Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'ticaret hukuku pratik'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Categories

  • Records
  • Lozan Antlaşması
  • Hastane Enfeksiyonlarının Hukuki Yansımaları
  • Darbeye Teşebbüs Suçu
  • Kubilay Olayı
  • Milli Nizam Partisi Dosyası

Forums

  • hukuk lobisi
    • Hukuki Gelişmeler
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Fakülteleri Bilgi Paylaşım Alanı
  • Hukuk Deposu's Hukuk Sözlükleri
  • Ankahukuk Arşiv's Arşiv Haberler
  • Ankahukuk Arşiv's Blog Yazıları

Blogs

  • Hukuk Dünyası's Ceza Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Avukatlık Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ceza Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Gayrimenkul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İdare Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Aile Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İcra - İflas Hukuku
  • Hukuk Dünyası's İş Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Kira Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Medeni Usul Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sigorta Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Sosyal Güvenlik Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Ticaret Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Tüketici Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Diğer Hukuk Dalları
  • Hukuk Dünyası's Borçlar Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Anayasa / Kamu Hukuku
  • Hukuk Dünyası's Miras Hukuku
  • AnkaBlog's Sosyoloji
  • AnkaBlog's Tarih
  • AnkaBlog's Fotoğraf
  • AnkaBlog's Politika
  • AnkaBlog's Bilim
  • AnkaBlog's Sinema
  • AnkaBlog's Felsefe
  • AnkaBlog's Radyo Tiyatrosu
  • AnkaBlog's Belgesel
  • AnkaBlog's Edebiyat
  • AnkaBlog's Kültür
  • AnkaBlog's Magazin
  • AnkaBlog's Müzik
  • AnkaBlog's Psikoloji
  • Hukuk Eğitimi's Hukuk Eğitimi Dökümanları
  • Hukuk Eğitimi's Hakimlik-Savcılık Sınavları
  • Hukukçular Lokali's Yazıyorum
  • Hukuk Deposu's E-Makaleler

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?


Cinsiyet


About Me


Meslek


Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi

Found 15 results

  1. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU II (1-2. EĞİTİM) (HUK308) PRATİK ÇALIŞMASI (youtube canlı yayın - 19.05.2020 Salı 14.00) (A) AŞ, İzmir’de bir otel işletmek üzere 10.01.2014 tarihinde (B) ve (C) tarafından kurulmuştur. Şirketin 13.02.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine yeniden (B), (D) ve (E)’nin seçilmelerine; ayrıca seçilen bu yöneticilerin 2015 yılı faaliyetleri dolayısıyla ibra edilmelerine karar verilmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karar, ticaret siciline tescil edilmiştir. İlerleyen zamanda (B), (C)’ye şirketteki paylarını uygun bir bedel karşılığında devretmeyi önermiş, (C) de bu teklifi kabul ederek bakiye sermaye borcu ile (B)’ye ait bütün payları devralmıştır. (C)’nin devraldığı paylar için pay defterine kaydedilmesinin ardından usulüne uygun olarak toplanan genel kurulda mevcut yönetim kurulu üyeleri azledilmiş, yönetim kurulunun tek kişiden oluşmasına ve (C)’nin yönetim kurulu üyeliğine seçilmesine karar verilmiştir. Yönetim kurulu üyesi sıfatıyla şirket hesaplarını kontrole başlayan (C), gerçekte sermayenin neredeyse tamamının karşılıksız kaldığını, ancak önceki yönetim kurulunun bu durumu bilânço hileleriyle gizlediğini, bu suretle (B)’nin hisseleri gerçek değerinin çok üzerindeki bir fiyattan kendisine sattığını tespit etmiş ve hisselerin satış değeri ile gerçek değer arasındaki farkın doğrudan kendisine ödenmesi istemiyle (B), (D) ve (E)’ye karşı bir sorumluluk davası açmıştır. Bu davada (D) ve (E), - tazminatın sadece şirkete ödenmesinin istenebileceğini, - sözleşmesinin tarafı olmadıklarından kendilerine dava açılamayacağını, - ayrıca açılsa bile kendilerinin ibra edildiklerini ileri sürmüşlerdir. (A) AŞ, işletme konusunun imkânsız hâle gelmesi sebebiyle sona ermiş, (C) ve pay sahibi olmayan (T) tasfiye memuru atanarak sicile tescil ve ilan edilmişlerdir. Göreve gelmelerine ilişkin genel kurul kararıyla her biri ayrı ayrı yetkili kılınan ve alacaklılara ilanla çağrı yapıp tasfiye işlemlerini tamamlayan tasfiye memurlarının talebi üzerine (A) AŞ’nin ticaret unvanı 02.02.2019 tarihinde sicilden silinerek bu durum tescil ve ilan edilmiştir. Süresi içinde alacağını tasfiye memurlarına bildirmemiş (A) AŞ’den alacaklı olan (Z) ise alacağının sona ermiş olduğundan endişelenmektedir. 1- a) Açılan sorumluluk davasında talep edilen zararın niteliğini tespit ederek, ileri sürülen savunmaların yerindeliğini ayrı ayrı değerlendiriniz. b) B paylarını C’ye değil de şirkete yabancı olan F’ye devretmiş olsaydı; ilgili usulsüzlükler için F sorumluluk davası açabilir miydi? c) B, D ve E şirketin tüm mali işlemleri ve bilançoların hazırlanması ile muhasebe müdürü M’nin ilgilendiğini ve yapılan usulsüzlüklerden sorumlu olmadıklarını ileri sürebilir mi? 2- (Z)’nin, pay sahibi olmayan (T)’nin tasfiye memuru olarak atanamayacağı ve ayrıca bu mümkün olsa dahi tasfiye işlerini çift imzayla yapmamaları nedeniyle tasfiye işlemlerinin hukuka uygun olmadığı iddiasını değerlendiriniz. 3- (Z)’nin süresi içinde alacağını bildirmemiş olmasının sonucunu ve (Z)’nin alacağını elde edebilmek için müracaat edeceği hukuki bir yol olup olmadığını değerlendiriniz. Olay II Kumaş üretimi ile iştigal eden (X) Anonim Şirketi, 02.02.2017 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurulunda (A), (B) ve (C)’yi yönetim kurulu üyesi seçmiştir. Etkin oldukları faaliyet yılında yönetim kurulu üyeleri (A) ve (B) üretim, satış ve pazarlama faaliyetlerini yürütürken; (C) ise Ar-Ge ve insan kaynakları faaliyetlerinin yürütülmesinde aktif olmuştur. (B), yönetim kurulu üyesi seçildiği 2017 yılının neredeyse tamamını şirketin dış bağlantılarını güçlendirmek için yurtdışında geçirmiş ve toplantılara katılamadığı gibi şirket işlemleri ve hesapları ile de ilgilenememiştir. 2017 yılı sonunda, şirketin 2017 yılına ilişkin elektrik sarfiyatı ve hammadde alımı incelenmiş, 40.000 ton kumaş üretimi yapılması gerekirken; şirket kayıtlarına göre ilgili dönemde 32.000 ton üretim yapıldığı görülmüştür. 03.04.2018 tarihli olağan genel kurulda yönetim kuruluna üye olarak (D) ve (C) seçilmiş ve tescil ve ilan yapılmıştır. Toplantıda yönetim kurulu, yapılması gereken 8.000 tonluk fazladan üretimin şirket kayıtlarına yansımamış olması nedeniyle ibra edilmemiştir. (C) ve (D) göreve başlar başlamaz şirketin ilgili döneme ilişkin kaybının giderilmesi için (A) ve (B) hakkında sorumluluk davası açmıştır. (X) AŞ’de sermayenin %14’üne karşılık gelen nama yazılı paya sahip (E), yıllardır kâr payı dağıtımı yapılmadığı, azınlık pay sahiplerinin haklarının sürekli olarak ihlal edildiği gerekçeleriyle 07.08.2018 tarihinde şirkete karşı haklı sebeple fesih davası açmıştır. Haklı sebebin varlığını tespit eden mahkeme; fesih yerine, davacı (E)’nin paylarının, çoğunluk pay sahiplerince satın alınmasına karar vermiştir. 1- Açılan davada yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun kusur ve ispat yükü bakımından niteliğini açıklayınız. 2) a) (A) ve (B) ilgili faaliyet döneminde (C)’nin de kendileri ile birlikte yönetim kurulu üyesi olduğunu, alınan kararları bildiğini ve ortaya çıkan zarardan kendileri ile birlikte sorumlu olduğunu ileri sürebilir mi? b) YK üyelerinin davacılara karşı ve kendi aralarında sorumluluklarının türünü ve kapsamını açıklayınız. 3- (E), haklı sebeple fesih davası açabilir mi? Bu davanın kabul edilebilmesinin esasa ve usule ilişkin koşulları açısından değerlendiriniz. 4- Mahkemenin dava sonucunda verdiği kararın yerindeliğini tartışarak başka hangi şekilde karar verebileceğini açıklayınız. Bu pratik çalışmanın çözümleri için buraya tıklayınız! ==> https://www.youtube.com/watch?v=xTCWNj3E88A
  2. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU (1-2. EĞİTİM) (HUK.3003) KIYMETLİ EVRAK HUKUKU II (1-2. EĞİTİM) (HUK.402) 12. HAFTA (4-8 MAYIS 2020) PRATİK ÇALIŞMASI 12 MAYIS 2020 15.00 - YOUTUBE CANLI YAYIN OLAY: (D), 15.12.2019 tarihinde, düzenleme yeri Kadıköy/İstanbul muhatabı (B) Bankası, 10.000.-TL bedelli bir çeki (L)’ye teslim etmiştir. (L), çeki (H)’ye ciro etmiştir. (H) ibraz süresinin son günü bu senet ile (B) Bankasına başvurmuş, (B) bankası karekodun da çekin zorunlu bir unsuru olduğu oysa mevcut çekte karekodun yer almadığı gerekçesi ile ödemeden kaçınmıştır. Aşağıdaki soruları birbirinden bağımsız olarak cevaplayınız. S.1) Banka iddiasında haklı mıdır? S.2) Çekle işleyen hesapta 5000.-TL olduğu banka yetkilisi tarafından (H)’ye bildirilmiştir. (H) ise bu miktarı kabul etmesinin mümkün olmadığını beyan edip sinirli bir şekilde çeki banka yetkilisinden geri alarak bankayı terk etmiştir. Ertesi gün elindeki çekle borçlusu (L)’ye başvuran (H)’nin talebi reddedilmiştir. (H), çek bedelini kimden hangi hukuki zeminde talep edebilir? Açıklayınız. OLAY: Rosa Giyim ve Tekstil Anonim Şirketi, 15.3.2020 düzenleme tarihli bir çek keşide ederek lehtar (S)’ye teslim etmiştir. Çekin muhatabı Bostancı merkezli (T) Bankası, düzenlenme yeri ise Şişli/İstanbul’dur. Piyasadaki nakit akışının durma noktasına gelmesi karşısında çekin karşılıksız kalmasını istemeyen Rosa AŞ, 27.3.2020 tarihinde bankayı arayarak çekten caydığını beyan etmiştir. S.3) Rosa AŞ’nin cayma beyanı geçerli midir? 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi[1] gereğince doktrinde savunulan görüşlere göre tartışınız. S.4) Rosa AŞ (T) Bankası’na yolladığı bir beyan ile dünya genelinde etkisini gösteren Covid-19 pandemisinin bir mücbir sebep teşkil ettiğini ileri sürerek TTK m. 811 uyarınca kendileri tarafından keşide edilen tüm çeklere bu hususun şerh düşülmesini ve ödeme yapılmamasını istemiştir. Bu talebi değerlendiriniz. OLAY: Tacir (Z), unsurları tam ve muhatabı (M) Bankası Üsküdar Şubesi olan 7000.-TL bedelli bir çek düzenleyerek ticari borcuna karşılık olmak üzere (Y)’ye teslim etmiştir. (Y) bu çeki ibraz süresi içerisinde (F)’ye (F) de (M) Bankasının Ataköy Şubesine ciro etmiştir. Aşağıdaki soruları birbirinden bağımsız olarak yanıtlayınız. S.5) Tacirin düzenlemiş olduğu çekin tacir çeki olmaması halinde bankanın ödemeden imtina etmesi mümkün müdür? S.6) (F)’nin yapmış olduğu cironun hükmü nedir? Bu ciro geçerli midir? Neden? S.7) İbraz tarihinde düzenleyenin çek hesabı üzerinde ihtiyati tedbir olması sebebiyle çekin ödenememesi varsayımında hukuken karşılıksız çek söz konusu mudur? Neden? Bu durumda karşılıksız çek düzenleme suçu oluşur mu? Ayrı ayrı yanıtlayınız. S.8) Düzenleyenin ibraz anında hesabında 1000.-TL olması halinde bankanın yapması gereken işlem ve ödemekle yükümlü olduğu bedel(ler) nelerdir? Hamil, çek bedelinin karşılıksız kalan kısmına istinaden kimden/kimlerden hangi kalemleri talep edebilir? Şartlarıyla birlikte değerlendiriniz. [1] “(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibrazve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere** bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; … 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, … itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur**. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” BU PRATİK ÇALIŞMANIN ÇÖZÜMÜNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ! ==> https://www.youtube.com/watch?v=2FGbB8KxHbM
  3. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU (1-2. EĞİTİM) (HUK3003) TİCARET HUKUKU II (1-2. EĞİTİM) (HUK308) 11. HAFTA (27 NİSAN -1 MAYIS) 1 MAYIS 2020 - 16.00 (YOUTUBE CANLI YAYINI) PRATİK ÇALIŞMASI Payları borsaya kote olmayan Tekstil Üretim ve Satış AŞ’nin esas sözleşmesi uyarınca şirkete sadece tekstil mühendisleri ortak olabilmektedir. Şirket paylarına ilişkin olarak, A grubu hamiline ve B grubu nama yazılı hisse senetleri basılmıştır. Şirketten ayrılmak isteyen A grubu pay sahibi Neriman, sahip olduğu pay senetlerini avukat yeğeni Alper’e doğum günü hediyesi olarak bağışlamıştır. Ancak Alper yeni malik olarak kendisinin pay defterine işlenmesi için yönetim kuruluna başvurduğunda kendisinin tekstil mühendisi olmadığı savunması ileri sürülmüştür. B grubu pay sahibi Bahar yaşadığı maddi sıkıntı nedeniyle sermaye taahhüdünü tamamen yerine getirmiş olduğu B grubu paylarını tekstil mühendisi Eralp’e devretmiştir. B grubu pay sahibi Ali’nin ölümü üzerine eczacı olan kızı Feride 10.12.2019 tarihinde veraset ilamı ile şirkete başvurup pay defterine kayıt yapılmasını talep etmiştir. Tekstil Üretim ve Satış AŞ yönetim kurulu eskiyen dokuma makinelerini hava jetli dokuma makineleriyle değiştirmek istemektedir. Bu maksatla iki yıl vadeli sabit faizli tahvil ihraç edilmesine ilişkin bir karar almıştır. S.1. Yönetim kurulunun Alper’e karşı yapmış olduğu savunma yerinde midir? Gerekçesiyle açıklayınız. S.2. Yönetim kurulu Eralp’e yapılan pay devrini reddedebilir mi? Açıklayınız. S.3. Nama yazılı pay borsaya kote olsaydı şirket Eralp’e yapılan pay devrini reddedebilir miydi? S.4. Feride’nin eczacı olması pay sahibi olmasına engel teşkil eder mi? Feride kendisine miras kalan paylara ilişkin haklarını hangi andan itibaren kullanabilir? Şirket Feride’nin payı iktisabını engelleyebilir mi? S.5. Nama yazılı pay borsaya kote olsaydı Feride kendisine miras kalan paydan doğan hakları hangi andan itibaren kullanabilirdi? Şirket paydan doğan hakların kullanımını engelleyebilir miydi? S.6. Yönetim kurulu kararı ile tahvil ihraç edilmesi mümkün müdür? İki yılın sonunda Tekstil Üretim ve Satış AŞ’nin zarar etmesi söz konusu olursa tahvile ilişkin faizi ödemekten kaçınabilir mi? PRATİK ÇALIŞMA ÇÖZÜMLERİ İÇİN ==> https://www.youtube.com/watch?v=KZMs9F4pYXk
  4. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ YILLIK SİSTEM ÖĞRENCİLERİ İÇİN TİCARET HUKUKU PRATİK ÇALIŞMASI (2. EĞİTİM) 8.11.2019 - 11.45 OLAY 1 Tacir A, M’nin taşınmazında faaliyet gösterdiği ticari işletmesini 1.1.2019 tarihinde B’ye devretmiştir. Yapılan devir sözleşmesinde A’nın bir başka tacir olan C’ye karşı 200.000 TL tutarında borcu devrin kapsamı dışında tutulmuştur. Bu sözleşme yazılı olarak akdedilmiş ve ticaret siciline A tarafından tescil edilmiştir. Ne var ki A’nın tüm ihtarlarına rağmen B, devrin alacaklılara bildirimini gerçekleştirmemiştir. Ticari işletmenin devri sözleşmesinde kiracılık hakkının devri için malik M’nin rızası gerekli midir? Değişik ihtimallere göre cevaplandırınız. A ile B arasında akdedilen sözleşmede 200.000 TL tutarındaki borcun kapsam dışında bırakılıp bırakılamayacağını doktrindeki görüşleri de ileri sürerek açıklayınız. iii. A, B’ye karşı yalnızca işletmenin devredildiğini ayrıca şubenin sözleşme kapsamına alınmadığından bu devrin şubeyi kapsamadığını zira şubenin ayrı bir işletme olduğunu ileri sürdüğü varsayımında bu iddianın haklılığını değerlendiriniz. Devrin alacaklılara bildirim yahut ilan yükümlülüğü kime aittir? Devreden ve devralanın somut olaydaki sorumluluğunun ne zaman başlayacağını, doktriner görüşler ışığında değerlendiriniz. OLAY 2 Aşağıda yer alan uyuşmazlıkların ticari iş ve ticari davaya vücut verip vermeyeceğini değerlendiriniz. M’nin T’ye X Bankasından bir miktar para havale etmesi Bir tacir ile pazarlamacısı arasında pazarlamacılık sözleşmesinden doğan hukuki uyuşmazlık iii. Bir tacirin diğerinin kredi kartı borcuna kefil olması İki öğrencinin evlerine buzdolabı almak için tacir Y lehine düzenledikleri bonodan çıkan uyuşmazlık A A.Ş.’nin işletme faaliyeti esnasında esnaf B’nin kamyonuna çarpması OLAY 3 R, işletmesinin çapını genişletmek ve yeni işletme konularında da çalışma üzere X bankasından aldığı kredi karşılığında işletmesinin menkul işletme tesisatından bir bölümünü ve ticaret unvanını TİTRK uyarınca süresiz olarak rehin göstermiştir. Rehin sözleşmesi yazılı olarak yapılıp, noterce onaylanmış ve bir ay sonra Sicile tescil edilmiştir. Rehinin sicile tescilini takip eden aylarda R, işletmesini ticarete yeni başlayacak olan Z’ye devretmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine X, Z’ye karşı genel haciz yoluyla takibe geçmiştir. Z, kendisinin TİTRK m. 3 uyarınca rehin sözleşmesine taraf olamayacağını, Taraf olduğu kabul edilse dahi kendisine, doğrudan genel haciz yoluyla takip yapılamayacağını, iii. Ticaret unvanının tek başına rehne konu olamayacağını iddia etmiştir. Bu iddiaların haklılığını değerlendiriniz. Rehinin tarafları arasında çıkacak bir uyuşmazlıkta görevli mahkeme neresidir?
  5. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU (İKİNCİ EĞİTİM) – PRATİK ÇALIŞMA 03.01.2020 – 14:00 OLAY: İstanbul’da tekstil fabrikası sahibi Adem Koloğlu “(A)”, esnaf (B)’ye bir kısım tekstil ürünleri satıp teslim etmiş, bu satıştan doğan 5.000.-TL alacağını içeren ve üst kısmını imzalayarak düzenlediği faturayı (B)’ye göndermiştir. Aradan iki ay geçmesine rağmen (B)’den herhangi bir cevap çıkmamıştır. (A) fabrikasının girişine “Koloğlu Tekstil” ibaresini yazmış ve bu ibareyi diğer işlerinde de kullanmaktadır. (A) bu ibareyi ticaret siciline tescil ettirmek istemektedir. 25.11.2019’da (A) tekstil fabrikasındaki bir hırsızlık olayında ticari defterlerinin çalındığını öğrenmiştir. S.1) İmzanın faturanın üst kısmında olmasının ticari hayattaki anlamı nedir? (A), satış bedelini ödediğini ileri süren (B)’ye karşı, imzasının faturanın üst kısmında olduğuna dayanabilir mi? Neden? Değerlendiriniz. S.2) “Koloğlu Tekstil” ibaresinin hukuki niteliğini tespit ederek, bunun kullanılması, tescili, korunması, devri hususlarını değerlendiriniz. S.3) Hırsızlık olayında ticari defterleri çalınan ve avukat olarak size 10.12.2019’da başvuran (A)’ya, ne tavsiye edersiniz? Sonuçlarını da belirterek değerlendiriniz. OLAY: Merkezi Almanya’da olan bir anonim şirket İstanbul’da şube açmak için (P)’yi ticari vekil olarak tayin ederek gerekli evrakı sicile teslim etmiştir. Sicil memuru (M), (P)’nin kanunun aradığı şartları gerçekleştirmediği gerekçesiyle reddetmiştir. S.4) Sicil memuru (M)’nin bu nedenle tescil istemini reddi haklı mıdır? Sicil memuru (M)’nin ret kararına karşı başvuru imkânı ve bunun olası sonucu nedir? OLAY: Adıyaman’da güneş enerjisi santrali bulunan Solar Enerji AŞ, santralin finansmanını Kapital Banka AŞ’den aldığı kredi ile gerçekleştirmiş; teminat olarak da santral işletmesi üzerinde Banka lehine birinci dereceden rehin tesis etmiştir. Devlet teşviki alamayan Solar Enerji AŞ, bir süre sonra krediyi ödemede temerrüde düşmüştür. S.5) Temerrüt üzerine, Kapital Bankası AŞ’nin başvurabileceği hukuki yollar nelerdir? Açıklayınız. YARGITAY KARARI (3. HD., T. 02.10.2012, E. 2012/14878, K. 2012/20498 – UYAP) “Somut olayda, taraflar arasında yazılı şekilde yapılan komisyon sözleşmesinde “satıştan vazgeçen tarafın, iki tarafın komisyonunu ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği” kararlaştırılmıştır. Davalı emlakçı, davalı, satıcı ile davacı alıcıyı bir araya getirmiş ve bu şekilde de satış aşamasına gelinmiştir. Bu aşama itibariyle artık davalı tellal ücrete hak kazanacaktır. Davacı alıcı, satış aşamasında, dairedeki eksikliklerin davalı tarafından giderilmediği gerekçesi ile satıştan vazgeçmiştir. Davacı, her ne kadar dairedeki eksikliklerin davalı tarafından giderilmesi gerektiğini, davalının bu taahhüdünü yerine getirmediği gerekçesi ile taşınmazı almaktan vazgeçtiğini iddia etse de bu iddiasını ispat edememiştir. … Davalı komisyoncunun görevi, tarafları bir araya getirerek, satış aşamasına gelmelerini sağlamaktır ve bunu da gerçekleştirmiştir. O halde ücrete hak kazanacaktır.” S.6) Yargıtay kararına konu olan hukuki ilişkiyi nitelendirerek, ücret konusunda varılan sonucu değerlendiriniz. OLAY: Birlikte bir restoran işletmeye karar veren dört arkadaş, restoranın Bağdat Caddesi üzerinde bulunan (A)’ya ait taşınmazda kurulması, restoranın masa ve sandalyeleri ile diğer iç dekorasyon malzemelerinin alımı amacıyla 100.000 TL paranın (B) tarafından verilmesi, yemek malzemelerinin taşınması için (C)’nin aracının kullanılması ve restoranın yönetiminin (D) tarafından üstlenilmesi konusunda sözlü olarak anlaşmışlardır. Hemen işe koyulan (A) derhal taşınmazdaki binanın tadilatı konusunda ortaklık adına ve hesabına bir inşaat şirketi ile anlaşmıştır. Bu anlaşmada tadilat bedeli 120.000 TL olarak kararlaştırılmış, bu arada (B) bedelin fahiş olduğunu iddia ederek bu işleme itiraz etmiştir. Restoran işletmesinin üçüncü yılında (D) vefat etmiş, oğlu (E) ise (A) ve (B)’ye bundan sonra ortaklık ilişkisinde babasının yerini alacağını bildirmiştir. Bu arada bu sektörü yeterince tanımadığı için tek başına bu işe girişmeye cesaret edemeyen (E)’nin arkadaşı (F), (E)’den ortaklıklarına kendisinin de alınması için diğer ortakları ikna etmesini istemiş, kriz sonrası dönemde sermaye sıkıntısı yaşayabileceklerini öngören (A), (B) ve (C) de (F)’nin bu teklifine sıcak bakmış ve böylece (F) ortaklığa dahil edilmiştir. (F) bir süre sonra kendisinin ortaklığa katılmasından önce satın alınan iç dekorasyon malzemelerinin bedelinin tahsili için açılan davada davalılar arasında gösterildiği bir tebligat almıştır. S.7) (A), (B), (C) ve (D) arasındaki anlaşma şeklen geçerli midir? Geçerli ise kurulan hukuki ilişkinin niteliğini değerlendiriniz. S.8) (A)’nın ortaklığı temsil yetkisi bulunup bulunmadığını ve bu bağlamda restoranın faaliyette bulunacağı taşınmazın tadilatı amacıyla yaptığı anlaşmanın geçerli olup olmadığını, bu anlaşmadan kimin/kimlerin sorumlu olacağını açıklayınız. S.9) Olayda (A)’nın yaptığı işleme (B)’nin itiraz hakkı var mıdır? Bu itirazın bir sonuç doğurup doğurmayacağını tartışınız. S.10) (E)’nin babasının yerine ortaklık ilişkisine dahil olması mümkün müdür? S.11) Ortaklığa dahil olmasından önceki döneme ilişkin bir borçtan dolayı (F)’nin sorumluluğuna gidilebilir mi? OLAY: S.12) Bülent Pamir, vadede ödeme talebinde bulunan Ömer Çıkrıkçı’ya karşı ileri sürdüğü senette düzenleme yeri gösterilmediğinden senedin geçersiz olduğu iddiasını değerlendiriniz. S.13) Senet, Ömer Çıkrıkçı tarafından Aslıhan Cingöz’e ciro edilmiştir. Bülent Pamir, vadede ödeme talebinde bulunan Aslıhan Cingöz’e senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek ödeme yapmaktan kaçınabilir mi? Kaçınabilirse bu durum, Aslıhan Cingöz’ün Ömer Çıkrıkçı’ya başvurmasına engel olur mu? OLAY: Bülent Pamir, Ömer Çıkrıkçı emrine bir bono düzenlemiştir. Ömer Çıkrıkçı bonoyu beyaz ciro ile Aslıhan Cingöz’e devretmiştir. Aslıhan Cingöz de bonoyu Necmettin Düzel’e sadece teslimle devretmiştir. Bono bedelinin ödenmemesi üzerine Necmettin Düzel, protesto çekerek Ömer Çıkrıkçı aleyhine takip başlatmıştır. Ömer Çıkrıkçı bunun üzerine yetkili ve görevli mahkemede menfi tespit davası açmış ve dava dilekçesinde, Necmettin Düzel’i tanımadığını, aralarında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını, bu nedenle bono bedelini ödememesi gerektiğini ileri sürmüştür. S.14) Ömer Çıkrıkçı’nın iddialarını değerlendiriniz.
  6. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku 2. Eğitim Pratik Çalışması (27.12.2019) OLAY I Tacir A, kardeşi T’yi kendi adına işletmenin amacına giren her türlü işlemi yapmaya temsille yetkili kılmıştır. Ancak iki yıl sonra A, bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. A’nın ölümünden kısa bir süre sonra S şirketi T ile söz konusu işletmenin devri hususunda anlaşmışlardır. Bunu öğrenen A’nın diğer mirasçıları B ile C, S şirketinin kendilerine karşı açmış olduğu işletmenin devri sözleşmesinin yerine getirilmemesi nedeniyle aynen ifa ve tazminat istemli davasında, T’nin A’nın ölümü ile birlikte temsil yetkisini kaybettiğini dolayısıyla işletmenin devri sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürmüşlerdir. T’nin hukuki sıfatını belirterek, B ve C’nin gerekçelerini değerlendiriniz. OLAY II Tanınmış bir markaya sahip ve merkezi Ankara’da bulunan Y Anonim Şirketi’nin çalışanı Z, şirketin Aydın ilindeki müşterilerini gezmek, yeni müşteriler bulmak ve gerektiğinde yeni sözleşmeler akdetmek, şirketin yeni ürünleri hakkında müşterileri bilgilendirip Y Anonim Şirketi ile müşterilerinin ilişkisini korumak için gerekli diğer işlemleri yapmak üzere görevlendirilmiş olup tüm bunlar karşılığında aylık sabit bir ücret almaktadır. Z ve Y Anonim Şirketi arasındaki ilişki yaklaşık altı yıl sürmüştür. Ancak Y Anonim Şirketi, Aydın ilinde artan müşteri çevresi ile ilgilenmede Z’nin yetersiz kaldığını görmüştür. Şirket, bu nedenle Z’nin yanına bir de X’i aynı görev tanımı ve işlem yetkileri ile atamıştır. X’in atanması ile birlikte Z sözleşmeyi derhal feshetmiştir. Z denkleştirme isteminde bulunduysa da Y AŞ, Z’nin üç aylık süreye uymadan ve haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi feshettiğini, bu nedenle TTK 121/4 uyarınca doğmuş tazminat hakkının olduğunu ifade ederek bu hak ile denkleştirme isteminin takasını defi olarak ileri sürmüştür. Y AŞ’nin takas define karşı Z, tekel hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de Y AŞ, Z’nin kendisine hizmet akdi ile bağlı bir çalışanı olduğunu dolayısıyla tekel hakkından söz edilemeyeceği savunmasında bulunmuştur. Z ile Y arasındaki sözleşmenin niteliğini belirterek tarafların iddia ve savunmalarını değerlendiriniz. Olay III İ Anonim Şirketi’nin Bursa ilindeki işlemlerine kendine ait işletmesi ile aracılık etmeyi, sürekli olarak üstlenmiş olan K arasında yaklaşık üç yıllık bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. K son olarak 02.01.2018 tarihinde İ Anonim Şirketi ad ve hesabına akdettiği sözleşmeden doğan ücret hakkının ödenmediğini ileri sürmüştür. İ Anonim Şirketi, K’ye Ekonomik kriz nedeniyle şirketin mali durumunun bozuk olduğunu bu nedenle sözleşmeyi yerine getiremeyeceği, Sözleşmenin karşı tarafının sözleşmeden doğan ediminin bir kısmını yerine getirdiğini, karşı tarafın ifayı tam olarak yerine getirdiği anda K’nin ücrete hak kazanacağı, K’ye sözleşme yapma yetkisinin verilmediği, Yönündeki ücretin ödenmemesine ilişkin gerekçelerinden hangisini/hangilerini ileri sürerse kabul edilir. K’nin hukuki sıfatı ile birlikte belirtiniz. OLAy ıV P, mevcut piyasaya ilişkin bilgisi iyi olan R’ye başvurarak açacağı işletmesi için gerekli olan kahve yapma makinelerinin kalitelilerini uygun fiyata satacak bir firma bulmasını istemiştir. R de bunun için S Şirketini bulmuş, R’nın aracılık faaliyeti neticesinde R ile S arasında makinelerin alım satımına ilişkin sözleşme kurulmuştur. Ancak sözleşmenin kurulmasından itibaren üç ay geçmesine rağmen S Şirketi teslim etmekle yükümlü olduğu kahve makinelerini P’ye teslim etmemiş, bunun üzerine P söz konusu sözleşmeden dönmüştür. P’nin söz konusu sözleşmeden dönmesinden sonra R, P’den ücretinin ve yapmış olduğu masraflarının ödenmesini talep etmiştir. P ise sözleşmenin R’nin bulduğu S Şirketi’nin borcunu ifa etmemesi nedeniyle sona erdirildiği, bu nedenle R’nin ücret ve masrafları talep edemeyeceğini ileri sürmüştür. R ücretin ödenmesini talep edebilir mi? Ne zaman? P’nin iddiası bu bakımdan yerinde midir? Sözleşme irade sakatlığı nedeni ile geçersiz olsaydı cevabınız değişir miydi? R yapmış olduğu masrafların ödenmesini talep edebilir mi? R’nin hukuki sıfatı ile birlikte belirtiniz.
  7. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ KIYMETLİ EVRAK HUKUKU PRATİK ÇALIŞMASI (2. EĞİTİM) 20.12.2019-11.45 OLAY İşleri son derece kötü giden (A), piyasadaki borcunu kapatabilmek için bir miktar nakit arayışındadır. Durumu arkadaşı (B)’ye anlatan (A), (B)’nin haftasonu Kıbrıs’a giderek bahis oynama teklifini kabul eder. Parasını artırmak umuduyla cebindeki tüm para ile bahis oynayan (A) kumarhane sahiplerine yüklü miktarda borçlanır. Kumarhane sahibi (K), (A)’nın borcuna karşılık kendisinden bir bono alır. Aşağıdaki soruları birbirinden bağımsız cevaplayınız. Bononun lehdarının (K) olduğu ve senedin ciro görmediği varsayımında (A)’nın vadede senet bedelini ödemekten imtina edip edemeyeceğini açıklayınız. Bononun lehdarının (K) dışında bir üçüncü kişi olması durumunda durum değişir miydi? Bononun lehdarının (K) olduğu varsayımında, (K)’nın senedi borçlu olduğu (C)’ye ciro etmesi ve (C)’nin vadede (A)’ya başvurması durumunda (A) ödemekten kaçınabilir mi? (C)’nin, (K)’nın çalışanı olması halinde durum değişir miydi? Yargıtay içtihatlarını da göz önüne alarak değerlendiriniz. Bononun (K) tarafından (A)’ya silah zoruyla imzalatılmış olması halinde (A)’nın ödemeden kaçınabilmesi mümkün müdür? Neden? Vadede kendisine başvurulması halinde (A)’nın alkolün etkisiyle senet imzaladığını söyleyerek ödemeden kaçınması mümkün müdür? Bononun ciro gördüğü varsayımında (A)’nın, (K)’nın kendisinden bedel hanesi boş bir bono aldığı, borç miktarının 300.000 TL olduğu, oysa senedin 500.000 TL olarak doldurulduğu dolayısıyla ödeme yapmayacağı iddiası haklı mıdır? (A) parasını kumara yatırmak yerine arkadaşı (B)’den borç istemiş, piyasada ödeme gücüyle tanınırlık kazanmış olan (B) de kendisine bir bono tanzim ederek teslim etmiştir. Aralarında aksinin kararlaştırılmış olmasına karşın (A), bu senedi cirolamış, hamil vadede (B)’ye başvurmuştur. (B)’nin ödemeden kaçınması mümkün müdür? “Davacı, lehtardan ciro suretiyle çeki alan konumunda, davalılar ise davacıdan sonraki ciranta ve hamil konumundadırlar. Davacı, cirodaki imzasına itiraz etmemiş, kendisinden sonraki ciro imzasının sahte olduğunu iddia etmiş ve menfi tespit isteminde bulunmuştur… Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının hükmü temyiz eden davalı şirket lehine bozulması gerekmiştir.” (YARGITAY 19. HD, E. 2016/13281; K. 2017/3874; T. 17.5.2017) Yukarıda yer alan Yargıtay kararını değerlendiriniz.
  8. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU ANABİLİM DALI TİCARET HUKUKU (KIYMETLİ EVRAK HUKUKU) PRATİK ÇALIŞMASI (6.12.2019 - 11.45) OLAY (A)’dan satın aldığı mal karşılığı bir bono düzenleyen (D), düzenleme tarihini bilerek boş bıraktığı senedin fotokopisini aldıktan sonra (A)’ya 01.05.2019 tarihinde teslim etmiştir. (A), senedi (M)’ye vermiş o da tahsil edilmesi için cirolayarak yerleşim yeri olan İstanbul (B) Bankasına teslim etmiştir. Senet, muhabir bankaya gönderildiği sırada kargoda kaybolmuştur. Senet üzerindeki yetki kaydında Denizli mahkemelerinin yetkili olduğu yazmaktadır. Bunun üzerine (B), İstanbul’da dava yoluna başvursa da mahkeme, (B)’nin hak sahibi olmadığı için dava yetkisinin bulunmadığı, ayrıca mahkemenin de yetkili olmadığını gerekçe göstererek davayı reddetmiştir. Bu arada, senedi elinde bulunduran (H), senet üzerine düzenleme tarihi olarak 06.07.2019 tarihini yazarak, senedin ödenmesi istemiyle, 01.11.2019 tarihinde (D)’ye başvurmuştur. (D), senet üzerinde tahrifat yapıldığı gerekçesiyle ödemeyi reddetmiştir. SORULAR Açılan davanın hukuki niteliğini, özelliklerini belirtiniz. Verilen red kararını görev ve yetki yönünden değerlendiriniz. Verilen red kararının gerekçesini dava yetkisi yönünden tartışınız. Avukatı olarak (M)’ye ne yapmasını tavsiye edersiniz? Örneğin (M), (H) aleyhine dava açarak senedini isteyebilir mi? Davanın niteliğini ve sonucunu tartışınız. (H)’nin başvurusu üzerine (D) tarafından ileri sürülen savunmayı değerlendiriniz. Ödeme için (D)’ye başvuran ve senedin üzerine düzenleme tarihini koyan (A) olsaydı, bir önceki soruya vereceğiniz cevap değişir miydi? Hukuk Dairesinin aşağıdaki kararını değerlendiriniz. “Davacı vekili, müvekkilinin alacağına karşılık olarak aldığı ve hamili olduğu çekleri kaybettiğini ileri sürerek, çeklerin iptalini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının çekleri yetkili hamili olduğu sırada kaybettiğine ilişkin delillerini sunmadığı gibi iptali talep edilen belgelerin boş çek koçanı olduğunun beyan edildiği, boş çek yapraklarının kıymetli evrak niteliğinde olmadığı, boş çek yapraklarının doldurulması suretiyle ibraz edilmesi halinde hak talep eden hamile karşı İİK m.72 kapsamında menfi tespit davası açma imkânının mevcut olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.” (11. HD. 5.2.2018, 2016/6909 E., 2018/777 K.) Hukuk Dairesinin aşağıdaki kararını değerlendiriniz. “…Davacı vekili müvekkillerinin hamili bulunduğu çeklerin sehven yakılmak suretiyle imha edildiğini ileri sürerek iş bu davayı açmıştır. Bu durumda, mahkemece çeklerin davacının iradesi dışında ve rızası hilafına elinden çıktığının kabulü gerekirken,… davanın reddi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir…” (11. HD. 24.04.2013, 2012-9898/8123 – Moroğlu/Kendigelen, İçtihatlı Notlu TTK, İstanbul 2014, s. 507 )
  9. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU ANABİLİM DALI PRATİK ÇALIŞMASI[1] (29.11.2019 11.45) OLAY: Ali Koçyiğit, merkezi Ankara’da bulunan tekstil fabrikasından son yıllarda oldukça iyi gelir etmiş olmasından aldığı güçle, kendi ürettiği tekstil ürünlerinin satışını gerçekleştirmek için İstanbul’da 10.09.2019 tarihinde bir satış mağazası açmıştır. Bunu öğrenen İstanbul Ticaret Sicili Müdürü, Ali Koçyiğit’e bir yazı göndermek suretiyle işletmesini 30 gün içinde tescil ettirmesi için uyarmıştır. Bunun üzerine Ali Koçyiğit derhal sicil müdürlüğüne gitmiş ve ticari işletmesinin zaten Ankara Ticaret Odası’nda kayıtlı olduğu, dolayısıyla tescil ettirmesi gereken bir durum olmadığı şeklinde bir beyanda bulunmuştur. Bu arada Uluşar Tekstil A.Ş. yetkili temsilcisi Ahmet Gelen, Ali Koçyiğit’in fabrikasına giderek tanesi 100 TL’den 500 adet beyaz tişört siparişi vermiştir. Aralarında yaptıkları sözleşmede, teslimatın 20.09.2019 tarihinde yapılacağı, 50.000 TL tutarındaki bedelin ise teslimatın yapıldığı günden itibaren 15 gün içinde ödeneceği belirtilmiştir. 20.09.2019 tarihinde Ali Koçyiğit’in çalışanları Uluşar Tekstil A.Ş.’ye 1 adet büyük koli teslim etmiş ve üzerinde tanesi 150 TL’den 500 adet beyaz tişörtün 75.000 TL bedel karşılığında satıldığını gösteren bir faturayı yetkili kişiye imza karşılığı vermişlerdir. Faturayı gören Ahmet Gelen, bunun bir yanlışlık sonucu meydana geldiğini düşünerek faturaya itirazda bulunmamıştır. Aradan 15 gün geçtikten sonra Ali Koçyiğit, Uluşar Tekstil A.Ş.’ye alacak davası açmış ve faturaya itiraz edilmemiş olması dolayısıyla sözleşme içeriğinin faturada belirtildiği şekilde değiştirilmiş sayılması gerektiği yönündeki gerekçe ile 75.000 TL talep etmiştir. S.1) Ali Koçyiğit İstanbul’daki satış mağazasını tescil ettirmek zorunda mıdır? Sicil müdürünün izlemesi gereken prosedürü anlatınız. S.2) Uluşar Tekstil A.Ş.’nin faturaya itiraz etmemiş olması, Ali Koçyiğit’in açtığı alacak davasında iddia ettiği üzere sözleşme şartlarının faturada belirtildiği şekilde değiştirilmiş olduğu anlamına gelir mi? Açıklayınız. OLAY: Alacaklı (E) tarafından ticari işletmenin devri sonrasında kendisine başvurulan devralan (D), taraflar arasındaki sözleşmeye göre sadece işletmenin aktiflerini devraldığını işletmenin borçlarından sorumlu tutulamayacağını iddia etmektedir. Ayrıca, devralan (D) devir anında işletmede bulunan, işletmeye tamir için getirilmiş makinelerin kendisine ait olduğunu ileri sürerken, makineleri tamir için işletmeye bırakan (Ü) bunların kendisine ait olduğunu ve iade edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. S.3) (D)’nin işletmenin borçlarına ilişkin iddiasını ve (Ü)’nün makinenin mülkiyetine ilişkin iddiasını değerlendiriniz? OLAY: Elektronik eşya mağazaları işleten Armada Electronic Anonim Şirketi, mağazalarında kullanmış olduğu turuncu renk ile Türkiye çapında tanınmaktadır. “Mavi Tech” markasıyla elektronik eşya perakendeciliği alanında faaliyet gösteren Mehmet Türk Ticaret ve Sanayi A.Ş. ise, reklam ve tanıtımlarında “Ucuz ve Kaliteli Teknolojinin Adresi” sloganını kullanmaktadır. Mehmet Pak Ticaret ve Sanayi A.Ş., ayrıca yeni reklamlarında, turuncu giyinen elektronik eşya tüketicilerinin mutsuz, mavi giyinen tüketicilerin ise mutlu olduğu ve “aradaki farkı bulun” sorusunun sorulduğu bir görsel kullanmıştır. S.4) Olayda belirtilen ticaret unvanlarının hukuka uygun olup olmadığını değerlendiriniz. Ayrıca, Mehmet Pak Ticaret ve Sanayi A.Ş. tarafından kullanılan slogan ile hazırlanan yeni KARAR: “Taraflar arasındaki “rekabet yasağı sözleşmesine dayalı cezai şart alacağının tahsili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda; 4. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.09.2006 gün ve 2006/394-734 sayılı kararının incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 06.06.2007 gün ve 2006/31990 – 2007/18182 sayılı ilamı ile … Davacı banka tarafından davalı işçi hakkında açılan bu davada, taraflar arasında imzalanmış olan rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın ödetilmesi talep olunmuştur … Borçlar kanununun 348 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilerek … işin esasının incelenmesine ... karar verilmiştir.” (Yarg. HGK., T. 22.09.2008, E. 2008/9-517, K. 2008/566) S.5) Yargıtay kararının isabetli olup olmadığını gerekçeli olarak değerlendiriniz. Olaydaki dava ticari kredi sözleşmesinden doğmuş olsaydı yanıtınız değişir miydi? [1] 18.11.2019 tarihinde yapılan ticaret hukuku dönemlik vize sınavıdır.
  10. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU (II. EĞİTİM) PRATİK ÇALIŞMASI (15.11.2019) OLAY I Üsküdar’da Spa ve Güzellik merkezi sahibi olan Ayşe Sağlam, 10.09.2019 tarihinde iş çıkışı ünlü Böcek Mobilya A.Ş.’nin Kadıköy’deki satış mağazasına uğramıştır. Mağazayı gezen Ayşe hanım, sahibi olduğu Spa merkezinin dinlenme odası için, etiket fiyatı 15.000 TL olan oturma odası takımını (koltuk takımı ve yemek masası) çok beğenmiş, ancak takımın içinde bulunan yemek masasını almak istemediğini, yalnızca koltuk takımına ihtiyacı olduğunu belirterek bu ürüne ilişkin olarak mağaza müdürüyle pazarlık yapmaya başlamıştır. Yapılan pazarlıklar sonucu Ayşe hanım, mağaza müdürünün söz konusu koltuk takımına ilişkin 9.000 TL’lik teklifini kabul etmiş ve taraflar „koltuk takımının bir hafta içinde gönderileceği, ödemenin ise en geç 15.10.2019 tarihine kadar yapılacağı“ hususunu yaptıkları sözleşmede kayıt altına almışlardır. Böcek Mobilya A.Ş. 13.09.2019 tarihinde Ayşe hanımın sahibi olduğu Spa Merkezine, tüm oturma odası takımını göndermiş; yani sadece almak istediği koltuk takımını değil, takımın içinde bulunan yemek masasını da göndermiştir. Ayrıca üzerinde koltuk takımı ve yemek takımına ilişkin bilgilerin yer aldığı 15.000 TL tutarındaki fatura da, eşyaları taşıyanlardan birisi tarafından Spa Merkezinde çalışan bir görevliye imza karşılığı teslim edilmiştir. Söz konusu faturanın dipnotunda “Ödeme faturanın tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde yapılmalıdır. Aksi taktirde gecikilen her gün için sözleşme bedelinin %5’i oranında ek ödeme talep edilecektir.” ibaresine yer verilmiştir. Ayşe hanım iş yerine geldiğinde mobilyaları ve faturayı görmüş, Böcek Mobilya A.Ş.’nin yemek masasını yanlışlıkla gönderdiğini düşünerek uyarmak için mağazayı aramış, ancak kimseye ulaşamamıştır. Daha sonra da söz konusu mobilya şirketinin yaptığı yanlışlığın farkına varacağını düşünerek faturaya itiraz etme gereği duymamıştır. Ayşe hanım, aralarında yapmış oldukları anlaşma gereği 14.10.2019 tarihinde Böcek Mobilya A.Ş. hesabına 9.000 TL havele etmiştir. Ayşe hanım ertesi gün iş merkezine gelen bir tebligatı açtığında, Böcek Mobilya A.Ş. tarafından kendisine bir alacak davası açılmış olduğunu, söz konusu davada faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle sözleşmenin faturada belirtildiği şekilde değiştirildiğinin kabul edilmiş olduğu ve vaktinde ödeme yapılmamış olması sebebiyle temerrüdün gerçekleşmiş olduğu; dolayısıyla ödenmeyen 15.000 TL nin yanı sıra gecikilen her gün için %5 ek ödeme isteminde bulunulduğunu görmüştür. Soru 1) Ayşe Sağlam’ın faturaya itiraz etmemiş olması, Böcek Mobilya A.Ş.’nin açtığı alacak davasında iddia ettiği üzere sözleşme şartlarının faturada belirtildiği şekilde değiştirilmiş olduğu anlamına gelir mi? Ayrıntılı açıklayınız. Soru 2) Ayşe Sağlam, somut olay koşullarında temerrüde düşmüş müdür? Soru 3) Faturada sözü geçen %10’luk ek ödemenin hukuki niteliği nedir? Böcek Mobilya A.Ş. nin böyle bir talepte bulunma yetkisi var mıdır ? OLAY II Ahmet Keser Pendik‘te kiralamış olduğu bir fabrika binasında, 10.01.2019 tarihinde parke ve laminant üretim ve satışı işlemine başlamış, ancak işletmesini ticaret siciline kaydettirmemiştir. Bunu öğrenen ticaret sicili müdürü, 10.02.2019 tarihinde Ali Keser’e bir yazı göndermek suretiyle işetmesini 30 gün içinde tescil ettirmesi hususunda uyarmıştır. Ancak Ahmet Keser sicil müdürünün verdiği süre içinde tescil isteminde bulunmadığı gibi, tescilden kaçınma sebeplerini de bildirmemiştir. Aradan geçen 6 aylık süre sonunda ticari işletmesi sicile tescil edilmiş olan Ahmet Keser, 01. 10.2019 tarhinde İstanbul’da bulunan inşaat yapı malzemeleri satan ünlü DAUHAUS firması ile bir satış sözleşmesi imzalamıştır. Sözleşmede Ahmet Keserin 10.10.2019 tarihinde DAUHAUS firmasına birinci sınıf ceviz parke teslimatında bulunacağı, söz konusu yapı marketinin ise teslimatın gerçekleştiği gün 100.000 TL ödemede bulunacağı kararlaştırılmıştır. Ahmet Keser anlaşmaya uygun olarak 10.10.2019 tarihinde parke teslimatını yapmış ve 100.000 TL’lik faturayı DAUHAUS yetkilisine teslim etmiş, ancak kendisine bir ödeme yapılmamıştır. Aradan bir ay geçmesine rağmen hala ödeme yapılmamış olması sebebiyle Ahmet Keser DAUHAUS’a dava açmaya karar vermiştir. Soru 1) Ahmet Keser’in işletmesini tescil ettirmek zorunda olup olmadığını, eğer zorundaysa bunun hangi süre içinde ve nerede yapılması gerektiğini belirtiniz. Soru 2) Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunulmaması halinde sicil müdürünün izlemesi gereken prosedürü tarif ediniz. Soru 3) Ahmet Keser’in avukatı olsanız DAUHAUS‘a açtığınız davada 100.000 TL’lik tutar dışında başka ne talep edersiniz?
  11. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAFÜLTESİ TİCARET HUKUKU II (TICARI IŞLETME VE KIYMETLI EVRAK HUKUKU) PRATIK ÇALIŞMASI 24.05.2019 1-) Kenan ve Hulusi, turizm ve organizasyon alanlarında hizmet vermek üzere bir Kumbara Turizm Kollektif Şirket’ini kurmaya karar verirler. Bunun için noterde şirket sözleşmesi düzenletir ve faaliyetlerine başlarlar. Bir gün Eminönü’nden geçen Kenan, karşısında İTO binasını görünce, Hulusi’yi arayarak şirket sözleşmesini tescil ettirip ettirmediğini sorar. Hulusi, sicil müdürüne gittiğini ancak sicil müdürünün şirketi iki kişi kurduğuna göre ikisinin birlikte müracaat etmesini istediğini, ancak isterse muvakkat tescil yapabileceğini belirterek kendisini geri çevirdiğini anlatır. Sicil memurunun ileri sürdüğü gerekçeyi ve önerisini değerlendiriniz. 2-) P Dericilik AŞ’nin ham derileri muhafaza ettiği depoyu, yan binada oturan Münir Karavan’ın su borusunu patlatması üzerine su basmış ve depodaki deriler kullanılamaz hale gelmiştir. P Dericilik AŞ, Münir Karavan’a dava açmış ve zararının işletilecek avans faizi ile birlikte karşılanmasını talep etmiştir. Mahkemenin iddiaları sabit gördüğü ihtimalde, faiz ile ilgili nasıl bir karar vermesi gerektiğini tartışınız. 3-) Türkiye çapında etsiz çiğ köfte üretim ve satışı yapan (X) şirketi, “Türkiye’nin tek helal gıda sertifikalı çiğ köfte markasıyız!” şeklinde reklamlar yapmaktadır. Bu reklamlar dolayısıyla çiğköfte üreticileri derneği (X)’in haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunması nedeniyle, haksız rekabetin önlenmesi ve üyelerinin bu eylem sebebiyle uğradığı zararlarının giderilmesi için tazminat talepli dava açmıştır. (X) işletmesi davaya cevap olarak haksız rekabet içeren bir fiilde bulunmadığını, zira söz konusu durumun gerçeği yansıttığını, kaldı ki çiğköfte üreticileri derneğinin dava açmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür. Olaydaki uyuşmazlığı, tarafların iddialarını dikkate alarak değerlendiriniz. 4-) Tacir (T) hırdavat alanında faaliyet gösteren ticari işletmesini (S)’ye devretmiş ve hukuki işlemin tescili için ticari temsilcisi (O)’ya açık yetki vermiş ve ticari temsilci tescili gerçekleştirmiştir. Taraflar, aralarındaki devir sözleşmesinde geçmişteki borçlardan ötürü (S)’nin en fazla 100.000 TL ile sorumlu olduğunu, bunun ötesinde bir tutarın (S)’den alacaklılarca talep olunamayacağını kararlaştırmış ve durumu ticaret sicil gazetesinde ilan etmişlerdir. Devri takip eden 2. ayın sonunda alacaklı (A), (T)’nin tanzim etmiş oldğu 200.000 TL’lik bir bono ile (O)’nun tanzim ettiği 25.000 TL bedelli bir başka bonoyu (S)’ye ibrazla ödenmesini talep etmiştir. Bononun tanziminde önyüzüne “kefil oldum” şeklinde imza atmış olan (T)’nin karısı (E) kendisinin kefil edilmesine çok kızmış hemen akabinde (T)’yi terkederek yurtdışına gitmiştir. a. (S), bonoyu tanzim edenin (O) olduğunu ve temsil ilişkisinin işletmenin el değiştirmesiyle sona erdiğini, kaldı ki, bono tanzim etme yetkisinin (O)’ya verilen vekaletnamede yer almadığını ileri sürmüştür. Sizce haklı mıdır? b. Devir anlaşmasındaki sınırlamanın geçerli olduğu kabulünde; bononun ödenmeyen 100.000 TL’lik kısmı için (A), (E)’ye başvurduğunda, kendisinin sadece kefil olduğu ve bu imzanın butlan sebebiyle bağlayıcı olmadığı yolundaki savunmasını değerlendiriniz. 5-) Halen görevde olan öğretmen (E), Kadıköy’de birkaç yıldır büyük bir bilgisayar ve yedek parçaları satış mağazası işletmektedir. (E) 2017 baharında evininin mobilyalarını yenilemek için mobilya mağazası sahibi (M) ile anlaşmış ve 100.00 TL değerindeki mobilya, (M) tarafından (E)’nin evine getirilerek (E)’nin hanımı (H)’nin nezaretinde eve yerleştirilmiştir. Vade geçmesine ve defalarca ihtarda bulunmasına rağmen 100.000 TL alacağı ödenmeyen (M), (E)’ye karşı iflas davası açmayı istemiş ise de, (1) öğretmen olduğu, (2) mobilyayı evi için satın aldığı, bunun bilgisayar dükkanıyla ilgisinin bulunmadığı sebepleriyle (E)’nin iflasının istenemeyeceğini düşünmüştür. Bunun üzerine (M), alacağını almak için (E)’ye karşı bir alacak davası açmaya karar vermiştir. (M)’nin, (E) hakkında iflas talep edemeyeceğini düşünmesinin gerekçelerini değerlendiriniz. (M), alacak davasını hangi (görevli) mahkemede açabilir? 6-) (D), 02.02.2019 vadeli 2.000 TL bedelli bir bono tanzim ederek (L)‘ye teslim etmiştir. Senet, (L) tarafından üzerine “ciro edilemez” kaydı düşülerek (A)’ya, (A) tarafından “bedeli kabz içindir” kaydı düşülerek (H)’ye, (M) tarafından ise (H)’ye ciro edilmiştir. a. (M)’nin vadede (D)’ye başvurması durumunda (D)’nin (M) ile aralarındaki borç ilişkisi uyarınca mevcut alacağını senet bedelinden mahsup etmesi mümkün müdür? Neden? b. (M)’nin (H)’ye yaptığı cironun hükmü nedir? (H)’niın bu ciro dolayısıyla başvurma hakkını kullanması mümkün müdür? Neden? c. (A)’nın ödeme için (L)’ye başvurması durumunda (L)’nin ciro edilemez kaydını öne sürerek ödemeden kaçınması mümkün müdür?
  12. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU 2. EĞİTİM PRATİK ÇALIŞMASI TARiH: 17.05.2019 OLAY 1 Bir milyon TL esas sermayeli “Kısmet Kumaş Dokuma AŞ”, 2005 yılından beri sektörde faaliyet göstermektedir. Kârını her geçen yıl artıran şirketin 2015 yılı olağan genel kurul toplantısında, sektörün geniş çaplı bir krizin eşiğinde olduğu gerekçe gösterilerek pay sahiplerinin çoğunluğunun olumlu oyu ile elde edilen kârın yedek akçeye ayrılması yönünde karar alınmıştır. Bunu takiben 2019 yılına kadar yapılan genel kurul toplantılarında kâr dağıtılmamasına ilişkin tutum devam etmiş, pay sahiplerinin şirketin gidişatı ve mali durumu hakkında bilgi alma talepleri reddedilmiştir. 50.000 TL değerinde esas sermaye payı bulunan A ve B, genel kurulun kar dağıtmama kararları aleyhine iptal davaları açmış ayrıca bilgi alma hakkının haksız olarak kullandırılmaması gerekçesiyle de mahkemeye başvurmuştur. A ve B’nin şirkete karşı sürekli dava açmasından rahatsızlık duyan yönetim, kendilerini şirketin Bodrum’da bulunan tatil köyünden faydalandırmama kararı almıştır. Bununla beraber A ve B’nin genel kurul müzakerelerinde sertleşen üslupları zaman zaman toplantılarda fiziksel müdahaleye varan gerilime sebep olmaktadır. 1- A ve B, husumeti çoğunluk pay sahipleri ve şirkete yönelterek, şirketin haklı sebeple feshini, feshe karar verilmediği takdirde paylarının dava tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden ödenerek şirketten çıkarılmalarını dava etmiştir. Şirket ise verdiği cevap dilekçesinde; a. Davalı olarak çoğunluk pay sahiplerinin gösterilemeyeceğini, b. A ve B’nin ödenmemiş sermaye payları bulunduğundan davacı sıfatını sağlamadıklarını, c. i. Haklı sebeple feshin son çare olduğunu, ii. A ve B’nin öncelikle diğer hukuki mekanizmaları işletmesi gerektiğini bu nedenle açılan iptal davaları ve bilgi alma talebine ilişkin davalar varken haklı sebeple fesih davasının açılamayacağını iii. bununla birlikte kişisel sebeplerin zaten AŞ’lerde haklı sebep teşkil etmeyeceğini gerekçe göstererek davanın reddini talep etmiştir. İddiaları değerlendiriniz. 2. Mahkemenin A ve B’nin paylarının AŞ’nin çoğunluğunu oluşturan pay sahipleri tarafından satın alınmasına hükmedip edemeyeceğini gerekçesi ile açıklayınız. 3. Mahkeme, feshe karar vermiş ve tasfiye işlemlerini yürütmek üzere tasfiye memurları atanmıştır. Şirket, çalışma düzeninden memnun olmaması nedeniyle tasfiye memurlarını görevden alabilir mi? Neden? 4. Tasfiye memurları, borçların ödenmesi amacıyla şirketin tek büyük ticari işletmesini tacir K’ye satmışlardır. Bu satışın geçerliliğini değerlendiriniz. Şirketin, işlemin geçersizliğini öne sürmesi durumunda tacir K’nın iyiniyet iddiasında bulunup bulunamayacağını açıklayınız. 5. Tasfiye işlemlerinin tamamlanmasının ardından şirket ticaret sicilinden terkin edilmiştir. Uzun yıllardır yurt dışında yaşayan ve şirketten alacağı olan Y’nin alacağını tahsil edebilmek için bir hukuki imkânı var mıdır? Y, bu imkânı hangi süre içinde kullanmalıdır? 6. Azınlık pay sahipleri ile yaşanılan problemlerin çözülmesi üzerine şirket, olağan GK’sında sermayenin yüzde sekseni ile tasfiyeden dönme kararı almıştır. Bu kararın geçerliliğini tartışınız. OLAY 2 01.01.2019 tarihinde sicile tescil edilen bir AŞ olan (X), kurucuları tarafından sermaye olarak getirilen Datça’daki fabrika binasının değerini 500.000 TL olarak saptayarak, bu hususu esas sözleşmeye yazmıştır. Şirket alacaklıları ise binanın değerinin saptanan tutarın çok üstünde olduğunu ve kurucuların, alacaklıları zarara uğratma amacı taşıdıklarını öne sürerek 05.05.2019 tarihinde mahkemeden (X) AŞ’nin yokluğunu talep etmişlerdir. 7. Bu davanın başarıya ulaşma şansını ve davacıların haklılığını değerlendiriniz. Alacaklıların arzu ettikleri sonucu elde edebilmeleri için başvurabilecekleri TTK’da düzenlenmiş başkaca yollar var mıdır? Tartışınız. OLAY 3 “Anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmaması sebebiyle yönetim kurulunun yeni yönetim seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerine devam edeceklerinin kabulü gerekir. Bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesiyle şirketin kendiliğinden organsız kaldığından söz edilemez.” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/13135, K. 2014/3515, T. 25.2.2014). 8. Yukarıda yer alan Yargıtay kararını değerlendiriniz.
  13. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU 2. EĞİTİM PRATİK ÇALIŞMASI TARiH: 10.05.2019 SAAT: 12:00 Olay Esas sermaye sistemini benimsemiş, hali hazirda 3.000.000 TL esas sermayesi olan Avrupa Çelik Kapı Üretim ve Pazarlama Anonim Ortaklığının 23.04.2019 tarihinde yapılan genel kurulunda, şirketin iş hacminin genişlemesi sebebiyle ihtiyac duyulan nakdin tedariki amacıyla dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılmasına karar verilmiştir. Aynı genel kurulda pay sahiplerinin rüçhan haklarının (yeni pay alma haklarının) % 20 ile sınırlandırılması hususu tartışmaya açılmış ve ortaklıkta % 60 oranında sermaye payına sahip olan Mehmet İşinibilir’in olumlu oyu neticesinde rüçhan haklarının % 20 ile sınırlandırılması kararı alınmıştır. Ortaklıkta % 30 oranında sermaye payına sahip olan Ahmet Kendinibilir ise bu sınırlandırmanın kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle söz konusu karara karşı çıkmıştır. Aynı zamanda yönetim kurulu üyesi de olan Mehmet İşinibilir, sermaye artırımı neticesinde edinecek olduğu paylara karşılık olarak sermayesinin % 90’ına sahip olduğu (X) LTD den olan 300.000 TL tutarındaki (vadesi gelmiş) alacağını taahhüt etmiştir. Söz konusu alacağının varlığına ilişkin olarak da (X) LTD nin muhasabe kayıtlarını sunmuştur. Bir diğer yönetim kurulu üyesi (Y2) ise, genel kurulun söz konusu dış kaynaklardan sermaye artırımı kararının uygulanamayacağını, çünkü pay sahibi Mehmet İşinibilir’in hali hazırda şirkete 3.000 TL’lik ödenmemiş nakit sermaye borcu olduğunu ve sermaye taahhüdü yoluyla artırım yapılabilmesi için mevcut sermayenin nakdi bedellerinin tamamının ödenmiş olması gerektiğini idda etmiştir. (Y2) nin bu iddasi dikkate alınmamış ve diğer yönetim kurulu üyeleri Mehmet İşinibilir ve (Y3) sermaye artırımı kararını ve hazırladıkları sermaye artırımı beyanını tescil ettirmek amacıyla ticaret sicili müdürlüğüne tevdi etmişlerdir. Aradan bir süre geçtikten sonra, pay sahibi Mehmet İşinibilir in sermaye artırımında edindiği yeni paylara karşılık olarak şirkete getirdiği belirtilen 300.000 TL’lik bir alacağının esasında var olmadığı ortaya çıkmıştır. Bundan zarar gördüğünü iddia eden Ahmet Kendinibilir ve alacaklı (A) sorumluluk davası açmak istemektedir. Soru 1: Olayda pay sahibi Ahmet Kendinibilir in başvurabileceği hukuki bir yol var mıdır? Gerekçeleri neler olmalıdır? Soru 2: (Y2) nin genel kurulun dış kaynaklardan sermaye artırımı kararının uygulanamayacağı yönündeki iddialarinin hukuka uygunlugunu degerlendiriniz. Soru 3: Pay sahibi Ahmet Kendinibilir ve Alacaklı (A)’ya ne yapmalarını önerirsiniz.
  14. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU 2. EĞİTİM PRATİK ÇALIŞMASI TARiH: 19.04.2019 SAAT: 12:00 Olay 1 Anadolu Tekstil A.Ş. genel kurulu, 10.05.2017 tarihinde sermayenin % 60'nı oluşturan pay sahiplerinin katılımıyla usulüne uygun bir şekilde toplanmıştır. Bu toplantıda, pay sahipleri tarafından şirkete getirilen nakit sermayenin, son zamanlarda artan enflasyon nedeniyle değer kaybettiği gerekçesiyle, her bir pay sahibine şirkete sermaye payı karşılığı ödedikleri meblağ karşılığında aylık % 10 faiz ödenmesi oybirliği ile karara bağlanmıştır. Yine aynı toplantıda iki yıl önce Anadolu Tekstil A.Ş.'nin yönetim kurulunda 5 ay görev yapmış, ancak daha sonra YMM olarak kendi ofisini açmış olan (B), şirkete denetçi olarak seçilmiştir. Yönetim kurulu üyelerinden (Y), yönetim kurulu toplantısında genel kurulun faize ilişkin kararının uygulanamayacağını ileri sürmüş, ancak diğer üyelerden bu konuda bir destek görememiştir. Aynı yönetim kurulu toplantısında, şirketin acil nakit ihtiyacı sebebiyle Anadolu Tekstil A.Ş.'nin Kadıköy'de bulunan iki adet binasının Anadolu Tekstil A.Ş.'nin sermayesinin % 51'ini elinde bulunduran pay sahibine (P1) aylık toplam 10.000 TL karşılığında kiralanmasına karar verilmiştir. Bir sonraki genel kurul toplantısında sermayenin % 8' ini elinde bulunduran ve paylarının itibarî değeri toplamı 1.100.000 TL olan pay sahibi (P2), şirketin gidişatı hakkında bilgi almak isteğini belirtmiştir. Bilgilendirme neticesinde şirketin Kadıköy'de bulunan iki adet binasının (P1)‘e aylık toplam 10.000 TL karşılığında kiralanmasına karar verildiğini öğrenen (P2), kira bedelinin piyasa değerleriyle karşılaştırıldığında çok az olduğunu düşünmüş ve şirketin sözü edilen iki adet binasının emsallerine/gerçek değerine uygun bir bedelle kiralanıp kiralanmadığının belirlenmesi için özel denetçi atanmasını talep etmiştir. Talep, gündemde konu ile ilgili madde olmadığı ve de (P2)'nin pay oranının özel denetçi talep edebilmek için gerekli olan % 10’luk orana ulaşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. 2018 yılına gelindiğinde, yeni faaliyet (hesap) döneminin başlamasının üzerinden 5. ay geçmiş olmasına rağmen hala bir denetçi seçilememiştir. Bunun üzerine yönetim kurulu derhal toplanmış ve 2009 yılından başlayarak 2016 yılı hesap dönemi bitene kadar şirkette denetçilik faaliyetini icra etmiş (D) Denetim Firması ile yeni faaliyet dönemi için bir denetçilik sözleşmesi imzalamıştır. Soru 1: Faize ilişkin GK kararının hukuki geçerliliğini tartışınız. YK üyesi (Y)'ye ne yapmasını önerirsiniz? Soru 2: Genel kurulun (P2)'nin özel denetçi talebine ilişkin ret kararının yerindeliğini değerlendiriniz. (P2)'ye bu ret kararı üzerine ne yapmasını önerirsiniz ? Soru 3: Anadolu Tekstil A.Ş. genel kurulunun, 10.05.2017 tarihinde şirket denetçisinin seçimine ilişkin kararı hukuka uygun mudur ? Soru 4: Yönetim kurulunun 2018 yılında yapmış olduğu denetçi seçiminin yerindeliğini tartışınız. Soru 5: (D) Denetim Firmasının usulüne uygun bir genel kurul kararı ile seçilmiş olması ihtimalinde kararın geçerliliğini değerlendiriniz. Olay 2 4 pay sahibi bulunan bir AO'da pay sahiplerinden birinin 80. yaş günü münasebetiyle tüm pay sahipleri şirketin toplantı odasında bir araya gelmişler ve küçük çaplı bir kutlama yapmışlardır. Kutlamanın ardından şirkette % 30 oranında sermaye payına sahip olan (P1), acil bir işi çıkması sebebiyle şirketten ayrılmış, geride kalan pay sahipleri (P2), (P3) ve (P4) ise bir arada bulunmalarını fırsat bilip, doğum günü kutlamasının hemen ardından bir toplantı düzenlemişlerdir. Toplantıda şirketin mali durumunun kötüye gitmesini ve şirketin acil nakit ihtiyacını göz önünde bulundurarak, şirkete önemli ölçüde kazanç sağlayan lastik üretim fabrikasının satılmasına oybirliği ile karar vermişlerdir. Doğum günü kutlamasının hemen ardından şirketten ayrılan ve dolayısıyla toplantıya katılamayan pay sahibi (P1) bu kararın yerinde olmadığını, çünkü şirketin nakit ihtiyacının bankadan kredi alınarak giderilebileceğini, lastik fabrikasının satılmasının ise şirketi önemli ölçüde zarara uğratacağını düşünmektedir. Soru: Bu durumda pay sahibi (P1) söz konusu kararın uygulanmasını hangi hukuki yola başvurarak engel olabilir?
  15. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ TİCARET HUKUKU 2. EĞİTİM PRATİK ÇALIŞMASI 12.04.2019 – 12:00 OLAY I: (Z) A.Ş. yönetim kurulu üyeleri, 2016 yılı olağan genel kurul toplantısının 4 Nisan 2017 tarihinde yapılmasını kararlaştırmış ve yapılacak olan bu genel kurul toplantısını 28 Şubat 2017 tarihinde, esas sözleşmede öngörüldüğü üzere, hem Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde, hem de İstanbul’da çıkan günlük iki gazetede yayınlattırmışlardır. İlanda; olağan gündem, toplantının yapılacağı yer ve saat gibi kanunen belirtilmesi zorunlu olan hususlar yanında, yapılacak toplantıda nakdi sermaye artışının görüşüleceği ve 4 Nisan 2017 tarihinde yapılacak olağan genel kurul toplantısında yeter sayı sağlanamazsa, toplantının bir hafta sonra şirket merkezinde tekrar yapılacak olduğu belirtilmiştir. 4 Nisan 2017’de yapılan toplantıda gerekli yetersayı sağlanmış ve şirketin esas sermayesinin 50.000 TL’den 100.000 TL’ye arttırılmasına karar verilmiştir. 10 Nisan 2017’de uzun süren bir Avrupa gezisinden dönen hamiline yazılı payların sahibi Bayan (A), bu durumu ancak toplantının yapılmasından 10 gün sonra şirket tarafından gönderilen bir bültenden öğrenmiştir. S.1) Olağan genel kurul toplantısını olağanüstü genel kurul toplantısından ayıran özellik nedir? Bu toplantıların ne zaman yapılacağını ve burada hangi konuların görüşüleceğini de belirterek açıklayınız. S.2) Yönetim kurulunun olağan genel kurul toplantısına ilişkin çağrıda uyması gereken prosedürü açıklayınız. S.3) Olağan GK toplantısı 4 Nisan 2017’de yapılabilir mi? Toplantının bu tarihte yapılması sebebiyle, kime/kimlere karşı hangi hukuki yollara başvurulabilir? S.4) Toplantı gündeminde esas sermayenin arttırılmasına ilişkin bir maddenin yer almaması, bu konuda alınan genel kurul kararının geçerliliğini etkiler mi? S.5) Pay sahipleri tarafından bir öneri hakkında lehte ve aleyhte kullanılan oylar eşit sayıda ise karar alınabilmiş sayılır mı? A.Ş. yönetim kurulu toplantılarında yapılacak oylamalarda S.6) 4 Nisan 2017’de toplantı yeter sayısının sağlanamamış olması durumunda, yönetim kurulunun, ilk ilanda ‘toplantıda gerekli yetersayının elde edilememesi ihtimaline karşılık ikinci toplantı tarihinin de belirtilmiş olduğu gerekçesiyle’ ayrıca bir çağrıda bulunmaktan kaçınması mümkün müdür? S.7) İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulunda sermaye artırımı kararının onaylanmaması yönünde alınmış bir karar, A.Ş. GK kararının geçerliliğini etkiler mi? Diğer pay sahipleri tarafından, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun aldığı kararlara karşı iptal davası açılabilir mi? S.8) Bayan (A)’nın bahsi geçen GK kararına karşı başvurabileceği hukuki bir yol mevcut mudur? Gerekçeleriyle açıklayınız. S.9) Toplantıya katılan pay sahibi Bay (B), toplantı davetinin usulüne uygun olarak yapılmadığı iddiası ile GK kararına karşı iptal davası açabilir mi? YARGITAY KARARI “Sermaye artırımı ile oluşturulan yeni durum, yeni pay alma hakkının kaldırılması niteliği taşımamalıdır. Şirket ortağı şirketten alacaklı olsa dahi bu kural değişmez. Bu itibarla, sermaye artırımına yalnızca bir ortağın katılmasına olanak tanıyacak şekilde, alınan bu kararın da iptali gerekir.” (Yargıtay 11. HD 6.10.1997, E. 1997/5583, K. 1997/6609) S.10) Yukarıda yer alan Yargıtay kararını anonim şirketlere egemen olan ilkeler bakımından değerlendiriniz.
×
×
  • Create New...