Vekalet sözleşmesi, uygulamada çok sık karşımıza çıkan işgörme sözleşmelerinden olup, BK. Mad. 386/I’de tanımlanmıştır. Bu maddeye göre; “Vekalet, bir akittir ki onunla vekil, mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan işin idaresini veya takabbül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler.”

ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. HÜSEYİN ALTAŞ'A AİT DERS NOTUDUR


§.1. VEKALET SÖZLEŞMESİ

Vekalet sözleşmesi, uygulamada çok sık karşımıza çıkan işgörme sözleşmelerinden olup, BK. Mad. 386/I’de tanımlanmıştır. Bu maddeye göre; “Vekalet, bir akittir ki onunla vekil, mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan işin idaresini veya takabbül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler.”

Maddede yer alan tanımın günümüz itibariyle geniş yorumlanması gerekmektedir. Şöyle ki, tanımda “Kendisine bırakılan işin idaresi” denmektedir. İşin idaresi dar bir kavramdır, bunun için işin idaresi yerine işin yapılması kavramı kullanılmalıdır. İşin yapılmasının içine işin idaresi de girer.

??“Tekabül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler” ne demektir? Hizmet sözleşmesinden ne farkı vardır?

Taraflardan biri hizmetin ifası sırasında diğerinin emir ve talimatlarına uymadan ifa yerini, zamanını ve şeklini seçebiliyorsa vekalet sözleşmesi; seçemiyor ise hizmet sözleşmesi söz konusudur. Vekalet sözleşmesinde müvekkil, işin nerede, ne zaman, nasıl ifa edileceğine karışmaz sadece işin yapılması ile ilgili emir ve talimat verebilir. Bu açıklamalar çerçevesinde vekalet sözleşmesine ilişkin aşağıdaki tanımı verebiliriz.

Tanım: Vekalet öyle bir sözleşmedir ki, vekilin üzerine aldığı bir işin veya hizmetin ifasını başkası adına ve hesabına, onun iradesine ve menfaatine uygun ve kısmen bağımsız olarak, sadece edim fiilinin gereklerini özen ve sadakatle yerine getirmeyi üstlendiği bir sözleşmedir.

Buna göre;

1-Vekil üzerine bir iş alır veya hizmet görmeyi taahhüt eder.

2-Bu ifayı başkası adına ve hesabına yapar. (Bazı hallerde vekil ve müvekkilin menfaati birlikte olabilir.)

3-Müvekkilin iradesine ve menfaatine uygun davranır.

4-Vekil, işini kısmen bağımsız olarak yapar. Vekil, işin ifasıyla ilgili emir ve talimat alır; yer, zaman ve işin nasıl görüleceği konusunda ise bağımsızdır.

5-Sadece edim fiilinin gereklerini yapmayı üstlenir.

Vekil, edim sonucuna ilişkin bir taahhütte bulunamaz.

Örneğin: Öğretmen dersini düzgün verirse borcunu ifa eder, sınavı kazanacağını garanti edemez.

I.HUKUKİ NİTELİĞİ

1)Rızai bir sözleşmedir.

Vekalet sözleşmesi, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulur.

2)Borç doğuran bir sözleşmedir.

Vekalet sözleşmesi, taraflardan en az birinin bir borç altına girdiği sözleşmedir.

3)Kural olarak eksik iki tarafa borç yükleyen istisnaen tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.

Ücret alacağının olmadığı vekalet sözleşmesi, eksik iki tarafa borç yükleyen, ücret alacağının olduğu vekalet sözleşmesi ise tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Bugün kanunun bu sistematiği tersine dönmüş, vekalet sözleşmesi kural tam iki tarafa borç yükleyen, istisna olarak ise eksik iki tarafa borç yükleyen sözleşme haline gelmiştir.

4)Hem ani edimli bir sözleşme olabilir hem de sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşme özelliği arz edebilir.

Vekalet sözleşmesi bir defaya mahsus bir fiili üstlenmek şeklinde ise ani edimli, sürekli bir fiili üstlenmek şeklinde ise sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşme olur.

Bir çok sözleşme ya ani edimli ya da sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmedir.

Vekalet sözleşmesi her iki özelliği de arz edebilir.

5)İş görme borcu doğuran sözleşmesdir.

Vekalet sözleşmesinde hüküm bulunamazsa mahiyeti elverdiği ölçüde diğer iş görme borcu doğuran sözleşme hükümleri kıyasen uygulanır.

II.VEKALET SÖZLEŞMESİNİN UNSURLARI

1)İş Görme/Hizmetin İfası Unsuru

Vekilin bir işi görürken veya hizmeti ifa ederken yapacağı edimler olumludur, yani yapma fiilinin konusunu teşkil eder. İş görme sanatın, emeğin icrası anlamına gelir, yapma ile olabilir. Bunun yanı sıra kaçınma veya yapmama yükümlülüğü de mümkündür; ancak kural yapmadır. Vekil, müvekkil adına doğrudan veya dolaylı temsilci gibi hareket eder. Yani, hukuki işlem, hukuki işlem benzeri, hukuki fiiller, maddi fiilleri yerine getirir.

İş görme; genellikle hukuki işlem yapma şeklinde olur. Örneğin: Satım, kira vb. İşgörme kapsamına, hukuki işlem benzeri fiiller veya hukuki, maddi fiiller de girebilir.

2) İşin Başkası Menfaatine Yapılması Unsuru

Kural, işin müvekkil adına ve hesabına yapılmasıdır. Bazı hallerde işin üçüncü kişi lehine yapılması da mümkündür. Vekilin kendi menfaatine olmayan, başkalarının menfaatine iş görmesi asıldır. Bu işleri görürken kendi menfaati olmayacağı anlamına gelmez. Esas menfaat, müvekkilin menfaatidir. Vekilin kazanılacak menfaate katılımı da mümkündür.

Örneğin: Borsada işlemi yap, % 5 senin olsun diyebilir.

Sadece vekilin menfaati varsa vekalet sözleşmesinden söz edilemez.

3)Vekil Borçlarını Müvekkil Ad Ve Hesabına Yapar

Vekilin üzerine aldığı işleri yaparken borç altına girmesi müvekkil adına olur. Edim sonucunun değil, edim fiilinin taahhüt edildiği bir sözleşmedir. Edim fiilinin yerine getirilmesinden doğacak alacak ve borçlar müvekkil adına doğar.

4)Ücret Unsuru

Kural olarak, ücret olmasa bile vekalet sözleşmesi kurulabilir. Ücret, vekalet sözleşmesinin objektif esaslı noktası değildir, yani ücret zorunlu ve kanuni unsur değildir. Kural olarak, sözleşmede ücrete dair bir hüküm yoksa ücretsiz yapılacağı kabul edilir. Ücretin belirlenmesi veya belirlenebilir olması zorunluluğu yoktur. Ücret, sözleşmede taraflarca belirlenebilir, örf ve adete veya tarifelere göre ücret zorunlu unsur olabilir. Dolayısıyla ücret zorunlu ve kanuni değildir.

İstisna sözleşmesinden farklı olarak ücret belirlenmemişse işin niteliğine göre ücret belirleme söz konusu olamaz, ücretsiz olacağı asıl olur.

Vekalet sözleşmesinin ücret karşılığı yapıldığını ispat yükü vekildedir. İstisna sözleşmesindeki kuralın tam tersi olması bizi bu sonuca ulaştırır. Vekil ücret alacağının var olduğunu düşünüyorsa ispat etmekle yükümlüdür. Ancak serbest meslekte teamül ücretin ödeneceğidir. (bknz. Avukatlık Kanunu)

5)Anlaşma Unsuru

Vekalet sözleşmesi rızai bir sözleşmedir. BK. Mad.1’de öngörülen karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları vekalet sözleşmesi açısından biraz sınırlanmıştır. Vekalet sözleşmesi için zımni kabul halleri de öngörülmüştür.

BK.Mad 387’de zımni kabul halleri düzenlenmiştir. Resmi sıfatı gereği noter gibi veya avukat varsa yahut ilan varsa bu 3 halde zımni kabul mümkündür.

Vekalet sözleşmesine ilişkin hükümler tanımlayıcı ve tamamlayıcı hükümlerdir. İş görme sözleşmesinde açıkça hüküm bulunmayan hallerde kıyasen vekalet sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanabilir. Bunlar tali hükümler yani torba hükümlerdir. Bu talilik isimsiz sözleşme yapma hürriyetini sınırlama anlamına gelmez. İsimsiz sözleşme yapılmışsa isimsiz sözleşmelere ilişkin hükümler uygulanır.

Vekalet ve Temsil İlişkisi Arasındaki Benzerlik ve Farklılıklar

Vekalet ve temsil ilişkisi kanuni ve tarihi seyir açısından benzerlik gösterirler. İkisi arasında oldukça fazla benzerlik olmakla birlikte birbirlerinden farklıdırlar. Bu farklılıkları şöyle sıralamak mümkündür.

1)Vekalet daha çok iç ilişkiye; temsil ise daha çok dış ilişkiye ilişkindir.

2)Vekalet hukuki bir yükümlülük doğururken temsil yetkisi, hak bahşeder.

3)Vekalet illi bir işlem iken temsil yetkisinde hukuki sebepten bağımsızlık söz konusudur.

4)Vekalet bir sözleşmedir, temsil ise tek taraflı bir işlemdir.

5)Temsil yetkisi tek taraflı irade beyanı ile verilir, vekalet ise sözleşmedir, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile kurulur.

6)Temsil ilişkisi borçlar hukuku genel hükümlerinde düzenlenmişken vekalet sözleşmesi özel hükümler arasında düzenlenmiştir. Özel hükümler genel hükümlere nazaran öncelikle uygulanır.

7)Vekalet hem hukuki işlemlerin yapılmasına hem de maddi fiillerin yerine getirilmesine ilişkin olabilirken, temsil ilişkisinde sadece hukuki işlemler yapılır.

II.VEKALET SÖZLEŞMESİNİN KURULMASI

İki taraflı, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile kurulur, rızai bir sözleşmedir. BK. Mad. 387’deki zımni kabul hali saklıdır. BK. Mad. 6’ya paralel özel bir düzenlemedir.

Örnek: Vitrinde sergilenen malda fiyat da varsa sözleşme kabul ettiğiniz an kurulur. Bu tür sözleşmelere “icabı açık sözleşme” denir. BK. Mad. 387’de vekalet sözleşmesinin açık olduğu haller düzenlenmiştir.

İcabın açık olduğu 3 hal söz konusudur:

1)Meslek icabı o iş yapılıyorsa

Örnek: Avukatın yaptığı iş. Avukat sizin kabul beyanını açıkça reddetmiyorsa sözleşme kurulmuş olur.

2)Resmi sıfatı nedeniyle bu işi yapanlar.

Örnek: Noter.

3)Vekilin bu işi icra edeceği alenen açıkladığı haller.

Bu gibi haller genellikle komisyoncuların yaptığı işlerdir. Komisyoncu sizin beyanınızı açıkça reddetmiyorsa sözleşme kurulmuş olur.

 

Açıkça reddetmeme kavramı nasıl bir karine oluşturur? Aksi ispat edilebilen kanuni bir karine olduğu söylenebilmekle birlikte bunun aksini savunanlar da bulunmaktadır.

Örnek:Avukat davayı almasının zor olduğunu ve karşı tarafın avukatı olduğunu söyledi.. Bu red zımni olmakla beraber çok açık bir rettir. Derhal reddetmedikçe deniyor.

Bu kavram soyut bir kavramdır, derhal kavramını nasıl algılamak gerekir? Somut olaya göre değerlendirmek gerekir.

Örnek: Borsa komisyoncusuna verilmiş ise derhal reddetmesi gerekir ama avukat hacimli bir davayı hemen reddedemez.

IV.VEKALET SÖZLEŞMESİNDE ŞEKİL

Kural olarak şekle tabi değildir. BK Mad. 11/2’de belirtilmiş olan kuralın devamıdır.Burada sorun müvekkil ile 3.kişi arasındaki yapılacak sözleşmenin şekle bağlı olması durumunda müvekkil ile vekil arasındaki sözleşmenin şekle bağlı olup olmayacağıdır.

A - B - C

Bu işlem şekle bağlıysa B ile A arasında sözleşme şekle bağlı mıdır?

B, A’nın alacağını C’ye temlik ediyor, alacağın temliki yazılı şekle bağlıdır. Bu durumda şeklin istisna, şekilsizliğin kural olması sebebiyle vekalet sözleşmesinin şekle bağlı olmayacağını savunmaktayız. Bazı hallerde vekalet sözleşmesinin şekle bağlı olması gerektiğine yönelik 2 hüküm vardır.

1)Müvekkilin gayrimenkulüne ilişkin yapacağı hukuki işlemlerdeki vekaletin tapu kanununa göre resmi şekilli bir vekalet olması gerekir.

Örnek: Sınırlı ayni hak tesisi, mülkiyeti devir v.s.

2)Vekil ile müvekkil arasındaki her türlü dava takibi, avukatlık, danışmanlık işlemlerine ilişkin sözleşmelerde yazılı şekil şartı vardır. Av. Kanunu mad. 163’teki adi yazılı şekil yeterlidir. Kanunda aksi öngörülmemiştir, yani resmi şekil yoktur. Uygulamada genellikle noterde yapılır.

V.VEKALET SÖZLEŞMESİNİN KAPSAMI

Vekil genellikle müvekkil adına ve hesabına işlem yapmaktadır. Vekilin hangi işlemleri yapmaya yetkili olduğu sorusunun cevabı, vekalet sözleşmesinde kapsam olarak nitelendirilmektedir. Vekilin müvekkil adına yapacağı işlem maddi fiil ise kapsam işin niteliğine göre tespit edilir. İşin niteliğine göre kapsamın tayini için sözleşmede kapsamla ilgili açıklık olmaması gerekir. Kapsama yönelik sözleşmede bir açıklık varsa, sözleşmedeki belirleme geçerlidir.

Maddi Fiillerde Kapsamın İşin Niteliğine Göre Belirlenmesi

Uzman bir vekilin belirlemesi gerekir. Örneğin, doktora muayeneye gittiniz. Doktor ne yapacak? Taraflar arasında kapsamın belirlenmesinde bir uyuşmazlık çıkarsa objektif olarak vekilin statüsüne göre kapsamı belirlemek gerekir. İşin niteliği soyut bir kavramdır. Bu daha çok vekilin statüsüne göre belirlemedir.

Birincisi, objektif statü – makul, orta, zekalı vekil

İkincisi, subjektif statü

Hukuk Fiillerde Vekalet Sözleşmesinin Kapsamının Belirlenmesi

BK. Mad. 388/II’ye göre “ Vekalet, vekilin takabbül eylediği işin yapılması işin yapılması için icap eden hukuki tasarrufları ifa selahiyetine şamildir.”

Vekil hukuki işlemleri doğrudan temsilci sıfatıyla müvekkil adına veya dolaylı temsilci olarak kendi adına yapabilir.

Vekile verilen temsil yetkisi yorumla çıkmaktadır.

Vekile verilen temsil yetkisi, sınırlı birkaç işlem için veya genel yahut özel olabilir.

Özel Temsil Yetkisi Gerektiren Haller

Örnek: Gayrimenkul satışı için vekalet varsa BK. mad. 388/3 ve HUMK mad. 63’te düzenlenmiştir:

-Dava açmak

-Sulh olmak

-Yemin kabul ve red

-Feragat veya kabul

-Ahz-u kabz

-Hakeme başvurma

-İbra olma

-Haczi kaldırma

-Bağışta bulunmak: Karşılıksız bir değer verildiği için özel yetki aranır.

-Taşınmazın devri veya bir hakla sınırlandırılması: Uygulamada genellikle Ankara’da gayrimenkullerini satmaya yetkilidir, denilir. Ancak bu yetki ile mümkün değildir. Alım ile ilgili özel vekalet aranmıyor, ama satmak için taşınmazın tüm özelliklerini içeren bir vekalet olması gerekir.

-Kambiyo taahhüdünde bulunmak (kıymetli evraklarla borçlandırmak)Kambiyo taahhütleri sebebe bağlı değildir. Özel yetki verilmişse bu borcun aslı yoktur denilemez.

-Tevkil yetkisi :Vekaletten doğan borçlarını başka birine devretmek yetkisidir.

-Hakimi ret

-Anayasa Mahkemesinde dava açmak

§.2. VEKALET SÖZLEŞMESİNDE TARAFLARIN HAKLARI VE BORÇLARI

I.VEKİLİN BORÇLARI

A)Sadakat ve özen Borcu(işi gereği gibi ifa)

B)İşi bizzat ifa

C)Talimata uygun hareket etme

D)Hesap verme

E)Elinde kalanları iade etme

A) SADAKAT VE ÖZEN BORCU (İŞİ GEREĞİ GİBİ İFA)

Vekil, müvekkile karşı iyi bir surette ifa ile mükelleftir. Vekalet sözleşmesi güvene dayalı bir sözleşmedir. Edim fiillerine yönelik bir sözleşmedir. Vekil gerekli edim fiillerini yapmak zorundadır. Öncelikle sadakat ve özenle yapması anlamına gelir.

a)Sadakat borcu, yapması gerekenleri yapmak, kaçınması gerekenleri yapmamaktır. Vekil her durumda zararlı davranışlardan kaçınmalıdır. Bu işi üzerine almışsanız mutlaka sadakatli davranmanız gerekir. Sadakat özenden biraz daha geniştir. Özen borcu işin ifası sırasında geçerli iken, sadakat borcu sözleşme öncesi ve sonrası aşamalarında da geçerlidir. Eğer işi yaptıktan sonra elde ettiği sırları kasten açıklayacak olursa BK mad. 96 gereği sorumlu olur. Sadakat borcunun ihlali gereği sözleşme bittikten sonra da geri dönülmesi mümkündür.

Sadakat borcunu sadece sır saklama olarak anlamamak gerekir, menfaat çatışması halinde de sadakat olmalıdır. Vekil ile müvekkil arasında olabilir veya 3. kişi ile vekilin menfaati çatışabilir. Eğer menfaat çatışmışsa vekil bunu bildirmeli gerekirse işten ayrılmalıdır.

Müvekkil ile vekilin menfaat çatışmasında vekil müvekkilin zararına iş yapamaz, gerekirse istifa etmek zorundadır.

Yapılan işlemde müvekkil ile vekil arasında menfaat paralelliği varsa kendisiyle işlem yapma hakkına sahip olur. Müvekkil açık veya zımni irade beyanı ile vermiş ise de kendisiyle işlem yapabilir.

Örneğin; 1000 lira altında olmamak kaydıyla tarlamı istediğime satabilirsin.

Müvekkil için bir zarar söz konusu değilse vekil kendisiyle işlem yapabilir veya karşıt menfaati olanla işlem yapabilir. Ancak bunları her somut olaya göre değerlendirmek gerekir. Bu değerlendirmede müvekkil menfaatine yorum yapılmalıdır.

b)Özen borcu: BK. mad. 390/1’de işçinin mesuliyeti gibidir, şeklinde düzenlenmiştir. Bu hüküm istisna sözleşmesindeki gibi en az işçi gibidir şeklinde yorumlanamaz, bu açıkça yanlış bir hükümdür. Vekalet Sözleşmesi ile hizmet sözleşmesinin karıştırıldığı anlamına gelir. Vekalet sözleşmesinde ve hizmet sözleşmesinde hukuki ilişkiler farklıdır. Birincisinde, eksik iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme varken, hizmet sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Bağımlılık açısından da fark vardır. Ücret bakımından da fark vardır. Hizmet sözleşmesinde ücret zorunlu bir unsur iken, vekalet sözleşmesinde zorunlu bir unsur değildir.

Sorumluluk açısından da fark vardır. Özen borcunun ihlalinde sorumluluk; işçinin sorumluluğu sadece sözleşmedeki fiili yerine getirmektir, vekilin de bu sorumluluğu vardır ama vekil genelde uzman kişi olduğundan sorumluluğu daha fazladır. Vekalette sözleşmeye aykırılık BK. mad. 96’ ya aykırılıktır, hizmet sözleşmesinde sadece sözleşmenin ihlalidir. İşçinin mesuliyeti gibidir demek tamamen yanlış olur.

Vekilin özen borcu; üzerine aldığı edim fiilini dikkatlice yerine getirmesidir. Hayat tecrübesi ve işlerin normal akışına göre gereken davranışlarda bulunmak ve kaçınması gereken davranışlardan kaçınmaktır. Objektif ve subjektif vekil tipi söz konusudur. İşçinin objektif unsurları dikkate alınırken burada hem objektif hem subjektif vekil tipi dikkate alınır. Vekilin objektif niteliği yanında özel yetenekleri de dikkate alınıyorsa ona uygun davranması gerekir. Vekilden beklenen akli, zihni, fikri davranışları yapma yeteneğidir.

Vekilin subjektif özen borcu; borçlunun yerine getirmesi gereken edimin kendisinden beklenen ve borcun ifası için gerekli irade, azim, itina ve dikkat gibi subjektif unsurlarla birlikte görülen iş için vekilin şahsiyetinde bulunması gereken bedeni ve fikri niteliklerinin toplamıdır.

Özen borcunun ihlalinin müeyyidesi nedir?

Özen borcunun ihlali halinde ayne ifa, sözleşmeden dönme ve vekaletin geri alınması gibi müeyyideleri ile vekilin üçüncü kişilere yanlış bilgi vermekten dolayı haksız fiil sorumluluğu bulunmaktadır.

Aynen ifa nasıl olur? Örnek: Duvarı yık, bunun içinde molozları taşıma da vardı ama taşımadı, taşıması sağlanabilir. Yahut, sözleşme geçmişe etkili olarak sona erdirilebilir. Vekil eğer 3. kişi veya müvekkiline yanlış beyanda bulunuyorsa doğacak zarara, haksız fiil esaslarına göre katlanır.

B) İŞİ ŞAHSEN YAPMA BORCU

İşi şahsen yapma borcu BK. mad. 67 şahsını ilgilendirmiyorsa başkasına yaptırabilir, ama güvene dayalı sözleşmede şahsen ifa zorunluluğu olur. Vekalet sözleşmesinde de BK. Mad. 67’nin istisnası düzenlenmiştir. İstisna sözleşmesinden daha sıkı bir şekilde düzenlenmiştir.

Bunun istisnaları da vardır:

- Açık veya zımni irade beyanları ile izin verilmişse,

- Örf ve adet gereğince başkasına yaptırma hakkı varsa,

- Halin gereklerine göre mecbur olma

Örneğin; bir çocuğa üniversite sınavı için ders verme. Borcun tamamını kendisi üstlenmez. Derslerin bir kısmını örneğin kimya dersini başka hocaya verdirebilir. Bu konuda bir uyuşmazlık çıkarsa yorum yine müvekkil lehine yapılır. Vekilin yerine başka birini koyması; sözleşmenin devri, ikame vekalet veya alt vekalet yoluyla olabilir.

Alt Vekalet

Tanım: Vekilin kendi adına yaptığı bir sözleşmeyle vekaletten doğan borçlarının ifası için başkasını tevkil etmesidir. Alt vekalet ilişkisi aynen alt müteahhitlik gibidir.

Alt vekalet ilişkisinde müvekkil ile alt vekil arasında sözleşmesel bir bağ yoktur. Vekilin alt vekile karşı ileri sürebileceği hakları müvekkil de alt vekile karşı ileri sürebilir.

İkame Vekalet

İkame vekaletin anlamı konusunda doktrinde görüş birliği henüz oluşmamakla birlikte görüşler iki fikir etrafında toplanmıştır.

İlk Görüş: ilk vekilin vekilliği kabul etmemesi veya yükümlülüklerini yerine getirmemesi şartıyla başkasına görevin verilmesi, ikame vekalettir. Burada ilk vekil devreden tamamen çıkıyor, yeni vekil yerine geliyor. Bir nevi taliki şarta bağlanmıştır.

İkinci Görüş: Vekilin müvekkil adına yaptığı bir sözleşme ile vekaletten doğan borçların ifasını başkasına devretmesidir. (Bu durum doğrudan temsil yetkisi olduğu hallerde mümkündür) Aslında bu vekalet sözleşmesinin devridir. Alt vekalette ilk vekil devreden çıkmıyor, oysa sözleşmenin devrinde ilk vekil devreden çıkıyor.

İşin Görülmesinin Başkasına Devrinde Vekilin Sorumluluğu

Bu vekaletin devri yetkisiz ise vekilin sorumlulukları devrettiği kişinin yaptıklarından aynen kendisi yapmış gibi sorumludur. Onun her türlü kusurlu davranışından sorumludur.

Devre yetkisi varsa bu yetkiyi kullanırken ve vekile talimat verirken gerekli özeni gösterip göstermemekten dolayı sorumludur.

Gerek yetkili gerek yetkisiz vekalet devri hallerinde vekilin alt vekile karşı sahip olduğu hakları müvekkil alt vekile karşı ileri sürebilir.

C) MÜVEKKİLİN TALİMATINA UYGUN HAREKET ETME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Genel olarak vekil, müvekkilin açık talimatlarına aykırı hareket edemez. Bu emir ve talimatlar BK. Mad. 19-20’ye uygun ise bunlara uymaması mümkün değildir. Ancak müvekkilin talimat hakkının hukuki niteliğine baktığımızda ne zaman uyulup uyulmayacağını anlarız.

Müvekkilin Talimat Hakkının Niteliği Ve Kapsamı

Tek taraflı, varması gerekli irade beyanlarıdır. Talimatlar yenilik doğuran hak değildir, gerialınabilir, değiştirilebilir.

Sözleşmenin kapsamının açık olmadığı hallerde talimatlar sözleşmenin kapsamının belirlenmesi anlamına gelir.

Sözleşmenin kapsamına girmeyen talimatları yeni bir sözleşme kurma iradesi olarak anlamına gelir.

Vekil, müvekkilin hukuka aykırı talimatlarına uymama hakkına sahiptir. Bu bir haklı istifa sebebidir. Hukuka aykırı bir talimatın yerine getirilmemesi sebebiyle zarar söz konusuysa müvekkil vekilin zararlarını karşılamak zorundadır. Bazı hallerde vekilin hukuka aykırı talimatlara uymayıp sözleşmeye devam etme hakkı vardır.

Talimata Uyma Borcunun İstisnasıBK. Mad. 389/2’de vekile müvekkilin talimatlarından ayrılma hakkı tanınmıştır.

-Haberleşme imkanı yok veya gecikmede tehlike varsa,

-İmkan olup da müvekkilden sorulsaydı, onun talimatından ayrılmaya muvafakat edeceği kabul olunduğu haller.

Talimata Uymamanın Sonuçları

-Ayrılma; ancak caiz olmayan durumda ayrılmışsa

-a) Müvekil talimata uygun ifada ısrar edebilir, talimata uymayan ifayı kabul etmez.

-b) İfayı talep imkansızsa, tazminat talep edebilir. Talimata uymayanı kabul etmez.

D) VEKİLİN HESAP VERME BORCU

Vekil, müvekkil istediği takdirde belgeleriyle birlikte hesap vermekle yükümlüdür. Vekil işin gidişatıyla ilgili talep olmasa bile açıklama yapmak zorundadır.

1)İşin maddi boyutunun belgeleriyle birlikte açıklanması (talep olursa)

2)Bilgi vermek ve işin gidişatıyla ilgili açıklama (talep olmasa bile)

Sadakat ve özen yükümlülüğünün bir neticesi olarak karşımıza çıkar.

E) İADE BORCU

Vekil işin görülmesiyle ilgili elde ettiği her türlü hak ve alacakları müvekkile devir ile yükümlüdür. Kanunda “şey” kavramı kullanılsa bile bu geniş anlaşılmalı, her türlü alacak, menkul ve gayrimenkuller, “şey” kavramı içine dahil edilmelidir.

Dolaylı ve doğrudan temsile göre iade farklılık arz eder.

Doğrudan temsilci sıfatıyla hareket ediyorsa elde ettikleri zaten müvekkil adına ve hesabına olur.

Dolaylı temsilci sıfatıyla hareket ediyorsa müvekkil hesabına kendi adına işlem yapar. Bu takdirde iade borcu nasıl olur? Vekil iflas etmişse veya iade edemeyecek duruma gelmişse ne olur?

2’ye ayırmak gerekir:

1)Menkul veya alacak ise

2)Gayrimenkul ise

1)Menkul veya alacaklarda iade

Vekilin elinde ise müvekkil bir dava açarak geri alabilir. Ama vekilin elinde değilse BK. mad. 393’te “kanuni temlik” düzenlenmiş. Herhangi bir temlik işlemine gerek kalmadan vekilin 3. kişilerden vekalet ilişkisi ile elde ettiği şeyleri müvekkilin elde etmiş sayılmasıdır. Otomatik temlik de denir.

Kanuni Temliğin Şartları

1)Şeyin alacak veya menkul olması gerekir

2) İktisap edilen şeyler vekalet ilişkisi dolayısıyla elde edilmiş olmalıdır.

3)Müvekkilin vekile karşı borçlarını ifa etmiş olması şarttır.

Örneğin, ücret ödenmesi gerekiyorsa veya borçtan kurtarma gerekiyorsa bunları yapmış olmalıdır.

Kanuni Temlikin Sonuçları

Kanuni temlikin 3 adet sonucundan bahsedilebilir.

1)Müvekkil iflas masasına doğrudan müracaat edebilecektir.

Müvekkilin elinde herhangi bir belge olmadan bu alacakların vekalet ilişkisine başvurabilir.

2)Temlik sözleşmesi olmadan bu haklara sahip olabilecektir.

Hukuk sisteminde menkul ve alacaklar temlik sözleşmesi ile devredilir. Bu durumda ise temlik sözleşmesi olmadan bu haklara sahip olur.

3) Kanuni temliğin hüküm ve sonuç doğurabilmesi için ihbarda bulunulması şarttır.

1)Gayrimenkullerde iade

Gayrimenkuller bakımından kanuni temlik benzeri bir hak mıdır? Müvekkile karşı veya 3. kişiye karşı MK. Mad.716 tescile zorlama davası açabilir. MK. mad. 716 tescile zorlama davasının sınırlı sayıda olaylar için açılabileceği görüşüne hocamız katılmıyor.

Vekil, vekalet ilişkisi dolayısıyla elde ettiği her şeyi müvekkile aktarmalıdır. Elinde değilse kanuni temlik hakkı ve tescile zorlama davası ile aktarım sağlanır.

II.MÜVEKKİLİN BORÇLARI

A)Ücret ödeme borcu

B)Masraf ve avansları ödeme borcu

C)Vekili borçtan kurtarma borcu

D)Vekilin uğradığı zararları tazmin etme borcu

A) ÜCRET ÖDEME BORCU

Vekalet sözleşmesinde ücret unsuru zorunlu bir unsur değildir. Kanun koyucu 394’te mukavele ve teamül varsa ücret ödeme borcu vardır demektedir. Bu sebeple vekalette artık ücret ödeme borcu kural haline gelmiş, istisna kurala dönüşmüştür. Mukavele ve teamülü geniş algılamak gerekir. Taraflar arasında anlaşma varsa ücret ödenir. Örnek: Avukata, emlakçıyagittiğinizde ücret ödeyeceğimizi biliyorsunuz. Kanuni bir hüküm varsa da ücret unsuru objektif unsur haline gelebilir.

Örnek: Avukatlık Kanununda ücret tarifleri vardır.

Aksine hüküm yoksa işin tamamlanmasıyla ücret alacağı muaccel hale gelir. İstisna sözleşmesine benzer. Öncelikle vekil edimlerini ifa eder. Ödemezlik def’i BK. Mad. 81 burada uygulanmaz.

Ücretin tespiti: Taraflar arasında açık anlaşma yoksa işin değerine veya teamüle göre ücret belirlenir. İşin değeri daha önce yapılmış işlere göre belirlenir.

B) VEKİL TARAFINDAN YAPILAN MASRAFLARI VE VERİLEN AVANSLARI ÖDEME BORCU

Müvekkil, vekil tarafından yapılan masrafları ve verilen avansları ödemek zorundadır.

Avans: O işte harcanmak üzere vekile verilen parayı ifade eder. Avans vekilin ücreti olamaz, işin görülmesi için verilir.

Masraf: Müvekkilin işini görmesi için vekilin harcadığı para, yaptığı masraflar, tükettiği, yok ettiği eşyalar, amortismandır. Örneğin; vekil arabasıyla İstanbul’da duruşmaya giderse araba yıpranır, bu da masraftır.

Vekilin harcadığı emek ve zaman masraf kavramı içine girmez. Ücret kısmında değerlendirilir.

Masraf ve avans ödenmesinin şartları

1)Geçerli bir vekalet ilişkisi kurulmuş olmalıdır.

2)İşin görülmesi için yapılmış olmalıdır.

3) Usule uygun yapılmış olmalıdır. Örneğin; Ankara Polatlı’da vekalet sözleşmesine göre ifada bulunacak vekilin helikopter kaldırıp gitmesi usule uygun olmaz.

4)Müvekkilin talimatına uygun ifada bulunulmuş olmalıdır. Vekil, emir ve talimatlara uygun hareket etmek zorundadır.

5)Vekaletin ifası için objektif olarak zorunlu olması gerekir. Örneğin; Paris’e gittiniz, günlüğü 20.000$’a bir otelde kaldınız. Zorunlu olmadığı için talep edemezsiniz.

C) VEKİLİ MÜVEKKİLİ HESABINA GİRDİĞİ BORÇTAN KURTARMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Avans ve masraf iadesi ile ilgili şartlar aynen geçerlidir. Bu şartlarda vekil borçlanmışsa müvekkil onu borçtan kurtarmalıdır. Borç henüz 3. kişiye ödenebilir ise müvekkil 3. kişiye borcu ödeyerek kurtarabilir. Vadesi gelmemişse borcu yüklenerek borçtan kurtarabilir. Bu durumda 3. kişinin rızası şarttır.

İzin olmazsa müvekkil nasıl borçtan kurtarır? Teminat verilerek borçtan kurtarılabilir.

- Muaccellerin ödenmesi şeklinde

-Muaccel olmayanların yüklenilmesi şeklinde

-Yüklenilme mümkün değilse teminat vermek suretiyle borçtan kurtarır.

Müvekkil vekili borçtan kurtaramazsa ne olur? Vekilin ne gibi hakları vardır?

a)Vekilin vekalet ilişkisi dolayısıyla elde ettiği şeyleri elinde tutma hakkı vardır. Örneğin; araba aldınız. Borcunu ödemiyorsa arabayı iade etmeyebilirsiniz.

b)Borçlar hukuku genel prensiplerine göre borçtan kurtarma yönünde dava açma hakkı vardır.

D)VEKİLİN UĞRADIĞI ZARARLARI TAZMİN ETME BORCU

Vekalet sözleşmesinde görülen iş, müvekkilin işidir. Eğer vekil işi görürken zarara uğrarsa müvekkil bu zararları tazmin etmelidir. Şahsi zararlar olabileceği gibi malvarlığı zararları da olabilir. Bu zararı tazmin etmesi için zarar ile görülen iş arasında uygun illiyet bağı olmalıdır. Uygun illiyet bağının yanında eğer vekalet ilişkisi ücretli ise vekilin gördüğü zararlarda müvekkil kusuru olmadığını ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Vekalet ilişkisi ücretsiz ise kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın tüm zararlar karşılanmalıdır. Bu takdirde kurtuluş kanıtı getirme imkanı yoktur.

§.3. VEKALET SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ

Sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmenin sona erme sebepleri aynen geçerlidir.

-İfa ile sona erer

-İleriye etkili fesih ile sona erer

-Vekillik ve müvekkil sıfatının birleşmesiyle de sona erer.

Bunlar dışında BK. vekalet sözleşmeleri açısından özel sona erme nedenleri düzenlemiştir. BK. 3 hüküm getirmiştir. (BK. mad. 396, 397, 398) Bunların 2 tanesi özel sona erme nedenini, diğer hüküm ise sonuçlarını düzenler.

İ)VEKALET SÖZLEŞMESİNİN TEK TARAFLI İRADE BEYANI İLE AZİL VEYA İSTİFA SURETİYLE SONA ERMESİ (BK. MAD. 396)

Azil, Müvekkilin vekilin işine son vermesidir. İstifa ise vekilin işi bırakmasıdır. Karşı tarafın kabülü şart değildir. Tek taraflı irade beyanı ile kullanılır, irade açıklandıktan sonra hüküm ve sonuç doğurur. Tek taraflı ve ileriye etkili olarak sözleşmeyi sona erdiren beyanlardır. Sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olduğu için ileriye etkili sona erer.

A)Azil Ve İstifanın Hukuki Niteliği

Tek taraflı ve varması gereken irade beyanı ile sözleşmeyi sona erdiren bir beyandır. Yenilik doğuran bir haktır. Bozucu yenilik doğuran haktır. İrade açıklandığı anda mevcut durum bozulur. Her zaman bu hakkın kullanılması mümkündür. Her zaman kullanılabilen bu haktan önceden feragat edilebilir mi? 2’li ayırım yapmak gerekir.

Şahsa sıkı sıkıya bağlı vekalet sözleşmelerine “tipik vekalet sözleşmeleri” denir. Örneğin; doktorun kullandığı vekalet. Bu tip sözleşmelerde önceden feragat mümkün değildir.

Şahsa sıkı sıkıya bağlı olmayan vekalet sözleşmelerine “atipik vekalet sözleşmesi” denir. Bu tip sözleşmelerde önceden feragat mümkündür.

1)Azil Ve İstifanın Sonuçları

Taraflardan birisi vekalet sözleşmesini sona erdirdiği takdirde münasip olmayan bir zamanda sözleşmeyi sona erdirmişse karşı tarafın zararlarının tazmini gerekir. Haklı bir neden varsa münasip olmayan zamanda da olsa zararın tazmini gerekmez. Haklı neden her somut olayda değerlendirilmelidir.

Hangi tür zararlar talep edilebilir?

Menfi zararların tazmini söz konusudur.

·Sözleşmenin kurulması nedeniyle yapılan masraflar

·Vekaletin ifası için yapılan masraflar

·Yeni vekil veya müvekkil bulmak için yapılan masraflardır.

Vekilin yeni bir müvekkil bulmaktaki zararlarını tespit etmek zordur. Müvekkilin bir vekil bulmak için yapacağı masrafları tespit etmek kolaydır. Azil halinde müvekkil vekilin tüm vekalet alacağını ödemek zorundadır. Buradaki alacak, sadece azil zamanına kadar değil tüm ücret alacağıdır.

II)TARAFLARDAN BİRİNİN ÖLÜMÜ, FİİL EHLİYETİNİ KAYBETMESİ, İFLAS ETMESİ (BK. MAD. 397)

Vekalet sözleşmesi, karşılıklı güvene dayanan ve şahısların kimliklerinin önemli olduğu sözleşmelerden olduğu için taraflardan birinin sözleşmeyi devam edebilecek niteliklerini kaybetmesi sonucu vekalet sözleşmesi sona erer. Kanunda sayılanlar sınırlayıcı değildir. Sözleşme bu hallerde kendiliğinden sona erer.

Genellikle müvekkilin ölümü halinde sözleşmenin sona ermesi sonucu müvekkilin menfaati zarar görebilir. Aksi kararlaştırılmamışsa vekaletin sona ermesi müvekkilin menfaatine zarar verecek, tehlikeye düşürecek ise müvekkil mirasçısı veya kanuni temsilcisi işi görecek hale gelene kadar vekil işe devam etmek zorundadır.

III)VEKALET SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİNİN SONUÇLARI (BK. MAD. 398)

BK. Mad. 398’de sona ermenin sonuçlarıyla ilgili özel hükümler getirilmiştir.

-Vekalet sözleşmesi sona ermiş olsa vekil öğrenmemişse müvekkil veya mirasçıları vekilin yaptığı işler nedeniyle sorumlu olur. Bu durum, borçlar genel hukuku kurallarıyla çatışmaktadır. BH’na göre taraflara sözleşme sona erdikten sonra yükümlülük yüklenemez. Vekalet sözleşmesinin hassasiyeti gereği böyle hükümler düzenlenmiştir (BK. mad. 397 ve 398).

-İleriye etkili sona erme ve sözleşme ilişkisinin tasfiyesi

Sözleşme ileriye etkili sona erer ve sözleşme ilişkisi tasfiyesi gerçekleştirilir.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Bu içeriğimiz ile ilgili yorumlar