Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'sansür'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Categories

  • Records
  • Lozan Antlaşması
  • Hastane Enfeksiyonlarının Hukuki Yansımaları
  • Darbeye Teşebbüs Suçu
  • Kubilay Olayı
  • Milli Nizam Partisi Dosyası

Forums

  • hukuk lobisi
    • Hukuki Gelişmeler
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Fakülteleri Bilgi Paylaşım Alanı
  • Hukuk Deposu's Hukuk Sözlükleri
  • Ankahukuk Arşiv's Arşiv Haberler
  • Ankahukuk Arşiv's Blog Yazıları

Blogs

  • Hukuk Dünyası's Ceza Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Avukatlık Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ceza Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Gayrimenkul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İdare Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Aile Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İcra - İflas Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İş Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Kira Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Medeni Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sigorta Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sosyal Güvenlik Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ticaret Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Tüketici Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Diğer Hukuk Dalları
  • Hukuk Dünyası's Borçlar Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Anayasa / Kamu Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Miras Hukuku
  • AnkaBlog's Sosyoloji
  • AnkaBlog's Tarih
  • AnkaBlog's Fotoğraf
  • AnkaBlog's Politika
  • AnkaBlog's Bilim
  • AnkaBlog's Sinema
  • AnkaBlog's Felsefe
  • AnkaBlog's Radyo Tiyatrosu
  • AnkaBlog's Belgesel
  • AnkaBlog's Edebiyat
  • AnkaBlog's Kültür
  • AnkaBlog's Magazin
  • AnkaBlog's Müzik
  • AnkaBlog's Psikoloji
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Eğitimi Dökümanları
  • Hukuk Eğitimi's Hakimlik-Savcılık Sınavları
  • Hukukçular Lokali's Yazıyorum
  • Hukuk Deposu's E-Makaleler

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?


Cinsiyet


About Me


Meslek


Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi

Found 2 results

  1. 1 Ağustos 2019 günü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik" ile Netflix, BluTV ve Puhutv gibi dijital platformlar Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) denetimi kapsamına girdi. RTÜK bundan sonra internet üzerinden radyo, televizyon veya isteğe bağlı yayıncılık yapan tüm mecralardaki içerikleri denetleyebilecek. "İnternet üzerinden yapılan istismarı" önlemek amacıyla hazırlandığı söylenen yönetmeliğin, RTÜK'ün geçmiş kararları dikkate alındığında "internet dünyasında sansür uygulaması için gerekçe olarak kullanılacağı" uyarıları yapılıyor. Düzenlemenin gündeme getirdiği soruları eski ve görevdeki RTÜK üyeleriyle konuştuk. 1- Hangi mecralar denetlenecek? Düzenlemeyle Netflix, BluTV ve Puhutv gibi internet televizyonları RTÜK'ün denetimi altına alındı. Bundan sonra Netflix ve benzerleri gibi dijital platformlarda yayınlanan tüm dizi ve filmler RTÜK tarafından denetlenecek ve yayıncılık kurallarına aykırı bulunan tespitlerle ilgili yaptırım uygulanacak. YouTube'da birisi çıkıyor ve düzenli olarak oradan yayın yapıyor. Eğer RTÜK bünyesindeki iş yükü el verirse ve teknik altyapı kurulursa, bu yayınların içerikleri de denetlenecek. Hamit Ersoy, Eski RTÜK üyesi Yönetmeliği hazırlayan ekibin içerisinde olduğunu belirten eski RTÜK üyesi Hamit Ersoy, artık sadece Netflix ve benzerlerinin değil, YouTube üzerinden yayın yapan içeriklerin de RTÜK tarafından denetlenebileceğini ifade ediyor: "Yayının yapıldığı mecradan bağımsız olarak, yayıncılık niteliği taşıyan her türlü içeriği denetlemek RTÜK'ün görevidir. Yeni yönetmelikle Netflix ve Blu Tv gibi platformlarda içerik denetimi yapılacak ve sadece bunlarla sınırlı kalmayacak." "Örneğin YouTube'da birisi çıkıyor ve düzenli olarak oradan yayın yapıyor. Eğer RTÜK bünyesindeki iş yükü el verirse ve teknik altyapı kurulursa, bu yayınların içerikleri de denetlenecek. Eğer bu yayında, yayıncılık ilkelerine aykırılık tespit edilirse o zaman RTÜK, YouTube'un kendisini değil ilgili hesabını sorumlu tutar ve o hesaba erişim engellenir." RTÜK'ün CHP kontenjanından seçilen üyelerinden Faruk Bildirici ise "Özellikle de çeşitli dijital ortamlardan bağımsız habercilik yapan siteler, gazeteciler, YouTuberlar ve sair bireysel iletişimlerin bu yasal düzenleme ve yönetmelik kapsamına girmediği kanısındayım" diyor. 2- Haber sitelerinin içerikleri de denetlenecek mi? İnternet yayıncılığı yapan ve yazılı içerik üreten haber siteleri, yeni yönetmeliğin denetim kapsamında yer almıyor. Fakat ulusal ya da uluslararası haber sitelerinin sosyal medya hesaplarından yapılan canlı video yayınlar ya da belirli bir takvim dahilinde yapılan görsel yayınların da RTÜK denetimi kapsamına girip girmeyeceği belirsiz. RTÜK'ün AKP kontenjanından seçilen üyelerinden Nurullah Öztürk, haber sitelerinin YouTube ya da Periscope gibi hesaplarından yapılan yayınların istisna kapsamında yer alacağını ve RTÜK denetimine tabii olmayacağını söylüyor. Fakat eski RTÜK üyesi Hamit Ersoy'a göre bunun kararı, ilgili yayınlar hakkında RTÜK üyelerinin yapacağı yoruma bağlı olacak: "Haber siteleri üzerinden yapılan ve birkaç saat süren bir yayın da RTÜK denetimi kapsamına girer mi? Bu konularda muhtemelen kurul üyeleri arasında tartışmalar yaşanacaktır. İstişareler sonucunda 9 üyenin 5'i, 'Evet, süresinden bağımsız olarak yayıncılık faaliyetidir' derse yönetmelik kapsamında değerlendireceklerdir. Üst kurulda yapılacak tartışmalar ve paydaşlardan alınacak görüşler doğrultusunda somutlaşacaktır." 3- İnternet yayınları üzerindeki denetimin kapsamı ne olacak? RTÜK, yönetmelikle ilgili yaptığı yazılı açıklamasında "radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin internet ortamından sunumu esnasında; çocukların ve gençlerin, fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimine zarar verebilecek medya içeriklerine ilişkin ebeveyn kontrolü sağlanması gibi tedbirler alındığını" ifade ediyor. Kişilerin bu platformlarla yaptığı sözleşme, devletin yüksek ahlak anlayışının dışında olmalı" Faruk Bildirici , RTÜK üyesi RTÜK üyesi Faruk Bildirici ise bu internet platformlarındaki yayınlara "demokrasi, insan hakları, nefret söylemi, ayrımcılık, cinsiyetçilik, şiddeti körükleme, savaş çığırtkanlığı gibi temel insani değerler dışında" müdahale edilmemesi gerektiğini söylüyor. Bildirici açıklamasında, "Umarım geçmişteki cezalandırıcı RTÜK pratikleri burada da devreye girmez ve RTÜK'teki çoğunluk grubu da yönetmelikteki gri alanları özgürlükler lehine değerlendirir. Kişilerin bu platformlarla yaptığı sözleşme, devletin yüksek ahlak anlayışının dışında olmalı" ifadelerine yer veriyor. Örneğin Netflix, bazı çevreler tarafından bir süredir "LGBT bireylere özendirici nitelikte içerik" sahibi olmakla eleştiriliyor. Netflix'e yapılacak içerik denetlemesinde toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı bir yaptırım uygulanıp uygulanmayacağı da merak edilenler arasında yer alıyor. Yönetmeliği hazırlayan ekipte bulunan eski üye Ersoy, RTÜK'ün bu konuyla ilgili Avrupa ülkelerinden "farklı" davranacağını bu "esneklik" hakkına da sahip olduğunu belirtiyor: "Toplumsal cinsiyet meselesi ve LGBT bireyleri özendirmek konusunda Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerine göre daha daha hassas davranacak. Netflix'e yönelik içerik denetlemesi konusunda 'şiddet, nefret söylemi çocuk pornografisi' gibi konularda AB de bizim gibi hassastır ancak toplumsal cinsiyet konusunda anlayış farkımız var. Biz daha sert davranırız, onlar biraz daha esnek olur." RTÜK üyelerinden Nurullah Öztürk ise yeni yönetmeliği sadece 'birkaç konunun denetlenmesi' hususuna indirgemenin doğru olmadığını ifade ediyor: "İnternette çok ciddi şekilde istismar edilmeye açık ve denetimsiz bir alan var. Hem diğer televizyon yayıncıları ile haksız rekabet içerisinde olacaklar hem de RTÜK denetimine bağlı diğer yayıncılara göre toplumu ve çocukları daha fazla etkilemeye yönelik yayın yapacaklar… Buna karşın hiçbir denetim olmayacak. Bu talebi çok rasyonel bulmuyorum açıkçası." 4- Lisans ve denetim süreci nasıl işleyecek? İnternet ortamında radyo, televizyon ya da isteğe bağlı yayın sunmak için talepte bulunan kuruluşlara RTÜK tarafından lisans verilecek. 10 yıl süreyle verilecek bu lisansların yıllık ücreti; radyo yayın lisansı için 10 Bin TL, televizyon yayın lisansı ve isteğe bağlı yayın lisansı için 100 bin TL olacak. İnternet ortamından tele alışveriş konulu tematik yayın lisans ücretleri ise bu tutarların 5 katı olarak hesaplanacak. RTÜK'ten yapılan yazılı açıklamaya göre 'bireysel yayın ve iletişim hizmetlerini internet ortamından iletmeye özgülenmiş platformlar (haber, film ve dizi yayınları hariç) ile gerçek ve tüzel kişiler' söz konusu düzenlemenin kapsamı dışında tutuluyor. Fakat "özgülenmiş platformlar" tarifiyle tam olarak hangi platformların kastedildiğine dair belirsizlik bulunuyor. Yayın lisansı bulunmaksızın internet ortamından yayın hizmeti sunulduğunun tespiti durumunda ise 72 saat içerisinde 3 aya tekabül eden lisans ücreti yatıran kuruluşların, 3 ay süreyle yayın yapmasına izin verilecek. 5- Yönetmeliği eleştirenler ne diyor? Yönetmelik, internet yayınlarını denetime ilişkin ifadelerin belirsiz olması ve üst kurul üyeleri tarafından subjektif yorumlanabileceği eleştirileri alıyor. RTÜK'ün CHP kontenjanından seçilen üyelerinden İlhan Taşçı, bu yönetmelikle birlikte radyo ve televizyonlarından ardından ilk kez internet mecrası ve isteğe bağılı yayınlar denetim altına alınacağını ifade ediyor: "Yazılı, görsel medya ve yayıncılığın sıkı denetim altına alındığı, ekran komiserlerinin canhıraş görev yaptığı, gazete manşetlerinin saray eşrafında belirlendiği ortamda internet boş geçilemezdi ve öyle de yapıldı. Uygulama yönetmeliği özgürlük alanını tıkayan bir yönetmelik olarak tarihe geçecektir." "RTÜK yönetmeliğini bir cümleyle tanımlayabilirim: Türkiye sansür tarihinin en büyük adımı!" Kerem Altıparmak, Hukukçu "Artık interneti RTÜK gözetleyecek. Ancak sorun şu ki RTÜK'ün teknik alt yapısı ve insan kaynağının bu konuda yeterliliği tartışmalıdır. Göç yolda düzülecek ama subjektif ölçütlerle denetim yapılacak. Bu denetimin sınırları, uygulama esnasında belirlenecek." "YouTube, Netflix ve Periscope mevzuatın geniş yorumuyla her şekilde denetlenir ve RTÜK radarına takılabilirler. Belki de Türkiye, dünyanın pek çok ülkesinde yayıncılık yapan NETFLİX'i yasaklayan ilk çağdaş ülke olabilir. Suudi Arabistan'ın NETFLİX'le ilgili sansür uygulamalarını görüyoruz. Türkiye kendini Suudi rejimiyle aynı kategoriye mi yerleştirmek istiyor?'" "Yabancı şarkı kliplerini, bu şarkıların sözlerini Türkçe'ye çevirerek denetleyen ve cezalandıran RTÜK'ün internet alanında neler yapabileceğinin sınırları da en az internet mecrası kadar uçsuz bucaksız olacaktır. Hepsini uygulamada göreceğiz." Hukukçu Kerem Altıparmak ise Twitter hesabından yaptığı paylaşımında yönetmeliği, "Bugün yayımlanan İnternet üzerinden televizyon yayıncılığına ilişkin RTÜK yönetmeliğini bir cümleyle tanımlayabilirim: Türkiye sansür tarihinin en büyük adımı!" şeklinde yorumladı. Altıparmak, yeni RTÜK yönetmeliği uyarınca alternatif haber ve yayın yapan herkesin etkileneceğini ve hükümet aleyhine yapılacak her türlü yayının kontrol altına alınacağını söylüyor. 6- AKP kontenjanından seçilen RTÜK üyeleri, 'internette sansür' eleştirisine ne diyor? RTÜK üyesi Nurullah Öztürk, tüm ülkelerin internet yayınları üzerinde benzer denetim mekanizmaları olduğunu ve bunun 'sansür' anlamına gelmediğini ifade ediyor: "Yeni yönetmeliğe sansür denilecekse, dünyada sansür yapmayan hiçbir ülke yok demektir. İngiltere, Fransa ve Amerika dahil… Çünkü bunların her birinde RTÜK benzeri kurumlar vardır ve bu kurumlar hangi mecradan yapılırsa yapılsın yayın içeriklerini denetleyen kamu otoriteleridir. "RTÜK benzeri bu kuruluşların toplantılarına katılıyorum ve bırakın Netflix gibi düzenlemeleri, YouTube ve diğer sosyal medya mecralarının özellikle seçim dönemlerinde çok sıkı takip edilmesini talep eden düzenlemeleri ya da talepleri bulunuyor." Yönetmeliği hazırlayan ekipte bulunduğunu ifade eden eski RTÜK üyesi Hamit Ersoy da internet yayınlarını denetim hususunda tüm ülkelerin benzer düzenlemeler yaptığını ifade ediyor: "AB geçtiğimiz Kasım ayı itibariyle Görsel İşlemler ve Hizmetler direktifini yeniledi ve şu anda tüm üye ülkeler AB direktifini ulusal mevzuata uyarlama sürecini yaşıyorlar. Bu direktifin; video paylaşım olanağı sağlayan tüm internet mecralarının denetlenmesi için yenilendiği hususu açıkça ifade ediliyor. Denetleme alanları da belli, çocuk pornografisi, şiddet, terör, nefret söylemi… Biz de bundan farklı bir şey yapmayacağız." Kaynak
  2. RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkının, eserin mahiyetini ve hususiyetini bozan yada eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyen değişikliklerin yapılamayacağını öngören 5846 sayılı Kanunun 16/3 hükmü ile çelişmesi halinde ne olur? Davanın Konusu Davacı, “B.B.” adlı sinema filminin (“Eser”) yapımcısı ile davalı ara-sında eserin işleme, çoğaltma, umuma iletim haklarının davalıya devri ve temlikine ilişkin olarak imzalanan Yayın Hakkı Lisans Sözleşmesi (“Sözleşme”) uyarınca, davalıya tanınan “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkına dayanılarak Eser üzerinde yapılandeğişikliklerin, Eser’in mahiyetini ve hususiyetini bozduğunu iddia ederek; (i)Davalının Eser üzerindeki manevi haklara tecavüz teşkil eden ey-lemlerinin tespitini, (ii)Davalının Eser üzerindeki manevi haklara tecavüz teşkil eden eylemlerinin ref’ini, (iii)Eser’in değiştirilmiş şekilde çoğaltılmasının, yayın ve temsilinin menedilmesini, (iv)Davalının tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalardaki değişik-likleri düzeltmesini veya bunları eski hale getirmesini talep etmiştir. İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin (“Mahkeme”) 2011/9 E. sayılı dosyası ile görülen yargılama sürecinde, bir hukukçu ve bir film yönetmeninden oluşan bilirkişi heyetince dosyaya sunulan ve Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporunda; (i) Sahne kesme/montajlama şeklinde yapılan değişikliklerin RTÜKmevzuatına ve diğer mevzuata uygun olduğu ölçüde hukuka uygun olduğu, (ii)Eser’in paralı kanalda yayınlanması sebebiyle etki alanı az olsa da ve yapılan sahne kesme/montajlamanın Eser’in hususiyetini bozduğu düşünülebilecek olsa da bu değişikliklerin kapsam ve nitelik itiba-riyle filmin akışı içerisinde büyük ölçüde anlaşılabilmesi sebebiyle Eser’in mahiyet ve hususiyetinin bozulduğundan söz edilemeyeceği, (iii)RTÜK mevzuatı kapsamında yapılan değişikliklerin ağırlıklı ola-rak küfürlü sözlerin çıkarılmasından ibaret olduğu, (iv)Eser’in (8) numaralı sahnesi olarak nitelendirilen “Bakkal” sah-nesinin Eser’den tamamen çıkartılmasının ise, Eser’in mahiyet ve hususiyetini bozduğu ve RTÜK uygulamaları ve diğer mevzuat ile de meşru gösterilemeyecek bir değişiklik olduğu belirtilmiştir. Mahkeme 02.04.2013 tarihli kararıyla, bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmeleri dikkate alarak davanın kısmen kabulü ile; (i)Eser’in (8) numaralı sahnesi olarak nitelendirilen “Bakkal” sah-nesinin Eser’den tamamen çıkartılmasının, davacıların eserden kaynaklanan manevi haklarına tecavüz niteliğinde olduğunun tespi-tine ve ref’ine, (ii)Eser’in davalının değiştirdiği şekilde çoğaltılmasının ve yayınlan-masının men’ine, (iii)Değiştirilmiş halde çoğaltılan filmlerin (8) numaralı sahne ola-rak nitelendirilen “Bakkal” sahnesinin düzeltilmesi suretiyle eski hale getirilmesine, (iv)Eser’de yapılan sair değişikliklerin RTÜK mevzuatı çerçevesinde kalması sebebiyle zorunlu yapılan değişiklik olarak kabul edilmesine ve bu değişiklikler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Kararın ve Karara Esas Alınan Bilirkişi Raporunun İncelenmesi İncelememize konu davada uyuşmazlık; (i) davacıların sahibi olduk-ları Eser’in yayınlanması için davalı ile imzaladıkları Sözleşme kapsamın-da davalıya tanıdıkları “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkının, eserin mahiyetini ve hususiyetini bozan yada eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyen değişikliklerin yapılamaya-cağını öngören 5846 sayılı Fikri ve Sınai Haklar Kanunu’nun (“FSEK”) 16/3 hükmü ile çelişmesi halinde hangi müesseseye üstünlük tanınacağı ve (ii) hangi değişikliklerin eserin mahiyetini ve hususiyetini bozacağı nokta-sında toplanmaktadır. Mahkeme uyuşmazlığa ilişkin olarak, Sözleşme ile davalıya yetki ve-rilmiş olsa dahi Eser üzerinde yapılan değişikliklerin, (i) RTÜK mevzuatı gereğince zaruriyet arz etmesi halinde FSEK’in 16/II maddesinde öngö-rülen istisna olarak kabul edilebileceği, (ii) ancak eserin mahiyetini ve hususiyetini bozması ya da eser sahibinin şeref ve itibarını zedelemesi ha-linde FSEK’nın 16/III hükmüne aykırılık teşkil edeceği görüşünü benim-semiştir. Bu noktadan hareketle de Mahkeme, hangi kapsamda ve surette yapılan değişikliklerin eserin mahiyetini ve hususiyetini bozduğunun ya da eser sahibinin şeref ve itibarını zedeler mahiyette olduğunun tespitine yönelmiştir. Mahkeme, bu hususta yapılacak tespiti bilirkişi heyetine bı-rakarak, bilirkişi heyetinin raporundaki değerlendirmelerini esas alarak hüküm oluşturmuştur. İncelememizde, davada hükme esas alınan bilirkişi raporundaki, eserin mahiyetini veya hususiyetini bozan ya da eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyen değişikliklere ilişkin tespitler değerlendirilecektir. Bu değerlendirme sürecinde ise; (i)Öncelikle bir sinema eserinin mahiyetini ve hususiyetini oluştu-ran unsurların genel hatlarını belirleyerek resmini çekmek, (ii)Ardından bu hatlar üzerinden hareket ederek davaya konu filmin hususiyet arz ettiği noktaları tespit etmek, (iii)Böylelikle de bu noktalara herhangi bir müdahale yapılıp ya-pılmadığını ve şayet müdahalede bulunulmuş ise bu müdahalenin (de-ğişikliğin) filmin veya eser sahibinin hususiyetini bozup bozmadığını belirlemek gerekecektir. (i) Prof. Dr. Ünal Tekinalp’e göre bir sinema eserinin hususiyeti, yönetmenin -varsa- özgün müzik bestecisinin, senaryo ve diyalog yazarının hususi izlerinin bir bileşkesidir.1 Bu genellemeden hareketle, FSEK’nın 8/III hükmüne göre sinema eserlerinde eser sahibi olarak tanıtılan yö-netmenin -varsa- özgün müzik bestecisinin, senaryo ve diyalog yazarının eser üzerindeki kişisel izlerinin, bir sinema eserinin hususiyetinin kurucu unsurlarından olduğu söylenebilecektir. Prof. Dr. Şafak N. Erel’e göre, sinema eserinin hususiyetinin asılönemli olan unsuru, özellik taşıyan bir fikrî yaratımdır.2 Şu halde, özel-lik arz eden bir fikrin sinema eserindeki yansıması, eserin hususiyetinin toplandığı nokta olarak kabul edilebilir ve bu noktayı gölgeler mahiyette yapılan her türlü müdahale, eserin doğrudan hususiyetine yapılan bir mü-dahale olarak algılanabilecektir. Yrd. Doç. Dr. Yalçın Tosun’a göre, filmin senaryosu, diyalogları gibiilk düşünsel zemini oluşturan kısımları da, filmin teknik olmayan ancak yine de FSEK’ya göre yaratımın orijinal sayılmasında rolü olan parçalar-dır.3 Bu bağlamda, bir filmin senaryosunun ve diyaloglarının da, filmin hususiyetinin önemli bir parçası olduğu ve filmin bu unsurlarına yapıla-cak müdahalelerin, kaçınılmaz olarak filmin hususiyetini de etkileyeceği düşünülebilecektir. Dr. Yalçın Tosun’a göre, filmin konusunun filme yansıtılışı ve filmioluşturan düşünsel yapının orijinalliği, filmin hususiyetini oluşturmak-tadır.4 Şu halde, senaryonun filme aktarılma şekli dahi, filmin hususiyet kazandığı bir nokta olarak görülebilecektir. (ii) Bir sinema eserinin hususiyetini oluşturan ve orijinalliğine delalet eden unsurlara ilişkin doktrinde yer alan ve yukarıda izah olunan gö-rüşler çerçevesinde, dava konusu filmin hususiyet arz eden ve orijinalliği ile göze çarpan noktaları belirlemek, hangi değişikliklerin aslında filmin hususiyetine yönelik olduğunu tespit edebilmek açısından zaruridir. Bu bağlamda, “B.B.” adlı sinema filminin öne çıkan özellikleri hak-kında bilgilendirmede bulunmakta yarar bulunmaktadır. Davaya konu filmde, çeşitli sorunları bulunan birkaç bireyin hayatı, gerçekçi bir şekil-de ele alınmaktadır. Hayatın içinde olan şiddet, cinsellik ve küfür gibi un-surlar çarpıcı bir şekilde işlenmekte ve bu unsurlar hayatın içinde olduğu hali ile filme aktarılmaktadır. Filmin bu yönü ve özellikleri, bilirkişi raporunda yer alan “eserin, özellikleri içinde bir bölgedeki şiddetin, cinselliğin, gençlerin bazı so-runlarının çarpıcı bir şekilde gösterilmesi temel konum niteliğindedir.” ifadesiyle de tevsik edilmiştir. Bir sinema eserinin hususiyetini ortaya koyan unsurlara ilişkin ola-rak yukarıda yer verilen doktrin görüşleri çerçevesinde, “B.B.” adlı sinema filminin hususiyetini taşıyan unsurlar aşağıdaki gibi yorumlanabilecektir: Filmde hayatın doğal gerçekliğinin, dramatize edilen kurmaca hikâye içerisinde mümkün olduğunca korunması fikri, filmin benzer türdeki drama filmler arasındaki orijinalliğini ortaya koymaktadır. Bu sebeple de, “B.B.” adlı sinema filminde hayatın gerçekçi bir üslupla iş-lenmesi, filmin hususiyetinin ve ayırıcı özelliğinin bir parçasıdır. Filmde, gerçek hayatın olduğu hali ile işlenmesi, yukarıda da izah edildiği üzere filmin düşünsel zeminidir. Bu düşünsel zeminin filme yansıtılması ve hayata geçirilmesi, pekâlâ filmin senaryosu ve diyalog-ları vasıtasıyla mümkün olabilmektedir. Zira filmde yaşanan olaylar ve hikâyenin kahramanları arasında geçen diyaloglar, filmin konusunun işleniş üslubunu belirlemektedir. Bu sebeple, filmde yaşanan olayla-rın aksettirildiği sahneler ve hikâyenin kahramanları arasında geçen diyaloglar, filmin hususiyetini taşıyan düşünsel zeminin somutlaşmış halidir ve bu unsurlar da aynı şekilde eser sahibinin hususi izlerini ta-şıyarak filmin hususiyetini temsil etmektedir. “B.B.” adlı sinema filmi, yukarıda dikkat çekilen yönleriyle eser sahi-binin hususi izlerini taşımaktadır ve filmin hususiyeti de bu yönlerin bir bileşkesi olarak izleyiciye sunulmaktadır. Sözleşme ile davalıya film üzerinde değişiklik yapma yetkisi verilmiş olsa dahi, eserin mahiyetini ve hususiyetini bozan ya da eser sahibinin şeref ve itibarını zedeler mahiyetteki müdahaleler (değişiklikler) üzerine eser sahibinin, bu değişiklikleri men etme hakkına sahip olduğu nok-tasında duraksama yoktur. Gerek Mahkeme gerekse bilirkişi heyeti, bu hususta FSEK’nın 16/III hükmünü de dikkate alarak, ortak bir duruş sergilemiştir. Zira ilgili hükümde, “Eser sahibi, kayıtsız ve şartsız olarak yazılı izin vermiş olsa bile şeref ve itibarının zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetlerinin bozan her türlü değiştirmeleri menedebilir. Menetme yetkisinden bu hususta sözleşme yapılmış olsa bile vazgeç-mek hükümsüzdür.” denmekle, “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkının kullanım sınırları da açıkça ortaya konmaktadır. Bu bağlamda, dava konusu filmde yapılan değişikliklerin eserin ma-hiyetini ve hususiyetini bozan ya da eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyen bir nitelikte olup olmadığı tespit edilmelidir. Diğer bir deyişle artık önem arz eden husus; filmde yapılan değişiklikler sonrasında, filmin ori-jinalliğinin temel taşı olarak görülebilecek amacın (hayatın gerçekçi bir üslupla filme yansıtılması) zarar görüp görmediğidir. (iii) Davalının, sözleşme ile kendisine tanınan “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkı çerçevesinde, dava konusu filmin şiddet, argo ve küfür içeren bazı sahnelerde ses kestiği, bazı sahnelerde ise sahneyi kısmen kesip montajladığı; filmin 8. sahnesi olarak nitelendirilen “Bakkal” sahnesini ise tamamen filmden çıkardığı bilirkişi raporu ile de tespit edilmiştir. Eser’de yapılan söz konusu değişikliklerin, Eser’in senaryosu ve di-yaloglarına yönelik olduğu açıktır. Bu yöndeki tespitin ardından, yukarıda da açıkladığımız üzere, filme hususiyet katan bu yönler (diyaloglar, sahne) itibariyle yapılan müdahalelerin Eser’in hususiyetini etkileyip etki-lemediği veya eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyip zedelemediği, her somut değişiklik özelinde incelenmelidir. Doç. Dr. Mustafa Ateş’e göre, eser sahibinin muvafakati olmaksızın eser üzerinde yapılan her türlü değişiklik, eser sahibi ile eser arasındaki aidiyet ilişkisini değiştirmektedir.5 Zira eser sahibi, eserini oluşturduktan sonra, eseri ile arasındaki bağı da şekillendirmiş olmaktadır. Eserin, sahibi ile arasındaki bağ şekillendikten sonra, eser sahibinin hususi izini taşıyan herhangi bir unsuruna yapılan müdahale hususiyet ilişkisini kaçınılmaz olarak değiştirmektedir. Bu noktadan hareketle, Eser’deki diyalogların bazı yerlerde kesilmesinin ve bazı yerlerde de sahnenin kısmen kesilerek montajlanmasının, bunun yanı sıra Eser’in 8. sahnesi olarak nitelendirilen “Bakkal” sahnesinin ise tamamen filmden çıkarılmasının, dava konusu sinema eseri ile eser sahibi arasındaki aidiyet ilişkisini etkileyeceği kabul edilmelidir. İlaveten bir eserin, eser sahibinin öznel anlayışı dikkate alınmaksızın bir başkası tarafından değerlendirilerek değiştirilmesi, eseri üzerindeki hâkimiyetini ve eserinin hususiyetini koruma hakkına sahip olması gereken eser sahibinin bu konumunu büyük ölçüde zayıflatmış olmaktadır ki bu da eser sahibinin, eserinin bütünlüğünü muhafaza etme hakkının açık ihlalidir.6 Bu bağlamda, Eser üzerinde RTÜK mevzuatına dayanılarak gerçekleştirilen değişikliklerin, eser sahibinin izah olunan hakkını ihlal ettiği sonucuna varılabilecektir. Bilirkişi raporunda, Eser’in 8. sahnesinin tamamıyla filmden çıkarılmasının, filmin mahiyet ve hususiyetini bozduğuna kanaat getirilmiş ve fakat bunun dışındaki değişikliklerin, film üzerinde değişiklik yapıldığı tarihte yürüklükte olan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun (“Mülga RTÜK Kanunu”) kapsamında meşrulaştırılabileceği belirtilmiştir. Raporda, film üzerinde yapılan değişiklik-lerin filmin hususiyetini bozduğunun iddia edilebileceği kabul edilmiş, ancak bu değişikliklerin filmin akışı içerisinde büyük ölçüde anlaşılabilir olduğu ileri sürülerek gerçekte filmin mahiyet ve hususiyetini bozan bir değişikliğin olmadığı kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyetinin bu yöndeki değerlendirmesi dikkate alındığında; değişiklik sonrasında filmin mahiyet ve hususiyetinin bozulmasının, değişikliğe rağmen filmin akışının anlaşılamamasına bağlandığı görülmek-tedir ki bilirkişi heyetinin bu çıkarımının, herhangi bir hukuki dayanağı olduğunu söylemek güçtür. Zira eserde, eser sahibinin izni olmaksızın yapılabilecek değişikliklerin kapsamı, mahiyeti ve sınırları, FSEK’in 16/II maddesin altında düzenlenmiştir. FSEK’in 16/II maddesinde, “Kanunun veya eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işleyen, umuma arz eden, çoğaltan, yayımlayan, tem-sil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususî bir izni olmaksızın da yapabilir.” denmekle, eser sahibinin izni olmaksızın eser üzerinde yapılabilecek değişiklikler açıkça sınırlandırılmıştır. Bunun yanı sıra ilgili hükmün istisnası olan FSEK’in 16/III mad-desine göre; eser sahibi, eserde değişiklik yapılabilmesi yönünde izin ver-miş olsa dahi (ki dava konusu olayda bu durum söz konusudur), eser sahibinin eserle hususiyet ilişkisini zedeleyen ve eserin bütünlüğünü bu sınırı aşacak şekilde bozan değişiklikler, iznin kapsamı dâhilinde kabul edilemeyecektir.7 Görüleceği üzere eser üzerinde, eser sahibinin izni olmaksızın yapı-lan değişiklikler, eser sahibinin bu yönde izni olsa dahi, eserin hususiye-tini bozduğu ölçüde eser sahibi tarafından men edilebilecektir. Şu halde yapılan değişikliğin, filmin bütünü ve akışı esas alındığında anlaşılabilir olması, filmin hususiyetinin bozulup bozulmadığını tespit etme noktasın-da önem arz etmeyecektir. Diğer bir deyişle, filmin mahiyetini, bütünlüğü-nü ve hususiyetini bozan bir değişikliğin, filmin bütünü ve akışı itibariyle anlaşılabilir olması, bu değişikliği meşru hale getirmeyecektir. Eser sahibinin izni olmaksızın eser üzerinde yapılabilecek değişik-liklerin sınırları, Türk hukuku kapsamında yukarıda izah edildiği kap-samda iken, mukayeseli hukukların konuya ilişkin yaklaşımını görmek de, dava konusu maddi olayı yorumlamak noktasında yeni bakış açıları sunacaktır. Fransız hukukunda, görsel işitsel eserlerin televizyonda yayınlanmaları, manevi hak ihlallerinin en çok rastlandığı alan olarak dikkat çekmektedir.8 Buna örnek olarak, görsel işitsel eser yayınlanırken eser sahiplerinin onayı olmaksızın bazı sahnelerin kesilerek yayınlanması ya da dağıtılması sonucu eser sahibinin hak araması verilebilir. Fransız İlk Derece Mahkemesi, önüne gelen bu mahiyetteki bir vakıaya ilişkin ola-rak, eserin “bütünlüğüne ve harmonisine” zarar verildiği nedeniyle eser sahibinin manevi hakkının ihlal edildiğine karar vererek, filmin orijinal halinin yayınlanmasına ve tazminat ödenmesine karar vermiştir.9 “B.B.” adlı sinema filminde yapılan değişikliklerin de bu mahiyette olduğu göz önüne alındığında, eser sahibinin manevi hakkının ihlal edildiği söylene-bilecektir. Amerikan Hukukunda, DVD formatındaki sinema filmlerinin şiddet veya çıplaklık içeren sahnelerini keserek izlenebilecek şekilde müşteri-lerine sunan bir şirketin bu mahiyetteki eylemlerinin, eserler üzerinde mali hakları ellerinde tutan yapım şirketlerinin özellikle işleme haklarına tecavüz teşkil ettiği kabul edilmiştir.10 “B.B” adlı sinema filminde yapılan değişikliklerin gerekçesi olarak da küfür ve şiddet unsurları gösterilmiş olduğundan, bu gerekçe ile dahi yapılmış olsa sahne kesmenin Amerikan hukuku altında meşru kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Yabancı hukukların, eser üzerinde eser sahibinin izni olmaksızın ya-pılan değişikliklere karşı yaklaşımı dikkate alındığında; “B.B” adlı sinema filminde yapılan değişikliklerin, Mülga RTÜK Kanunu gereğince meşru olarak kabul edilip edilemeyeceğinin bir önemi kalmamaktadır. Zira söz konusu değişiklik, eserin mahiyet ve hususiyetini bozar bir nitelikte oldu-ğu sürece, bu değişikliğin mevzuat kapsamındaki uygunluğuna değil, eser sahibinin FSEK’den doğan haklarına üstünlük tanınmaktadır. Bu hususların yanında, dava konusu filmin “izle öde” uygulaması olan kanallarda yayınlanıyor olmasına da ayrıca bir parantez açılması ge-rekebilecektir. Dava konusu filmin “izle öde” uygulaması olan kanallarda yayınlanması sebebiyle göreceli olarak daha denetlenebilir olduğu ve etki alanının da daha az olduğu bilirkişi raporunda dikkate alınmış olsa da, bu gerçeğe bağlanması gereken sonuç gerek bilirkişi raporunda gerekse Mahkeme’nin gerekçeli kararında göz ardı edilmiştir. “İzle öde” uygulaması olan kanallarda yayınlanan filmi belirli bir be-del ödeyerek izleyen kişiler, özgür iradeleriyle dava konusu filmi izlemeyi seçmektedirler ve filmin orijinal halini izlemek yönündeki tercihlerini de bu suretle açıkça ortaya koymaktadırlar. Gerek Mülga RTÜK Kanunu, gerekse 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun (“RTÜK Kanunu”) kapsamında, “yayınların toplumun milli ve manevi değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması ve müstehcen olmaması” ilkesi hâkimdir. Söz konusu kanunlarda bu ilke-nin benimsenmesinin amacı, çocuk ve genç izleyicilerin toplumun genel kabul görmüş değer yargılarına aykırı yayınlara maruz kalmaması ve bu yayınlara karşı korunmasıdır. Bu yöndeki çıkarıma, söz konusu ilkenin somutlaştırıldığı ilgili kanun maddelerinin (Mülga RTÜK Kanunu’nun 4. maddesi ve RTÜK Kanunu’nun 8. maddesi) gerekçesi üzerinden ulaş-mak mümkündür. Bu sebeple, “izle öde” uygulaması olan kanallarda ya-yınlanan ve ancak satın alınarak izlenmesi mümkün olabilen dava konu-su filmin yayınına, çocuk ve genç izleyicilerin maruz kalması söz konusu olamayacaktır. Bu bağlamda, izleyicinin kendi özgür iradesiyle dava konusu filmi izlemeyi seçtiği, diğer bir deyişle filmin yayınına maruz kalması gibi bir durumun söz konusu olmadığı şüphesizdir, zira film “izle öde” uygula-ması olan kanallarda yayınlanmaktadır. Bilirkişi raporunda bu husustan bahsedilmekte ise de, izleyicinin filmi izlemek yönündeki tercihi dikkate alınmamış ve sanki izleyici, filmde mevzuata aykırılık teşkil eden diyalog veya sahnelere maruz kalabilirmiş gibi düşünülerek değerlendirmede bu-lunulmuştur. “İzle öde” uygulaması olan kanallarda, özel olarak bir bedel öde-nerek izlenebilen dava konusu filmin belirli yönleriyle, Mülga RTÜK Ka-nunu’na aykırılık teşkil ettiği varsayımında dahi, bu filmin orijinal hali ile yayınlanması kanunun amacına ters düşmeyecektir. Zira kanun ile amaçlanan, çocuk ve genç izleyicilerin toplumun genel kabul görmüş de-ğer yargılarına aykırı yayınlara maruz kalmaması ve bu yayınlara karşı korunmasıdır. “İzle öde” uygulaması olan kanallarda özel bir tercihte bu-lunarak izlenebilecek dava konusu filme “maruz kalmak” gibi bir durum söz konusu olamayacağından, kanunun amacına ters düşen bir durum da oluşmayacaktır. SONUÇ Dava konusu “B.B.” adlı sinema filminin yayınlanması için davalı ile imzalanan Yayın Hakkı Lisans Sözleşmesi kapsamında davalıya “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkı tanın-mış olsa dahi, bu hakka dayanılarak eser üzerinde yapılan değişiklikler, eserin mahiyetini ve hususiyetini bozduğu ölçüde FSEK’nın 16/III madde-si gereğince eser sahibi tarafından men edilebilir. Bu noktada, gerek bi-lirkişi heyeti gerekse Mahkeme nezdinde herhangi bir duraksama yoktur. Dava konusu filmden bir sahnenin tamamıyla çıkartılması dışında diyaloglar ve sahneler üzerinde yapılan değişiklikler, Mülga RTÜK Kanu-nu’na dayandırılarak meşru addedilmiş olsa dahi, bu değişikliklerin ese-rin mahiyetini, bütünlüğünü ve hususiyetini bozması halinde, FSEK’nın 16/III hükmü devreye girecektir ve ilgili hüküm gereğince de eser sahibine bu değişiklikleri men etme hakkı tanınmalıdır. Film üzerinde yapılan değişikliklerin, filmin bütünü ve akışı dikkate alındığında anlaşılabiliyor olması da önem arz etmemektedir, zira eserin bütünlüğünü ve hususiyetini bozan değişikliklerin eser sahibi tarafından men edilebilmesi için “eserin bütününden değişikliğin anlaşılamaması” gibi bir koşul öngörülmemiştir. Yukarıda izah olunan tüm bu hususların yanında, “izle öde” uygula-ması olan kanallarda yayınlanan ve izleyicinin özellikle tercih ederek ve bir bedel ödeyerek izleyebileceği dava konusu filmin Mülga RTÜK Kanunu kapsamında denetlenmesi, bu kanunun amacının dışına çıkmak olarak yorumlanabilecektir. Zira ilgili kanun ile amaçlanan, çocuk ve genç iz-leyicilerin toplumun genel kabul görmüş değer yargılarına aykırı yayın-lara maruz kalmaması ve bu yayınlara karşı korunmasıdır. “İzle öde” uygulaması olan kanallarda özel bir tercihte bulunarak izlenebilecek dava konusu filme “maruz kalmak” gibi bir durum söz konusu olamayacağın-dan, kanunun koruduğu değerlere ve himaye ettiği amaca ters düşen bir durum da oluşmayacaktır. Bütün bu hususlar dikkate alındığında, dava konusu “B.B” adlı sine-ma filminin diyalogları ve sahneleri üzerinde eser sahibinin izni olmak-sızın yapılan tüm değişikliklere ilişkin olarak eser sahibinin men etme hakkının doğacağı kanaatindeyiz. Av. Gönenç GÜRKAYNAK - Av. Ceyda KARAOĞLAN - İSTANBUL BAROSU AVUKATLARI BU ÇALIŞMA, İSTANBUL BAROSU DERGİSİNİN KASIM-ARALIK 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR. DİPNOTLAR 1 Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2006, s. 118. 2 Şafak N. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Yetkin Yayınevi, 3.Bası, Ankara, 2009, s. 73. 3 Yalçın Tosun, Sinema Eserleri ve Eser Sahibinin Hakları, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, 2009, s. 78. 4 Tosun, a.g.e, s. 83. 5 Mustafa Ateş, Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Hakların Kapsamı ve Sınırlandırılması, Ankara, 2003, s. 146. 6 Ioannis Kikkis, “Bilgi Toplumunda Eser Sahibinin Manevi Hakkının Geleceği”, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi, İstanbul 2007, S.12, s. 960. 7 Tosun, a.g.e. s. 324 8 TOSUN, a.g.e. s. 333 9 TOSUN, a.g.e. s. 335 10 TOSUN, a.g.e. s. 343 KAYNAKÇA •Ioannis Kikkis, “Bilgi Toplumunda Eser Sahibinin Manevi Hakkının Geleceği”, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi, İstanbul 2007, S.12, s. 96. •Mustafa Ateş, Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Hakların Kapsamı ve Sınırlandırılma-sı, Ankara, 2003, s. 146. •Şafak N. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Yetkin Yayınevi, 3. Bası, Ankara, 2009. •Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2006. •Yalçın Tosun, Sinema Eserleri ve Eser Sahibinin Hakları, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, 2009, s. 78
×
×
  • Create New...