Jump to content

Etimolojik Hukuk Sözlüğü


Recommended Posts

AHLAK

Arapça huy demek olan “hulk” un çoğuludur. Hulk sözlükte “din,tabiat,seciye” anlamlarına gelir.Nefs diye adlandırılan manevi ve batını özellikleri de ifade eder.ahlakın çeşitli tarifleri vardır. Bir kısım İslam alilerine göre “ahlak nefiste yerleşen bir melekedir ki,fiil ve davranışlar fikri bir zorlamaya ihtiyaç olmdan,bu meleke sayesinde kolaylıkla ortaya çıkar”Nefiste yerleşen meleke tabiri şöyle açıklanmıştır.”katibin bir şey yazarken harf harf düşünmediği,saz çalan kimsenin çaldığı sazın ahengini nağme nağme düşünmediği gibi,ahlaki fiilin de kendiliğinden meydana gelmesi icap eder.” Dolayısı ile ahlakın özelliği insan tabiatına iyice yerleşmiş olmasıdır. [1]

Dünya için iklim ne ise insan için de ahlak odur. Veya bir cismin sert,yumuşak,sıcak,soğuk olması ne ise insan için de ahlak odur.

Ahlak ve hukuk ilişkisi kısaca şöyle özetlenebilir;

a- Hukuk ve ahlakın birliği yönünden

1- Hukuk ve Ahlak etik değerler düzenine aittirler ve her ikisi de aynı değeri içerirler.

2- Sujeye (kişiye) ikişkin olup özgür.iradeye yöneliktirler.

3- Bununla birlikte her ikisinin de toplumsal yanı mevcuttur.

4- Hukukta zorlayıcılık Ahlakta vicdanın buyruğu söz konu­sudur.

5- Meşruluk ve zorunluluk bakımın d ar. iki alanın birliği tartış­malıdır.

6- İkisi arasında uygulama birliği ve ahengi sözkonusudur.

b- Hukuk, ve ahlakın ayrıldığı noktalar yönünden

1- Hukuk dışa, ahlak içe yöneliktir.

2- Değerlendirme ve karar verme bakımından eylemlerin hu­kuka uygunluğu ile ahlaka.uygunluğu arasında fark olabilir.

3- Hukukun hetoronom, ahlakın otonom oluşu yönünden bir fark söz konusu olduğunda,

a- Yürürlük kaynakları bakımından şekli, fiili ve kurumsal yü­rürlük farkları gündeme gelebilir.

b- Sorumlu olunan makam hukukta sistem veya devlet ahlak alanında ise ya kişisel ya da kamusal vicdandır.

4- Yaptırım bakımından ayrıldığı noktalar ise hukukun talep hakkı vermesi ve zorlayıcı olması ahlakın ise talep hakkı ver­meyip konvansiyonel oluşudur.[2]

 

[1] KERİMOĞLU,Yusuf, Kelimeler Kavramlar,İnkılab Yayınları (l-ll), s.40,1997-İstanbul

[2] NAMLI,Tuncer,Ahlaki Kavramlar, www.darülkitap.com.

Link to comment
Share on other sites

  • Replies 304
  • Created
  • Last Reply

Top Posters In This Topic

  • ankahukuk

    305

AHVAL

Ahval durum,vaziyet,insanın ve genel olarak varlıkların değişebilir maddi ve manevi özellileri anlamındaki “hal” kelimesinin çoğulu anlamına gelir.[1]

 

AHVAL

Ahval durum,vaziyet,insanın ve genel olarak varlıkların değişebilir maddi ve manevi özellileri anlamındaki “hal” kelimesinin çoğulu anlamına gelir.[2]

 

[1] ŞEVKİ YAVUZ,Yusuf, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,2,s.190,1989,İstanbul

[2] ŞEVKİ YAVUZ,Yusuf, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,2,s.190,1989,İstanbul

Link to comment
Share on other sites

AHVAL-I ŞAHSİYYE

Doğum ölüm,ehliyet,velayet,vesayet,evlenme,boşanma,nesep ve mirasla ilgili haller kişinin şahsi ahvalini meydana getirmektedir. Bunun dışındaki hukuki durumlar ise yine şahısla ilgili bulunmakla birlikteayni ve mali yönleri ağır bastığından ahvali şahsiye içinde değil,ahvali ayniye veya ahvali maliye adıyla ayrı bir bölüm içerisinde değerlendirilmiştir.[1]

 

[1] AKİF AYDIN,Mehmet, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,2,s.192,1989,İstanbul

Link to comment
Share on other sites

AHZ

Ahz “Almak” manasına “ehaze” kök fiilinin masdarıdır.[1]

 

[1] UĞUR,Mücteba,Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü,Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları,www.darülkitap.com

Link to comment
Share on other sites

AİLE

Arapça bir kelime olan aile “ayle” kökünden gelir. “Ayle” sözlükte “muhtaç olmak” ve “fakir düşmek” anlamlarına gelir.[1] Yabancı dilerin çoğunda “familya” nın karşılığıdır.Arapça karşılığı ise “el-üsra” dır.[2]Terim olarak “akrabalık ilişkisiyle birbirine bağlı fertlerin meydana getirdiği topluluk” demektir.

Sözlük anlamı ile terim anlamı arasında bir anlam ilgisi vardır. Çünkü ailenin fertleri birbirine daima muhtaçtır. Kadın ve erkek yaşamlarını kolaylaştırmak ve cinsi ihtiyaçlarını karşılamak için birbirlerine muhtaçtırlar. Çocuklara ise nesillerini devam ettirmek açısından muhtaçtırlar.Çocuklar anne ve babalarına güven içinde olmak ve yarınlara güven içinde hazırlanmak ve büyümek için muhtaçtırlar.

Aileyi teşkil eden fertler devirlere,bölgelere,sosyal ve iktisadi yapıya göre değişmektedir. Geniş aile bir aile reisinin başkanlığında eş,çocuk,torun,gelin,damat,amca,dayı,hala ve teyzeden oluşmaktadır.Dar veya çekirdek aile ise bir karı koca ile çocuklardan oluşmaktadır.

Baba hakimiyetine dayanan ailelere ataerkil (pederşahi-patriarcal),anne hakimiyetine dayanan aileye anaerkil (maderşahi-patriarcal) aile denir. Ayrıca tek eşliliğe dayana aile ye monogami,çok eşliliğe dayanan aileye poligami denmektedir.[3]

 

[1] KERİMOĞLU,Yusuf, Kelimeler Kavramlar,İnkılab Yayınları (l-ll), s.268,1997-İstanbul

[2] KARAMAN,Hayreddin,Mukayeseli İslam Hukuku,Nesil Yayınları,c.1,s.228 ,1986 İstanbul

[3] IŞIK,Emin, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi,ci1t,2,s.196,1989,İstanbul

Link to comment
Share on other sites

AİLE HUKUKU

Nişanlanma, evlenme, nesep, boşanma, ayrılık, velayet, vesayet, nafaka gibi aile ilişkilerini düzenleyen hukuk kurallarına aile hukuku denir.

Link to comment
Share on other sites

AİLE YURDU

Bir kimsenin, ailenin ihtiyaçlarından fazla olmamak ve bizzat kendisinin veya ailesinin işletmesi ya da oturması şartıyla, aile bireylerinin geçimi ve oturmasını sağlamak amacıyla ayırdığı taşınmaz mal ve eklentileridir.

Link to comment
Share on other sites

AKABE

Söçzlükte “sarp yokuş, tehlikeli geçit, geçilmesi ve aşılması zor olan dağ yolu, tepe anlamına” gelir. Özel olarak da Hicaz bölgesinde Akebe biatlarının yapıldığı bir yerin adıdır.[1]

 

[1] PUSMAZ,Durak, Şamil İslam Ansiklopedisi

Link to comment
Share on other sites

AKADEMİ

Akedom bahçesi adı verilen, Atina yakınlarındaki ağaçlık bir yerde, Eflatun, talebelerine ders verirdi. Eflatun’un okuluna bu sebepten Akademia adı verildi.Terim olarak akademi Fikir veya bilim adamlarının toplanmasıyla meydana gelmiş topluluk veya kuruluş anlamına gelmektedir.[1]

 
Link to comment
Share on other sites

AKAİD

Akait, akîde kelimesinin çoğuludur. Akîde, akd kökünden türemiştir. Akd ise düğümlemek, bağlamak anlamına gelir. Buna göre akide, bağlanılan, sağlam bir şekilde inanılan, düğüm atmışçasına kesinlikle gönülden kabul edilen şey anlamını taşır.
İtikad kelimesi de akd kökünden türemiş olup kalpten bağlanma, kesin olarak karar verme, inanma anlamına gelir.
Terim olarak akait, İslâm dininde inanılması ve kalben kabul edilmesi gereken konulara verilen addır. "Akait" terimiyle kastedilen, iman esaslarıdır. Akait ilmi denilince akla, iman esaslarından bahseden ilim gelir.[1]

 

[1] İslam Akaidi

Link to comment
Share on other sites

AKAR

Taşınmaz mal (gayrimenkul) şeklinde Türkçe’de yaygın olarak kullanılan bu kelime sözlükte “her malın aslı,temeli” anlamlarına gelmektedir. Hukuki terim olarak gelir getiren taşınmaz mal demektri.Arazi,bağ,bahçe,tarla,bina,ev belli başlı akar çeşitleridir. 
 

Link to comment
Share on other sites

AKÇE

(Hisap ve ferâiz ıstılahında) 1 paranın üçde biri. Akçe, dilimizde nakit, meblâğ ve servet manalarına da ge¬lir. Vaktiyle, gümüş sikkelere de akçe denirdi. Bir kese ak¬çe, 500 kuruş demektir. 
 

Link to comment
Share on other sites

AKD-İ MUVAZAA

Muvazaalı akit, danışıklı sözleşme demektir. Mesela bir borçlu hacizden mal kaçırmak için evdeki eşyaların bir kısmını komşusuna satmış gibi görünmesi muvazaalı akittir.
 

Link to comment
Share on other sites

AKD-İ SAHİH

“Sahih” Arapça “sıhhat” ten gelir. Sıhhat sağlık demektir. Sahih sıhhatli demektir. Rükün, unsur ve şartları tam, geçerli, kanuna uygun, doğru, kusursuz sözleşme demektir.
 

Link to comment
Share on other sites

AKIL (AKL)

Arapça bir kelime olan akıl sözlük anlamıyla “hayvanı bağlamak ve tutmak” anlamına gelir. Çoğulu “ukul” dür.  Kendisiyle eşyanın hakikatleri bilinen ve anlaşılan şeydir. Akıl, hakkı ve batılı bilen, kalpteki bir nurdur. Menfaat ve zarar akılla bilinir. 

Akılla ilgili ayrıntılı bir tanımı şöyle belirtebiliriz. Sözlükte düşünme, anlama ve kavrama gücü, hafıza, bellek, men etme, engelleme, bağlama, alıkoyma gibi anlamlara gelen akıl kelimesi, maddeden şekilleri soyutlayarak kavram haline getiren, kavramlar arasında ilişki kurarak önermelerde bulunan, kıyaslar yaparak varlığın hakikatini idrak etmeye, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayırmaya çalışan güç veya cevherdir. 

Sevan Nişanyan ise şu bilgileri vermektedir;

Arapça caqil devenin kaçmaması için ayağına bağlanan bukağı, caql bildiğimiz akıl. 

Yani şimdi Arapça akıl devenin ayak bağından mı geliyor? Yok hayır, Araplar o kadar saçma insanlar değil. Doğrusu iki kelime aynı kökten türemiş, ikisinin de altında “dizginlemek, gem vurmak, zaptu rapt altına almak” gibi bir fikir var. Şark kültüründe akıl, Batıdaki gibi bir serbest spekülasyon alanı olarak görülmemiş, bir tür fren ya da disiplin unsuru olarak algılanmış. 
 

Link to comment
Share on other sites

AKIL YÜRÜTMEK

Akıl yürütmek; sebeplerle sebeplerin meydana getirdiği şeyler ve eser ile eseri meydana getiren şeyler arasındaki ilgiyi, yani "illiyet kanunu" dediğimiz sebebi neticeye bağlayan kanunu ve ona bağlı olan gerekli ilgileri idrak ederek eserden müessire veya müessirden esere yahut da bir müessirin iki eserinin birinden diğerine intikal etmektir.

Mantık denen bu intikal sayesinde duyu organlarıyla hissedilen bir eserden, hissedilemeyen müessiri anlaşılır. Mesela, hissedilen bir hışıltıdan görülüp hissedilmeyen bir hayvanın anlaşılması gibi. Yahut da hissedilen bir müessirden hissedilmeyen eseri anlaşılır. Mesela görülen bir bal arısından, görülüp hissedilmeyen bal idrak edilir. Yahut hissedilen bir eserden, ilgili olduğu diğer bir eser anlaşılır. Mesela görülmeyen bir arının vızıltısından, henüz görülüp hissedilmeyen balı keşfedilip, bilinir.

İşte böyle hissedilenden, hissedilemeyene intikale sebep olan veya hissedilemeyen bir mânayı bizzat ve açıklıkla keşfeden idrak vasıtasına akıl denir.
Bu intikalin de başlıca üç çeşidi vardır:

1- Cüz'îden cüz'îye, fertten ferde intikaldir ki, buna "temsil" veya "Fıkhî kıyas" denir.

2- Cüz'îden küllîye, bir fertten bir türe veya bir türden bir cinse intikal etmektir ki buna "istikrâ" (tümevarım) adı verilir. Küllî (tümel) önermelerin ve fen kaidelerinin çoğu ve belki de hepsi bu yolla keşfedilmiştir. Bunda görmenin ve deneyin önemi büyüktür.

3- Küllîden (tümelden) cüz'îye (tekile), bir cinsten bir türe veya bir türden bir ferde intikal etmektir ki, buna da özel mânasiyle "istintâc" veya "mantık kıyası" ya da sadece "kıyas" denir ki, bütün ilimlerin fiilî uygulaması bununla yapılır. İstikrâların amelî sonuçları bununla elde edilir. İlim yollarının en kuvvetlisi budur. Çünkü bunda bir taraftan bir esas ortaya koyma, diğer taraftan da onu pekiştirme vardır. 
 

Link to comment
Share on other sites

 Share


  • Who's Online (See full list)

    There are no registered users currently online

×
×
  • Create New...