Jump to content

ankahukuk

Administrators
  • Posts

    1,128
  • Joined

  • Last visited

1 Follower

About ankahukuk

  • Birthday 01/14/1977

Ön Şart

  • Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?
    Evet

Personal Information

  • Cinsiyet
    Erkek
  • Meslek
    Avukat
  • Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi
    Ankara Üniversitesi

Recent Profile Visitors

4,480 profile views

ankahukuk's Achievements

Collaborator

Collaborator (7/14)

  • One Year In Rare
  • First Post Rare
  • Collaborator Rare
  • Posting Machine Rare
  • Dedicated Rare

Recent Badges

1

Reputation

  1. ENCÜMEN Asıl manası “cemiyet,toplantı” ve “grup” olan Farsça encimenin,muhtemelen 19.yüzyılın ortalarından itibaren Arapça’daki cem’iyyet ve meclis kelimelerinin karşılığı olarak Osmanlılar tarafından kullanılmaya başlandığı görülmektedir.[1] [1] KAHRAMAN,Kemal, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,11,s.175-176, 1995,İstanbul
  2. EMNİYET Emniyet bir şeye güvenmek manasına geldiği gibi, insanda doğruluktan ileri gelen bir huy anlamına da gelir, insanların sırlarını ve mallarını güzelce saklamak da, bir emniyet halidir. Emniyetin karşılığı "Hiyanettir", sözünde durmamaktır.
  3. EMİSYON Türkçe karşılığı "ihraç" demek olan emisyon sözcüğü yabancı dillerde çıkarmak, yaymak, tedavüle koymak anlamında kullanılır. Kâğıt paranın, tahvillerin, hisse senetlerinin ilk defa piyasaya sürülmesi emisyondur. Ufaklık paranın piyasaya çıkarılmasında emisyon terimi kullanılmaz. EMİSYON HACMİ Devletin yetkili kıldığı banka tarafından piyasaya sürülmüş toplam kağıt para miktarıdır.
  4. EMİN Emin sözlükte “kendisine güvenilen,hıyanet etmeyen,sözünde dura,vefalı,başkalarından korkmayan kimse” anlamlarına gelir.[1] Korkusu olmayan, emanet veren, emanet edilen bir beldenin lideri­ne, başkanına da denir.[2] Kendisine bırakılan şeyi iyi koruyan güvenilir demektir.[3]Türk hukukunda emin sıfatıyla zilyet kavramı vardır. Mesela saati tamir için bıraktığımız saatçi emin sıfatıyla zilyettir. (Saatçi bu saati üçüncü bir kişiye satarsa, üçüncü kişi iyi niyetli olmak şartıyla saatin mülkiyetini kazanır.) Fakat saati çalan bir kimse emin sıfatıyla zilyet değildir. [1] ALGÜL,Hüseyin, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,11,s.83, 1995,İstanbul [2] SOYALAN,Mehmet Yaşar, Elmalılı Tefsirinde Kur’an-i Terimler ve Deyimler, http://www.darulkitap.com/indir/elmalili-tefsirinde-kurani-terimler-ve-deyimler-m.y.soyalan-agac.html , erişim tarihi 23.06.2009 [3] YAZIR,M.Hamdi,Hak Dini Kur’an Dili,c.8,s.536
  5. EMERA Emretmek, buyurmak anlamını veren kök fiildir.[1] [1] UĞUR,Mücteba,Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü,Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları,www.darülkitap.com
  6. EMARE Sözlükte; alamet, de­mektir Terim olarak, kendisini bilmekten, medlul'ün (delil olduğu şey) varlığı hakkında zan meydana gelen şeydir. Yağmura nispetle bulut gibi. Çünkü bulutu görmekten, yağmurun varlığı hakkında zan meydana gelir. (Emare ile alâmet arasındaki farka gelince; alamet bir şeyden ayrılmayan şeydir. İsim üzerindeki Elif-Lam gibi. Emare ise, beraber bulunduğu şeyden ayrılır. Yağmura nispetle bulut gibi.)
  7. EMANET Arapça’da “güvenmek,korku ve endişeden emin olmak” manasındaki emn masdarından gelen emanet kelimesi hıyanetin zıt anlamlısı olarak isim şeklinde kullanıldığı gibi “güvenilir olmak “anlamında masdar olarak da kullanılmaktadır. Ayrıca güvenilen kimseye koruması için geçici olarak bırakılan “tevdi edilen” eşyaya da emanet denir. Türkçede bu son kullanım yaygındır.[1] Emanet, "vedia"dan daha geniş bir anlama sahiptir.[2] M.Hamdi Yazır ise şu açıklamaları yapar; “emnü yeminden masdar olup eminlik,yani başkasının hukuku (hakları) emniyet edilip inanılabilir olmak” demektir.[3] EMANET-İ MUKADDES Kutsal emanetler anlamına gelen Emanat-ı Mukaddes, Topkapı Sarayı'nın hazine dairesinde saklanmakta olan, kutsal olarak bilinen kişilere ait eşyalar için kullanılır. [4] EMANETLERE RİAYETİN FAYDALARI Toplum içinde vedialar(emanet), ariyetler(Kullanmak için eşyanın verilmesi),lukatalar(yitik mallar), birer emanet olmak üzere teca­vüzden korunması gerekir. Emanetlere riayet edilmesi, şahsi haklara riayet demektir.Emanetlere hıyanet edilmemesi, toplum içinde karşılıklı yardımlaşmaya hizmet eder, ihtiyaçların karşılanmasına vesile olur. Emanetlere hıyanet eden bir toplum bireyleri arasında ise emniyetten, iti­mattan eser kalmaz. Şahsi haklar zayi olur, amme menfaatleri (kamu menfaati) zarar görür.İnsanlar hayır yapmak yerine ümitsizliğe düşerler. Emanetleri muhafazaya çalışmak bir vecibedir(görevdir), insanlık gereğidir.[5] [1] TOKSARI,Ali, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,11,s.83, 1995,İstanbul [2] SOYALAN,Mehmet Yaşar, Elmalılı Tefsirinde Kur’an-i Terimler ve Deyimler, http://www.darulkitap.com/indir/elmalili-tefsirinde-kurani-terimler-ve-deyimler-m.y.soyalan-agac.html , erişim tarihi 23.06.2009 [3] YAZIR,M.Hamdi,Hak Dini Kur’an Dili,c.6,s.113 [4] Osmanlı Tarihi,Osmanlı Web Sitesi, [5] BİLMEN,Ömer Nasuhi,Hukuk-ı İslamiyye Ve Istılahat- ı Fıkhiyye Kamusu,www. Darülkitap.com
  8. EMALİ İmla etmek, yazmak manasına imlânın çoğuludur. Meclis veya çoğuluyla mecâlis denilen ve hadis yazmak için yapılan toplantılarda talebenin yazdığı hadislerden meydana gelen kitaplara denir.[1] [1] UĞUR,Mücteba,Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü,Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları,www.darülkitap.com
  9. ELBİSE Elbise, Arapça “libas” yani giysinin çoğuludur. Giysiler manasına gelir.
  10. EKONOMETRİ (ECONOMETRICS) İngilizce econometrics kelimesinden gelmektedir. Sözlükte “ekonomi ölçer” Terim olarak ise “İstatistik ve matematikten yararlanmak suretiyle, ekonomik olayların ölçülmesini sağlayan bir iktisat dalıdır” şeklinde tanımlanabilir.
  11. ELKAB Lakab'ın çoğuludur. Lakab, bilinen manâsıyla bir kimsenin asıl isminden ayn olarak takındığı isimdir. aynı kökten telkib, bir kimseye lakab vermek, telakkub ise lakablanmak demektir.[1] [1] UĞUR,Mücteba,Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü,Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları,www.darülkitap.com
  12. ELEKTRİK Elektrik, kehribarin Eski Yunanca adı olan elektron'dan gelir.Kehribar sözcügünün aslı olan kehrüba ise Farsça "saman çeker" demektir.
  13. ELÇİ Elçi (ilçi) kelimesi “halk,ülke,devlet” anlamına gelen Türkçe el (il) isim kökünden türetilmiştir.”haberci” anlamına gelmektedir. Bu kelimenin Farsça karşılığı “peygamber” Arapça karşılığı “resul” dür. İletişim açısında bakılırsa ileten anlamına gelir. Ülkemizde kız istemeye giden aracılara elçi dendiği gibi devletlerarası ilişkilerde savaş,barış,ticaret istek ve taleplerini ulaştıran kimselere de elçi denmektedir.Tarihi ilkçağa kadar giden elçilik müessesesi zamanla sağlam bir gelenek ve hukuki statü kazanmıştır.Bu statü,”elçiye zeval olmaz” Türk atasözüyle veciz bir biçimde ifade edilmiştir. Elçilerin milletlerarası imtiyazları ve dokunulmazlıkları vardır.[1] [1] İPŞİRLİ,Mehmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,11,s.3,1995,İstanbul
  14. EKOLOJİ Önceleri organizma ile çevre arasındaki İliş­kilerin incelenmesi şeklinde biyolojide kullanı­lan ekoloji, daha sonra sosyal bilimlere ilişkin birterim niteliği kazanmıştır. Biyolojideki kul­lanımda terim bireysel organizmalarla çevre (autecology) ve gruplarla çevre (synecology) arasındaki ilişkileri İçerir. Sosyal bilimlerde ekoloji terimi "syıecology" ile, yani insan grup­ları (ya da halkları) ile ait oldukları çevreleri, özellikle de fiziksel çevreleri arasındaki ilişki­lerin incelenmesiyle sınırlandırılmıştır. En geniş anlamda beşeri ekoloji, insan grup­ları (ya da nüfusları) İle çevrelen arasındaki ilişkilerin incelenmesi şeklinde tanımlanabi­lir.
  15. EKİN Türkçe "ekme" eyleminden gelir. “Tarlaların sürülüp ekildiği ay” demektir.
×
×
  • Create New...