Jump to content

Yasemin Aslanbay

Members
  • Posts

    10
  • Joined

  • Last visited

About Yasemin Aslanbay

  • Birthday 09/15/1989

Ön Şart

  • Hukuk Fakültesi Mezunu musunuz? / Öğrencisi misiniz?
    Evet

Personal Information

  • Cinsiyet
    Kadın
  • Meslek
    Avukat
  • Mezun Olduğunuz / Okuduğunuz Hukuk Fakültesi
    Ankara Üniversitesi

Recent Profile Visitors

The recent visitors block is disabled and is not being shown to other users.

Yasemin Aslanbay's Achievements

Apprentice

Apprentice (3/14)

  • One Month Later
  • Week One Done
  • Conversation Starter

Recent Badges

0

Reputation

  1. Aile ve Boşanma Hukuku

    Aile hukuku; aileye ilişkin her türlü konuyu düzenleyen, Türk Medeni Kanununda yer alan bir hukuk dalıdır. Aile hukuku özet olarak evlilik hukuku olarak da tanımlanabilir. Toplum içindeki düzen ve aile birliğinin korunmasını amaçlamaktadır. Ofisimiz konusunda uzmanlaşmış, deneyimli Ankara boşanma avukatı olarak her zaman yanınızdadır.

    Boşanma, aile hukukunun ana konularından biridir. Boşanma davaları hangi sebeple olursa olsun aile mahkemelerinde görülür. Boşanma gerekçeleri de Türk Medeni Kanununda düzenlenmiştir. İyi bir Ankara boşanma avukatı ile çalışmak bu zorlu süreci kolaylaştırarak haklarınızın korunmasını sağlar.

    Aile Hukukuna İlişkin Davalar

    • Nişanlanma

    • Evlenme

    • Boşanma

    • Mal Paylaşımı

    • Aile Konutu

    • Evlat Edinme

    • Nafaka

    • Yardım Nafakası

    • İştirak Nafakası

    • Yoksulluk Nafakası

    • Velayet

    • Vesayet

    • Kayyımlık

    • Soybağı

    Yukarıda sayılan alanların hepsi aile hukuku içerisinde değerlendirilir.

    Boşanma Davaları

    Boşanma evlilik birliğini sona erdiren, çiftler arasında maddi ve manevi olarak zorluklar oluşturan bir süreçtir. Alanında uzman Ankara boşanma avukatı sayesinde, stresli ve takibi son derece önemli bu dönemde daha sağlıklı bir süreç işletilebilmesi için ofisimizin avukatları sürecin her aşamasında yanınızda olacaktır.

    Boşanma Avukatı Ankara

    Ofisimiz Ankara merkezli olarak tüm illerde boşanma davasına bakan tecrübeli ve uzman avukat kadrosuyla yardım etmeye hazırdır. Bu süreçte müvekkillerin özel hayatının gizliliğine önem verilmekteyiz. Boşanma davaları ve boşanmanın devamı niteliğindeki davaları dikkatli bir şekilde takip etmekte ve en hızlı şekilde sonuçlandırmaya çalışmaktayız.

    Boşanma Davası Nasıl Açılır?

    Boşanma davaları çekişmeli veya anlaşmalı olarak açılabilir. Son yıllarda boşanma davalarının sayısında ciddi oranda artışlar görülmektedir. Özellikle pandemi dönemi boşanma dava sayısını yükseltmiştir. Boşanma davalarında tarafların sürecin hızlı ve kolay yürütülmesi ve hak kaybına uğramadan sonuçlandırılması için uzman bir Ankara boşanma avukatı ile çalışmaları lehine olmaktadır.

    Aslan & Duran  Hukuk ve Danışmanlık Ofisinde boşanma davaları uzman ve tecrübeli avukatlar eliyle takip edilmektedir.

    Anlaşmalı Boşanma Davası

    Tarafların en az 1 yıldır evli olması ve eşlerin birlikte başvurması veya birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi gereklidir. Anlaşmalı boşanma kolay gibi gözüktüğü için taraflar genelde kendi aralarında protokol hazırlayarak boşanmayı tercih etmektedirler. Ancak Anlaşmalı boşanma davasının tecrübeli Ankara boşanma avukatı tarafından takibi çok önemlidir. Zira Anlaşmalı boşanma protokolü hatalı ve eksik hazırlanırsa boşanma sonrası nafaka artırımı veya malvarlığı paylaşımı gibi başka davalarla uğraşmak zorunda kalmaktadırlar.

    Çekişmeli Boşanma Davası

    Türk Medeni Kanununda çekişmeli boşanma davası açabilmek için nedenler özel boşanma nedenleri ve genel boşanma nedenleri şeklinde iki ana bölüm halinde düzenlenmiştir.

    Özel Boşanma Nedenleri:

    • Zina

    • Suç İşleme Ve Haysiyetsiz Hayat Sürme

    • Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış

    • Terk

    • Akıl Hastalığı

    • Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

    Genel Boşanma Nedenleri:

    • Geçimsizlik

    • Hakaret

    • Şiddet

    • Güven sarsıcı davranış

    • Evlilik yükümlülüklerini yerine getirmeme gibi çok sayıda genel boşanma nedeni mevcuttur.

    Bir evlilikte özel boşanma sebebi varsa davacı, karşı tarafın kusurlu olduğunu ispatlamak zorunda değildir. Yalnızca özel bir boşanma sebebi olduğunu ispatlamak yeterlidir. Genel boşanma sebepleri olduğu takdirde boşanma kararı verilebilmesi için hem davacı hem de davalı birbirinin kusurunu ispatlamak zorundadır.

    Yine aile hukukunun alt dalları olan, velayet, nafaka, mal paylaşımı, aile konutları, nişanlanma, vesayet, kayyımlık gibi alanlar da bir Ankara boşanma avukatı yardımı ile takip edilmesi gereken, hassas süreçler içeren alanlardır.

    Boşanma Avukatı Olarak Baktığımız Davalar Ve İşler

    Ankara boşanma avukatı olarak, müvekkillerimizin talepleri doğrultusunda boşanma ve boşanmaya bağlı davalarda tecrübeli kadromuzla yardımcı olmaktayız.

    • Anlaşmalı Boşanma Davası

    • Çekişmeli Boşanma Davası

    • Boşanma Davası

    • Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hazırlanması

    • Evliliğin İptali Davası

    • Boşanma Nedeniyle Nafaka, Velayet, Maddi ve Manevi Tazminat Davası

    • Boşanma Sonucu Mal Paylaşımı, Menkul ve Gayrimenkullerin Kazanımı, Tescili Davaları

    • Mal Paylaşımına İlişkin Katılma ve Katkı Payı Alacağı Davası

    • Nafaka, Tazminat ve Tedbir Talepli Boşanma Davaları

    • Nafaka Artırım ve İndirim Davası

    • Yoksulluk ve İştirak Nafakası Davaları

    • Velayet Davaları

    • Velayetin Değiştirilmesi ve Kaldırılması Davaları

    • Evlilik Sözleşmeleri ve Mal Rejimi Sözleşmelerinin Düzenlenmesi

    • Ailenin korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun Kapsamında Tedbir Talepli Davalar

    • Uzaklaştırma Kararı Alınması

    • İddet ( Bekleme) Süresinin Kaldırılması

    • Babalık Davası

    • Soybağı Davası

    • Yabancı Ülke Mahkemelerince Verilmiş Boşanma Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi Davası

  2. Ceza hukuku, bir insan davranışının hangi koşullarda suç oluşturacağı ve bunun karşılığında ne gibi ceza veya güvenlik yaptırımı uygulanacağını düzenleyen hukuk kurallarını içerir. Kişilerin hayatının söz konusu olduğu kritik durumları ihtiva eden bu alanda Ankara ceza avukatı süreci takip etmek kişilerin yararına olacaktır. Büromuz avukatları ceza hukuku ile ilgili olarak pek çok dava takip etmektedir. Ceza Hukuku Ceza hukukunun temel işlevi; toplumsal yaşam bakımından hayati önem taşıyan değerlerin ihlâlini suç olarak tanımlamak ve bunlar karşılığında uygulanacak olan yaptırımları belirlemektir. Devlet, toplumsal düzeni koruma görevini, ceza hukuku kuralları olmaksızın etkin bir şekilde yerine getiremez. Ceza hukuku yaptırımları ağır olan, kişiler için sonrasında dönülmesi zorluk oluşturacak durumlara sebep olabilecek nitelikte zorlu bir alandır. Bu nedenle bir hak kaybına uğramamak adına bir Ankara ceza avukatı ile görüşmek önemlidir. Ceza yargılaması, soruşturma ve kovuşturma aşamaları olmak üzere iki ana kısma ayrılır. Yargılamada ilk aşama soruşturma evresidir. Ardından soruşturma evresinde elde edilen bilgilere göre kovuşturma evresine geçilir. Soruşturma Evresi Yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreye soruşturma denir. Savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir. Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. Savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir. Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. Kovuşturma Evresi Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemesinden sonra başlayan evredir. Savcılık ise dava açmak için “yeterli şüphe” oluşmadığı kanaatine vardığı takdirde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Bu gibi durumlarda ise dava açılmaması nedeni ile kovuşturma evresine de geçilmez. Sanık haklarına uyularak aleni bir yargılamanın gerçeğe ulaşılması için kovuşturma önemli bir yargılama evresi olarak bilinir. Özellikle ağır ceza mahkemesi ve asliye ceza mahkemesi kovuşturma yapmaya genel görevli ceza mahkemeleri olarak bilinmektedir. Bunun yanı sıra çocuk mahkemesi, çocuk ağır ceza mahkemesi, icra ceza mahkemesi, fikri ve sınai ceza mahkemesi kovuşturma yapmaya yetkili bazı özel ceza mahkemeleri olarak bilinmektedir. İddianamenin kabul edilmesi ile kovuşturma süreci de başlar. Bu mahkemelerde deliller tartışılırken tarafların iddiaları ve savunmaları dikkate alınır. Davalar Ankara ceza avukatı eşliğinde takip edildiği takdirde istenmeyen sonuçların önlenme olasılığı artacaktır. Bu karışık ve zorlu sürecin her aşamasında takip edilmesiyle birlikte yargılama sürecini huzur içerisinde götürülecektir. Ceza Hukukunda Görülen Bazı Dava Türleri Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararlara İtiraz Kasten Yaralama Trafik Kazası Nedeniyle Yaralama Trafik Kazası Nedeniyle Ölüme Neden Olma Uyuşturucu Kullanma Uyuşturucu Ticareti Yapmak Sosyal Medya Üzerinden Hakaret İnternet Üzerinden Yapılan Hakaret İçerikli Yazıların Yayından Kaldırılması Şantaj Mala Zarar Verme Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Kişisel Verileri Kaydetmek Hırsızlık Konut Dokunulmazlığını Bozmak Yağma Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak Resmi Evrakta Sahtecilik Mühür Bozma İhaleye Fesat Karıştırmak Tefecilik Zimmet İrtikap Haksız Gözaltı ve Tutuklama nedeniyle tazminat davaları Rüşvet Suçu Bildirmeme İftira Yalan Tanıklık İmar Kirliliğine Neden Olmak Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Görevi Kötüye Kullanma Kanuna Aykırı Eğitim Kurumu Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozmak Erişimin Engellenmesi Mağdur ve müşteki vekilliği İstinaf, Temyiz ve Kararın Düzeltilmesi Başvuruları Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru İnfaz Hukuku ve Cezaevi Uygulamalarından Kaynaklanan Sorunlara Dair Başvuru ve Her Türlü Dava Bilişim suçlarına ilişkin davalar
  3. Vergi hukuku, kamu hukuku içinde yer alan ve devletin mali faaliyetlerinin hukuki yönünü inceleyen mali hukukun bir alt dalıdır. Vergi hukuku aynı zamanda Anayasa hukuku, Ceza Hukuku, İdare Hukuku, Devletler Özel Hukuku gibi diğer hukuk dalları ile de ilişki halindedir. Bu nedenle kişiler vergi borçları nedeniyle bir takım sorunlarla karşılaşmaktadır. Karışık ve takip etmesi zorunlu olan bu alanda, vergi hukukunda uzman bir Ankara vergi avukatı yardımı sürecin işleyişinin kolaylaşması ve başarılı olması açısından etkili olacaktır. Vergi Hukukunun Temeli Anayasamızın 73. maddesinde “Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.” cümlesi yer alır. Devamında “Vergi resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” cümlesi ile vergilerin ancak kanunla konulabileceği, değiştirilebileceği veya kaldırılabileceği ilkesi benimsenmiştir. Bu durum vergi hukukunun anayasal bir düzen olduğunu, mükelleflerin bu konuda devlete karşı sorumlu olduğunu açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bazı özel durumlarda vergi hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar söz konusu olur. Bu durumda uzman bir Ankara vergi avukatı desteği almanız yararınıza olacaktır. Ofisimiz Vergi hukuku konusunda uzman kadrosu ile hizmet vermektedir. Vergi Mükellefi Mükellef ve vergi sorumlusu kavramları Vergi Usul Kanunu’nun 8. maddesinde yer almaktadır. Vergi Usul Kanunu mükellefi, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzelkişi şeklinde tanımlamıştır. Dolayısıyla mükellefin kim olduğunu anlamak için yapılması gereken şey vergi kanunlarına göre üzerine vergi borcu düşen kişileri tespit etmek olmaktadır. Vergi Sorumlusu Vergi sorumlusu ise, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir. Vergi sorumluluğunda, başkasına ilişkin vergisel yükümlülükler nedeniyle oluşan maddi ve / veya şekli vergisel ödevlerin, kendi adına yerine getirilmesi söz konusudur. Vergi hukuku diğer hukuk dalları ile ilişki halinde olması nedeniyle oluşan ihtilaflarda hukuki yardım almak gerekebilir. Bu durumda uzman bir Ankara vergi avukatı ile süreci takip etmek işlerinizi kolaylaştıracaktır. Vergi Hukuku Alanında Takip Ettiğimiz Davalar Düzeltme Şikayet Başvuruları E-Haciz Davaları Emlak Vergisi Davaları Gümrük Kanunu Harcamalara Katılma Payı İhtiyati Haciz Davaları İlan Ve Reklam Vergisi Kdv Davaları Kod (Özel Esaslar) Davaları Kurumlar Vergisi Davaları (Kayıt Dışı Hasılat) Ödeme Emri Davaları (6183) Ötv Davaları Suç (Özel Usulsüzlük Cezaları) Ücretlilere İlişkin Vergi Davaları Vergi İadesi Mahsup Davaları Vergi Ziyaı Cezaları (Sahte Fatura Düzenleme) Vergi Ziyaı Cezaları (Sahte Fatura Kullanma)
  4. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 7145 sayılı Kanunun 26. maddesi ile Geçici 35. Madde eklenmiş olup, “… Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakî yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen… personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu yazımızda 375 sayılı khk ile kamu görevinden çıkarılan personelin atabileceği adımlar ele alınacak olup, emsal kararlara da yer verilecektir. 375 Sayılı KHK Yukarıda anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununa tabi personelden Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilenler Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanuna tabi personelden Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilenler Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. 10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanununa tabi personelden Türk Silahlı Kuvvetlerinde istihdam edilenler Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. Milli Savunma Bakanına bağlı personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.. Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. Anılan maddeye göre kamu görevinden çıkarma yaptırımının uygulanması için ilgilinin anılan yapı veya örgütlerle iltisak yahut irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli gerekli olduğu açık ise de, bu değerlendirmenin ne şekilde yapılacağına, hangi olay ve olgulara dayanılacağına dair bir hukuki düzenleme bulunmamaktadır. Uygulamada genellikle; Ankesörlü telefonlardan aranma, Tanık beyanları, Çocuğunu örgüte müzahir okullara gönderme, Sendika üyeliği, Bylock, Daha önce örgüte müzahir okullarda çalışmış olmak, Bank Asya’ya para yatırmış olma, gibi gerekçeler irtibat veya iltisak olarak değerlendirilerek kişilerin kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmektedir. Bu kriterler değerlendirilirken, kişilerin bu kriterlerden yargılanıp beraat almış olması ya da yine bu kriterlerin varlığından dolayı başlatılmış bir ceza soruşturması neticesinde Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararı verilmiş olması göz önünde bulundurulmamaktadır. 375 Sayılı KHK İle Kamu Görevinden Çıkarılma İşlemine Karşı İptal Davası Sözü geçen kanun maddesine dayanarak çok sayıda asker, polis ve çeşitli kamu görevlilerinin herhangi bir mahkeme kararına gerek duyulmadan görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiştir. Görevden uzaklaştırılmasına karar verilen kişiler bir daha kamu görevinde çalışamayacakları gibi rütbe ve memuriyetleri tamamen geri alınır, silah ruhsatları iptal edilir ve özel güvenlik şirketlerinde çalışmalarına müsaade edilmez. Bunların yanında ihraç edilen kişilerin pasaportları da iptal edilebilir. Görüldüğü üzere dava konusu ihraç kararı, sonuçları bakımından en ağır idari yaptırım niteliğindedir. Böylesi ağır sonuçları olan bir işlemin tesisinden önce disiplin hukukunun en temel ve vazgeçilmez ilkesi olan savunma hakkının usulen değil gerçek anlamda tanınması zorunludur. Nitekim, Anayasamızın 129. maddesinin ikinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerine savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği açık biçimde düzenlenmiştir. İlgili kanuni düzenleme ile bir kamu görevlisinin, hakkında herhangi bir soruşturma açılmasına veya yargılanmasına gerek görülmeden, terör örgütüne üye olduğu kabul edilip en ağır yaptırımlara tabi tutulmasına imkân tanımıştır. Kesinleşmiş yargı kararı aranmadan bir kişinin suçlu ilan edilmesine imkân tanıyan bu düzenleme, masumiyet karinesinin ihlali niteliğindedir. Normal prosedüre göre bir devlet memuru suç ithamı altında kalırsa önce disiplin hükümlerine göre soruşturulur, suç işlediği kanaati ağırlık kazanırsa adli mercilere haber verilir. Adli merciler isnadı ciddi bulursa bir yandan da hakkında ceza soruşturması başlatılır. Disiplin soruşturması ve ceza yargılaması süresince hakkında ayrı ayrı deliller toplanır, savunması alınır, hukuki yardımdan istifade eder, bilirkişi talep edebilir, suçluluğu yargısal makamlar katında ispat edileceği ana kadar suçsuzluk karinesinden yararlanır. Kişi hakkında hem yargısal, hem de idari açıdan cezalar verilmesi halinde; müeyyide kesinleşinceye kadar memuriyetten çıkarılması Anayasa ve yasalara aykırıdır. 375 Sayılı KHK İle Kamu Görevinden Çıkarılma İşlemine Karşı İptal Davası Açma Usulü İhraç kararının kişiye tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde İdare Mahkemesine iptal davası açmak gerekir. Dava ihraç edilen kişinin son görev yeri idare mahkemesinde açılır. 375 Sayılı KHK İle Kamu Görevinden Çıkarılma Emsal Kararlar: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen 15 Aralık 2020 tarihli 33399/18 başvuru numaralı Pişkin v. Turkey kararında başvurucunun üye, irtibatlı ve iltisaklı denilerek hiç bir usulü güvence sağlanmadan işine son verilmesine ilişkin davada adil yargılanma ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği hükme bağlanmış ve devletimizin başvurucuya tazminat ödemesine hükmedilmiştir. Emsal Yürütmenin Durdurulması Kararı Muğla 2. İdare Mahkemesi vermiş olduğu yürütmenin durdurulması kararında: ”375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35’inci maddenin amacı dikkate alındığında alınan tedbirler vasıtasıyla başta FETÖ/PYD olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulun’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna dair karar verilen yapı , oluşum veya gruplara üyeliği , mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılarak Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korunmak istendiği anlaşılmaktadır. Anılan maddeye göre kamu görevinden çıkarma yaptırımının uygulanması için ilgilinin anılan yapı veya örgütlerle iltisak yahut irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli gerekli olduğu açık ise de, bu değerlendirmenin ne şekilde yapılacağına, hangi olay ve olgulara dayanılacağına dair bir hukuki düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte idare hukukunun yerleşik ilkelerine göre bir idari işlemin sebep unsuru yönünden hukuken geçerli sayılabilmesi için dayandığı maddi ve hukuksal olay ve olguların maddi dünyada gerçekleşmiş olması ve bunların hukuki tavsifinin doğru yapılması şarttır. Ayrıca, kişiler aleyhine yaptırım öngören kuralların tatbikinde takdir öğesine mümkün olan en az seviyede yer verilmesi de hukuki güvenlik ilkesinin doğal bir sonucudur. Buna göre, kanun metninde yer verilen değerlendirmenin tatbikinin keyfi veya takdiri nitelik arz etmediği, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak kuşku götürmez bir tespite, bilgi veya belgeye dayandırılmasının zorunlu olduğu aşikar olup, bu bağlamda yapılacak yargısal denetimde de maddi gerçeklik ve hukuki tavsife bakılacağı tabiidir. Bu durumda yukarıda aktarılan hususlar birlikte göz önüne alındığında, irtibat yahut iltisakın varlığına ilişkin değerlendirmenin yeterli tespit, bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.” demek suretiyle yürütmenin durdurulması kararı vermiştir. Kararda da belirtildiği gibi idareye bu kadar geniş bir takdir yetkisi tanınması hukuki güvenlik ilkesinin ihlali sonucunu doğurmaktadır. Yine kanun metninde yer verilen değerlendirmenin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak kuşku götürmez bir tespite, bilgi veya belgeye dayandırılması zorunlu olduğu belirtilmiştir.
  5. Tapu İptal davası; kanuna aykırı, usulsüz bir şekilde düzenlendiği idda edile tapu kaydının hukuk önünde uygun hale getirilmesi için açılan davadır. Tapu iptal davası hangi durumlarda açılır? Açılma nedenleri nelerdir? Hangi mahkemeler bakar ve bu konudaki örnek Yargıtay kararları nasıldır? gibi soruların cevabını makalemizde okuyabilirsiniz. Tapu İptal ve Tescil Davası Hangi Durumlarda Açılır? Genel olarak aşağıdaki nedenlerden bir tanesinin varlığı halinde tapu iptal davası açılır. Bu nedenler Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali ve tescili davası, Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, Vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, İmar uygulamasından kaynaklanan tapu iptali ve tescili davası, Aile konutu nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, Kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik nedeniyle tapu tescil davası, Olarak sıralanabilir. Şimdi tek tek bu başlıkları ele alalım. Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptali ve Tescili Davası Ehliyetsizlik, kişinin eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme yeteneğinin bulunmamasıdır. Tapu iptali ve tescili davasının açılmasına neden oluşturacak olan durumlardan birisi de ehliyetsizlik halidir. Taşınmaz devri yapan kişinin, işlem yapıldığı sırada temyiz kudretine ve fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Kişi ehliyetsiz olursa yapılan işlem yok hükmünde olur yani aslında ortaya doğmuş bir işlem çıkmaz. Kişinin devir işlemi sırasında akli dengesinin yerinde olmaması, bilincini etkileyecek faktörler içerisinde olması, 18 yaşının altında olması gibi durumlar sonucunda yapılan işlem geçersiz olacaktır. Bu nedenle fiil ehliyeti olmadan tapuda yapılan işlemin açığa kavuşması için, usulsüz ve yolsuz düzenlendiği iddia edilen tapu kaydının, hukuka uygun hale getirilmesi için tapu iptali ve tescili davası açılır. Bu durumda, ehliyete ilişkin duruma itiraz edecek olan kişiler, yapılan işleme konu taşınmazın önceki kayıt malikleridirler. Tapu iptal ve tescil talebine ilişkin açılacak davada eğer ki ehliyetsizlik hali davacı, önceki kayıt malikinden kaynaklanmış ise hukuki işlemdeki sakatlığının giderilmesi için bu kez ehliyetsiz olduğu iddia edilen gerçek hak sahibine vasi tayin edilmesi ve vasinin de vesayet makamından izin almak suretiyle hukuki işlemlerde onu temsil etmesi suretiyle dava açılmalıdır. Ehliyetsizlik nedeniyle açılacak olan tapu iptali ve tescili davasında davalı taraf, tapu kaydında taşınmazın mülkiyet hakkı sahibi olarak görünen kişiye karşı açılır. Kayıt malikin ölmüş olduğu bir durumda ise, dava malikin mirasçılarına yönlendirilmelidir. Davaya konu taşınmaz üzerinde üçüncü kişiler lehine tesis edilen ayni veya şahsi hakların da terkini talep ediliyorsa, bu kişiler aleyhine de dava açılmalıdır. Olağanüstü zamanaşımı nedeniyle açılacak tapu tescil davaları, ilgili tüzel kişilik ve hazine aleyhine birlikte açılmalıdır. Tapu iptali ve tescili davasında hukuki ehliyetsizlik iddiasının ispatı, Yargıtay Kararlarına göre şu şekildedir: “Ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ilişkin tüm tıbbi belgeler dava dosyasına getirilerek incelenir. Ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta gözlem (müşahede) kağıtları, reçeteler, film grafiklerinin tamamı getirtilmelidir.” “Ehliyetsizlik ve temyiz kudretinin yokluğu; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirir. Bu nedenle, kişinin işlem yapmaya ehliyetli olup olmadığına dair bilimsel tıbbi bir rapor alınmalıdır. Özellikle Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi kişinin ehliyet durumuna ilişkin tıbbi rapor hazırlama konusunda uzmandır.” Ehliyetsizliğe ilişkin davalarda zamanaşımı ya da hak düşürücü süre yoktur. Dava hak sahibi kişilerce her zaman açılabilir. Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle açılacak olan tapu iptali ve tescili davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de kesin yetkilidir. Dava harcı ise nispidir. Gayrimenkul değeri üzerinden harç hesaplaması yapılacaktır. Muris Muvazaası (mirastan mal kaçırma) Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Muris muvazaası, yani kısaca mirastan mal kaçırma adıyla bilinir. Bazı durumlarda miras bırakanlar, mirasçıların yasal hakkı olan miras paylarından faydalanmalarını önlemek için mirasçılar arasında kanuna aykırılık oluşturacak nitelikte paylaşım yapabilmekte, mirasçılardan birine, hayatta bulunduğu sürede satış yapıyormuş gibi göstererek bağışta bulunabilmektedir. Muvazaanın gerçekleşmiş olması için tarafların gerçek iradeleri ile görünürde yapılan işlem arasında uyuşmazlık olmalı, üçüncü kişileri kandırma amacı olmalı, taraflar muvazaalı bir işlem yaptığına dair kendi arasında anlaşmış olmalıdır. Yargılaya göre; saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen bütün mirasçılar muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil talepli dava açabilirler. Ancak bu davayı mirası reddeden, mirasçılıktan çıkarılan, miras hakkından feragat eden kişiler açamayacaktır. Yapılan muvazaasının ardından taşınmaz bir üçüncü kişiye satılırsa, bu durumda üçüncü kişilerin iyi niyetinin tespitinin yapılması gerekir. Eğer, taşınmaz için öncesinde muvazaalı işlem yapıldığını biliyor ya da bilebilecek konumda bulunuyorlarsa tapu iptali davası açılır. Muris muvazaasına dayalı tapu iptali davaları için herhangi bir zamanaşımı süresi ya da hak düşürücü süre yoktur. Muris muvazaasına dayalı davalar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır. Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi yetkilidir. Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescili davalarında, harçlar iptali istenen taşınmazın değerine göre belirlendiğinden, yani nispi nitelikli davalar olduğundan dava masrafları da buna göre değişecektir. Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Kendisine vekalet görevi atfedilen vekil, başkası adına ve o kişinin yararına uygun hareket etmek zorundadır. Vekil, vekâlet verecek olan kişiye zarar verecek nitelikte eylemlerden kaçınmalıdır. Vekil, vekil edenin talimatına uymakla yükümlüdür. Günümüzde, vekâlet yetkisinde verilen sınır aşılarak, malikin istemlerinin zıttı yönde hareket ederek, istenmeyen sonuçlar doğurabilen vekiller karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun önlenmesi adına, bir taşınmazda yapılacak olan yetkiyi aşan ya da yetki dışı işlemler yapan vekillerin varlığı halinde tapu iptali davası açmak güçlü bir seçenektir. Taşınmazlara ilişkin işlemlerde vekil, vekâlet görevini kötüye kullandığı takdirde tapu iptali ve tescili davası açılabilir. Vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılacak olan tapu iptal ve tescil davalarında herhangi bir hak düşürücü süre ya da zamanaşımı süresi yoktur. Vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılacak olan tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. İmar Uygulamasından Kaynaklanan Tapu İptali ve Tescili Davası İmar uygulamaları belediyeler kanalıyla yapılmaktadır. İmar uygulamalarından dolayı taşınmaz malikleri zarar görebilmektedirler. Yeni bir imar planı sonucunda oluşan yeni tapu kayıtlarının ve tescil işlemlerinin hukuka aykırı olduğu düşüncesiyle dava açılabilir. Bu davaların sıklığının nedeni ise taşınmaz sahiplerinden habersiz işlemlerin yapılması ve bunun sonucunda taşınmaz sahiplerinin yapılan imar uygulamalarını geç öğrenmesi etkilidir. Dava sürecinden önce davaya konu olan taşınmaz üzerinde imar uygulaması sonucu bir bina yapıldıysa bu süreçte bu bina yapanın hakları da korunacaktır. Bahsi geçen davaya konu olan taşınmazın üstüne imar uygulaması sonucunda bina yapan kişi iyi niyetli ise mahkeme bu kişi/kişilere masrafları oranında bir tazminat kararı verebilir. Davanın sonucunda imar uygulaması iptali gerçekleşmişse geri dönüşüm işlemleri yapılır ve iptal edilen parsellerin geri dönüşümü yapılır. Bu hususta alınan karar uygulamayı gerçekleştiren idareyi bağlar. Bu davanın sonucunda kesin karar çıktıktan sonra değişiklik kararının tebliğinden itibaren 30 (otuz) gün içinde itiraz yapılmalıdır. İmar uygulaması davaları, uygulamadan menfaati zarar gören taşınmaz sahipleri (gerçek ve tüzel kişiler olabilir) imar uygulamasını gerçekleştiren kuruma karşı İdare Mahkemesi’nde dava açabilir. Davacı olan taşınmazın sahibi kişi/kişiler imar uygulamasının iptalini ve kadastral parselin ihyası için tapu iptal ve tescil davası açabilir. Burada taşınmazın sahibi olan kişi/kişiler olan davacı taşınmazının imar uygulamasından öncesi duruma dönmesini istemektedir. Davanın açılması için taşınmazın bulunduğu bölgedeki mahkemeye başvurabilirler. Süre olarak ise taşınmaza ilişkin yeni tapu kaydının açılması ile başlar. Ülkemizde genelde bu davalar imar planlarını belli dönemlerde yeniden düzenleyen Belediyelere karşı açılmaktadır. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Ölünceye kadar bakma sözleşmesi bir kişinin ölene kadar bakılması karşılığında bakım yapan kişiye belirli menfaatlerin sağlandığı bir sözleşme türüdür. Buradaki sözleşmenin gerçekleşmesi için bakıcının kim olduğu önemli değildir. Bakılan kişinin çocuğu, hemşire ya da bir şirket personeli olabilir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ancak Sulh Hâkimi önünde Noterde veya Tapu Müdürlüğünde yapılabilecektir. Bu sözleme yapıldığı esnada da iki tanık bulundurulması zorunludur. Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası açılabilmesi için, bakım borçlusunun yani ölünceye kadar bakmakla yükümlü olan kişinin üzerine düşen tüm bakım ve gözetme yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen, bakım alacaklısı tarafından kendisine devredilmesi gereken malvarlığı veya malvarlığı değerinin devredilmemiş olması gerekir. Eğer bakım alacaklısı sağ ise, bu durumda bakım borçlusu veya bakım borçlusunun külli halefleri tarafından, sözleşme konusu taşınmazın tapudaki malikine karşı tapu iptal ve tescil davası açılacaktır. Eğer bakım alacaklısı vefat etmiş ise, bu durumda açılacak olan tapu iptal ve tescil davası murisin mirası reddetmeyen, mirastan çıkarılmamış olan mirasçılarına karşı açılacaktır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasında, kendisine husumet yöneltilen davalı/davalılar sözleşmenin geçersiz olduğuna dair iddialarda bulunacaklarsa söz konusu geçersizliği ispatla yükümlü olan taraf kendileri olacaktır. Tapu iptal ve tescil davalarında dava konusu bir ayni hakka dayandığından zamanaşımı söz konusu olmaz. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi ise yetkilidir. Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Aile konutu, Medeni Kanunda yer alan düzenleme ile ailenin yaşamını devam ettirip barınma ihtiyacını karşıladığı yer olmakla birlikte, aile açısından koruduğu manevi değer de düşünülerek kanun hükmü ile koruma altına alınmıştır. TMK 194. madde hükmüne göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Aile konutu şerhi ile ilgili düzenleme yalnızca malik olunan taşınmaz hakkında değil kira sözleşmesi ile kiralanan taşınmazın aile konutu olarak kullanılması halinde de sınırlı bir koruma sağlamaktadır. Kira sözleşmesine taraf olmayan eşin açık rızası olmadıkça, sözleşmenin tarafı olan eş kira sözleşmesini feshedemeyecektir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilin sorumlu olur. Malik eşin, malik olmayan eşin rızası olmadan taşınmaz üzerinde yapacağı bir satış işlemi neticesinde tapu iptali ve tescili davası açılacaktır. Aile konutu niteliğindeki taşınmazın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne aile şerhi konulmasını, Tapu Müdürlüğünden talep edebilecektir. Taşınmazın devrinde rızası olmayan eş,Aile Konutu Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası’nın davacı tarafı olacaktır. Davalı taraf ise malik olup devir işlemini yapan eş ve taşınmazı devralan kişi olacaktır. Aile konutuna dayalı açılacak tapu iptal ve tescil davasında Aile Mahkemeleri görevlidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Açılacak olan Tapu iptal ve tescil davası için belirlenmiş bir zamanaşımı süresi yoktur. Fakat aile konutunu satın alan iyi niyetli üçüncü kişiler; tapu sicilinde kesintisiz ve herhangi bir davaya konu olmadan geçireceği 10 yılsonunda o taşınmazın maliki olmaktadır. Bu nedenden dolayı 10 yılsonunda tapu iptali ve tescili davası açılamaz. Kazandırıcı Zamanaşımı ve Zilyetlik Nedeniyle Tapu Tescil Davası Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir gayrimenkulü davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, gayrimenkule ait mülkiyet hakkının kendi adına tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir (TMK md.713/1). Tapuda kayıtlı bir gayrimenkulün veya payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla mülk edinilmesi kural olarak mümkün değildir. Ancak, tapu kaydından taşınmazın mülk sahibinin kim olduğu anlaşılamıyorsa veya 20 yıl önce hakkında gaiplik kararı verilen bir kimseye ait ise, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkündür. Yani, malik sıfatıyla zilyet için zilyetliğin başladığı tarihten itibaren 20 yıllık bir kazandırıcı zamanaşımı süresi söz konusudur. Gerekli her türlü dikkat ve özen gösterilerek tapu kütüğü incelenmesine rağmen mülkiyet hakkı sahibi anlaşılamaması, Tapu kütüğünde malik kısmının boş olması, silinmesi ve yeniden yazılmaması hali, Taşınmazın adına mevcut olmayan, hayali kişi yazılması, Malik adının belirsiz, yetersiz ve soyut gösterilmesi hallerinde malikin kim olduğunun belli olmadığı kabul edilir. Hangi Durumlarda Tapu İptal ve Tescil Davası Açılamaz? Tapu Tescil işlemi gerçekleştikten sonraki 10 sene boyunca, elindeki taşınmazın tapusunu herhangi özel veya tüzel bir kişiye devretmeden kesintisiz olarak elinde bulunduran kişi aleyhine; tescil işleminde usulsüzlük tespit edilse dahi iptal davası açılamaz.
  6. Adli sicil kaydı nedir, nereden alınır, adli sicile hangi bilgiler işler, ne kadar sürede silinir gibi konuları ele alınacaktır. Bununla beraber adli sicil kaydı sildirme konusunda gerekli çalışmaların nasıl yürütüleceği hakkında bilgiler vereceğiz. Adli Sicil, Sabıka Kaydı Nedir? Sabıka kaydı olarak da bilinen adli sicil kaydı, vatandaş tarafından işlenen suçların kayıtlarının, devlet tarafından tutulmasıdır. Bu kayıtlarda kişilerin kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbiri hükümleri yer almaktadır. Kayıtlara bu şekilde veri girişiminin gerçekleşmesi için kişinin o suçu işlediğinin mahkeme kararı ile kesinleşmiş olması gerekir. Adli Sicil Kaydı Nereden Alınır? Adli sicil kaydı, adliyelerden, kaymakamlıklardan, yurt dışında büyükelçiliklerden ve e devlet üzerinden alınır. Adli Sicile Hangi Bilgiler Kaydedilir? Adli sicile kaydedilecek bilgiler 5352 sayılı Adli Sicil Kanun 4. maddede sayılmıştır. Buna göre: a) Hapis cezaları ile ilgili olarak; Hapis cezasına mahkûmiyet kararı, Koşullu salıverilme kararı, Koşullu salıverilmede denetim süresinin uzatılmasına ilişkin karar, Koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair karar, Hapis cezasının infazının tamamlandığı hususu, b) Hapis cezasının ertelenmesi halinde; Denetim süresi, Denetim süresinin yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirilmesi dolayısıyla cezanın infaz edilmiş sayıldığı hususu, Ertelenen hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine ilişkin karar, c) Adlî para cezası ile ilgili olarak; Adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmü, Adlî para cezasının ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu, Adlî para cezasının tazyik hapsi suretiyle kısmen veya tamamen infaz edildiği hususu, Adlî para cezasının tazyik hapsinden sonra kalan kısmının ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu, d) Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırıma mahkûmiyet halinde; Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak, adlî para cezasına mahkûmiyet veya güvenlik tedbiri uygulanması hükmü, Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak hükmedilen güvenlik tedbirinin gereklerinin yerine getirilmemesi dolayısıyla hapis cezasının infazına ilişkin karar, Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak hükmedilen güvenlik tedbirinin değiştirilmesine ilişkin karar, e) Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma ile ilgili olarak; Kasten işlenen bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak yoksun kalınan haklara cezanın ertelenmesi dolayısıyla getirilen istisnaya ilişkin karar, Mahkûmiyet hükmüyle bağlantılı olarak verilen, belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının veya belli bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin karar, Yukarıda sayılan karar çeşitleri adli sicile kaydolunur. Adli Sicile Hangi Bilgiler Kaydedilmez? Adli sicil kanunu madde 5’e göre: a) Disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri, b)Disiplin veya tazyik hapsine ilişkin kararlar, c) İdarî para cezasına ilişkin kararlar, adli sicile kaydedilmez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı tüm şartların yerine getirilmesinden sonra adli sicil kaydına işlenmez. Kararın açıklanması ile şartların yerine getirilmesi arasında geçecek süre zarfında ayrı bir kütüğe kaydedilir. Uzlaştırmaya tabii suçlar, uzlaşmanın sağlanması üzerine yine adli sicil kaydına işlenmez. Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir? Adli sicil kaydı, cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması, genel af ilan edilmesi veya ilgili kişinin ölmesi halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, adli sicil arşiv kaydına alınır. Adli sicil kaydı sildirme aşağıdaki şekillerde gerçekleştir. Genel af halinde silme işlemi Genel Müdürlükçe kendiliğinden yapılarak kayıtlar arşive alınır. Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü sayılan şartlar gerçekleştiği takdirde kendiliğinden kayıtları silmektedir fakat iş yoğunluğu ve sicil fazlalığından dolayı gözden kaçırma ya da zamansal olarak işlemin geç gerçekleşmesi durumları doğabilir. Bu durumda avukat yardımı ile dilekçenizi hazırlayarak, başvuruda bulunup sonuca hızlı bir şekilde ulaşmanız sağlanabilir. Yazılı başvuru üzerineAdli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından adli sicil kaydı silinerek arşiv kaydına alınır. Adli Sicil Arşiv Kaydı Nedir? Adli sicil kaydı ile adli sicil arşiv kaydı birbirinden farklı kavramlardır. Mahkumiyet hükümleri önce adli sicil kaydına yazılır, daha sonra belli koşulların oluşması halinde, mahkumiyet hükmüne dair kayıtlar adli sicilden silinerek arşiv kaydına alınır. Adli sicil kaydında bulunan cezanın infaz edilmesiyle birlikte bu kaydın adli sicilden silinip tekrar tutulduğu yere “Arşiv Kaydı” denir. Adli sicil kaydı silindiğinde kayıtlar arşiv kaydına geçer. Adli Sicil Arşiv Kaydı Nasıl Silinir? Kişinin ölümü, Anayasa’nın 76. Maddesi ve Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkumiyetler bakımından arşiv kaydına alınma koşulları oluştuğu tarihten itibaren; Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla 15 yılın geçmesiyle, Diğer mahkumiyetler bakımından 30 yılın geçmesiyle, Diğer mahkumiyetler için arşiv kaydına alınma koşulları oluştuğu tarihten itibaren 5 yılın geçmesiyle arşiv kaydı silinir. Fiil suç olmaktan çıkarılırsa adli sicil kaydı ve arşiv kaydı talep aranmaksızın tamamen silinir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde adli sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir. Adli Para Cezası Ödendikten Sonra Sicilden Silinir mi? Adli para cezasının ödenmesi halinde adli sicil kaydı kendiliğinde silinmez. Adli sicil kaydının silinmesi için kuruma başvuru yapılmalıdır. Yazımızda, yukarıda da bahsettiğimiz üzere bu başvurunun avukat yardımıyla bir dilekçe ile yapılması kişilerin yararına olacaktır. İlgili koşullar oluşmuşsa yapılan başvuru ile adli para cezası ile ilgili kayıt sicilden silinir. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Sicile İşler mi? Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararları CMK 231. maddesi uyarınca adli sicil ve adli sicil arşiv kaydına işlenmez. Özel bir sicilde tutulur ve ilgili hakim savcılar harici kimsenin görme yetkisi yoktur. Amacı dışında kullanılamaz. Şayet adli sicil kaydı ya da arşiv kaydınızda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yer alıyorsa kurum tarafından hukuka aykırı bir işlem tesis edilmiştir. Avukat aracılığıyla HAGB kararının silinmesini talep edebilirsiniz. Gbt Ne Demektir? İçişleri Bakanlığı ve bağlı kolluk birimleri olan polis ve jandarma tarafından tutulan Genel Bilgi Toplama (GBT) olarak da adlandırılan bir sistemdir. Polis ve jandarma, kendi bölgelerinde hakkında yakalama, tutuklama ya da yurt dışına çıkma yasağı kararı çıkarılmış olan veya yakalanmış olsa da suç işlemiş olanlardan haklarında mahkemeler tarafından kovuşturma yürütülenlere ilişkin kayıtların girildiği bilgi sistemidir. Sabıka Kaydının 5 Yıl Sonra Silinmesi Mümkün müdür? Sabıka kaydı infaz edilmedikçe silinmeyecektir. Herhangi bir süre söz konusu değildir. Esas olan durum cezanın hükümlü tarafından çekilmesidir. Adli Sicil Kaydı Ne Kadar Sürede Silinir? Adli sicil kaydının silinmesi için kuruma başvuru yapılmalıdır. Başvuruyu avukat yardımı ile yaptığınız takdirde şartları taşıyorsanız 30 günden kısa süre içinde adli sicil kaydı silinir. Fakat bireysel başvurmanız halinizde bu sürenin uzaması muhtemeldir.
  7. İdare hukuku temeli anayasada belirlenen, idarenin faaliyet ve örgütlenmesine ilişkin kurallar öngören, kamuya tanınan üstünlük ve ayrıcalıklar ile bireye tanınan hak ve hürriyetlerin dengelenmesini sağlayan hukuk dalıdır. Ofisimiz Ankara idare avukatı olarak uzman kadrosu ile her zaman yanınızdadır. Ankara İdare Avukatı Kamu hukukunun bir alt dalı olan idare hukuku, genel ve geniş anlamda idarenin kuruluş ve işleyişine uygulanan kurallarının bütününe denir. Bu kurallar, kamu hukuku kurallarından ibaret olabileceği gibi özel hukuk kuralları da içerebilir. İdari hukukundan doğan uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenir. İdarenin gerçekleştireceği idari işlemler, gerçek ve tüzel kişileri yakından ilgilendirmekte olup, söz konusu işlemlerin hukuka aykırı olması halinde, bu hukuka aykırılıkların giderilmesi için idarenin yetkili mercilerine başvurulması ve davaların açılması gerekmektedir. Bu anlamda haklarınızın korunması ve gözetilmesi hususunda Ankara idare avukatı ile çalışmanız her zaman yararınıza olacaktır. İptal Davası Nedir? İdari bir işlemden menfaatleri ihlal edilmiş bulunan kişiler idari yargı merci önünde bir idari işlemin ortadan kaldırılmasını iptal davası yoluyla isteyebilirler. İptal davasında genel süre, işlemlerde kural olarak işlemin yazılı bildirimini izleyen günden itibaren; düzenleyici işlemlerde ise düzenleyici işlemin yayımını izleyen günden itibaren altmış gündür. İptal davalarında, konusunda uzman, Ankara idare avukatı ile birlikte yol almanız haklarınızın korunması adına önemlidir. Tam Yargı Davası Nedir? Tam yargı davası; idarenin kendi eylem ve işlemleri sebebiyle ortaya çıkan zararın tazmini için açılan bir davadır. Burada bir kişinin maddi veya manevi bir zarara uğramasından bahsediyoruz. Tam yargı davaları için devlet aleyhine açılan tazminat davası da denilebilir. Ankara İdare Avukatı Olarak Baktığımız Davalar İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı iptal davalarının takibi Kamulaştırma davaları takibi İdari sözleşmelerden kaynaklanan davaların takibi İhalelere ilişkin dava takibi İdari para cezalarına itiraz ve iptal davası takibi Memurların tabi olduğu idari yaptırımlara karşı iptal ve tam yargı davalarının takibi Öğrencilerin tabi olduğu idari yaptırımlara karşı iptal ve tam yargı davalarının takibi İdarenin sorumluluğu ve tazminat davalarının takibi Karayolları Trafik davaları takibi İmar davalarının takibi Pasaport iptaline ilişkin idari davalar Meslekten ihraç Atama ve atamama işlemlerinden kaynaklanan idari davalar Öğrenim özrü nedeniyle atama talebine ilişkin idari davalar Manevi tazminat davaları Kamulaştırma davaları Aslan & Duran Hukuk Bürosu Hukuk Büromuz Ankara idare avukatı olarak yukarıda saydığımız davalarda, uzman kadrosu ile hizmet vermektedir. İdari davalar yönünden gerekli süreyi ve davaları yakından takip etme adına gerekli başvuruları yaparak haklarınızın korunması adına çalışır. İdari davalar yönünden idare hukukunda uzman bir avukat ile birlikte yol almanız her zaman yararınıza olacaktır. Makalelerimiz Ankara idare avukatı olarak konu hakkında yazdığımız bazı makaleler aşağıdadır. Polis ve Jandarma Disiplin Cezalarına İtiraz ve İptal Davası Yürütmenin Durdurulması Talebi ve İdari İşlemin İptali Davası Memurlar Hakkında Verilen Disiplin Cezaları ve İptali Memurlar Hakkında Kınama Cezası ve İptali Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır Memurlar Hakkındaki Uyarma Cezası ve İptali İmar Planları, Yapılaşma, İmar Planlarının İptali Davaları İdari İşlemden Kaynaklanan Tam Yargı Davası ve Tazminat Pasaport Tahdit Kaldırma Görevden Uzaklaştırma ve Hak Arama Yolları Sözleşmeli Öğretmenlik Mülakat İptal Davası ve İtiraz Pomem Sınav Sonuçlarına İtiraz ve İptal Davası Mülakat İptal Davası
  8. Anlaşmalı boşanma, evliliği en az bir yıldır devam eden kişilerin aralarında imzaladıkları bir protokol ile mahkemeye başvurarak evliliklerini sonlandırma talebinde bulunmalarıdır. Bu durumda mahkemenin de uygun bulmasıyla tarafların boşanmasına karar verilir. Anlaşmalı boşanma davalarında yetkili mahkeme 4787 Sayılı Kanunun 2. Maddesine göre Aile Mahkemeleri, Aile Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Sürecin bir anlaşmalı boşanma avukatı ile takip edilmesi hak kaybına uğramama adına önemlidir. Daha detaylı bilgi için https://aslanduran.com/anlasmali-bosanma-davasi-ve-hukuki-surec/ adresini ziyaret edebilirsiniz.
  9. ASLAN & DURAN Hukuk ve Danışmanlık Ofisi, Avukat Yasemin Berna ASLANBAY ile Avukat Şerife DURAN tarafından kurulmuş olup tecrübeli avukatlar ve alanında uzman danışmanlardan oluşmaktadır. Ofisimiz vizyonu; yaşadığınız hukuki sorunlarınıza avukat Ankara ofisi olarak, etkin, güncel ve hızlı çözümler sunmaktır. Avukat Şerife Duran, 1999 Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup 12 yıl Ceza ve Hukuk Mahkemelerinde hâkimlik tecrübesinin ardından mesleğine avukat olarak devam etmektedir. Avukat Yasemin Berna Aslanbay, 2015 Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Özel Hukuk ve Ceza Hukuku alanlarında avukatlık yapmaktadır. Ofisimiz, Ankara’da bir hukuk bürosu olup Türkiye’de ve yurt dışında hukukun her alanında bireysel ve kurumsal müvekkillerin hukuki sorunlarını hızlı ve etkin bir şekilde çözümlemeyi amaçlamaktadır. Hukuk normları çerçevesinde bir çok alanda sizlere hizmet vermeye çalışan ofisimiz aşağıdaki çalışma alanlarında faaliyet göstermektedir. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku İdare Hukuku Ceza Hukuku Vergi Hukuku Gayrimenkul Hukuku Aile ve Boşanma Davaları İcra ve İflas Hukuku Tazminat Hukuku Ticaret ve Şirketler Hukuku Miras Hukuku Borçlar Hukuku Fikri ve Sinai Mülkiyet Hakkı Bilişim Hukuku İnsan Haklarının Korunması Konularında faaliyet göstermektedir.
  10. Devlet Memurlarının Görevden Uzaklaştırılması Nedir? Genel olarak görevden uzaklaştırma; hizmette fiilen durması sakıncalı olan memura, geçici olarak memuriyet yetki ve görevlerinden el çektirilmesidir. Amacı, açılmış bir soruşturmanın doğru bir şekilde yürütülmesidir. Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir aşamasında alınabilir. Hatta memur, henüz soruşturma açılmamış olsa bile görevden uzaklaştırılabilir. Fakat görevden uzaklaştırma kararı verilen memurlar hakkında bu tarihi izleyen on iş günü içerisinde soruşturmaya başlanması şarttır. Görevden Uzaklaştırmaya Hangi Makamlar Yetkilidir? Atamaya yetkili amirler. Bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri. İllerde valiler. İlçelerde kaymakamlar. Görevden Uzaklaştırma Kararının Süresi Ne Kadardır? Görevden uzaklaştırma, bir disiplin kovuşturması nedeniyle verildiği zaman en çok üç ay devam edebilir. Bu süre sonrasında hakkında bir karar verilmediği takdirde memur görevine başlatılır. Bir ceza kovuşturması nedeniyle bu yola başvurulmuşsa görevinden uzaklaştırmaya yetkili amir ilgilinin durumunu her iki ayda bir inceleyerek görevine dönüp dönmemesi hakkında bir karar verir ve ilgiliye de yazı ile tebliğ eder. Görevden Uzaklaştırma Kararına Karşı İtiraz Edilebilir Mi? Görevden uzaklaştırma kararına karşı itiraz yolu mümkün değildir. Bu karara karşı iptal davası, itiraz etmeden açılır. İptal davasının yanı sıra şartları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat davası da açılabilir. Görevden Uzaklaştırma Tedbirine Karşı Dava Nasıl Açılır? Anayasa madde 125 gereğince idarenin her türlü iş ve eylemine karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlerin iptali için gerekli olan yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönünden hukuka aykırılık oluştuğu takdirde dava açma hakkı doğacaktır. Görevden uzaklaştırma tedbiri bu yönlerden hukuka aykırılık oluşturuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren 60 gün içinde bu işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle, işlemi gerçekleştiren makama karşı idari mahkemelerde dava açılabilir. Görevden Uzaklaştırma Kararı Hangi Hallerde Kalkar? Soruşturma veya yargılama sonunda: Haklarında memurluktan çıkarma dışında bir disiplin cezası verilenler, Yargılamanın menine veya beraatine karar verilenler, Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar, Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler. Görevinden Uzaklaştırılan Memurun Hak ve Yükümlülükleri Nelerdir? Görevinden Uzaklaştırılan Memurun Aylık Hakkı Görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Göreve dönülmesi durumunda eksik yatırılan miktar toplu bir şekilde geri ödenir. Ceza kovuşturmasının sonucunda mahkûmiyete dair kurulan hüküm kesinleşinceye kadar memurun hak ve yükümlülükleri devam eder. Mali konularda mevzuatta açık bir hüküm bulunmadıkça memur aylıklarının geriye doğru götürülerek kesilmesi söz konusu değildir. Görevinden Uzaklaştırılan Memurun Sosyal Hakları Sosyal hak ve yardımlar 657 sayılı Kanun’un 187-213 maddelerinde düzenlenmiştir. Emeklilik hakkı, çocuk yardım ödeneği, aile yardımı ödeneği, doğum yardımı, tedavi ve cenaze giderleri yardımı, giyecek yardımı, yiyecek yardımı, analık sigortası yardımı, hastalık sigortası yardımıdır. Bu sosyal yardımlardan kesintisiz bir şekilde faydalanmaya iki kısım dışında devam eder. Bunlardan ilki emeklilik hakkı ile ilgilidir. Emeklilik Keseneğine esas aylık, üçte iki aylık tutarı değil, memurun esas aylığının yarısıdır. Diğeri ise, memur lojman/konutta oturuyorsa konutta oturmaya devam eder, ancak bu süre belirli süre ile yönetmelikte kısıtlanmıştır. Görevden Uzaklaştırmanın Sonuçları Görevden uzaklaştırmayla memuriyet statüsü sona ermez. Memurun özlük hakları bazı kısıntılara uğrasa da devam eder. Başka bir deyişle görevden uzaklaştırma, memuriyetin sona ermesi değildir. Memura bu dönemde aylığının 2/3’ ü ödenmeye devam olunur. Görevden uzaklaştırma geçici bir önlemdir. Görevden uzaklaştırmanın ortadan kalkmasından sonra memur görevine geri döner.
  11. İş hukuku; işçi ve işveren ilişkilerine dayanarak, işçi ve işverenin karşılıklı hak ve görevlerini, işe ve işyerine ilişkin yasa, yönetmelikleri konu alan hukuk dalıdır. Ofisimiz konusunda uzmanlaşmış, deneyimli iş hukuku avukatı Ankara olarak her zaman yanınızdadır. Bu anlamda iş hukuku; iş sözleşmesine dayanarak işçi ve işveren arasındaki iş ilişkilerini düzenleyen ve her iki tarafında hakkını korumaya çalışan bir hukuk dalıdır. Tarihi gelişimi ile konuya bakacak olur isek; iş hukukunun ortaya çıkmasındaki en önemli neden işçilerin korunması yönündeki çalışmalar olmuştur. Ancak bu tek taraflı bir denge değildir. Her ne kadar işçiyi korumak amacı olsa da; işçi ve işveren arasındaki dengenin korunması yönünde de hareket eder. Bu anlamda haklarınızın korunması ve gözetilmesi hususunda iş davası avukatı Ankara ile çalışmanız her zaman yararınıza olacaktır. İş Sözleşmesi Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin sona ermesi ile bir takım hak ve alacaklar söz konusu olur. Bu sözleşmenin sona ermesi ile doğan hak ve alacaklar olabilir. Ancak sözleşmenin ne şekilde sona erdiği, yani tarafların anlaşarak sona erdirmesi gibi nedenlerde işçi ihbar ve kıdem tazminatı almaya hak kazanamaz. İşine geri dönemez. İş sözleşmesinin süresinin dolması ile sözleşme kendiliğinden sona erer. İş hukuku avukatı Ankara olarak iş sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davalarında uzman kadromuz ile hizmet vermekteyiz. 4857 sayılı iş kanunu her zaman güncel olarak takip ettiğimiz kanundur.
×
×
  • Create New...