Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'tapu i̇ptal ve tescil davası'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Categories

  • Records
  • Lozan Antlaşması
  • Hastane Enfeksiyonlarının Hukuki Yansımaları
  • Darbeye Teşebbüs Suçu
  • Kubilay Olayı
  • Milli Nizam Partisi Dosyası

Forums

  • A Test Category
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Fakülteleri Bilgi Paylaşım Alanı
  • Hukuk Deposu's Hukuk Sözlükleri
  • Ankahukuk Arşiv's Arşiv Haberler
  • Ankahukuk Arşiv's Blog Yazıları

Blogs

  • Hukuk Dünyası's Ceza Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Avukatlık Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ceza Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Gayrimenkul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İdare Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Aile Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İcra - İflas Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İş Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Kira Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Medeni Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sigorta Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sosyal Güvenlik Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ticaret Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Tüketici Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Diğer Hukuk Dalları
  • Hukuk Dünyası's Borçlar Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Anayasa / Kamu Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Miras Hukuku
  • AnkaBlog's Sosyoloji
  • AnkaBlog's Tarih
  • AnkaBlog's Fotoğraf
  • AnkaBlog's Politika
  • AnkaBlog's Bilim
  • AnkaBlog's Sinema
  • AnkaBlog's Felsefe
  • AnkaBlog's Radyo Tiyatrosu
  • AnkaBlog's Belgesel
  • AnkaBlog's Edebiyat
  • AnkaBlog's Kültür
  • AnkaBlog's Magazin
  • AnkaBlog's Müzik
  • AnkaBlog's Psikoloji
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Eğitimi Dökümanları
  • Hukuk Eğitimi's Hakimlik-Savcılık Sınavları
  • Hukukçular Lokali's Yazıyorum
  • Hukuk Deposu's E-Makaleler

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?


Cinsiyet


About Me


Meslek


Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi

Found 2 results

  1. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir mal veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren sözleşmelerdir. a. Araştırılması Gereken Hususlar ve Deliller Bu davalarda; · Tapu kaydı, · Yazılı delil, · Yazılı delil başlangıcı, · Yemin, Belli başlı deliller olarak sıralanabilir. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir mal veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren sözleşmelerdir. İnanç sözleşmesi, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar ve yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi mümkündür. b. Uygulamada Sıkça Hataya Düşülen ve Bozma Nedeni Yapılan Konular Uygulamada mahkemelerce en sık yapılan hata yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge bulunmadığı ve karşı tarafın tanık dinlenmesine muvafakati olmadığı halde taraf tanıklarının dinlenmesi, gereksiz yere davanın uzatılması, masraf ve meşakkate yol açılmasıdır. Birkaç oturumda bitecek bir dava bazen tanıkların dinlenmesi için yazılan talimatlarla uzun süre ertelenmektedir. Bu durumun en önemli sebebi inanç sözleşmesinin muvazaalı işlemlerle birbirine karıştırılmasıdır. İspat şekli somut olarak sınırlandırılmış ve belirginleştirilmiş inanç sözleşmesine göre muvazaalı işlemlerde sözleşmenin tarafı olmayan kişiler için sınırsız ispat imkânı tanınmıştır. Bu sebeple mahkemelerce hukuki vasıflandırmanın doğru yapılamaması veya sözleşmenin doğru tanımlanamaması yargılamayı birçok gereksiz sürecin içine çekmektedir. Ayrıca tıpkı satış vaadi sözleşmelerinde belirtildiği gibi inanç sözleşmelerinde de keşif yapılması mutlak bir zorunluluk değildir. Bu davalarda uygulamada sıkça karşılaşılan bir hata da davacının yemin deliline dayandığı halde yemin hakkı hatırlatılmaksızın davanın sonuçlandırılmasıdır.
  2. Satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında somut durum gerektirmedikçe keşif yapılması zorunlu değildir. Bazen gerekmediği halde mahkemelerce keşif yapılmaması sebebiyle dava gereksiz uzatılmakta taraflara ek külfetler yüklenmektedir. Asliye hukuk mahkemesinde görülen tapu iptal ve tescil davaları kişisel haktan kaynaklanan ve ayni haktan kaynaklanan olmak üzere iki ana başlık altında incelenebilir. Kişisel haktan kaynaklanan tapu iptal ve tescil davaları; · Gayrimenkul satış vaadine, · Yükleniciden temlik alınan hakka, · Tapu tahsis belgesine, · Başkasının arsasına ağaç dikilmesi nedenine, · Ölünceye kadar bakma sözleşmesine, · İnanç sözleşmesine, Dayalı açılabilmektedir. Gayrimenkul Satış Vaadine Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davaları a. Genel Olarak Bu davada görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise gayrimenkulün aynının bulunduğu yer mahkemesidir. b. Araştırılması Gereken Hususlar ve Deliller Bu davalarda başlıca deliller; · Tapu kaydı, · Resmi şekilde yapılmış satış vaadi sözleşmesi, · Zamanaşımı iddiasına karşı zilyetlik olgusunun değerlendirilmesi için tanıklar, Olarak sayılabilir. Öncelikle taşınmaz mülkiyetini geçiren sözleşmelerin resmi şekilde yapılması koşulu gereğince gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin noterde düzenlenmiş olması gerekir. c. Uygulamada Sıkça Hataya Düşülen ve Bozma Nedeni Yapılan Konular Yapılan görüşmeler, paydaş analizleri, ilgili Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde uygulamada sıkça yapılan hatalar ve bozma nedeni yapılan konular şöyle özetlenebilir; Burada en çok karşılaşılan hata, taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olması durumunda, henüz paylı mülkiyete geçilmediği için infaz kabiliyetinin olmadığı hususunun gözden kaçırılmasıdır. Yani elbirliğine konu taşınmazlardaki maliklerden birisinin hakkını elbirliği halindeki maliklerden başkasına satış vaadinde bulunması halinde sözleşme geçerli olmakla birlikte paylı mülkiyete geçilmediği sürece tapu iptali ve tescil istenemez. Bazen bu husus mahkemelerce yanlış anlaşılmakta, elbirliğine konu taşınmazda maliklerin birbirine satış vaadinde bulunması halinde de tapu iptali ve tescil davası reddolunmaktadır. Oysa bu durumdaki maliklerin kendi aralarında yaptıkları satış vaadi sözleşmeleri geçerlidir ve buna dayanılarak tapu iptali ve tescil istenmesi mümkündür. Diğer bir husus satışa konu pay tapu kaydında bulunan payın bir kısmı ise İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca imar uygulaması yapılmayan yerlerde parselin daha küçük parçalara ayrılmasını sağlayacak satış vaadi sözleşmelerinin yapılamayacağına ilişkin düzenlemenin dikkatten kaçmasıdır. 5578 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilen 5403 sayılı Kanun’un 8. maddesi düzenlemeleri de en çok gözden kaçırılan konulardandır. Bu yasa uyarıca taşınmazın niteliğine göre taşınmazın belli miktarlardan aşağı bölünmesini sağlayan gayri menkul satış vaadi sözleşmeleri tescil imkanı doğurmaz. Satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında somut durum gerektirmedikçe keşif yapılması zorunlu değildir. Bazen gerekmediği halde mahkemelerce keşif yapılmaması sebebiyle dava gereksiz uzatılmakta taraflara ek külfetler yüklenmektedir. Satış vaadi sözleşmesi herhangi bir sebeple ifa edilemediğinde, yani ifa imkânsızlığında, çoğunlukla vaat alacaklısı tarafından bedel isteminde bulunulmaktadır. Davacının bedel istemekte haklı görüldüğü durumlarda taşınmazın dava tarihindeki emsal değerine hükmedilmesi gerektiği halde vaat borçlusuna ödenen bedelin güncelleştirilmiş değerine hükmedilmesi ile karşılaşılmakta olup bu durum hatalıdır. Bu davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye teslim edilmişse zamanaşımı iddiasında bulunulamaz. Satış vaadi sözleşmesinde açıkça teslimden söz edildiği halde mahkemelerce zamanaşımı süresinin geçtiğinden söz edilerek davanın reddedilmesi durumu ile karşılaşılmaktadır ki bu yanlıştır. Satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmesi önem taşır. Bu sözleşmesinin tapuya şerh edilmesinden sonra beş yıl içinde kayda işlenen haciz ve ipotek gibi sözleşme alacaklısının haklarını kısıtlayacak nitelikteki kayıtlar sözleşme alacaklısını bağlamaz. Bununla birlikte satış vaadi sözleşmesi tapuya şerh edilmese de sözleşmenin sonuçsuz kalması için vaat borçlusu tarafından taşınmazın başkasına devredilmesi halinde alan şahsın kötüniyetli olduğu ileri sürülebilir. Uygulamada karşılaşılan sorunlardan birisi de taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin gerçekte taşınmaz mülkiyetinin devredilmesi amacı ile değil başka bir alacağın teminatı olmak üzere yapılması halinde sözleşmeye değer verilerek tapu iptali ve tescil kararı verilmesidir. Oysaki böyle bir sözleşme geçersizdir(lex comisseria yasağı). Belediyelerce hakkında yıkım kararı verilmiş kaçak yapılarda bağımsız bölüm satışına konu satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil isteğinin reddi gerektiği halde zaman zaman bunlara değer verilerek davanın kabulü yoluna gidildiği gözlenmektedir. Adalet Bakanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığı HUKUK REHBERİ
×
×
  • Create New...