's Ceza Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Avukatlık Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ceza Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Gayrimenkul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İdare Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Aile Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İcra - İflas Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İş Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Kira Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Medeni Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sigorta Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sosyal Güvenlik Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ticaret Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Tüketici Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Diğer Hukuk Dalları
  • Hukuk Dünyası's Borçlar Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Anayasa / Kamu Hukuku
  • AnkaBlog's Sosyoloji
  • AnkaBlog's Tarih
  • AnkaBlog's Fotoğraf
  • AnkaBlog's Politika
  • AnkaBlog's Bilim
  • AnkaBlog's Sinema
  • AnkaBlog's Felsefe
  • AnkaBlog's Radyo Tiyatrosu
  • AnkaBlog's Belgesel
  • AnkaBlog's Edebiyat
  • AnkaBlog's Kültür
  • AnkaBlog's Magazin
  • AnkaBlog's Müzik
  • AnkaBlog's Psikoloji
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Eğitimi Dökümanları
  • Hukuk Eğitimi's Hakimlik-Savcılık Sınavları
  • Hukukçular Lokali's Yazıyorum
  • Hukuk Deposu's E-Makaleler

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?


Cinsiyet


About Me


Meslek


Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi

  1. Savunma – hak arama mesleği olan avukatlık kimi yazarlara göre Roma İmparatorluğu dönemiyle ortaya çıkmıştır. Ancak bunu Antik Yunan’a, Mezopotamya’ya, Mısır’a kadar geri götürmek mümkündür. Çünkü Demosthenes ve ismi meçhul birçok Sümer, Asur ve Mısırlı siyaset ve hukuk adamları avukatlık mesleğini o devirlerde (M.Ö. 4000-5000) hayata geçirmişlerdir Değerli öğretmenim ve meslektaşım Av.Dr.iur.Yahya Kazım Zabunoğlu’na… Av. H. Argun BOZKURT - Ankara Barosu Bu makale, Ankara Barosu Dergisi'nin 2018-3 Sayısında yayınlanmıştır. A) Giriş Avukatlık; hukuksal yardım ist
  2. Her davada olduğu gibi hukuk davası da bir nihai kararla sona erer. Nihai kararda nelerin yer alması gerektiği ise 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 297’inci maddesinde “Hükmün Kapsamı” başlığı altında düzenlenmiştir. Konumuz açısından önem taşıyan anılan maddenin 2’nci bendi hükmü şöyledir: “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Bu hükme göre
  3. Taraflar arasındaki ihtilafın konusu düğünde yapılan takı merasiminde damat ve geline takılan ziynet eşyalarının paylaşmına ilişkindir. Uyuşmazlıkta davacı düğünde takılan 18 adet bilezik, 1 adet küpe, 2 adet yüzük, 11 adet küçük altının davalı tarafından kendi rızası olmaksızın alınmış ve istemi olmasına rağmen ziynet eşyalarının kendisine iade edilmemiş olduğunu iddia etmiş ve bu eşyaların mümkün olması halinde aynen; olmaması halinde ise parasal karşılığının kendisine iade edilmesini talep etmiştir. Davalı ise düğünde beşi kendisine olmak üzere toplam 12 bilezik takılmış olduğunu ve bahse k
  4. Günümüzde take or pay kayıtlı sözleşmeler özellikle doğal gaz satım sözleşmeleri olmak üzere enerji satım sözleşmelerinde sıklıkla kullanılmaktadır. Bu sözleşme kaydı, satıcılar için “sine qua non” niteliktedir. Bunun sebebi ise, enerji satım sözleşmelerinin devasa yatırımlar gerektirmesi ve uzun süreli sözleşmeler olması sebebiyle taraflar arasında bir nevi tekel oluşturması ve bu sebeple, standart satım sözleşmeleri hükümlerine göre satıcının içinde bulunduğu riskin dağıtılması isteğidir. Bu kayıt sayesinde satıcılar, teminat gösteremediği takdirde alamayacağı kredileri alarak, satış operas
  5. 1970’lerin petrol krizi, beraberinde getirdiği ekonomik çöküntü ve eş zamanlı gelişen bilişim teknolojileri endeksli 4. endüstri devrimi neticesinde; geleneksel endüstriyel üretim mekanizmaları ve bunların pazar alışkanlıklarını da tümüyle değiştirmiştir. Bilhassa 1990’lardan itibaren internet teknolojisinin kazandığı ivme ile sosyal iletişim siber alanlara taşınmış, haliyle ticari ilişkiler de fiziki mekâna bağımlı olmaktan kurtularak ağ tabanlı “kamusal alanlar” da kendisine yer bulmuştur. Ticari ilişkinin iki temel aktörü olan alıcı ve satıcının elektronik ortamda buluşarak ürün veya hizmet
  6. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, üçüncü kez[1], Atatürk’ün vasiyetnamesiyle Cumhuriyet Halk Partisi’ne bıraktığı İş Bankası hisselerinin bir kanunla Hazineye devredileceğini söylemiştir[2]. İktidarın belirtilen kanunu çıkarmaya çalışması, ülkedeki Anayasa dışı, siyasi amacına ulaşmak için Anayasayı ayak bağı gören keyfi uygulamalardan birisidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin İş Bankası hisseleri, önce de 6195 sayılı Kanunla Hazineye devredilmiştir. Bu Kanun, Anayasa Mahkemesi’nin 11.10.1963 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, kararında, yasama organının yargıya
  7. Zamanaşımı hukuk kurallarının kişilere tanıdığı hakların ve getirdiği müeyyidelerin yine hukuk kuralları ile belirlenen zamanı aşması ile oluşur. Sözlükte; “Yasanın belli ettiği koşullar altında belli bir sürenin geçmesi ve bunun sonucunda kimi hakların kazanılması ya da düşmesi; Yasalarda belirtilen konular gerçekleştikten ve sınırları çizilen süreler geçirildikten sonra bir yükümlülükten kurtulmuş olma” şeklinde tanımlanmıştır. Hukuki manada ise zamanaşımı, kanunda öngörülen belli sürelerin geçmesi ile devletin yargılama ve cezalandırma yetkisinin ortadan kalkması olarak tanımlanabilir.
  8. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi (nullum crimen, nulla poena sine lege) , ceza hukukunun evrensel kabul görmüş ilkelerindendir. Bu ilke İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde (İHEB) yerini almış ve ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de (AİHS) düzenlenmiştir. Kanunilik ilkesi, esasen AİHS’in 7. maddesinin 1. fıkrasında belirginleşmektedir. Bu ilkenin istisnası ise, 7. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş ve bu düzenlemeyle birlikte kanunilik ilkesinin aşılabilmesinin önü açılmıştır. Bu bakımdan, AİHS 7/1’in hukuki pozitivizmin[2], 7/2’nin ise tabii (doğal) hukukun[3] yansıması olduğu
  9. Özel hukukta hakim olan düşünceye göre, evlilik müessesesi hukuki niteliği itibariyle, taraflarının, objektif olarak düzenlenmiş olan bir statüye girmeyi kabul ettikleri birer aile hukuku sözleşmesidir. Evlilik statüsünün kurulması prosedürleri başta olmak üzere; resmi otoriteler tarafından tarafların sözleşmeye yönelik iradelerinin açıklanması gerekliliği, evliliğin şekli olarak bir merasime bağlı oluşu gibi, kanunun evlilik statüsü için öngördüğü şartların yerine getirilmesi gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda; birçok sözleşme türünün aksine evlilik söz konusu olduğunda; tarafların iliş
  10. Avrupa’nın birleşmesi yolundaki düşünceler üzerine bir araya gelen devletler, daha yakın birliğe kavuşturacak örgüt kurma amacıyla Avrupa Konseyi Statüsünü 1949 yılında imzalamışlardır. Aynı yıl içinde sözleşme hazırlanmasını kararlaştırmışlar ve Türkiye dahil on iki üye ülke, AİHS’ ni imzalamışlardır. Uluslararası sözleşmeler; imzacı devletlerin tek taraflı taahhütlerini içeriyorken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AÎHS) taahhütlere bağlılığı denetleme sistemi kurmasıyla, sözleşmelere ciddi bir yenilik getirmiştir. Türkiye 1954 yılında imzalayıp onayladığı AİHS’ nin, 1987 yılında K
  11. İdare tarafından alınan yıkım kararlarının konusu mülkiyettir. Anayasal bir hak olan mülkiyet hakkının konusunu oluşturması sebebiyle yıkım kararı, oldukça önemli ve titizlikle tespit edilerek uygulanması gereken bir idari işlemdir. Yıkım kararları ve uygulama esaslarından bahsetmeden evvel altını çizerek belirtmek gerekirse ‘’ Toplumsal yarar bireysel menfaatten her zaman öndedir ve önde olmak zorundadır. Bireysel menfaatler kanunun üstünde değildir ve dolayısıyla bu topluma mensup bireyler olarak, kamu düzeni ve Anayasal haklarımız çerçevesinde, bize tanınan kanuni haklarımızı kötüye
  12. Anayasamızın 35. Maddesinin 1. Fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme yanında Anayasanın 37. Maddesinde yer alan kişilerin “Kanuni hakim güvencesi”ne sahip olduklarına ilişkin hüküm, mahkemelerin bağımsızlığını, hakimlik ve savcılık teminatını, duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olmasını düzenleyen Anayasanın 138, 139 ve 141. Maddeleri de kişilerin doğru ve güvenli (adil) yargılama hakkını kullanabilmelerine hizmet eden hükümlerdir. Doğru v
  13. Yargıtayın 10. ve 21. Hukuk Daireleri, iş kazası sebebiyle oluşan sürekli iş gücü kaybına dayalı tazminat davalarında, pasif dönem için tazminat hesabı yapılıp yapılmaması hususunda iki farklı yönde içtihat oluşturmuştur. 10 Hukuk Dairesi, uzun süredir, SSK tarafından işveren ve üçüncü şahıslara karşı açılan rücuan tazminat davalarını incelemekte, 21. Hukuk Dairesi ise doğrudan işçi veya yakınları tarafından işverene karşı açılan tazminat davalarını denetlemektedir. 506 SY’nin 26. maddesi uyarınca; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenl
  14. Yapay zekalı cihaza varolma, öğrenme, kendini geliştirme, temsilen hukuki işlem yapabilme gibi yeni haklar tanınmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki: yapay zekalı cihaz, algoritmik olarak insan ile eşdeğer olsa dahi, doğal/ biyolojik olarak insana eşdeğer değildir. Yapay zekanın yaratıcısı insandır. Dolayısıyla yapay zekanın temel yapıtaşı olan algoritma ve kodların oluşturulması sırasında benimsenecek en önemli amaç “insanlığa hizmet etmek” olmalıdır. Bu da yapay zekalı cihazlara tanınacak hukuki süjeyi, Roma hukukundaki “köle” ya da “aile ferdi”ne benzetmektedir. Zira insan, kendisine ait yapay
  15. Kişisel menfaatler ile kamu yararının çatışmaya başladığı anda, merkezi idare ile mahalli idareler de bir biri ile çatışmaya başlayacak, uygulama esnasında yaşanan tereddütler sebebiyle, kıyı kullanımı disipline edilmek istenirken tüm bunlar belki de kıyılardaki doğal yapının bozulmasına sebebiyet verecektir. Bir önceki yazımızda haksız işgalin, bir diğer adı ile ecrimisilin genel hatları ile anlatımını yapmıştım. Şimdi ise, ecrimisilin en fazla sorun teşkil eden uzantısı olan kıyı işgalleri ile kıyı kullanımlarına ilişkin konu incelemesi ile karşınızdayım. Kıyı işgali ve sorunlarını
  16. Ecrimisili, diğer tabiri ile haksız işgal tazminatını tanımlamak gerekirse; bir malın sahibi ve/veya idarenin izni bulunmaksızın kullanılması ve bu neticede özel bir zararı giderme biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ecrimisil; temelinde haksız yararlanmayı ve kötü niyeti barındırmaktadır. Ecrimisil konusunu açıklamadan evvel belirtmek isterim ki, aşağıda açıklanan hususlar ecrimisil( haksız işgalin) genel anlatımı olup, idareye ait taşınmazlar ve özel mülkiyete ait taşınmazların haksız işgalinde uygulanacak hukuki esaslar kapsamlı bilgi ve anlatım içerdiğinden bir sonraki yazımda
  17. Hukuk, insan, yaşam kavram üçlüsü birbiriyle ilişkisinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yaşayan varlık olarak insanın diğer insanlarla birlikte yaşamasını olanaklı kılacak düzen ihtiyacını karşılamanın tek yolunun hukuk olduğu söylenebilir. Ogün ÜREK Uludağ Üniversitesi Felsefe - Mantık HUKUK FELSEFESİ VE SOSYOLOJİSİ ARKİVİ Hukuksuz bir yaşam düşünmek, hele böylesi bir yaşamın daha insanca bir yaşam olabileceğini ileri sürmek pek olanaklı gö- rünmemektedir. Bu açıdan düşünüldüğünde “hukuk insanın daha insanca yaşamasının koşullarını hazırlayan
  18. M. Kemaleddin'in Darülfunun Hukuk Fakültesi Mecmuası'nda yer alan 1927 yılına ait bu çevirisi, Maurice Hauriou'nun kaleme aldığı ve başka konu başlıkları ile yayımlanmasına devam edileceği anlaşılan yazılardan biridir. Maurice Hauriou meşhur Fransız hukukçu ve sosyolog olarak Toulouse Hukuk Fakültesinde uzun yıllar ders vermiş ve görüşleri ile ülkesinin hukuk pratiğini etkilemiştir. Ona göre hukuk, toplumsal yaşamın düzenleyicilerindendir ve hukukun toplumun çağdaşlaşmasını ve sürekliliğini sağlayan bir işlevi vardır. ÇEVİRİ/TRANSLATION OSMANLI TÜRKÇESİ ASLINDAN GÜNÜMÜZ
  19. Tarih, belirli bir öznenin etrafında, yani belirli bir failin yapıp-ettikleri olarak anlatıldığı müddetçe birtakım yerler, zamanlar ve insanlar, hikâyenin dipnotu olarak kalmaya mahkûm kalırlar. Varlıkları yoklukları ana hikâyeye etki etmez. Daha doğrusu, aynı hikâye bu diğer coğrafya ve insanlar olmasa da aynı şekilde anlatılabilir. Sezai Ozan Zeybek Bilgi Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü. İletişim: ozan.zeybek@bilgi.edu.tr. Adres: Santral Kampüsü, Kazım Karabekir Cad. No 2/13, Eyüp, İstanbul. Atıf©: Zeybek, S. O., (2013). Zeybek, S. O. (2013). Avrupa düşüncesinin tali un
  20. Genç bir hukuk dalı olan ve gelişimini sürdüren iş hukukuna ilişkin Osmanlı hukukunda hükümler bulmak mümkündür. Bu hükümlerden bir kısmı da Mecelle içerisinde düzenlenmiştir. Genç bir hukuk dalı olan ve gelişimini sürdüren iş hukukuna ilişkin Osmanlı hukukunda hükümler bulmak mümkündür. Bu hükümlerden bir kısmı da Mecelle içerisinde düzenlenmiştir. İş sözleşmesine ilişkin hükümler Mecelle’nin ikinci kitabı olan Kitabü’l-icârât içinde “icare-i ademi” başlığı altında bulunmaktadır. Diğer kitaplar içinde de iş sözleşmesi ile ilgili hükümler vardır. Mecelle’de iş sözleşmesinin tanımı,
  21. Anayasa Mahkemesi, 1136 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği aşamada açılan bir iptal davası zımmında “avukatlığın kamu hizmeti” olduğunu kabul etmiştir. Kamu hizmeti ve serbest meslek niteliklerinin bağdaşamıyacağı yolundaki iddiayı reddetmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 20.03.2014 tarihli Esas 2012/16008, Karar 2014/3224 sayılı kararında avukatların “kamu görevlisi” olduğunu kabul etmiş ve “ihmali davranışla görevini yapmayan avukatın görevi kötüye kullanma suçunu işlediği, ayrıca masraf yapılacağını beyanla masraf adı altında para talep edip, gönderilen parayı (289 Avro) mal edinmes
  22. Özgürlük ve güvenlik tıpkı iki mıknatıs gibi işlemektedir: Gerekli düzenlemeler yapıldığında ve güvenceler öngörüldüğünde, iki ilke birbirini çeker, birbirini tamamlar ve bir bütün oluşturur; ancak kötü düzenlendiklerinde veya gereğinden fazla korunduklarında, birbirleriyle bağdaşmaz hale gelir, birbirlerini iter ve birbirlerini karşılamazlar. Özgürlük ve güvenlik, toplum sözleşmesinin temelinde yatan iki ana hedef, devletin varlığını ve faaliyetlerini meşrulaştıran iki anayasal ilke olduğu gibi, aynı zamanda sıklıkla birbirinin karşıtı olarak karşımıza çıkan iki ihtiyac
  23. İnsanın siyasal iktidardan, kamu erkinden ve devletten önce gelen bir değer ve amaç oluşuna ölüm cezası tamamen aykırıdır. Siyasal yönden Türkiye’yi tanımlayan nitelemelerden biri “dünü sürekli olarak unutan bir ülke” olmalı… 12 Mart’tan sonra idam edilen nice gençler için “darağacında üç fidan”la ağıtlar bugün de yakılırken, 12 Eylül’den sonra bir çocuğun idamı, bir adli hata olarak hep belirtilirken… Ölüm cezası, 15 Temmuz 2016’dan sonra kimi siyasetçiler tarafından dile getirilmeye başladıktan sonra, cezanın yeniden yasalara konulması yönündeki eğilim giderek güçlendi. Sayın Cumh
  24. Ceza hukukunda ve yargılamasında uygulamalar Anayasamızın hep önlemeyi amaçladığı durumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Karşılaştırmalı hukukta görebildiğimiz kadarıyla böylesine geniş düzenlemeler bulunmamasına rağmen kural dışı uygulamalar yoğun olarak yaşanmaktadır Türkiye, son günlerde, “yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin yürürlükten kaldırılması ile gündeme gelen sınırötesi çatışmaları, başkanlık rejimini, yeni Anayasa hazırlıklarını ve kadına karşı şiddeti konuşuyor. Dilerseniz bugün Anayasa hazırlıkları içinde, gelecekte önem kazanabilecek bir kavramdan, “ceza ve yargılama” kuralla
  25. Toplumsal var oluşun sürekliliği, başta kurum ve kuruluşlar olmak üzere, bütün grup ve bireylerin, kendi görev ve sorumluluklarını tam olarak ifa etmelerine ve sorun çözme kapasitelerinin varlığına bağlıdır. Toplumsal var oluşun sürekliliği, başta kurum ve kuruluşlar olmak üzere, bütün grup ve bireylerin, kendi görev ve sorumluluklarını tam olarak ifa etmelerine ve sorun çözme kapasitelerinin varlığına bağlıdır. Toplumlar, millet ve devlet olarak varlıklarını, aile, okul ve mabet gibi sosyal kurumlar; merkezi yönetim ve yerel yönetim birimleri gibi kamu kuruluşları; mal ve hizmet üreten ö
×
×
  • Create New...