Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'sanık'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Categories

  • Records
  • Lozan Antlaşması
  • Hastane Enfeksiyonlarının Hukuki Yansımaları
  • Darbeye Teşebbüs Suçu
  • Kubilay Olayı
  • Milli Nizam Partisi Dosyası

Forums

  • hukuk lobisi
    • Hukuki Gelişmeler
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Fakülteleri Bilgi Paylaşım Alanı
  • Hukuk Deposu's Hukuk Sözlükleri
  • Ankahukuk Arşiv's Arşiv Haberler
  • Ankahukuk Arşiv's Blog Yazıları

Blogs

  • Hukuk Dünyası's Ceza Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Avukatlık Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ceza Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Gayrimenkul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İdare Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Aile Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İcra - İflas Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İş Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Kira Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Medeni Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sigorta Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sosyal Güvenlik Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ticaret Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Tüketici Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Diğer Hukuk Dalları
  • Hukuk Dünyası's Borçlar Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Anayasa / Kamu Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Miras Hukuku
  • AnkaBlog's Sosyoloji
  • AnkaBlog's Tarih
  • AnkaBlog's Fotoğraf
  • AnkaBlog's Politika
  • AnkaBlog's Bilim
  • AnkaBlog's Sinema
  • AnkaBlog's Felsefe
  • AnkaBlog's Radyo Tiyatrosu
  • AnkaBlog's Belgesel
  • AnkaBlog's Edebiyat
  • AnkaBlog's Kültür
  • AnkaBlog's Magazin
  • AnkaBlog's Müzik
  • AnkaBlog's Psikoloji
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Eğitimi Dökümanları
  • Hukuk Eğitimi's Hakimlik-Savcılık Sınavları
  • Hukukçular Lokali's Yazıyorum
  • Hukuk Deposu's E-Makaleler

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?


Cinsiyet


About Me


Meslek


Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi

Found 2 results

  1. Şüpheli Olma, Sanık Olma, İfade, Sorgu, Yakalama, Tutuklama, Uzlaşma, Mahkumiyet Hakkında Genel Bilgiler Sanık Kimdir? Şüpheli Kimdir? Bir suç işlediği şüphesiyle Cumhuriyet Savcılığı ve onun emri altında kolluk güçleri (polis, jandarma) tarafından soruşturulan kişiye şüpheli denir. Eğer bu kişi hakkında ceza davası açılır ise bu aşamadan itibaren artık şüpheli sanık olarak adlandırılır. Bir Suç Şüphelisi Olduğum Bildirildi. Karakola, Cumhuriyet Savcılığına Çağrıldım. Ne Yapmalıyım? Öncelikle sakin olunuz. Bir hukuk devletinde yaşadığınızı ve insan haklarının anayasal güvence altında olduğunu unutmayınız. Ailenize veya yakınlarınıza haber verdikten sonra ilgili kolluk birimine veya Cumhuriyet Savcılığına gidiniz. Hukuki danışmanlık almanızda veya avukatınızla birlikte gitmenizde yarar bulunmaktadır. İfadem Alınıyor, Ne Olacak? Şüpheli sıfatıyla ifadeniz alınıyorsa ciddi bir durumda olduğunuzu ve özgürlüğünüzden mahrum olmanızla sonuçlanabilecek bir sürecin başladığını unutmayınız. Etrafınızdaki kişiler, hatta bazen memurlar dahi sizi sakinleştirmek için “önemli değil”, “bundan bir şey çıkmaz”, “Savcı seni hemen bırakır” gibi sakinleştirmek amaçlı cümleler kurabilirler. Bunların nezaket amacıyla söylenmiş temenniler olduğunu unutmayınız. İçinde bulunduğunuz süreçte söylediğiniz ve yaptığınız her şey geri dönülemez sonuçlar doğurabilir. Size tanınan hakları kullanmanız Anayasa güvencesi altındadır. Haklarınızı kullanmaktan çekinmeyiniz. Örneğin; bu kapsamda avukat talep edebilir, bazı delillerin toplanmasını isteyebilirsiniz. Cumhuriyet Savcısı veya Mahkemenin Davetine Uymak Zorunda mıyım? Sanık/Şüpheli olarak Cumhuriyet Savcısı veya Mahkeme tarafından çağrılmanız durumunda bu davete uymaz ve haklı bir mazeret gösteremezseniz, savcı veya Mahkeme sizin zorla getirilmenize karar verebilir ya da hakkınızda yakalama kararı çıkartabilir. Gözaltına Almak Ne Demektir? Suç işlediği şüphesi olan kişinin Cumhuriyet savcısının gözetim ve denetimi altında hareket eden kolluk kuvvetleri (polis, jandarma) tarafından Cumhuriyet savcısının emri ile sorgulanmak üzere alıkonulmasıdır. Gözaltına alınan kişi, serbest bırakılmaz ise yakalama anından itibaren yirmidört saat içerisinde hâkim önüne çıkarılmalıdır. Yakalanan kişinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gereken yol süresi yirmidört saatlik süreye dâhil değildir. Yol süresi on iki saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Konuşmak Zorunda mıyım? Hayır. Susma hakkınızı kullanabilirsiniz; ancak kimliğinizle ilgili soruları doğru olarak cevaplamak zorundasınız. Aksi halde cezai yaptırım ve tedbirlerle karşılaşabilirsiniz. Yalan Söylersem Ne Olur? İfade verirken doğruları olduğu gibi söylemek sizin yararınızadır. Ancak sizi kimse buna zorlayamaz. Yalan tanıklık suçtur fakat sanığın yalan söylemesi hali suç olarak belirlenmemiştir. Ancak ceza yargılamasının vicdani kanaate dayalı olduğunu ve takdiri indirim nedenlerini uygulayıp uygulamamak konusunun hâkime bırakıldığını; yalan söylediğinizin anlaşılması halinde bu bakımlardan zora girebileceğinizi unutmamanız gerekir. İfademi Değiştirebilir miyim? Konuşmama hakkınız olduğu gibi önceki söylediklerinizi değiştirme hakkınız da bulunmaktadır. Ancak sık sık değiştirilen ifadenin iddia makamı veya mahkeme tarafından doğruyu söylememenin ve olayı saptırmaya çalışmanın işareti olarak kabul edilebileceğini unutmayınız. Olayı Farklı Anlatsam Az Ceza Alır mıyım? Bazı kişiler size olayları farklı anlatmanızı telkin edebilir. Bazen bu telkinlere uyarak olayları farklı anlattığı için alması gerekenden daha yüksek cezaya çarptırılan kişiler olmaktadır. Örneğin; uyuşturucu kullanmak suçundan sanık olan kişi kendisini kurtarmak adına olayı farklı anlattığı için uyuşturucu satıcısı konumuna girip, yüksek ceza alabilmektedir. Bu nedenle hukuki sürece ve sonuçlarına hâkim değilseniz bu tür yollara başvurmanın yarardan çok zarar getireceğini akılda tutunuz. Avukat Tutmak Şart mıdır? Ceza yargılaması çok ciddi birtakım sonuçlar doğurabilir, cezaevine girip, özgürlüğünüzden mahrum kalabilirsiniz. Bu nedenle avukatınızın bulunmasında büyük yarar vardır. Alt sınırı beş yıldan fazla ceza gerektiren bir suçun şüphelisi iseniz kendi avukatınız bulunmasa dahi devlet tarafından size avukat atanacaktır. 18 yaşından küçükseniz veya sağır dilsizseniz ve avukatınız yok ise, şüphelisi olduğunuz suça bakılmaksızın devlet tarafından size avukat atanacaktır. Tutuklama Nedir? Suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe altında olan bir kişinin bu şüphenin yanı sıra; kaçma, saklanma, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunma eylemlerinden birisi bakımından da kuvvetli şüphe altında bulunması halinde, ceza yargılamasının sağlıklı devam etmesini temin amacıyla tedbir olarak kişi özgürlüğünden alıkonabilir. Tutuklama bir ceza değil, bir tedbirdir. Tutuklamayı gerektiren koşullar ortadan kalktığı anda kişi bırakılmalıdır. Kişinin tutuklu yargılanması dava sonunda mutlaka ceza alacağını göstermediği gibi, tutuksuz yargılanıyor olması da dava sonunda ceza almayacağı anlamına gelmez. Tutuksuz Yargılanıyorum, Cezaevine Girmem! Bu bilgi de tümüyle yanlıştır. Tutuksuz yargılandığı halde, ceza alıp cezaevine giren kişi sayısı çok fazladır. Tutuksuz yargılanmanız, hapis cezası S a n ı k m almayacağınız anlamına gelmez. Tutuklu olmasanız dahi davayı ciddiye almalı, davada hazır bulunmalı ve mahkeme tarafından talep edilenleri en kısa sürede yerine getirmelisiniz. Serbest Bırakmak Ne Demek? Ceza yargılamasında kural olarak yargılama tutuksuz yapılır. Ancak yukarıda sayılan istisnai durumlarda ve zorunlu ise tutuklama tedbirine başvurulur. Kişilerin tutuksuz yargılanmak üzere bırakılması, yazılı ve görsel basında çoğu zaman “serbest bırakıldı” başlığı altında o kişinin ceza almayacağı veya beraat ettiği izlenimini verecek şekilde sunulmaktadır. Bu bir hatadır. Kişi tutuksuz yargılansa bile ceza davasının sanığıdır ve yaptırım tehdidi altındadır. Suçu sabit görülürse cezalandırılmasına karar verilir. Savcı Beni Bıraktı, Beraat Etmiş mi Oldum? Cumhuriyet savcısının sizi tutuklamaya sevk etmemesi dosyanın kapandığını göstermez. Hakkınızda takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığına dair karar) kararı verilmedikçe şüpheli konumunuz devam eder. Açılacak ceza davasında sanık olarak yargılanıp ceza almanız mümkündür. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Ne Demektir? Cumhuriyet savcısı önüne gelen her olayda dava açmakla yükümlü bir memur değildir. Olayları hukuk bilgisi ile tartar, ortada bir suç olup olmadığını ve suç varsa failini tespit etmeye yetecek delil olup olmadığını değerlendirir ve dava açıp açmamaya karar verir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, Cumhuriyet savcısının ilgili olay hakkında dava açmamaya karar verdiğini gösterir. Bu karara itiraz etmek mümkündür. Yani mağdur veya suçtan zarar görenler Cumhuriyet savcısının kararının kaldırılıp, ilgili hakkında dava açılmasına karar verilmesi sağlamak için en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına başvurabilirler. Ağır ceza mahkemesinin itiraz hakkında verdiği karar kesindir. m ı s ı n ı z ? Bu karar hakkında herhangi bir başka makama başvuru yapmak mümkün değildir. Dava Açıldı, Şimdi Ne Olacak? Hakkınızda ceza davası açıldıysa sanık sıfatı ile yargılanırsınız. Cumhuriyet savcısı tarafından yazılan iddianame, üzerinize atılı suçu ve sizin bu suçu işlediğinize dair delilleri içerir. Bu delillerin aksini gösteren tüm olguları mahkemeye sunabilirsiniz. Kamu makamları elindeki belgelerin getirilmesini talep edebilirsiniz. Tanıklarınızı bildirip dinlenilmelerini talep edebilirsiniz. Aleyhinize tanıklık yapan kişilere sorulması için mahkemeye soru yöneltebilirsiniz. Olayların nasıl olduğunu bildiren ifadeniz mahkeme önündeki en önemli araçlarınızdan birisidir. Ceza yargılaması hâkimin vicdani kanaatine dayandığı için sözlü olarak yapacağınız savunmalarınız önemlidir. Ancak mahkemeye bildireceğiniz her şeyi yazılı olarak da verebilirsiniz. Mahkeme önünde bulunmanız çok önemlidir. Avukatınız varsa ve her celseye katılmak sizin için zor olacaksa mahkemeden “duruşmadan bağışık tutulmak” için izin alarak duruşmalara katılmayabilirsiniz. Dava Bitti! Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği hallerde, dava hüküm verilmesi ile biter. Hüküm yargılamanın sona erdiğini ifade eder. Mahkeme tarafından verilebilecek hükümler şunlardır: • beraat, • ceza verilmesine yer olmadığı, • mahkûmiyet, • güvenlik tedbirine hükmedilmesi, • davanın reddi ve • davanın düşmesi Hakkınızda verilen hüküm aleyhinize ise, temyiz yoluna başvurabilirsiniz. Mahkûm Oldum, Şimdi Ne Olacak? Hakkınızda hapis cezasına ilişkin bir mahkûmiyet kararı verildiyse, kararda belirlenen süreyi bir ceza infaz kurumunda tamamlamanız gerekir. Üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olduysanız, cezanız kesinleştiğinde size çağrı kâğıdı adı verilen bir belge gönderilecektir. Çağrı kâğıdını aldıktan sonra on gün içinde cezanızı çekmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmanız gerekir. Üç yıldan fazla süreli hapis cezası almanız halinde ise hakkınızda doğrudan yakalama kararı çıkartılır. Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesi Ne Demektir? Sanığa verilen ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Bu karar itiraza tabidir. Şayet sanık beş yıllık süre içinde kasten yeni bir suç işlemediği takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. Aksi takdirde mahkeme mahkumiyet hükmünü açıklar. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Hangi Durumlarda Verilebilir? Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; • Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, • Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması, • Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gerekir. Kaynak
  2. Tartışma konumuz sanığın siyasî haklarıdır. Elbette gerektiğinde, gerektiği kadar, hükümlünün siyasî haklarına da değinilecektir. Bu çerçevede sanığın hakları birçok araştırmanın konusu olmuş, ancak siyasî hakları, yeterince tartışılmamıştır. Bu sebeple güncel gelişmelerin ışığında konuyu tartışmanın yararlı olacağı düşünülmüştür. Zeki HAFIZOĞULLARI Prof. Dr, Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. Bu Hukuki Çalışma, AÜHF Dergisi Yıl 2012 Cilt 61 Sayı 2' de yayınlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanık, insan hakları, siyasî haklar, seçilme hakkı, masumiyet karinesi. ABSTRACT In this paper the political rights of the accused are discussed. Moreover where it is necessary the political rights of the convicted are mentioned. In the literature the political rights of the accused have not been discussed in detail. Therefore it is thougth that discussing this issue in the light of actual progress would be useful. Keywords: Accused, human rights, political rights, right to be elected, presumption of innocence. I. İNSAN HAKLARI AVRUPA SÖZLEŞMESİ İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, Türk Hukuk Düzeninin temelini oluşturmaktadır. Sözleşme, 1954 yılında tanınmış, yürürlüğe konmuştur. Ancak, çekince kaldırılarak AİHM’ nin yargısı kabul edilinceye kadar, ahde vefa kuralına aykırı olarak, Devletçe, sözleşmenin gereğinin hiç yerine getirilmediği gözlenmektedir. Hukuk düzeni, İHAS’ ni sağlamak zorundadır (Ay. m. 2, 90). Gerçekten, sözleşme ile bağlı yüksek taraflar, kendi yetki alanına bağlı her kişiye, bu sözleşmenin I. Bölümünde tanımlanan hak ve özgürlükleri tanımayı üstlenmişlerdir (İHAS. m. 1). İHAS, 6. maddede, bir suç ile suçlanan kişiyi suçluluğu kanun yolundan ortaya konuluncaya dek suçsuz saymaktadır. Bu, bir suç ile suçlanan kişinin, hiçbir hak yoksunluğunun bulunmaması demektir. İHAS., yüksek sözleşmeci tarafların, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar içinde makul aralıklarla gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt etmelerini emretmektedir (Ek, protokol, m. 3). Bu, kimsenin, seçme ve seçilme hakkından yoksun bırakılamaması demektir. Kuşkusuz, seçme ve seçilme hakkından yoksun bırakılma, ancak bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olabilir. Öyleyse, bir suç ile suçlanan kişi, suçlanmayan kişiden farksız olarak, seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Devlet, herkesin kullandığı biçimde, bir suç ile suçlanan kişinin de, seçme ve seçilme hakkını kullanabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Seçme ve seçilme hakkı, doğal olarak, kişinin, düşünce, inanç ve kanaate sahip olma (İHAS. m. 9), düşünce inanç ve kanaatini ifade etme (İHAS. m. 10) hakkı yanında örgütlenme, toplantı ve gösterilerde bulunma (İHAS m. 11) hakkını da içermektedir. İHAS, şüpheli ve sanık yönünden, hakkın kullanımını kayıtlamış değildir. İHAS, 5. maddede, her kişinin, elbette şüpheli ve sanığın, özgürlük ve güvenliğe hakkı olduğunu söylemekte ve kimsenin belirtilen haller dışında özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını söylemektedir. Bu hallerden biri tutuklamadır. Tutuklama, suç denen kötülük yüzünden, özgürlük ve güvenlik hakkına getirilen kayıttır. Kural, özgürlük ve güvenlik, istisna tutuklamadır, Bu durum, failin kaçması ve delilleri karartması şüphesi karşısında zorunlu bir koruma tedbiri olarak ortaya çıkan, dolayısıyla özgürlük ve güvenlik temel hakkının kaydı olan tutuklamanın, aynı zamanda, işin icabından olarak, seçme ve seçilme temel hakkının da kaydı mıdır sorusunu akla getirmektedir. İHAS’ nin anılan eşit düzeydeki hükümleri arasında görülen bu karşılıklı karşıtlık veya kayıtlama, bizzat sözleşmenin hakların kötüye kullanılmasını yasaklayan 17. ve hakların kısıtlanmasının sınırını gösteren 18. maddesi karşısında, gerçekte değildir, sadece görünüştedir. Böyle olunca, İHAS’ in 1. maddesi gereğince, insan haklarına saygı yükümlülüğünü üslenen “Bağıtlı Yüksek Taraflar” yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti, madem her kişi suçluluğu kanun yolundan ortaya koyuluncaya dek suçsuzdur, tutuklu şüpheli ve sanığa, seçme ve seçilme hakkını tanımak, bu hakkın kullanımını bir başka hakkı geçersiz kılmadan sağlamak zorundadır. Bir suç isnadı altında olan kişi “kaçma” veya “delilleri karartma” ciddi şüphesi altında olduğunda, salt zorunluluktan ötürü tutuklanmakta (İHAS, m.5/1,ç), özgürlük ve güvenlik hakkından yoksun bırakılmaktadır. Öyleyse, ne suç, ne kadar ağır suç isnat edilirse edilsin, Devlet, tutuklu kişiye, seçme ve seçilme hakkını tanımak, normlar arasında bir çatışmaya neden olmadan, bu hakkın kullanımını sağlamak zorundadır. Özellikle seçilme hakkı söz konusu olduğunda, Devlet, tutuklu kişiye, seçilme hakkının zorunlu sonucu olarak, kendisini seçmenlerine tanıtma ve rakibi olan diğer kişilerle eşit ortamda yarışabilme hakkını sağlamak zorundadır. Kuşkusuz, bu zorunluluk, Devletin, gerekli düzenlemeyi yapmasını zorunlu kılmaktadır. Seçilme hakkının kullanımında, Devlet, ceza muhakemesinde, amacı sağlamaya elverişli başka bir koruma tedbirlerine başvurulabildiğinde tutuklamanın seçilmesini önlemeli ve mutlaka tutuklama olacaksa, tutuklu kişinin, içinde bulunduğu koşulda, yani kolluğun denetimi ve gözetimi altında seçmenlerine kendisini tanıtması, rakibi diğer kişilerle olabildiğince eşit şartlarda yarışması imkânını sağlamalıdır. II. İÇ HUKUK DÜZENİ İHAS’ni sağlamak zorunda olan Anayasa, seçme, seçilme, buna bağlı olarak siyasî faaliyette bulunma, siyasî parti kurma, partiye girme, partiden çıkma haklarını, siyasî partilerin uyacakları esasları, birçok değişiklikle, 67, 68, 69. maddelerinde düzenlemiştir. Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir (m. 67/1). Vatandaşlar, kendilerine tanınan bu hakları, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak kullanacaktır. Burada “kanun” Anayasa, seçim kanunları [ 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu. ] , demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasî partiler kanunudur. Vatandaş, hem seçen hem seçilendir. Vatandaşın, seçme ve seçilme hakkını kullanabilmesi, ancak kasıtlı bir suçtan hüküm giymemiş olmaması halinde mümkündür (Ay. m. 67, 76). Kasten işlenmiş olan suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin, yani hüküm giymiş olmanın kanuni sonucu, seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasî hakları kullanmaktan mahrum edilmektir (TCK. m. 53/1,b). Ancak, Anayasa diyor ki, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılmaz (Ay, m. 38 ). Böyle olunca, bir suç isnadından ötürü hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunan vatandaş, suçluluğu hükmen sabit olmadıkça, seçme ve seçilme hakkını kanunda gösterilen şartlara uygun olarak kullanabilir; bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunabilir; halk oylamasına katılabilir. Bu, hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunmasının, vatandaşın siyasî haklarını kullanmasında, hiç bir hak yoksunluğuna yol açmaması demektir. Anayasa, 38. maddedeki mutlak insanlık kuralına uyarak, niteliği gereği genelde özeli ifade eden 67. maddede, tutuklu vatandaşın, bu statüsünü gözeterek, seçme hakkını kullanmasını sağlamış, hakkın özüne dokunmamış, hakkın kullanımının usul ve esaslarının belirlenmesini Yüksek Seçim Kuruluna bırakmıştır. Anayasa, her nedense, anılan maddede, aynı zamanda seçmen olan tutuklu vatandaşın, aynı düzlemde bulunan seçilme hakkını kullanmasının usul ve esaslarını belirlememiş, suskun kalmıştır. Ancak, bugün, Anayasanın 38. maddesi hükmünden yapılan çıkarımla, tutuklu vatandaşa, bağımsız veya siyasî bir partiden, seçimde aday olması hakkı tanınmaktadır. Tutuklu vatandaşın seçilme hakkı bağlamında “seçimde aday olmasının” kabul edilmesi, tutuklu vatandaşa, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak siyasî faaliyette bulunmasını, yani Anayasanın 68. maddesindeki yasağa uygun olarak düşünce, inanç ve kanaatini açıklayabilmesine imkân verilmesini, kendini tanıtmasını ve rakibi diğer adaylarla yarışmasının şartlarının sağlanmasını isteme hakkı verir. Gerçekten, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, İkinci Kesimde, bireysel ve kurumsal olarak Seçim propagandası etkinliğini düzenlemiştir. Milletvekili Seçimi Kanunu, 42. Maddesinde, kanunda hüküm bulunmayan hallerde Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun bu kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Öyleyse, seçim propagandası konusunda anılan kanuna gidilecektir. Anılan kanunlar, Anayasa’nın 68. maddesindeki kayıt dışında, seçme ve seçilme hakkına ilişkin hakların kullanımında, tutuklu, tutuksuz vatandaş ayırımını yapmamış, dolayısıyla tutuklu vatandaş adayın, kendisini tanıtma, rakipleri ile yarışma zımnında düşünce, inanç ve kanaatini ifadesine, yani “seçim propagandası” yapmasına bir kayıt getirmemiştir [ Tutuklamada amaç kaçma veya delilleri karartmayı önlemekse, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda, seçilme hakkını kullanan tutuklunun hakkını açıkça ya da örtülü olarak kayıtlayan bir hükmüm bulunmamaktadır. ] . Zaten, aksi, kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlali olur. Anayasa, 68. maddede, sadece Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine millet egemenliğine demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı açıklamaları yasaklamaktadır. Öyleyse, burada, ” hukuki mesele ”, şüpheli veya sanık, tutuklu vatandaşın, seçimlerde aday olmak hakkı yanında, aday olma sıfatından gelen hangi haklarının olduğu meselesi olmaktadır. Kamu hukukunda, kanunun açıkça yasaklamadığı, izinlidir [ Hafızoğulları, Z. (1996). Ceza Normu, Normatif Bir Yapı Olarak Ceza Hukuku Düzeni, Ankara, s. 111 vd. ] . Kuralın istisnası yoktur. Bu hukuk alanında kanunilik ilkesi, yasaklama, kısıtlama, sınırlama hakkındadır. O yüzden, kamu hukukunda, lehte kıyas mümkündür [ Hafızoğulları, Z. (2008). Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara, s. 122. ] . Aksi iddia edilmemiştir. Madem kanun açıkça yasaklamamakta, lehte kıyas mümkün olmaktadır, öteki vatandaşlar seçilme hakkının kullanımında hangi haklara sahiplerse, şüpheli veya sanık, tutuklu vatandaş da, o hakkın kullanımında aynı haklara sahiptir. Gerçekten, bir şeyin düzenlenmemiş olması, o şeyin yasaklanmış olduğu anlamına gelmez, aksine, onun, serbest olduğu anlamına gelir. Ancak, Anayasa, 67. maddede, hakkın “kanunda gösterilen şartlara uygun olarak” kullanılmasını emretmektedir. Bu madde hükmü, Anayasa’nın 19. Maddesi hükmü ile aynı kuralsal düzlem üzerindedir. Madem Anayasa İHAS ’ini sağlamak zorundadır, kanunda gösterilen şartlara uygun olmak hükmünden, “Kişi hürriyeti ve güvenliğinin” istisnası olan “tutuklamanın” anlaşılmaması gerekmektedir. Zira iki değer çatıştığında, üstün değerin korunduğu kabul edilmektedir. Aleyhte pozitif ayırımcılık olmaz. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamayacağından, vatandaşların seçilme temel hakkını kullanma hakkı, işlendiği ileri sürülen suç ne kadar ağır olursa olsun, cezalandırma hakkına sahip Devletin tutuklama hakkına feda edilemez. Vatandaşların insan hakkından olan seçilme hakkını kullanmaları hakkı, cezalandırma hakkına sahip Devletin tutuklama hakkına üstündür. Böyle olunca, suç isnadı altında olan vatandaş seçilme hakkını kullandığında, seçme hakkının kullanımına ilişkin düzenlemeye kıyasen, “ kaçma, delilleri karartma tehlikesi”, tutuklamadan başka, hakkı sağlamaya elverişli, diğer bir koruma tedbiri ile giderilmelidir. Zaten asıl olan tutuksuz yargılamaktır. Elbette, söz konusu bu düzenleme, adaylığı kabul edilen tutuklu vatandaşın başvurusu üzerine, kanun gereği, Yüksek Seçim Kurulu tarafından yapılacak ve düzenleme, kurulun bildirimi üzerine, tutuklama kararını veren mahkemece ya da ilgili infaz kurumunca uygulanacaktır. Kuşkusuz, bu, bir anlamda, Anayasanın seçim kanunları yönünden istediği “temsilde adalet” ilkesinin bir gereğidir. Temsilde adalet, aynı zamanda, adaylığı kabul edilen tutuklu vatandaşın, adaylıkları kabul edilen diğer vatandaşlarla, eşit koşullarda, siyasî mücadelesini yapabilmesidir [ Temsilde adalet ilkesi esasen seçim kanunları yapılırken uyulması gereken bir ilke olarak incelenmiştir. Ancak, seçim kanunlarında seçen ve seçilenin hakları da söz konusu olduğundan ilkenin seçen ve seçilen yönünden ele alınıp değerlendirilmesinde bir sakıncanın olmadığını, aslında bunun konuya zenginlik katacağını düşünüyoruz. Bkz. Özbudun, E. (2005). Türk Anayasa Hukuku, 8.Baskı, Ankara, s. 268. ] . Kurulun tutuklunun talebinin reddi kararı, hem Anayasanın kanun önünde eşitlik, temsilde adalet ilkesinin, hem de Anayasanın sağlamak zorunda olduğu İHAS ’in yukarıda anılan hükümlerinin açık ihlalini oluşturur. Kurulun kararı eğer bir yargı kararıysa, elbette, tutuklu, aleyhine olan kararı, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi önüne götürebilir. Her durumda, tutuklu, milletvekili seçilirse, yasama dokunulmazlığı kazanır, tutukluluk kendiliğinden kalkar. Anayasa, 83. maddesinde, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekilinin, Meclisin kararı olmadıkça, tutulamamasını, sorguya çekilememesini, tutuklanamamasını ve yargılanamamasını öngörmektedir. Üyelik süresince zamanaşımı işlemez. Ancak, Anayasanın 14. maddesinde öngörülen fiillerin işlendiğinin ileri sürülmesi, kuralın istisnasını oluşturmaktadır. Anayasa, “seçimden önce soruşturmasına başlanmış olan Anayasanın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır” demektedir. Öyleyse, milletvekili, seçilmekle, dokunulmazlık kazanmaz. Milletvekilinin meclise devamı zorunlu olduğundan, tutuklama kendiliğinden kalkar, ancak hakkındaki açılmış olan dava devam eder. Seçilmiş olduğu yasama döneminde, kendisine isnat edilen suçtan hüküm giydiği takdirde, artık milletvekili seçilme yeterliliği kalmadığından (Ay, m. 76/2), milletvekilinin, milletvekilliği sıfatı düşer. Hüküm kesinleşmedikçe milletvekili suçlu sayılamadığından, düşme, kesin mahkeme kararı Genel Kurula bildirildiğinde gerçekleşmiş olur (Ay. m. 84). SONUÇ Anayasa, vatandaşların seçme, seçilme hakkını düzenlerken, masumiyet ilkesinin zorunlu sonucu olarak tutuklu seçeni gözetirken, adaylığa kabul edilen tutuklu seçileni ihmal etmiştir. Yasaklanmadığından, tutuklu, seçilme hakkını kullanmakta serbesttir. Böyle olunca, seçene kıyasen, seçilen de, öteki seçilenlere eşit konumda siyasî faaliyette bulunma hakkına sahiptir. Hak, ya tutukluluk yerine başka bir koruma tedbiri ikame edilmekle, ya da mutlaka sürecekse, tutukluluğun amacını aşmaması sağlanmalı, hakkın özünün ihlal edilmemesine özen gösterilmelidir. Yüksek Seçim Kurulu, talep üzerine, hukukun kaynağını gösteren Medeni Kanunun 1. maddesi gereğince söz konusu bu düzenlemeyi yapmak zorundadır. Aksi, Anayasanın, Anayasanın uymaya zorunlu olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin açık ihlali olur. Tutuklu seçilmekle tutukluluk hali kalkar. Anayasanın 14. maddesinin yasakladığı hallerde, tutuklu seçilmekle, tutukluluk kalkar, ancak dava devam eder. Dava bitip mahkûmiyet hükmü kesinleştiğinde, artık seçilme yeteneği kalmadığından, milletvekilinin, milletvekilliği sıfatı düşer.
×
×
  • Create New...